şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • 14.yüzyılın sonlarına doğru yaşamış tunuslu bir düşünür olup düşüncelerinin omurgasını oluşturan üç önemli kavram vardır.

    bunlardan birincisi ümran (medeniyet) teorisidir.ona göre her toplumun medeniyetini tayin eden unsurlar coğrafya ve ekonomik etkinliklerdir.bu iki ifadenin vurgulanması bize ibni haldunun materyalistolduğunu açıkça göstermektedir.ancak ibni haldun yaşadığı dönem ve toplumdan kaynaklanan nedenlerle materyalist olma gerçekliğini bazı durumlarda gizleyerek görüşlerini örtülü olarak ortaya koymak durumunda kalmıştır.
    ibni haldun ümran teorisini bedevi ümran (göçebe-ilkel tuplum) ve hazeri ümran (kentli toplum) olmak üzere iki bölümde ortaya koymaktadır.
    bedevi ümran:göçebeler yerleşik bir hayata sahip olmadıklarından işbölümü yoktur.bu nedenle ekonomik faaliyetleri ancak karınlarını doyurmaya yetmektedir.böyle bir toplumda ekonomik etkinlik yok yani bedevi altyapı söz konusu olmaktayken ahlaklı üst yapı söz konusu olmaktadır.
    hazeri ümran:iş bölümünün ortaya çıkması ile yerleşik hayata geçilecek,nüfus artmaya başlayacak dolayısıyla üretim artacak ve fazla üretim birimleri artı değer yaratacaktır.gelirlerin artması ile sınıflaşma başlar işte bu noktada ibni haldunun devletlerin doğup büyümesi ve yok olmasını dile getirdiğini ve çöküşün sınıflaşmayla başladığını görmekteyiz.ona göre servet alt sınıfın sömürülmesinden meydana gelmiştir.bu sömürü sonucu üst sınıf lüks ve israfa yönelecek alt sınıf hani bana hani bana diyecek üst sınıfsa alt sınıfı doğal olarak sömürmeye devam edecektir.bir süre sonra sınıf çatışmaları başlayacak sosyal yapı bozulacaktır.ona göre ekonomisi küçük toplumlar mutluyken teknoloji ve sanayileşme arttıkça toplumun ahlakı bozulacaktır.bu durum gerçekten de günümüz toplumlarına bire bir uymaktadır.nitekim yapılan memnuniyet araştırmalarında gelişmiş ülke insanlarının bizim gibi üçüncü dünya ülkeleri insanlarından daha mutsuz oldukları ortaya çıkmakta.

    ikinci teori ise asabiyet (iktidar) teorisidir.bu teoriye göre göçebe olarak yaşayan toplumlarda merkezileşme olmadığından otorite sahipleri bulunur.bunlar toplumun önde gelenleridir.yerleşik hayatın yavaş yavaş oturmasıyla yönetimi bu otorite sahipleri ele geçirmektedirler.buna asabiyetin doğuşu da denmektedir.bu güçle beraber iktidar sahipleri çok hızlı bir şekilde zenginleşirler.ancak bu zenginlik israf ve gösterişe neden olur ve bu sınıfı besleyen servetin azalmasına neden olup bu sınıfın alt sınıfa baskı yapması(vergi,çalışma şartları,sosyal haklar...) ile iş çığırından çıkar.ahlakın da bozulmasıyla iktidar el değiştirir.aynı akıbet tüm iktidarların başına gelir ve sonunda toplum çöker.

    son teorisi ise tavırlar teorisidir.ona göre bir asabiyetin doğuşu ile çöküşü arasındaki gelişmeler tavır olarak adlandırılır.bu süreç beş aşamada gerçekleşir;
    zafer tavrı:bozulan iktidarın yerine çevreden yeni bozulmamış olan bir sınıf gelir.
    mutlakiyet tavrı:artı ürünün oluşmasıyla yaşam biçimi açısından yönetici ve yönetilen ayrımı başlamıştır.
    refah tavrı:toplum ve üst tabakanın refah seviyesi yüksek ve iki kesimde mutludur.
    barış tavrı:servet aşırı büyüyünce istismar ortamı oluşur.alt sınıf isyan eder eğer sorun çözülmezse yeni yönetim gelir yine çözülmezse toplum çözülür yani son aşama gerçekleşir.
    israf tavrı:yıkılma sürecidir

    ibni haldun gerçekten de materyalist ve kendisinden sonra ki materyalist bilim adamlarına ve diğer toplum bilimlerine yol gösteren bir bilim adamı olmuştur.öyle ki karl marx ibni haldundan direkt etkilenmiş hatta eserlerinden faydalanmıştır.ilk başlarda farkedilmese de sonradan bu durum kesinliğe kavuşmuştur.
191 entry daha