şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: insanın hayvana işkence yapma hakkı)

    .

    .

    .

    .

    .

    -canlının türüne göre seviyesinin değişmesi sureti ile- kulağa toplumsal bakış açısınca korkunç gelen, 2017 yazında bir hint bülbülü üzerinde gerçekleştirmiş olduğum ve bana ilginç deneyimler kazandırmış olan eylem.

    eylemi bir deney kılıfına sokarak gerçekleştirmiştim.
    deneyimin amacını, sürecini, gözlem ve değerlendirmelerini ve en sonunda da çıkarımımı klavyeye alacağım.

    .

    .

    amaç: bir canlıyı işkence ile öldürmek sürecinde hissedeceğim duyguları gözlemlemek.

    .

    süreç: baba ocağına yaptığım kısa ziyaret sırasında (1 hafta) kendisi ile vakit geçirmek, sürecin sonunda da deney malzemesi olarak kullanmak adına ucuz ve nispeten zeki bir canlı arayışımı, muhitin petshop'undan 35 lira karşılığında bir hint bülbülü -petshop'cunun demesine göre- sahiplenerek sona erdirdim.

    artık oyuncağım ve deney malzemem hazırdı. yaklaşık 1 hafta boyunca bu canlı ile oynadım, onu inceledim. mizacı gereği fazla sosyal bir canlı değildi. onunla olan iletişimim kısıtlı olsa da, gerek ötüşünün gerekse görüntüsünün tatlı olmasından dolayı sevdiğim bir canlıya dönüşüverdi. fakat bu, nihayeti değiştirmeyecekti.

    baba ocağındaki son günümün akşamında deneyi gerçekleştirmek için hazırdım.
    aletlerim şunlardı:
    1- makas ve neşter (kesip biçmek için)
    2- tesla çakmağı (acı çektirmek için)
    3- çöp kutusu (leşten kurtulmak için)
    4- peçete (ortalığı temiz tutmak için)

    işlem basamaklarım şunlardı:
    0- ekipmanları dizdikten sonra masaya peçeteyi serdim.
    1- öncelikle makas ile ayaklarını kestim. pek kan akmadı. artık zıplaya zıplaya kaçamıyordu. üzerinde işlem yapmak kolaylaşmıştı.
    2- kanatlarını ellerimle açıp etine tesla çakmağı ile elektrik vermeye başladım. her elektirik verişimde sıçrıyordu. en son verişimde, kanadının kanadığını gördüm. şaşırmıştım. demek ki o voltajda elektrik, öyle küçük bir canlının dokularının zarlarını, damarlarını patlatmaya yetiyordu. ben de elektrik vermeyi bıraktım.
    3- tüylerini yolmaya başladım. çok acı çekiyor olduğundandır ki, artık tepki vermiyordu. yalnızca derin derin nefesler alıyordu. ilk önce kanatlarının tüylerini yoldum.
    ardından gövdesine geçtim. gövde tüyleri, kanat tüylerine nispetle çok daha kolay yolunuyordu. yolduğum tüyleri, yanımdaki çöp kutusuna atıyordum. buruk ötüşleri git gide kısılıyordu.
    4- neşteri hayvanın ağzına sokup başını enlemesine yardım. artık ölmüştü. iç organlarına bakmak istiyordum. enlemesine yarılmış kafayı bir de diklemesine yardım. beyni küçüktü.
    ardından gövdesine geçtim. neşter ile göğüs dokusunu ince ince yararak içini açtım. daha önce kesip içini açtığım yılanın o iğrenç bağırsak kokusu o biçim beynimde kalmış olacak ki, kuşun içini açınca aklıma direkt olarak o koku geldi lakin kuşun içi kokmuyordu. sanırım otçulluk/ etçillik mevzusuydu bu durumun nedeni.
    kuşun kursağını bulmuş olacaktım ki, önüme birçok küçük boncuk düşüverdi. sanırım onu öldürmeden önce yediği son akşam yemeğinden kalan muhabbet kuşu yemleriydi bunlar.
    5- hayvan küçük olduğundan dolayı, iç organları pek de seçilmiyordu. ben de sıkıldım, bir kanadından aldığım hatıra tüyü masanın köşesine ayırdıktan sonra, üstünde durduğu peçeteyi hayvanın leşi içinde olacak pozisyonda burdum ve çöp kutusuna attım.
    çöpü çıkardım ve masayı bir ıslak mendille temizledikten sonra anı tüyünü özel kutuma koydum.

    .

    gözlem ve değerlendirmeler: deneyi sonlandırdıktan sonra, gözlemlerim üzerinde düşünmek üzere yatağıma uzandım.
    gagası ve ayakları kesilmiş, buruk bir şekilde inleyen kuşun tüylerini soğuk kanlı bir şekilde yolma görüntüm bir an gözümün önüne geldi ve dedim ki: "vay amk"
    bir canlıyı işkence yaparak öldürmüştüm ve bunu yaparken hiçbir şey hissetmemiştim.
    bir an kendimi kötü hissettim. bu hissin nedeni, toplum nezdinde bir canavar olduğumu teyit etmiş olmamdı.

    .

    çıkarımım: sempati yeteneği hat safhada noksan bir canlıyım.
    (bkz: empati vs sempati/@gunes girmeyen eve giren adam)

    .

    .

    not: her ne kadar toplumca tehdit unsuru oluşturan bir canavar gibi gözüksem de, aklım ve zekamdan dolayı topluluk içinde son derece ahlaklı ve çevresi ile iyi geçinen bir insanımdır.

    bunun nedeni, doğam gereği bir topluluk içinde yaşamaya mecbur olduğumun, çevremdeki insanlarla olan zorunlu ilişkilerimin benim için yerleri doldurulması zor faydalar sağladığının ve devlet tarafından güvence altına alınmış haklara sahip olan insanlara karşı yapabileceğim ahlaksızca davranışların göze alamayacağım denli büyük cezalarının toplum tarafından kesilebilecek olduğun bilincinde olmamdır.

    .

    .

    yakın zamanda bu deneyin bir üst modelini, 20 liraya satın alacağım bir memeli olan hamster üzerinde de gerçekleştirmeyi düşünüyorum.
    canlının türü insana yakınsadıkça, empati ve sempati duygularının şiddeti artıyor malum. bakalım onda ne olacak.
15 entry daha