şükela:  tümü | bugün
19 entry daha
  • bazı bölümleri fazla zorlama olsa da daha önce sorgulanması abesle iştigal kabul edileceğinden ya da aklımıza bile gelmediğinden sorgulamadığımız gündelik yaşamın değiştirilemez gerçeklerini, totaliter yaşamın kalelerini ifşa edip üzerine düşünmemizi sağlayan, dönüp dönüp okunabilecek başucu kitaplarından biri. zamanında bu kitaba getirilen en büyük eleştirilerden biri yeni bir şey söylemediği idi. ama zaten kitabın en başında vassaf, marcus tullius cicero'nun "işin saçma tarafı, en saçmasını bile filozofun birinin çoktan söylemiş olması" sözüne yer vererek bunu baştan kabul eder. doğrudur, aslında söyledikleri pek yeni şeyler değildir vassaf'ın ama bölük pörçük de olsa daha önce birileri tarafından dile getirilmiş düşüncelerin bir nevi kolajını yapar ve nihilizmin doruklarında gezinirek hepsini totalitarizme bağlar, ikna edici uslubu ile sorgulayıp, sorgulatır. okuduktan sonra tamamına katılınmasa da totalitarizmin baskınlığını, sınırlayıcılığını düşünmemek, vassaf'a hak vermemek elde değildir. evet çözüm getirmez vassaf, sadece soruları atar önümüze, "bu niye böyle, şöyle de olamaz mıydı" der, olamayacağını kendi de bilse de. ama bu bile yeni bi soluktur, yeni bir bakış açısıdır, en azından madalyonun öteki yüzünün çevrilemese de farkında olmaktır. cicero'nun sözünün altına da wilhelm reich'in bir cümlesini yerleştirir vassaf, ki o da kitabın ana fikrini bir cümlede özetler: "asıl açıklanması gereken, neden aç insanın çaldığı ya da sömürülen insanın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir".
127 entry daha