şükela:  tümü | bugün
439 entry daha
  • kariyeri bittikten sonra tartışma yarattı. sebebi şu:

    manu sahada elinde topla özgür takılmayı seven bir oyuncuydu. yanlış anlaşılmasın: çok top kullanmayı değil, topu istediği gibi kullanmayı isterdi. fantastik paslar, çılgın turnikeler denemeyi severdi. oyun planı dışına çıkıp doğaçlama takılmayı severdi. bu da tam olarak kontrol manyağı gregg popovich'in en tahammül edemeyeceği oyun tarzıydı. popovich yüzünden manu hakettiğinden daha az dakika ve top almıştır. benchte oturturmuştur bol bol. başka bir amerikalı koçla yıldız rakamlarına ulaşması, all-star all-nba falan falan bireysel başarılarını arttırması daha muhtemel olurdu. bu noktada manu'nun amerikalı olmaması fark yarattı. hem yabancı oyuncuların piyasası daha düşük oluyor hem de yabancılar her takıma adapte olabileceğinden kendileri şüphe duyduğu için takım değiştirmeye o kadar kolay yanaşmıyorlar. manu da takım değiştirmeyi düşünmedi, pop'un suyuna gitmeyi ve ona adapte olmayı tercih etti.

    en yüksek sezonda bile maç başına maksimum 13 şut atmanıza izin veriliyorsa nba'de superyıldız olamazsınız.

    böyle böyle derken basketboldaki ana tartışmaya geliyoruz:

    manu san antonio'daki takım ve koç odaklı basketbol yüzünden bireysel olarak kendini çok gösteremedi ancak 4 şampiyonluk yaşadı. bireysel olarak kendini gösterebileceği başka bir takımda yıldız rolünde oynasaydı şuan çok farklı kariyeri olur ama gördüğü şampiyonluklar muhtemelen daha az olurdu (belki hiç olmazdı)

    burada hangisini tercih edeceğiniz size kalmış. takım başarısı mı bireysel başarı mı. bunu doğru cevabı yok. basketbol tartışmalarında milletin sürekli bölünüp kutuplaşmasının asıl sebebi bu ayrım yüzünden.
15 entry daha