şükela:  tümü | bugün
40 entry daha
  • hayatta kalan kişi yani burada kadın ölü olan kişiyi yani soruda geçen erkeği aldatmış olacağı için, aldatandan ziyade aldananın olduğu bir konudur. durum aslında her zaman böyledir ilişkilerde de aldatan söz konusu olmaz, her daim aldananlar mevcuttur. isteyip istememesi konu dışıdır , gemellikle çok istediği veya çok fazla şey istediği için aldanır.

    sorunun adil olduğunu sanmıyorum aslında tek yanlı olarak erkek egemen kültürün ve "genellikle" erkek annelerinin diğer kadınlara bakış açısını özetler niteliktedir ve topluma onlar tarafından yayılmıştır. üstelik de gerek hukuken gerek yaşamda "genellikle" tam tersine paraşüt eşliğinde bekaretten mezara tek eşlilik dahilinde ölüm antlaşması direten ihlal durumunu en büyük ihanet saymayı da erkekliğin kuralı sayan cinsiyet erkek olduğu halde, en kötü durumda kendi çıkarları için tek kişilik paraütü ihmal etmeyen de kadını bir başına brakıp arkasından gülecek(burada sansür var arkasından gülecek denmiyor aslında) mevzu yaratmaya çabalayanlar da genellikle erkeklerdir.

    suç bu gibi ihanet konularında gene de erkeklerde değil tabi onların annelerindedir. evet. şaşırmayın, zira o ezilmiş hor görülüp kullanılmış annelerdir ki istisnasız biçimde elektra kompleksi ni haklı çıkarırlar ve hayyatlarındaki biricik kıymetlileri oğullarıdır, oysa eğer bir kızları var ise onun öncelikle bilmesi gereken şey nasıl "doğru kadın" olunacağıdır o yüzden işkence görmeleri burunlarının hep sürtülmesi, buna itiraz ediyorsa da azarlanması hatta ortam müsait ise dövülmesi gerekir .

    erkeklerden annelere geçtik anneler mi tek suçlu? aslında hayır ama sırayla gidiyoruz ki bilinen önyargılardan hareketle aşama aşama kavranabilsin. doğrudan söylendiğinde anlaşılmıyor.

    ilginç ama söz konusu olan benzeri ve daha çok bilineni olan oedipus kompleksi için de durum aynısıdır bu defa "genellikle" babaların biricik kızı en kıymetlisidir oğullara ise olabildiğince sert, stratejik davranılmalıdır ki "yumuşak adam" olup büyüdüklerinde toplım nezdinde küçük düşmesinler kullanılmasınlar.

    burada yaygın bir toplumsal hastalığa değinmek gerekli tabi. babaların kızlara karşı olan kıymetlim tavrı veya anaların biricik oğullarına hayatta başka yerde göremedikleri yavru şevkati göstermelerinde bir sorun yok hatta aslında bu normal bir şeydir. anormal olan ise ataerkil rekabetçi sömürge anlayışının dayatmaları sebebiyle ebeveynlerin yavrulara gerçekleri anlatma ve doğru yetiştirmer işini hemcinslerine bırakmasıdır. yani söz konusu erkek çocuk ise anne onu sadece sever, teşvik eder, karşılık beklemeden destekler ama doğru bir eğitim için doğru bir babalık için babanın tam tersini yapması zorunludur. aynı biçimde yavru kız ise erkek sevgi sorumlusudur kızı topluma hazırlama görevine sahip eğitimcisi değildir ve bu defa da anne sert ve sevgisiz görünür. bu konuda aksi veya bilinçsiz, rastgele keyfiyetler örneğin babanın oğluna fazladan şevkat göstermesi , onun dertlerini dikkatle dinlemesi duygularını paylaşması vs, ya da annenin oğluna karşı fazla sert ve toplum yaşamını da ilgilendirwn duygusal bir konuda dışardan bildirmesi yani realist olması, çocuk kız ise bunların tam tersi olacak ana baba rollerinin geleneğ aykırı karışıklar oluşturması bireyin topluma uyumunu maalesef baltalayacaktır. nitekim gelenekler zaten denenmiş ve en iyisi olmasa da kabul edilebilir düzeydeki en kullanışlı sonuçların alınmış olduğu toplumsal rol ve kuralların hali hazırdaki devamıdır.

    yani burada iki durumu yani psikanalitik açıdan freud un oedipus ve elektra kompleksi olarak değindiği durumları birleştirirsek eğer, cinsiyetlerin çilekeş ve mutsuz, zorlama kurallara ve akabindeki ihanetlere alışkın "garantici" ve "bencilce" bir yaşamı referans aldıkları görülebilmektedir. gelecek nesil konusunda da yetişkin bireylerin bu yoksunlukları nedeni ile çocuklarının cinsel kimliklerine bağlı otomatik psikolojik yönelimlerini ve farklarını iyi şekilde bilmedikleri için ve kendi yetişkinlik deneyimlerinde de cinsel /duygusal ilişkilerinde bekledikleri karşılıkları alamadıkları için karşı cinsiyetten olan çocuklarını biraz kayırıp, onlara yandan destek yani karşılıksız sevgi vermekle yetinip, hemcinslerinden olan yavrularına ise ders vermek adı altında hayatı zindan ettikleri net olarak gözlenebilmektedir. (benim durumuma düşmek istemiyorsan veya benim gibi başarıya ulaşmak istiyorsan böyle olmak zorundasın, büyü artık direktifleri) bunun ne ölçüde karşılık bulduğu anlşaşıldığı veya sağlıklı bireyler yarattığı konusu tatışmalıdır ancak garantici bir gelenektir yani doğru uygulandığında en azından toplum dışı veya suça yatkın bireylere doğrudan bir altyapı oluşturmaz.

    ancak özellikle empati gerektiren konularda bir problem de mevcuttur. yani örneğin duygusal konularda veya dünyayı ve hatta hayvanları ilgilendiren daha derin veya gelecekte problem yaratabilecek yaşamsal konularda düşünbmenizi engeller. yani derin anlamda sevecen, iyimser, hayatla barışık olmanız yasaklanır. böyle konular zayıf karakterli "kadın gibi düşünen" "kedi besleyen" "pısırık" "sevgi kelebekleri" nin, "ütopik düşünenlerin" "başarısız insanların" konusu haline gelir. yani herkes kötü çocuk olarak eğitilir ve bunun onun iyiliği için olduğu söylenir neden olduğu global kötülük de sanki bir doğa yasasıymış halini alır.

    dolayısıyla da mevcut "egemen", "geleneksel" ataerkil smürgeci kültür dahilinde "genellikle" her iki taraf yani her kadın ve her erkek eşit oranda samimiyetsiz, iki yüzlü, işine geldiği gibi konuşan, davranan, empati kurmayı karşılıklı alışverişe indirgeyen, hesap tutan, kurnazlık yoluyla üste çıkmaya çabalayan, egoist, nefret dolu, sevgiden yoksun ve sevgiyi ucuzluk sayan,(her şey parayla ne de olsa) her şeye ve insanlara dostlarına bile meta değeri biçen, (bu türden ve benzeri belden aşağı bayağı şakalara çok çok gülen) her çatışma durumunda karşı tarafı ya da başkalarını suçlayan, kendisinde en ufak bir hata hiç bulamayan, her zaman başkalarını ve hatta dünya ve insanlığı, insanlığının eksikliği ile ahlaksızlık ile yargılayan ama kendini kimsenin katlanamayacağı şeylere katlanabilmiş bir peygamber, melek yerine koyan ,sözde çok duygusal olup devamlı şiir okur, kitap okur görünen, siyaset sevmezmiş gibi konuşan ve yine söylemde fedakar ama gerçekte sahtekar ve demogoji uzmanı, duygu sömürü erbabı sürekli olarak en adi biçimde politik düşünmeyi yüksek zeka belirtisi zanneden sinir hastaları yani nevrotik bireyler yaratılmaktadır.

    11 satırlık bir paragraf cümleyi de yazdığımıza göre hazır bu dünya asalaklarından ikisi beraber kendilerini imha etme kararı da vermişler iken tam da olay olmak üzereyken içlerinden hangisi paraşütü açmış ise bu durumda da söyleyebileceğimiz tek şey paraşütün mucidine küfretmek olacaktır. ihanet yok tüm insanlık riyakar ve bu konularda ihanetin de sadakatin de insanlığın da yapılmış tüm tanımları son derece beklendiği gibi sahtekarca. maalesef.
94 entry daha