şükela:  tümü | bugün
144 entry daha
  • aşağı yukarı milattan 1500 yıl önce thera namlı yanardağ patlamış ve bu adaya bu günkü şeklini vermiştir. bu felaket sonrası mykonos, girit ve çevre adalar ile anadolu'nun ege kıyıları filan önce yanardağdan boşalan piroklastik akıntılarla, sonra da milyonlarca ton kaya ve toprağın yer değiştirmesi sonrası oluşan tsunami ile büyük zarar görmüş, bir çok ada toplumu tarihten silinmiştir* eflatun'un atlantisinin burası olduğu düşünülüyor.

    aslında santori'nin hikayesini aşağı yukarı herkes ucundan ötesinden biliyordur. onun için kısa kesip sadede yatay geçiş yapayım

    piroklastik akıntılar su yüzeyinde hovercraft gibi hareket eder. tek fark piroklastik akıntılar arkadan itişlidir. yastık olarak su buharını kullanır. 400 km/saatte hareket edebilir. santorini'yi biçimlendiren thera'nın küllerine mısır'da tel el-dafna denilen bir bölgede de rastlamışlar. krakatoa yanardağının piroklastik akıntıları antarktika'ya kadar ulaşmış. kalıntılarını bulmuşlar, bu minvalden bakınca krakatoa'nın patlamasından çok çok büyük thera'nın akıntılarının, yarattığı tsunaminin 3 bin km ötedeki mısır'a gitmesi çok çok olası.

    musa'nın hikayesi de bilinir, bir çok semavi dinde anlatılır. kendisini ve halkını mısır'da köle olarak tutan firavun'a karşı kerametler gösterdiği rivayet edilir. en fenomeni de kızıldeniz'i yarması. bunun yanında mısır'ı karanlığa boğması, çekirgelerin istila etmesi ve saire. tevrat’a göre musa 1392-1272 yılları arasında yaşamış. nerede okuduğumu anımsamıyorum ama bu efsanelerin, ya da efsaneye dönüştürülen olaylar silsilesinin bu yanardağ patlamasıyla ilgisi olduğu yazıyordu. nil'in sülfür yüzünden kan rengine dönmesi, havanın gündüz bile karanlık olması ve çürük yumurta gibi kokması, hayvan ölümleri yüzünden haşerelerin artması filan.

    tevrat'ta şöyle yazıyormuş "tanrı önümüzde gündüz bir duman, gece bir alev sütunu gibiydi.”
18 entry daha