şükela:  tümü | bugün
65 entry daha
  • dünya meseleleri (mesela cezayir, mesela filistin, mesela siyahlar) karşısında son derece angaje ve net olan genet, yapıtlarını (özellikle oyunlarını) muğlaklıklar üzerine kurmuş gibidir.

    kahramanları ezilenlerdir ama onlar ezenleri taklit eder, onların yerine geçmek isterler. balkon'da bir kerhanenin sıradan müşterileri 'piskopos' olur, 'hakim' olur, 'general' olur.

    hizmetçiler'de hizmetçi kızkardeşler, bir yandan madam'ı öldürmeyi düşünür, bir yandan da bütün jestleri, konuşmalarıyla onu taklit edip dururlar. hatta madam için hazırladıkları zehirli çayı, kendisini madam rolüne iyice kaptırmış olan kızkardeşlerden biri içer ve ölür.

    cezayir meselesini işlediği paravanlar'ın kahramanı said de, her ne kadar vatan haini gibi resmedilse de, isyancılarla sömürgeciler arasında gider gelir, hep ara bir bölgededir.

    belki de genet, yapıtlarındaki bu muğlaklık sayesinde meramını, isyanını olabilecek en net haliyle anlattı. öyle olmasaydı öfkeye kapılan fransız ordusu, mesela paravanlar'ın gösterimleri esnasında defalarca sahneyi basar mıydı?
8 entry daha