şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • zannımca hukukçu olmak için gerekli vasıfları barındırmayan kişidir. kendi alanında iyi bir öğretim görevlisi olabilir ancak hukukçu değildir. çünkü; kanımca hukukçu olmak aynı zamanda türkçeyi de iyi kullanabilmeyi gerektirmektedir. bir insan "underestimate etmeyin" tarzı ingilizce-türkçe melezi cümleleri rahatsız edici derecede fazla kullanıyorsa bu o kişiyi bilgili göstermekten ziyade gülünç duruma sokar. ikinci olarak, bir hukukçu hiç şüphesiz ki objektif olmak ve mümkün olduğunca fanatik düşüncelerden uzak durmak zorundadır. oysa lale sirmen, eğitim verdiği bilkent üniversitesi hukuk fakültesindeki öğrencilere "arabalı zengin aptal" sıfatlarını pek güzel yamayabilmiştir. bununla da yetinmeyip ankara hukuk vs. bilkent hukuk hakkındaki düşünceleri, ortaokul sıralarında yapılan rock-rap kavgasını aratmayacak sığlıkta olmakla birlikte, kendisinin ne derece objektif olabildiğini de göstermektedir.
    bunun dışında disiplini sağlamak adına öğrencileri böcek gibi görmek gerekmediği, disiplinin karizmayla da sağlanabildiği, "türkçe"nin nasıl tonlanması ve konuşulması gerektiği, önemli olanın öğrenciyi dersten nefret ettirmek değil öğrenciyi kazanmak olduğu, bilgili olduğunu göstermek için yarı ingilizce yarı türkçe konuşmak gerekmediği hususlarında turgut tan gibi eşsiz bir örnek varken kendisinin bu konularda isminin anılmasını gayet de gülünç bulmaktayım.
    diyeceksiniz ki sen kimsin de bilmem kaç yıllık profesörün hukukçuluğunu tartışıyorsun? bravo! doğru cevabı bildiniz, lale hanım da aynen bu şekilde cevap verir ve antitez üretmek yerine bizden bir basamak yukarda, o kürsüde oturmanın verdiği forsu kullanarak bize haddimizi bildirirdi.
29 entry daha