şükela:  tümü | bugün
191 entry daha
  • kulubun resmi sitesinde, hakkinda ortaya atilabilecek bircok soruya gayet usturuplu bir bicimde cevap veren bir calisma yayinlanmasina ragmen, okuma ozurlu toplumumuzun fertleri tarafindan hala ayni sorular uzerinden sorgulanmaya calisilan hadisedir…

    bu konuda yillardir oturup birkac paragraf karalayasim vardi da bir turlu kendime firsat yaratamiyordum… sagolsunlar, bugun eksi sozluk gibi guya okur-yazar oraninin turkiye ortalamasinin ustunde oldugu bir mecrada bile okuma usengecliginin hat safhada oldugunu gosterdiler de beni bu yonde motive ettiler…

    oncelikle son 10 sene icerisinde cesitli futbol dergilerinde kendi imzasiyla 300’un uzerinde yazisi cikmis, dahasi bir de 700 sayfalik kitap yayinlamis bir amator futbol tarihcisi olarak, konuyla ilgili kafama gore, uydurmasyon seyler yazmayacagimin bilinmesini isterim… su esnada, burada dillendirilen bahanelere (fenerbahce’nin resmi sitesi uzerinden yaptigina benzer ama biraz daha detayli) sekilde cevaplar vererek aciklama getirmeye calisacagim ve verecegim tum ornekler de carpitilmadan, somut gercekler uzerinden olacak…

    o halde baslayalim

    --- iddia 1 ---

    "milli küme ve türkiye futbol birinciliği profesyonel statude degildi"

    cevap: boyle bir zorunluluk yok ki? bakin surada futbolda profesyonelligin kisaca tarihcesi verilmis… hollanda’da 1954, bati almanya’da 1963, isvec’te 1967, danimarka’da 1978’e kadar profesyonellik yok… bati almanya, 1954’te dunya sampiyonu oldugunda kadrosu tamamen amator oyunculardan olusuyor… isvec 1958’de dunya kupasi’na ev sahipliği yapip turnuvada final oynadiginda da 22 kisilik kadrosundaki 17 oyuncu amator statude…
    --- iddia 1 ---

    --- iddia 2 ---

    "turkiye futbol birinciligi lig degildi, turnuva tarzi oynaniyordu"

    cevap: "ulusal sampiyonun" belirlenmesi amaciyla duzenlenmis bir turnuvaydi… ayni yillarda almanya, italya hatta yunanistan gibi ulkelerde de ulusal sampiyonlar, benzer formatta oynanan turnuvalarla belirleniyordu… neydi bu format? yurtcapinda ulasim, tam manasiyla bir deplasmanli ligi o gunun kosullarinda zor kildigi icin once yerel musabakalar oynaniyor, bu musabakalar sonunda elegin uzerinde kalan birkac takim da ulusal sampiyonu belirlemek icin bir cesit turnuvada kozlarini paylasiyordu…

    ornegin almanya’da, 1903’ten 1932’ye kadar 6 ila 8 farkli bolgede bolgesel sampiyonalar duzenleniyor ve bunlari birincilikle bitiren takimlar da son fazda, almanya şampiyonu olabilmek icin karsi karsiya geliyordu. 1903’teki turnuvaya alti takim katilmisti… tek mac eliminasyon sistemi uzerine bir turnuva duzenlendi ve iki takim ceyrek finali bay gecti… sonrasinda yari final ve final derken vfb leipzig ilk alman futbol sampiyonu olarak tarihteki yerini aldi…

    1933’ten 1945’e kadar alman sampiyonalari, 16 bolgesel sampiyonun katilimiyla duzenlenir hale geldi… format da degismisti… genellikle ilk turda dorderli dort grup oluyor, bu gruplar cift devreli lig usulune gore oynaniyor ve grup liderleri de yari finale yukseliyordu… yari final ve final ise tek mac uzerinden oynanmaktaydi…

    ikinci dunya savasi neticesinde almanya’nin parcalanmasi nedeniyle bolgeler azalmisti ve 1948’den, bundesliga’nin kurulacagi 1963’e kadar oberliga nord, oberliga west, oberliga südwest, oberliga süd ve oberliga berlin adi altinda bes bolgesel lig oynanmaya baslamisti… bu liglerden berlin ligi haricindekilerde ilk ikiye girenler, berlin ligi’nde de sadece sampiyon olan toplam dokuz takim, almanya sampiyonasi’na katilma hakki kazaniyor, bu takimlarin ikisi on eleme oynuyor ve bir takim bu sekilde devre disi kaldiktan sonra geri kalan sekiz takim ya tek mac eliminasyon usulüne gore karsilasiyor ya da dorderli iki gruba ayriliyor ve bunun sonunda grup birincileri final oynuyordu…

    bu arada karsi argumanda bulunmak isteyenler olursa, onlara da pas vermemezlik etmeyelim: almanya’da futbol federasyonu, bundesliga oncesindeki sampiyonluklari alman ulusal sampiyonlugu olarak kabul etse de yildiz sistemine dahil etmedi… yani bu noktada fenerbahce’nin eski sampiyonluklari saydirmasi hususunda karsi arguman gelistirmek isteyen olursa ellerindeki tek ciddi dayanak burasi… ama o noktada besiktas’in federasyon kupasi sampiyonluklarini yildiz hesabına dahil ettirmis olmasi da bir acmaz yaratmakta, bunu da vurgulamadan gecmeyelim…

    italya’ya baktigimizda ilk ulusal sampiyona, 1898 yilinda "campionato italiano di football" (italyan futbol sampiyonasi anlamina geliyor - calcio sozcugunun kullanilmamasinin sebebi henuz italyanlardaki asiri milliyetci damarin kabarmamis olmasi) adi altinda duzenlendi… italya futbol federasyonunun kurulusunda pay sahibi olan yedi kulup vardi ve bunlarin dordu, bu ilk sampiyonayi duzenlemek icin aralarinda anlasmisti… internazionale torino, fbc torinese, ginnastica torino ve genoa’dan olusan bu kulupler tek mac eliminasyon usulune gore karsilasmis ve oynadigi iki maci da kazanan genoa, ilk italya sampiyonu olarak tarihe gecmisti…

    turnuva bu adiyla 1904’e kadar surerken yillar ilerledikce ve talep arttikca, bolgesel on eleme turlari düzenlenir hale geliyordu (piedmont ve lombardiya bölgeleri agirlikli)… 1904’te turnuvanin adi "prima categoria" olarak degistirildiyse de baslangicta formatta pek bir farklilik yoktu… ancak birkac sene icinde, katilimci sayisi her sene biraz daha arttigi icin, turnuvanin final fazindaki format da degismeye baslamisti… ornegin altisar takimli iki grup oluşturuluyor, cift devreli oynanan bu gruplari birinci bitiren takimlar da finale kaliyordu…

    1921-22 sezonu öncesindeyse italya futbol federasyonu ve kulupler arasinda onemli bir ihtilaf yasanmisti… buyuk kulupler mac trafiginden sikayetci olmus ve federasyondan turnuvaya katilan takim sayisini azaltmasini istemisti… kucuk kuluplerse böyle bir durumda kendilerinin devre disi kalacagini bildikleri icin buna karsi cikmislardi… neticede iki taraf da kendi bildigini okumaya kalktı ve ortaya iki farkli lig cikti… biri yine "prima categoria" adi altinda oynanirken diğerineyse "prima divisione" adi verilmisti… burada ilginc olan detay su ki, italya futbol federasyonu gunumuzde bu iki ligin sampiyonunu da italya sampiyonu olarak kabul etmekte… ustelik bunlardan biri, o donemde italya futbol federasyonuna alternatif bir birlik olusturularak duzenlenmis olmasina karsin…

    daha sonra, 1926’ya kadar prima divisione catisi altinda birlesilecek ve yola da buradan devam edilecekti… 1926’dan 1929’a kadarsa organizasyonun adi "divisione nazionale" olacakti… burada da iki asamali bir uygulama soz konusuydu… ilk asamada 10-11 takimli iki lig vardi ve bu ligleri ilk ucte veya dortte bitirenler de final asamasina geciyor, 6-8 takimli bir lig oynanarak italya sampiyonu belirleniyordu…

    serie a’nin oynanmaya baslamasiysa 1929-30 sezonuna denk geldi… bugun italya’da juventus, milan ve inter’den sonra en cok sampiyonlugu olan genoa’nin dokuz sampiyonlugunun tumu ise serie a oncesi doneme denk geliyor ve bu donemler de gormezden gelinmedigi icin olur da genoa ileride bir sampiyonluk daha elde ederse, gogsune yildiz takmaya hak kazanacak… (italya’da 10 sampiyonluga bir yildiz veriliyor)

    hollanda’ya bakildiginda da, ulusal sampiyonu belirlemek icin, 1888’den 1956’ya kadar, formati surekli degisen turnuvalar oynandigi gorulebiliyor… mesela bunlarin ilki olan 1888-89 sezonu turnuvasina sadece yedi takim istirak etmisti… üstelik bunlarin da hepsi birbiriyle oynamamisti… 1893’e kadar bu sekilde kor topal grup maclariyla gelindikten sonra 1893’te en azindan her takimin birbiriyle oynadigi bir yapi olusturuluyordu… 1897’den itibaren dogu ve bati olmak uzere iki gruplu ilk asama oynanmaya basliyor ve grup birincileri finalde karsilasiyordu ancak burada da baslarda dogu’da uc takim oynarken bati’da yedi takim oynamasi gibi garabetlikler vardi…

    bu karmasikliklara ragmen, hollanda futbol federasyonu, bu sampiyonalari kazanan takimlari bile bugun gecmisteki hollanda sampiyonlari olarak goruyor… hatta 10 sampiyonlugunun tumunu 1890-1914 periyodunda kazanan ve gunumuzde mahalli liglerde yer alan hvv den haag kulubu, bugun hollanda’da ajax, psv ve feyenoord’dan sonra gogsunde yildiz tasiyan dorduncu kulup konumunda… (hollanda’da da 10 sampiyonluga bir yildiz veriliyor)

    komsumuz yunanistan’da da, yunanistan futbol federasyonu tarafından ilk ulusal turnuva, "panellinio protathlima podosferu andron" yani "birlesik yunan erkekler futbol sampiyonasi" adi altinda, 1927-28 sezonunda duzenlenmisti… turnuvaya, ulkenin uc buyuk kenti olan atina, selanik ve pire’nin yerel sampiyonlari katilacakti (tanidik geldi mi?) bu ilk turnuvaya da atina’dan atromitos, selanik’ten aris ve pire’den ethnikos katilma hakkini kazandi ve uc takim arasinda iki devreli lig usulune gore oynanan turnuva neticesinde de aris, yunan futbol tarihinin ilk ulusal sampiyonu oldu…

    bu şampiyona, ii. dunya savasi nedeniyle verilen aralari saymazsak, dort sezon haricinde, 1958-59 sezonuna kadar oynanirken, 1953-54 sezonuna kadar da (1946-47 sezonu haric) hep uc buyuk sehrin sampiyonlarini bir araya getirdi… 1946-47 sezonundaysa alti takimli bir lig uygulamasina gidilmisti… bu uygulamaya 1953-54 sezonundan itibaren yeniden yer verilmesi kararlastirilmis ve 1958-59 sezonuna kadar da katilimci sayisi yavaş yavas artmisti… en sonunda 1959-60 sezonuyla birlike "alpha ethniki" (ulusal a) adi verilen lig oynanmaya basladi…2006-2007 sezonundan beri de ligin adi "super liga ellada" yani “yunanistan super ligi” olarak guncellendi…

    yunan futbol federasyonu, 1927’den itibaren duzenledigi tum bu turnuvalari, ulusal sampiyonluklar olarak kabul ediyor ve bunlari yildiz hesabina da dahil ediyor… ulkenin en cok sampiyonluk kazanan takimi olympiakos bugun 44 sampiyonlukla 4 yildiz takiyor ama 1927-1959 arasindaki donem sayilmiyor olsaydi 29 sampiyonlukla iki yildiz takabiliyor olacakti…
    --- iddia 2 ---

    --- iddia 3 ---

    "turkiye futbol birinciligi ve milli kume, sadece uc sehrin takimlariyla sinirliydi…"

    oncelikle bu iddia turkiye futbol birinciliği icin tamamen yanlis… bakin ilk turnuvada bile uc buyuk sehir haricinde adapazari, balikesir, edirne, eskisehir gibi illerden katilim goruyorsunuz…

    milli kume ise evet, uc buyuk sehrin kendi liglerinde dereceye giren takimlari arasinda oynanmistir ama bu da, deplasmanli bir lig olmasindan oturu, gunun ulasim sartlarindan dolayi anadolu’ya acilamamasindan kaynaklanmaktadir… turkiye futbol birinciliginde boyle bir sorun yoktu zira turnuvaya katilma hakkini elde eden takimlar ankara’ya gidiyor ve eleme usulune gore yapilan butun maclar da ankara’da oynaniyordu…

    milli kume’nin yasadigi uc buyuk sehirle sinirlanma sorunuysa, 1956’da başlayan federasyon kupasi ve 1959’da baslayan turkiye 1. futbol ligi’nde de devam edecekti… federasyon kupasi da sadece istanbul, ankara ve izmir takimlarina acik olarak oynanmisti… birinci lig basladiginda da ilk sekiz sezon icinde sadece 1960-61 sezonunda adana demirspor uc buyuk sehir haricinden gelen bir takim olarak ligde yer alabilmisti… 1966-67 sezonunda eskişehirspor, 1967-68 sezonunda da bursaspor ve mersin idman yurdu’nun katilimlariyla da bu sayi yavas yavas artmaya basladi…

    zaten deplasmanli ikinci lig de 1963 yilinda kurulmustu ve anadolu sehirleri de, bunyelerindeki irili ufakli mahalli takimlari sehirlerinin adi altinda birlestirerek bu lige katilmaya baslamisti… dikkat ederseniz, gunumuzde bircok anadolu kulubunun kurulusu, 1963-1968 araligina denk gelmektedir… iste bunun sebebi, ikinci lige katılmak icin gecilen soz konusu yeniden yapilanmadir… ornegin bursaspor; akinspor, acar idman yurdu, demirspor, istiklalspor ve pinarspor adinda bes kulubun birlesmesiyle olusturulmustu… keza trabzonspor da idmangucu, idmanocagi, martispor ve karadenizgucu adli kuluplerin birlesmesiyle ortaya cikmisti… daha onceden amator statude olan ve sehirdisina seyahat imkani bulunmayan bu takimlarin, deplasmanli bir ulusal ligde boy gösterme sanslari da zaten yoktu… soz konusu birlesmeler, profesyonellige gecis ve tum sehrin maddi-manevi desteginin alinmasiyla birlikte bu sorunlarin ustesinden gelinebildi…

    kaldi ki, yurtdisindan verdigimiz orneklerde de benzer sorunla karsilasilan bircok sezon goze carpmakta… yani ortada bize ozgu bir durum yok… yunanistan’da da ilk yillarda uc sehrin takimlari arasinda donmus olay… hollanda’da keza amsterdam, lahey, rotterdam ve haarlem sehirlerinin takimlari oynuyormus ilk baslarda… italya’da da ilk turnuvalar torino ve genoa sehirlerinin takimlari arasinda olmus… futbol, ulke icerisinde yayilip popularitesini arttirdikca ve kucuk sehirlerin takimlari da maddi imkanlarini gelistirdikce, deplasmanli turnuvalara farkli sehirlerden katilim kolaylasmaya baslamis… dedigim gibi, bu durum sadece bizde degil, baska bircok yerde de boyle…
    --- iddia 3 ---

    --- iddia 4 ---

    "bu lig 1959’da kuruldu, sampiyonluk sayilari da bu ligin sampiyonlari baz alinarak yapilir… onceki organizasyonlar bu ligi alakadar etmez…"

    cevap: bal gibi de eder… dunyada her ulkede, futbol, yayginlasmaya basladigi andan itibaren, ulusal nitelikli turnuvalar duzenlenmistir… bunlardaki amac da o yilda veya o sezonda, ulkenin en iyi futbol takimini belirlemektir… futbolun emekleme donemlerinde bu sampiyonalar daha cok turnuva usulu duzenlenmistir, taslar yerine oturdukca da gunumuzdeki lig sistemi yerlesmistir… boyle bir durumda da, hele ki tum bu sampiyonalar tek bir federasyon tarafından organize edildiyse, geriye donuk olarak sampiyonluk sayilari hesaplanirken tum bu sampiyonalar ciddiye alinir…

    zaten besiktas’in federasyon kupasi sampiyonluklarini saydirmasi bile aslinda 1959 oncesinin istense dahi gormezden gelinemeyecegine dair güzel bir ornek… ote yandan mevzu eger sadece isim degisikligi olsaydi, 2001-2002 sezonundan itibaren "birinci lig" adinin "super lig" olarak güncellenmesinden dolayi 2001’den sonrasi icin de ayri bir hesaplama yapmak gerekirdi… ya da format degisiklikleri sorun olsaydi, super final’in oynandigi 2011-12 sezonunu da apayri bir degerlendirmeye tabi tutmak gerekirdi…
    --- iddia 4 ---

    --- iddia 5 ---

    "o halde gençlerbirliği’nin ankara’da, trabzon idmanocağı’nin trabzon’da kazandigi sampiyonluklar da sayilsin…"

    cevap: burada kimse fenerbahce’nin istanbul ligi sampiyonluklarini saymaya calismiyor ki? yurtcapinda takimlarin katildigi turkiye futbol birinciligi ve uc buyuk sehrin takimlarinin katildigi milli kume sampiyonluklari sayilsin isteniyor… bu turnuvalarin nitelikleri de yukardaki diger cevaplarda yeterince anlatildi… ama kisaca bir tekrarda bulunmak gerekirse, genclerbirligi, zaten milli kume’ye katilma hakkina sahipti… idmanocagi ise amator yapi altindayken zaten trabzon disina cikamiyordu, 1959’da birinci lig kurulduktan sonra da bu durum degismemisti… idmanocagi, 1967’de trabzonspor’un kurulusu esnasinda bu yeni kulubun bunyesine katildi ve bu sayede ulusal liglerde boy gostermeye basladi…
    --- iddia 5 ---

    --- iddia 6 ---

    "milli kume 1942 yilinda, istanbul ligi’nin uzamasi nedeniyle oynanamadi… istanbul ligi bu ligin onune geçmiş, bu nasil milli lig?"

    cevap: 1942, ii. dunya savasi’nin etkisiyle, ekonomik olarak ulkenin en cok zorlandigi yillardan biri… bu durumda amator yapidaki kulupler oncelikle tabii ki seyahat masrafinin bulunmadigi kendi sehir liglerini oynamayi tercih etmislerdir… sonrasinda takvimde uygun bosluk kalmayınca da yine masrafa girmemek icin organizasyondan vazgecmeleri de gunun sartlarina gore hic de anormal degildir…

    milli takimin 1950 dünya kupası’na masraflar nedeniyle katilamadigi bir dunyadan bahsediyoruz arkadaslar, olaylari bugunku ekonomik sartlar o gunlerde de varmis gibi degerlendirmeyin…
    --- iddia 6 ---

    --- iddia 7 ---

    "1944 yilindaki milli kumeye galatasaray, saha ve hasilat konusundaki anlasmazliklar nedeniyle katilmamistir…"

    cevap: evet… onlari buna iten asil sebep de, ii. dunya savasi’nin getirdigi ekonomik sikintilardir… saha konusunda anlasilamamasi, deplasman masraflarinin gozetilmesine isaret eder, hasilat konusunu zaten ozel olarak acmaya gerek yok…
    --- iddia 7 ---

    --- iddia 8 ---

    "1942 sonrasinda milli kumenin adi ‘maarif kupasi’ olarak degistirilmis…"

    cevap: bu tip argümanlara gulmekle yetiniyorum… daha once de yazdım, 2001’de de birinci lig’in adi super lig olarak degisti… o halde simdi 1959-2001 arasini mi hesaplayacagiz yoksa 2001’den sonrasini mi?
    --- iddia 8 ---

    --- iddia 9 ---

    "1948’de milli kume, 1948 londra olimpiyatlari’na hazirlik icin iptal edilmis, 1949’da da dogu akdeniz oyunlarina hazirlik nedeniyle oynanmamis…"

    cevap: o donemde olimpik seviyede a milli takim tarafından temsil ediliyorduk ve bu tip uluslararasi organizasyonlara da fazlasiyla onem veriliyordu… normal… bu durum milli kume’nin onemsiz bir organizasyon oldugunu gostermez…
    --- iddia 9 ---

    --- iddia 10 ---

    "avrupa’da liglerden ornek veriyorsunuz ama adamlarda o donemde bir tane lig varmis, o yuzden sayiyorlar onlari, bizdeki gibi elli tane lig yokmus…"

    cevap: yine tekrara dusecek gibi olacagiz ama devam edelim… avrupa’daki ulusal sampiyonalar tekti ve katilimcilari da bircok yerel sampiyonadan geliyordu… turkiye’de de federasyon tarafindan ulusal sampiyona olarak turkiye futbol birinciligi ve milli kume duzenlenmisti… baska ulusal sampiyona yoktu… bu ulusal sampiyonalara da yerel turnuvalar araciligiyla katilim saglanmaktaydi…
    --- iddia 10 ---

    --- iddia 11 ---

    "besiktas’in federasyon kupası sampiyonlugunu saydirmasi normal, zira o kupayi, şampiyon kulüpler kupası’na katılacak takimin belirlenmesi icin duzenlemisler…"

    cevap: evet, o turnuva bu yüzden duzenlenmistir ama şampiyon kulupler kupasi da 1955-56 sezonundan itibaren oynanmaya baslamistir… yani o kupa basladiginda, turkiye futbol birinciligi ve milli kume coktan bitmisti… şampiyon kulupler kupasi 1940’larda oynaniyor olsaydi milli kume sampiyonunun turkiye’yi orada temsil etmeyecegini iddia edebiliyor musunuz?
    --- iddia 11 ---

    --- iddia 12 ---

    "bunlari madem saydiracaktiniz o zaman 1959’da, 1960’ta falan saydirsaydiniz… simdi ne oluyor?"

    cevap: turkiye’de yildiz mevzusu cikana kadar sampiyonluk sayilari uzerinde pek de fazla durulmuyordu… ben, ilk defa 1995’te ingiltere’den getirttigim bir almanakta gormustum 1959 oncesi sampiyonluklarin da gosterildigini… alexander graham adinda bir iskoc tarafından yapilmis ve skye soccer boks tarafından basilmis bir calismaydi bu… daha sonra da hafizam beni yaniltmiyorsa 1996’da fenerbahce’nin kazandigi sampiyonluk sonrasinda mehmet durupınar adli bir arsivci, fotomac’a "bu aslinda fenerbahce’nin 13. degil 22. sampiyonlugu" gibisinden bir yazi yazmisti… turkiye’de de basinda bu mevzuyu dile getiren ilk kisi benim hatirladigim kadariyla oydu…

    2000 yilinda "bes sampiyonluga bir yildiz" uygulamasina gecilince normalde galatasaray ve fenerbahce yeni sezona ikiser yildizla baslayacak, besiktas ise bir yildiz takacakti… besiktaslilar bu noktada uyanikca bir hamle yaparak 1957 ve 1958 federasyon kupasi sampiyonluklarini saydirtmayi basardilar ve boylece onlar da yildizli ilk sezona iki yildizla girdiler… uyanikca diyorum zira bu sampiyonluklar saydirilabiliyorsa, milli kume ve turkiye futbol birinciligi sampiyonluklari da saydirilmaliydi… ama besiktas, kendisine sampiyonluk aritmetiginde en cok avantaj saglayacak alani secip, sadece oradaki sampiyonluklari saydirma yoluna gitmisti…

    fenerbahce’de ise o donemden sonra bu sayilmayan sampiyonluklar meselesi, ara sira kulubun cesitli yayin organlarinda dile getirilse de, gayesi daha cok "elinde tividi ayak ayak ustune atan" efsanelerini ve "antrenmanlari kadinlara gore ayarlayan" sampiyon teknik direktorlerini gondermeye odaklanan bir yonetim anlayisi oldugundan, elbette konunun uzerine resmi olarak dusulmedi…
    --- iddia 12 ---

    not 1: yazarlardan biri yildiz uygulamalarinin sadece tek bir turnuvaya ozgu oldugunu soylemis ve bunu orneklemek icin de dunya kupasi sampiyonlarina verilen yildizlardan bahsetmis ve dunya kupasi oncesindeki olimpiyatlarda elde edilen sampiyonluklara yildiz verilmedigini belirterek kendince bir arguman gelistirmis…

    arkadaslar, isin asli su ki, olimpiyatlarda futbol, 1920’ye kadar ioc tarafından organize edilmekteyken, 1924 ve 1928 oyunlarinda ioc bu sorumlulugu fifa’ya devretmistir… ortaya fifa tarafından düzenlenen ve dunyanin dort bir yanindan a milli takimlar seviyesinde katilimcilari iceren iki turnuva cikmistir… o tarihlerde henuz dunya kupasi da olmadigi icin, bu iki turnuva, bir tur dunya sampiyonasi olarak da gorulmustur… daha sonra dunya sampiyonlarina yildiz verilmesi uygulamasi basladiginda da, normalde 1930 ve 1950’de iki dunya sampiyonlugu bulunan uruguay, 1924 ve 1928 olimpiyatlarinda elde ettigi sampiyonluklarin da dunya sampiyonluklarina esdeger sayilmasi gerektigi savini one surmus ve bu sav fifa tarafından kabul edilince de uruguay, armasinda dort yildiz tasimaya baslamistir… buradan o armayi gorebilirsiniz…

    not 2: vaktim oldukca karsi tarafin bu konuda ortaya atacagi argumanlara bu entry altinda edit girerek cevap vermeye devam edecegim…

    edit: daha once de belirttigim uzere, karsi tarafin iddialarini cevaplamaya devam ediyorum...

    --- iddia 13 ---

    "bir sezonda iki sampiyon nasil cikar?"

    aslinda burada "bir sezon" ifadesi pek de dogru degil... zira milli kume maclari ile turkiye futbol birinciligi maclari ayni takvim araliginda oynanmamaktaydi... biri oynanirken digeri coktan bitmis oluyordu...

    buradaki catallasmayi yaratan asil sebep, daha once de defalarca alti cizildigi uzere, zamanin ulasim kosullarindaki sorunlardi... soyle ki, turkiye futbol birinciligi, ulkeyi kapsayacak ve ulke sampiyonunu belirleyecek bir organizasyon olarak 1923'te duzenlenmeye baslamisti... (zaten yeni bir ulke ve yeni bir federasyonun isiginda 1923'te boyle bir girisimde bulunulmasi kadar dogal bir sey de yok) lakin o donemde, hele ki turkiye gibi buyuk bir cografyada, mesela ingiltere veya iskocya'da oldugu gibi bir deplasmanli lig oynatabilmek mumkun degildi... bu fiziki sartlar altinda da yerel liglerde derece yapan takimlari bir araya getiren ve baskentte oynanacak olan bir turnuva, makul bir cozumdu... bunu da zaten daha evvel anlatmistik...

    ote yandan milli bir lig sistemi kurulmasi icin de girisimler yok degildi ve 1930'larda milli kume de bu amacla olusturulacakti... yine fiziki sartlardan oturu bu lig, uc buyuk sehrin takimlari arasinda oynanmaya baslayacakti... lakin 1959'da baslayan turkiye 1. futbol ligi de ilk yillarinda uc buyuk sehrin takimlarindan mutesekkildi ki bunu da bilmemkacinci kez tekrarlamaktayiz sanirim...

    milli kume oynanmaya basladiginda hemen turkiye futbol birinciliginin uzerine kilit vurulmamisti... bir bakima iki organizasyonun kol kola gittigi yillar bir deneme-yanilma icermekteydi... milli kume hakkindaki soru isaretleri, bu capta bir deplasmanli ligin kulupler uzerindeki maddi kulfeti etrafinda yogunlasiyordu elbette... dolayisiyla bu organizasyonun uzun soluklu olup olmayacagi belli degilken hemen turkiye futbol birinciliginden vazgecilmesi de dogru olmazdi... zamanla, bu yukun korkuldugu kadar agir olmadigi goruldukce de milli kume gitgide daha cok onem kazanmis, turkiye futbol birinciligi ayni olcude onemini yitirmis ve en sonunda da bir tur dogal seleksiyon yasanmisti zaten...

    burada dikkat edilmesi gereken husus, turkiye futbol birinciligi'nin onemini yitirmesi sonrasi zaten tamamen profesyonellige kapali bir sisteme donmesi, bir sure boyle devam etmesinin ardindan da hepten sona ermesidir... yani 1930'larin sonundan itibaren popularitenin azalmaya baslamasi uzerine 1950'lerin basinda zaten turnuvanin statusu degismistir ve bu tarihten sonra yapilan organizasyonlar da turkiye sampiyonunu belirleyecek nitelikten cikmistir...

    ancak hem milli kumenin hem de turkiye futbol birinciliklerinin oynandigi 1936-1950 doneminin de bu sebepten oturu goz ardi edilmemesi gerekmektedir zira soz konusu donemde bu iki turnuva da halen "turkiye sampiyonunu" tayin etmek icin yapilmaktaydi... ustelik, tekrar altini cizmekte fayda var, iki organizasyon, takvim uzerinde cakisacak sekilde de yapilmamaktaydi... bu bakimdan "ayni sezonda iki sampiyon" ifadesinden ziyade "ayni yil icerisinde iki sampiyon" ifadesi daha dogru olacaktir...
    --- iddia 13 ---

    --- iddia 14 ---

    "hem dunyada bir sezonda iki sampiyon ornegi var mi ki?"

    burada yine "bir sezonda iki" ifadesinin dogru olmadigini, olmasi gereken tabirin "bir yilda iki sezon" veya "bir yilda iki sampiyon" oldugunun altini cizelim... aslinda kulubun resmi sitesinde bu konuyla ilgili verilen cevap gayet makuldu... latin amerika'da bircok ulkede bir yilda iki sampiyon cikaracak sekilde iki sezon duzenlendigi bir gercek... bunun haricinde en carpici ornek italya'dan zaten, hani su yildiz uygulamasinin mucidi olan italya hem de... yukarida "iddia 2" basligi altinda buna deginilmisti ama kafasi bulanip duranlara bir kez daha hatirlatmakta fayda var belli ki:

    1921 yazinda italya futbol federasyonu (federazione italiana giuoco calcio - figc) icinde onemli bir fikir ayriligi basgosteriyor... sorunun kaynagi, bazi kuluplerin ligdeki takim sayisini cok bulmasi... ancak yapilan oylamada takim sayisinin dusurulmesi kabul edilmeyince, muhalif kulupler italya futbol konfederasyonu (confederazione calcistica italiana - cci) adi altinda yeni bir yapi olusturuyorlar... 1921-22 sezonunda da figc'nin duzenledigi turnuvada novese sampiyon olurken, yeni kurulan cci'nin duzenledigi ligdeyse pro vercelli sampiyonluga ulasiyor... bir sezonluk bu iki basliligin ardindan da figc ile cci arasindaki anlasma uzerine cci kendini feshediyor ve buradaki kulupler de tekrar figc bunyesine geciyor... italya'da yildiz uygulamasina gecildigi zaman da italya futbol federasyonu bu sezon oynanan soz konusu iki turnuvayi da gecerli kabul ediyor...

    kaldi ki bu durum sadece futbol dunyasiyla bile sinirli degil... ornegin basketbolda euroleague'in ilk kurulma asamasinda fiba bunun onunu kesmek icin "suproleague" adinda bir organizasyon denemisti... 2000-2001 sezonunda da avrupa'daki onemli kuluplerin yaklasik yarisi euroleague'e katilirken, yarisi da suproleague'de boy gostermisti... o tek sezondan sonra euroleague organizasyonunun basarisi gorulunce de cogu kulup bu catinin altina kaydi, suproleague de bir daha duzenlenmedi... ancak bugun hangi kaynaga bakarsaniz bakin, kulupler duzeyinde avrupa sampiyonlari yazilirken 2000-2001 sezonu icin hem euroleague (kinder bologna) hem de suproleague (maccabi tel aviv) sampiyonunun adi gecmektedir...
    --- iddia 14 ---

    --- iddia 15 ---

    "turkiye futbol birincilikleri maclari ciddiye alinmamis, fenerbahce as takimini besiktas'a karsi istanbul ligi macina cikarirken, ankara'daki turnuvaya yedek agirlikli bir takim gondermis"

    bu durum, turkiye futbol birinciliklerinin popularitesinin dustugu donemde yasaniyor, bu anlamda isin icinde bir tuhaflik yok... kaldi ki yerelligin, fiziki sartlardan dolayi daha fazla on planda oldugu bir donem bu... istanbul'daki uc buyuk kulup, neredeyse kurulduklari andan itibaren birbirleriyle rekabet halinde ve yine en basindan beri de istanbul'daki lig organizasyonlarinda yer aliyorlar... taraftarlar agirlikli olarak istanbul'da, basin zaten istanbul merkezli... boyle bir durumda fenerbahce'nin istanbul'da besiktas ile yapacagi bir istanbul ligi macinin onem derecesi ister istemez artiyor...

    ustelik bu durum sadece turkiye icin de gecerli degil... ornegin brezilya'da 1970'lere kadar ulusal bir lig organizasyonu yoktu... mucadele uzun sure eyalet ligleri ile sinirliydi... 1950'lerin sonundan itibarense ulusal bir sampiyon belirlenmesi amaciyla bazi eyalet liglerinin sampiyonlarinin katildigi taça brasil (1959-1968) ve torneio roberto gomes pedrosa (1967-1970) adli turnuvalar duzenlendi... brezilya futbol federasyonunun 2010 yilinda bu turnuvalari kazanan kulupleri brezilya sampiyonu olarak kabul ettigini de pesinen belirtelim... neyse efendim, bu turnuvalar oynanmaya basladiginda da brezilya kuluplerinin en cok onem verdikleri organizasyonlar, gelenekten ve yerel rekabetlerden oturu halen daha eyalet ligleriydi... ozellikle pele ve garrincha gibi donemin idollerinin kariyer hikayelerini okuyanlar, ne demek istedigimi daha iyi anlayacaklardir... rio eyaletinin buyuk takimlardan (flamengo, fluminense, vasco, botafogo) birindeyseniz, bu eyalet liginde, diger uc ezeli rakibinizi gecerek sampiyon olmaniz en onemli hedef sayilirdi... keza sao paulo eyaletinin buyuk takimlari (palmeiras, corinthians, santos, sao paulo) icin de ayni sey gecerliydi... taça brasil maclariysa daha cok pastanin uzerindeki cilek muamelesi gormekteydi...

    tekrar turkiye'ye donecek olursak, o yillarda (1940'lar ve 1950'ler) kuluplerin gise hasilati disinda herhangi bir gelirlerinin olmadigini da ayrica animsatmak lazim... en cok gise hasilatini istanbul'da as takiminin besiktas ile oynayacagi bir derbide yapabileceksen, ankara'ya yedek agirlikli bir takim yollaman gayet normal...

    yine besiktas'in turkiye futbol birinciligi turnuvasina katilmaktansa abd'ye turneye gitmesi de ayni ekonomik sebeplere dayaniyor... neredeyse 1970'lere kadar, takimlarin turnelere cikmalari yaygin bir uygulamaydi... bunun sebebi de yine o yillarda reklam geliri, tv geliri, turnuva geliri, iddaa geliri vs gibi gelir kalemlerinin olmamasiydi... nasil bir muzik grubu, menajerlerin organizasyonuyla belli bir ulkeye veya bolgeye gidip burada pes pese konserler veriyorsa, futbol takimlari da bazi yabanci ulkelere ve bolgelere turnelere giderler ve gittikleri yerdeki takimlarla da pes pese maclar yaparlardi... bu tip turneler icin kuluplere, organizasyonlari yapan menajerlik firmalari tarafindan pesin bir miktar para verildigi gibi, kulupler gise hasilatlarina da ortak oluyor ve bu sayede kisa sure icinde, normalde kazanacaklarindan cok daha fazlasini kazanabiliyorlardi...

    kisitli mali sartlar altindaki bir kulubun, ustelik de abd'de bir turne imkaniyla karsi karsiya kaldiginda bunu geri cevirmesi de beklenemez herhalde...

    ote yandan turkiye'ye de yurtidisindan cok sayida takim turneye gelmekteydi... hatta 1952 ocak'inda arjantin'den gelen lanus ekibi, bu ziyaretin serefine bir de ortaya, devlet baskanlari juan peron'un esi eva peron adina oynanacak bir kupa koymustu... ilk macinda besiktas'i 5-2 yenen lanus, ardindan fenerbahce'ye 3-2 maglup olmus ve soz konusu eva peron kupası'ni da fenerbahce kazanmisti... (bu da boyle fuzuli bir bilgi olsun :))

    neyse, cok fazla saga sola sapmadan tekrar ana meseleye donecek olursak, bu gibi sebeplerden oturu turkiye futbol birinciliklerinin on plana alinmamis olmasi, o turnuvalari hukumsuz hale getirmiyor... uefa avrupa ligi'nin sampiyonunun sampiyonlar ligi'ne dogrudan katilmasi uygulamasi baslamadan once buyuk liglerden bircok katilimci bu kupayi angarya olarak gormeye baslamisti ve kendi ulusal lig maclarini on plana alarak avrupa ligi maclarinda rotasyona gitmektelerdi... onlar boyle yaptigi icin bu kupa gecerliligini yitirmis mi oldu? hatta buyuk liglerin takimlarini gectim, bizden basaksehir bile avrupa ligi'ni kendi liginin geri planina atip bir rotasyon macerasina girismedi mi daha yakin bir zamanda? "ya basaksehir diye bir takim var, turkiye ligi'ni onemsedigi icin avrupa ligi macina yedek takimla cikmis, demek ki avrupa ligi turkiye ligi'nden daha degersiz hale gelmis" diyen bir akli evvel var mi avrupa'da?
    --- iddia 15 ---

    --- iddia 16 ---

    "1959 oncesindeki organizasyonlarin statuleri farkli, o yuzden bunlar gecerli sayilamaz"

    yine biraz tekrara dusecegiz ama milli kume'nin statusu de lig statusu... bir kere onun farkli oldugu yalanini unutun... turkiye futbol birinciligi ise turnuva statusunde ve daha evvel de ornekleri cokca verildigi uzere dunyada da bircok yerde ilk ulusal sampiyonalar turnuva usulu oynanmistir...

    statulerde zaman icerisinde yasanan farkliliklarin, organizasyonlarin birbirinden kopmasi anlamina gelmeyecegine dair de biraz ornek verelim isterseniz...

    mesela futbolda avrupa sampiyonunu belirlemek icin 1955-56 sezonuyla birlikte "şampiyon kulüpler kupası" adi altinda bir organizasyon baslamisti ve bu kupa, 1991-92 sezonuna kadar hep duz bir eliminasyon sistemiyle oynandi... 1991-92 sezonundaysa son 8 takim iki gruba ayrildi, cift devreli lig usulune gore karsilasti ve gruplarini lider tamamlayan iki takim da (barcelona ve sampdoria) finalde karsi karsiya geldi... bu uygulamanin tuttugunu goren uefa, ertesi sezon da bu yoldan gitti, organizasyonun adiniysa "şampiyonlar ligi" olarak degistirdi... 1995-96 sezonunda grup asamasi 16 takimli hale getirildi... 1997-98 sezonuyla birlikte bu sayi 24'e, 1999-2000 sezonunda da 32'ye cikti... hatta 32 takima gecildiginde de ilk baslarda iki grup asamasi vardi, once 32'de, sonra son 16'da olmak uzere... birkac sene sonraysa mac trafigindeki yogunluk nedeniyle son 16'daki grup asamasi kaldirilacakti...

    simdi geriye donulup bakldigindaysa 1955'ten beri duzenlenen tum bu organizasyonlar ayni kiymette "avrupa sampiyonluklari" olarak goruluyor... kimse cikip "sampiyon kulupler kupasi donemini saymayalim, zaten o yillarda 8-9 mac yapip sampiyon oluyorlarmis, simdi bunun iki kati kadar mac yapiliyor, hem grup asamasi var, hem buyuk liglerden daha fazla takim katiliyor, bu donemdeki sampiyonluklarla 1950'lerdeki 1960'lardaki sampiyonluklari ayni kefeye koymayalim" demiyor ama...

    keza uefa kupası'nda da benzer statu ve isim degisiklikleri yasandi, organizasyon bugun uefa avrupa ligi adi altinda, 25-30 yil oncekine gore cok farkli bir yapida devam ediyor ama bu kupanin sampiyonlari sayilirken de bu isim ve statu degiisklikleri oncesindekilerin yok sayilmasi gibi bir durum soz konusu degil...
    --- iddia 16 ---

    --- iddia 17 ---

    "turkiye futbol birinciliginde 3-4 mac yapip sampiyon olmuslar, bununla gunumuzdeki lig bir tutulmaz"

    dunyada lig sistemine gecilmeden once oynanan ulusal turnuva orneklerine baktigimizda hep boyle orneklerle karsilasiyoruz zaten... italya, almanya, hollanda, yunanistan, vs... soz konusu turnuva aslinda sadece son faz niteliginde zira o turnuvaya katilabilmek icin de yerel organizasyonlarda mucadele veriyorsun...

    kaldi ki donemin sartlari da bugununkuyle ayniymis gibi degerlendirme yapmak manasiz... 1960, 1964, 1968, 1972 ve 1976 avrupa sampiyonalari kac takimla oynandi ve kac maca sahne oldu biliyor musunuz? sadece 4 takim katilmaktaydi turnuvaya, birer yari final maci, bir ucunculuk maci, bir de final maci oynaniyordu... yani sampiyon olan takim hepi topu iki mac oynuyordu... gunumuzdeyse 24 takim katiliyor bu sampiyonaya... sampiyon olan takim 7 mac oynuyor, totalde de 51 mac yapiliyor...

    dunya kupalarinda da ilk baslarda katilimci sayisi ve oynanan mac adedi gunumuze gore cok azdi... mesela 1950 dünya kupası'nda sampiyon olan uruguay, ilk turda bolivya ve fransa ile ayni grupta yer aliyordu... ancak fransa, turnuvaya katilmaktan son anda vazgecmisti... (o fransa da, turnuvaya katilma hakki elde etmesine ragmen masraflar cok olacagi icin gitmekten vazgecen turkiye yerine fifa tarafindan davet edilmisti) bunun uzerine uruguay sadece bolivya ile bir mac yapti ve o maci da 8-0 kazanarak dort takimdan olusan final grubuna kaldi...

    keza 1938 dünya kupası'nda da, turnuva baslamadan birkac ay once almanya'nin avusturya'yi ilhak etmesi (bkz: anschluss) neticesinde turnuvadaki takim sayisi 16'dan 15'e dusmustu... grup asamasi olmayan ve tek mac eliminasyon usuluyle ilerleyen turnuvada da isvec, ilk turda bay cekerek mac yapmadan ceyrek finale kalmis, burada da sansina zayif kuba ile eslesmis ve 8-0 kazanarak basit bir macin ardindan kendisini yari finalde bulmustu...

    bugunku organizasyonlar acisindan bakildiginda bu eski turnuvalar cok basit gozukebiliyor goze... napiyor peki fifa ile uefa? bunlari kaldirip cope mi atiyor? yoksa 1950'nin dunya sampiyonu olarak uruguay, 1960'in avrupa sampiyonu olarak sscb kabul goruyor mu?

    soyle de dusunmek lazim... 40 sene sonra diyelim ki yayincilar cok daha fazla mac olsun isteyecek, kulupler de 30-35 kisilik kadro kurup iki maca iki farkli 11 kullanma luksune sahip olacak ve boylece ligdeki takim sayisi da 18'den 28'e cikacak, 34 mac yerine de 54 mac yapilacak sampiyon olmak icin... eee, o zaman tff yetkilileri cikip "bundan boyle 2059 bizim icin milat, oncesini saymiyoruz, bundan sonraki her bes sampiyonluk icinse formaya bir yildiz takilir" derse bu gayet makul bir icraat olarak mi karsilanacak? yoksa insanlar "tamam artik ligin kapasitesi genisledi ama 100 yil evvelki lig kuruldugunda da kapasitesi o gunun sartlarinin gerektirdigi kadardi, 100 yillik emekleri bir anda sifirlayamazsiniz" mi diyecek?
    --- iddia 17 ---

    edit:

    --- iddia 18 ---

    "milli kume'de kume dusmemenin oldugu sezonlar var, dolayisiyla bundan oturu bir lig olarak kabul edilemez"

    oncelikle ulusal sampiyonun belirlenmesi icin duzenlenen turnuvanin "lig" olma zorunlulugu yok... bu entry'ye en basindan itibaren soyle bir goz gezdiren zaten dunyanin bircok ulkesinde cok farkli turnuva uygulamalari oldugunu ve bunlarin hepsinin ulusal sampiyonlari belirlemede kullanildigini gorur...

    bunu bir kenara koyarsak milli kume gayet de lig statusune sahiptir... kapali devre oynandigi sezonlar olmustur, haliyle kume dusme de olmamistir... yine yurtdisindan kume dusmemenin oldugu bir lig sezonunu ornek vermek gerekirse benim aklima hemen gelen, ingiltere futbol ligi'nin ilk sezonudur: http://www.foot.dk/engstilling.asp?seasonid=18

    linkteki tablodan da gorulebilecegi uzere bu ilk sezonda kume dusen olmamistir...

    bu da sizi tatmin etmediyse sizi "lig" kavraminin tanimlandigi su wiki sayfasina alalim: https://www.wikiwand.com/en/sports_league

    burada da gorulecegi uzere ligin lig olmasi icin bir kume dusme-cikma zorunlulugu yok...
    --- iddia 18 ---
456 entry daha