aynı isimde "bohemian rhapsody" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
195 entry daha
  • birkaç saat önce zorlu psm'deki gala ile türkiye'deki ilk vizyonunu yapan filmdir. filmle ilgili bazı detaylar paylaşacağım ve her izleyişimden sonra bazı düzeltmeler, eklemeler yapma hakkımı da saklı tutuyorum. küçük yaşlardan beridir queen'in kariyerine ve müziğine kafa yormuş bir insan olarak çok uzun süredir beklediğim bir filmdi. yanılmıyorsam queen ile ilgili forumlarda ve gruplarda filmle ilgili dedikodular 10 yılı aşkın süredir devam etmekteydi. son iki yıldır hızlı bir şekilde olaylar gelişti ve film çekim aşamasına geldi. hatta o kadar hızlı gelişti ki daha evvel 28 aralık diye duyurulan vizyon tarihi 2 kasım'a çekildi. tabii ki insan sacha baron cohen oynasaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyor. rami malek ile kendisini freddie mercury'ye benzerlik konusunda karşılaştırdığımızda mutlak bir üstünlüğü olsa da cohen, queen grubunun kalbini kırdığı için projenin dışına gönderildi. bence de doğru olan buydu. geçmiş haftalarda brian may ve roger taylor filmle ilgili ufak bir röportaj yaptılar. burada freddie'nin mirasını en iyi şekilde yansıtmak istediklerinden ve eğer bu işi kendileri yapmasa başkasının yapacağından bahsediyorlardı.

    işte bu çok önemli ve değerli bir detay. çünkü filmde de görüleceği üzere queen grubunun üyeleri çalkantılı dönemler yaşasalar da bir ailenin parçası gibilerdi. freddie mercury'nin ölümünün ardından grup, freddie'ye ait sanatsal mirası çok düzgün bir şekilde kullandı ve aids ile savaşım için kurulan mercury phoenix trust fonuna çok büyük gelirler sağladı. bu açıdan grup freddie kadar kendilerinin ve grubun marka değerini düşürecek bir ismi istemediler. daha doğrusu kendilerinin yaşadığı bu hikayeyi yansıtmak için uyumlu çalışacak bir partner istediler. bu açıdan cohen'i tercih etmemelerini çok iyi anlıyoruz. zaten arkalarından saçma demeçler veren biriyle çalışmamış olmaları sevindirici. burada cohen, brian may'in kendisine "filmde müthiş bir şey oluyor, freddie filmin ortasında ölüyor. devamında grubun nasıl ayakta kaldığını gösteriyoruz" gibi şeyler söylediğini anlatıyor. fakat filmi gördükten sonra bunların birer palavra olduğunu görüyoruz.

    ufak ufak filme gelelim. birkaç gün öncesinde soundtrack yayınlandı. içerisinde çok ilginç triviaların gizli olduğuna dair bir ipucuydu bizler için. meşhur 20th century fox müziğini brian may'den dinledik. sonrasında queen öncesi yıllara ışık tutan smile grubunun şarkısı olan -ve sonra queen'in ilk albümünde de yer alan- doin' alright şarkısını gördük. burada freddie'den önceki solistleri tim staffel'e yıllar sonra bir hediye niteliğinde bu şarkının tekrar kaydedilmesi önerildi. brian may, roger taylor ve tim staffel abbey road stüdyolarına girdiler ve şarkıyı tekrar çalıp söylediler. şarkının ortasındaki bazı yerler 1969'da kaydedilen orijinal tracklerden alındı.

    ayrıca bazı konser kayıtları ilk kez düzgün ses kalitesiyle yayınlandı.
    live aid kayıtları ilk kez resmi olarak audio formatında piyasaya sürüldü.
    en değerlisi de don't stop me now'ın -ilk olarak bu şekilde kaydedilmişti fakat şarkının yazarı freddie mercury piyano parçası olarak kalmasını istemişti- gitarlı versiyonuydu.

    bunca ön bilgiyi neden verdim?
    çünkü birazdan spoiler niteliği taşıyan bazı bilgileri aktarırken bu önbilgiler anlamak açısından bize yardımcı olacak. ayrıca filmi beğenip beğenmediğimle ilgili bir taraf olmaktan ısrarla kaçınacağım, zira objektif bakabildiğimi sanmıyorum. daha çok seyircinin gözünden bakabildiğim somut noktalara değineceğim.

    --- spoiler ---

    öncelikle queen tarihine hakim biri olarak filme giderken birçok bilginin ve olayın farklı şekilde yansıtılabileceğine dair kendimi hazırlamıştım. fakat bariz biçimde bilinen birçok olayın bu kadar farklı anlatılabileceğini düşünmemiştim. eminim bir çok queen fanı bundan rahatsız olacaktır fakat bunun bir belgesel değil queen'i hiç tanımayan birine grubun nasıl bir hikayesi olduğunu en çarpıcı şekilde anlatma derdinde olan bir film olduğunu idrak etmek gerekiyor.

    her ne kadar birçok olay ve tarih manipüle edilmiş olsa da filmdeki majör akış ve konu tamamen doğru bir şekilde ilerliyor. sadece aralardaki minör hadiseler daha çarpıcı kılınması adına bazı değişikliklere uğramış. şu an sadece 1 kez izleme fırsatı bulduğum için arada atlayacağım bazı detaylar olabilir. zamanla onları da güncelleyeceğim.

    filmin senaryosunun merkezinde freddie'nin queen'le bir aile oluşu tutulmuş.
    kırılma noktası, bir diğer deyişle filmin odak noktası ise 1985'teki efsane live aid konseri olmuş. film bu şekilde başlıyor ve bitiyor.

    şimdi gelelim filmdeki ilginç kısımlara:

    1- filmde: smile konserinin sonunda tim staffel gruptan ayrılıyor ve brian may ile roger taylor ne yapacaklarını konuşurken freddie mercury yanlarına geliyor ve kendilerinin şarkıcısı olabileceğini söylüyor. tabii bu kısmı hiç bilmeyen bir seyirciye hızlıca anlatmak için bu yöntem kullanılmış.

    gerçekte: freddie mercury ve tim staffel zaten arkadaştırlar ve freddie'yi smile'ın provalarına da tim getirmiştir. freddie'nin gözü uzun süredir brian ve roger'dadır. tim gruptan ayrılır ayrılmaz da hemen yeni grup kurma fikriyle tepelerine adeta çöker.

    2- filmde: queen ilk albümünü kaydederken seven seas of rhye'ın kayıtlarını duyuyoruz.

    gerçekte: seven seas of rhye ilk albümde sadece enstrümantal olarak kaydedilmiştir ve ikinci albümde sözlerle birleşip queen'in ilk hiti olmuştur.

    3- filmde: bohemian rhapsody'den hemen önce queen'in çıktığı amerika turnesinde fat bottomed girls çaldıklarını görüyoruz.

    gerçekte: bohemian rhapsody 1975'te, fat bottomed girls 1978'te kaydedildi. bilinçli bir takvim kaydırması yapılmış.

    4- filmde: freddie mercury, bohemian rhapsody'yi single yapmak istemeyen ray foster'ın camına taş atıp kırıyor.

    gerçekte: bu hadise yaşanmıştır fakat freddie mercury bu taşı menajerleri john reid'in evine atmıştır.

    5- filmde: roger taylor'la yazdığı i'm in love with my car şarkısı ile ilgili dalga geçiliyor birkaç kez. gülüşmeler oluyor, birçok kez referans veriliyor.

    gerçekte: bu şarkı grupta birçok dengeyi bozmuştur. çünkü bohemian rhapsody'nin b-side'ıdır ve hiç kimse o şarkı için 45'liği almasa da gelirleri bohemian rhapsody ile ortak bölünmüştür. yani freddie ve roger paraları paylaşmak durumunda kalmışlardır.

    6- filmde: we will rock you bestelenirken freddie stüdyoya giriyor. burada saçları kısa ve bıyıklı.

    gerçekte: şarkı bestelendiğinde sene 1977'ydi. freddie mercury'nin kısa saçlı ve bıyıklı imajını 1980'den itibaren görmeye başladık.

    7- filmde: freddie mercury, john reid'i arabasından indirip kovuyor. ve problemi kendisine getirilen solo albüm teklifiyle ilişkilendiriyor. çünkü bunu grupla kendisi arasına nifak sokmak için yaptıklarını düşünüyor.

    gerçekte: tabii ki tam hikayeyi bilemeyiz ama şaşırtıcı da olsa freddie mercury grubun sesi olmasına rağmen brian may ve roger taylor'dan sonra solo albüm işlerine girmiştir. ve uzun yıllar boyunca röportajlarında pop, disco müziğe ilgisinin olduğunu ve queen dışında bunu bir noktada yapmak istediğini hep söyler. fakat grupla kopuş, birleşme gibi bazı yoğun duyguları seyirciye keskin biçimde aktarabilmek adına bu hadise de biraz abartılı biçimde işlenmiş. fakat yerini bulmuş.

    8- filmde: live aid için bir araya gelip prova yaptıklarında freddie'nin sesinin berbat durumda olduğunu görüyoruz.

    gerçekte: basına açık provada görüyoruz ki freddie o kadar da kötü değil. burada da muhtemelen live aid'in yarattığı etkiyi arttırmak istemişler.

    9- filmde: freddie, mary'ye love of my life'ın seyirciler tarafından söylendiği bir konseri izletiyor.

    gerçekte: bu performans 1985'te rock in rio'da gerçekleşti. o zaman freddie ve mary austin çoktan ayrılardı.

    10- filmde: live aid öncesi freddie mercury'yi gruba tekrar geri dönme şartı olarak john deacon bundan sonra yazılacak tüm şarkıların yazarının şahsi değil queen olarak yazılmasını şart koşuyor.

    gerçekte: böyle bir olay söz konusu değil. live aid'den sonra çıkan 1986 tarihli a kind of magic albümünde hep beraber bestelenen one vision şarkısı hariç tüm şarkılar yine şahsi olarak kartonete yazıldı. hatta deacon/mercury ortak yapımı friends will be friends bu albümde. ama grubun son iki albümü 1989 tarihli the miracle ve 1991 tarihli innuendo'da tüm şarkıların yazarına queen yazılmıştır. sebebi de şudur;
    freddie hastalığından ötürü 86 senesinden sonra konser yapamaz. şarkı yazımlarına destek sağlayamaz. yani gruba katkısı minimumdadır. fakat grup freddie hakkında çıkan spekülasyonları göğüsleyebilmek yani freddie'nin eksikliğini hissettirmemek adına tüm şarkıların ortak yazıldığını göstermiştir. yani grup bu noktada filmde vurgulanan aile görüntüsüne iyiden iyiye kavuşmuştur.

    11- filmde: live aid sahnesine çıkıldıktan sonra freddie piyanonun başına oturduğunda ilk notayı basmadan gergin bir bekleyişe gark olur.

    gerçekte: böyle bir gerginlik söz konusu değildir. gayet gaz bir şekilde freddie şarkıya girer.

    12- filmde: live aid'de queen sahne alana kadar para toplanamamıştır. ama queen sahneye çıkınca 1 milyon pound toplanır.

    gerçekte: queen çıkışı elbette büyük etki yarattı. hatta bu performans için queen stole the show denmiştir. ispatlayamayız tabii fakat queen çıkana kadar hiç para toplanmamış olması çok gerçekçi değil.

    13- filmde: beraber sahneye ilk çıktıklarında brian may "yeni bas gitaritimiz john deacon ve yeni solistimiz freddie bulsara" diye grubu takdim ediyor. ve grubun adı henüz queen olmamıştır.

    gerçekte: freddie mercury, tim staffel'den sonra hemen diğerleriyle beraber çalmaya başlar. grubun adı da queen olur. hatta queen olarak sahne alırken 1971'de john deacon basçı olarak gruba katılır.

    14- filmde: mary austin live aid öncesinde münih'te freddie mercury'yi ziyaret eder ve hamile olduğunu söyler.

    gerçekte: mary austin live aid'den birkaç yıl sonra hamile kalmıştır.

    15- filmde: sanki queen önce amerika'da ünlü olup sonra diğer ülkelerde şöhretini arttırmış gibi bir intiba var. bunu özellikle film eleştirmenlerinin yazılarında okudum. filmdeki hata değil ama bunu araştırmadan yazdıkları için eleştirmenlerinki vahim bir hata.

    gerçekte: queen ingiltere'de lokal bir tanınırlığa sahipti. 1974'te japonya'da beklediklerinin çok üstünde ilgi görünce grup amerika'ya da turne yaptı. turne başarısız veya ilgiden yoksun değildi fakat brian may bu turne esnasında sarılık oldu ve grup turneyi yarıda kesmek zorunda kaldı. queen amerika'daki asıl başarısını 1980'deki the game albümüyle yakalamıştır.

    16- filmde: gösterildiği gibi john reid ile ayrılık 1985 yılında freddie mercury'nin solo albüm teklifi üzerine kavga ile gerçekleşmiştir.

    gerçekte: queen artık menajerliği kendisi üzerine almak istemektedir. john reid ile 1978'de biten kontratla ilgili jim beach, john reid'e giderek konuyu açar ve oldukça iyi bir şekilde ayrılırlar. hatta john reid bunun kendisine mümkün olan en nazik şekilde bildirildiğini anlatır.

    17- filmde: ray foster, a night at the opera albümünün yapımcısı olarak gözükmektedir.

    gerçekte: ray foster hayali bir karakterdir. bu albümün kaydı için john reid, grup için her türlü olumlu şartı yaratmış ve gruptan tek bir şey istemiştir;
    "harika bir albüm yapın!"

    filmi izlerken fark edip bunları yazarken aklıma gelmeyen de birçok detay var.
    fakat ne olursa olsun müziklerin hakkı verilmiş, oyunculuklar ve kostümler konusunda elden gelen her şey yapılmış. rami malek zor bir işe soyundu. benzerlik konusunda durumu iyi olmasa da özellikle konuşma ve ses tonu konusunda harika bir iş çıkartmış. mimikler de oldukça başarılıydı.
    ama brian may'e ayrı bir parantez açmak gerek herhalde. sanırım brian may bile kendisini izlerken hangisi gerçek diye düşünmüştür. çünkü sanırım sinema tarihinde böyle bir benzerlik olmamıştır.
    john deacon'ı oynayan kişinin de konuşma ve aksan konusunda müthiş benzerlik sağladığını düşünüyorum. tipi de birçok yerde gerçekten çok benziyor.
    sanırım benzerlik konusunda sınıfta kalan tek isim roger taylor.

    filmin en etkili sahnelerinden biri gazetecilerin freddie'yi darladığı basın toplantısıydı.
    fakat en vurucu yeri kesinlikle live aid performansıydı. beklenmedik şekilde arka arkaya dört tane şarkıyı baştan sona dinliyor ve müthiş bir final yapıyorsunuz. ayrıca live aid'i onlarca kez izlemiş biri olarak freddie mercury'nin sahnede yaptığı tüm hareketler incelenmiş ve neredeyse birebir kopyalanmış. gerçekten çok başarılı bir canlandırma çalışması. filmi ayağa kaldıran sahnelerden biriydi.
    --- spoiler ---

    edit 1: 10, 11 ve 12. maddeler eklendi.
    edit 2: filmdeki değiştirilen gerçekleri sert biçimde eleştirenler için izlenmesi gereken açıklayıcı bir video. tüm gerçekler olduğu gibi eksiksiz anlatmaya kalksalar film 5-6 saat olmalıydı. ayrıca o zaman film değil belgesel olurdu. queen hakkında eksiksiz detaylı bilgiye ulaşmak için days of our lives, magic tour, freddie mercury özelinde ise the untold story ve lover of life singer of songs belgeselleri izlenebilir. bohemian rhapsody'nin fanlar için değil queen'i hayatında hiç duymamış kişilerin bile izleyip grubun müziğini tanıması için büyük bir fırsat olarak görmek gerekir.
    edit 3: 13, 14 ve 15. maddeler eklendi.

    ayrıca filmi tekrar izledikten sonra bir şeyden tamamiyle eminim. filmin teması tamamen "kol kırılır yen içinde kalır, biz bir aileyiz" teması üzerine kurgulanmış. aslında yanlış sayılmaz. hatta grup elemanları hiçbir zaman filmde gösterildiği kadar birbirlerinden uzaklaşmamışlardır bile. fakat yaşadıkları çalkantılı dönemin sonunda birbirlerinin kıymetini çok iyi anlamışlardır. bunu filmde en iyi anladığımız cümlelerden biri de şuydu;

    "sizden ayrı solo albüm kaydederken bir sürü müzisyen tuttum. onlara ne yapmaları gerektiğini anlattım. maalesef onlar tam olarak benim istediklerimi yaptılar. roger'ın huysuzlanmalarını, brian'ın yeniden yazmalarını ve john'un garip bakışlarını özledim."

    filmin güzel noktalarından biri de grup içindeki bazı ilginç olayların sübliminal şekilde ortaya çıkmış olması.
    1- freddie mercury, bohemian rhapsody kayıtları esnasında "deacy?" diyor. queen'de john deacon'ın hep en sessiz ama fikri en çok merak edilen ve söylediği son sözü en etkili adam olduğu bilinir. buna ufak bir gönderme olmuş. zaten freddie gruba döndüğünde de şartları açıklayan yine en etkisiz gibi görünse de en güçlü karakterlerden john deacon oluyor.

    2- paul prenter'ın sevilmediği aşikardı. fakat grubun bu kişiden bu denli nefret ettiğini atışmalardan anlıyoruz.

    3- filmin belki de en güzel detaylarından biri...

    freddie, mary'ye sarılır. mary "işe gitmem lazım. kovulursam bana sen mi bakacaksın?" der. freddie de ona "sana hayatının sonuna kadar bakarım ben" der. sözünde de durur. mary austin halen freddie mercury'nin evinde ve onun mirasçılarından biri olarak yaşamaktadır. ilişkilerinin formatı yıllar içerisinde değişse de birbirlerine olan sevgileri ve saygıları şaşkınlık verecek düzeyde yüksektir.

    4- jim beach, ray foster'a the dark side of the moon'u da sen mi yayınlamıştın derken aslında açıkça söylemese de geçmişte ne kadar cesurca davrandığını ve aynı şeyi bohemian rhapsody içinde yapması gerektiğini anlatır.

    5- filmin sonunda we are the champions çalarken ray foster'a "no time for losers" göndermesi yapılmaktadır.
    gerçek bir karakter olmadığı için bu göndermenin tam olarak kime yapıldığını bilmiyoruz ama death on two legs'i yazdıkları kişiye olabilir.

    edit 3: 16. madde eklendi.
    ayrıca "queen bir ailedir" temasından yola çıkarak filmde 1985 sonrasını göremesek de aileden öte ilişkinin en iyi kurulduğu dönem 1989-1991 arasıdır. freddie mercury hastalığının ilerlemesinden ötürü gruptan sadece kendisi için şarkı yazmasını ve kalan zamanında olabildiğince çok materyal ortaya çıkartmak istediğini söyler. egolar tamamen bir kenara bırakılır. bu dönemde grup freddie'yi tamamen dış dünyadan tamamen korumuştur.

    edit 4: 17. madde eklendi.
1495 entry daha