şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
23594 entry daha
  • bayanlar ve baylar! yine eğitici bir entry ile karşınızdayız... bu yazıda astroloji dünyasının yarattığı gerçeklik algısını bükeceğiz... astrolojiyi tarihsel, psikolojik, sosyolojik perspektiften bakarak bilim olup olmadığını, kimlerin astrolojiyle daha çok ilgilendiğini ve neden bu kadar önem atfettiklerini inceleyeceğiz.

    astroloji; astro yıldız, logie söylem, bilgi anlamındadır. antik çağlarda bir çok uygarlık, astroloji ve astronomiden yararlanmıştır. hindu, çin ve mayalar gök cisimlerini kullanarak, karasal olayları tahmin edebilmek için kendi sistemlerini geliştirdi. büyük iskender'in mısırı fethetmesiyle mısır helenistik oldu. babil astrolojisi ile mısır decanic astrolojisi karıştı ve bugünkü batı astrolojisinin temelleri atıldı. horoskobik astroloji bugün yaygın kullanılan astrolojidir.

    astroloji rönesans'dan önce çok popülerdi. çoğu devlet astrologlarla çalışıyordu. çünkü bir iktidarın önceden çökeceğini, önemli doğa olaylarını veya kıtlığı önceden tahmin edebilmek önemliydi. öncelikle nicolaus copernicus'un güneş merkezli düşüncesi daha sonrasında galileo nin güneşmerkezci teorileri incil ile çelişiyordu hatta onu incili tekrar yorumlamakla bile suçladılar. galileo'dan dünyanın güneş etrafında döndüğü fikrinden vazgeçmesini ve bu konu hakkında yazmamasını emrettiler. galileo bir süre de olsa bu emre uydu fakat sonrasında yazdıgı kitapta aristolesin dünyamerkezci düşüncesini yerdiği ve kopernik'in düşüncelerini savunduğu gerekçesiyle ev hapsine mahkum edildi. galileo matematik ve deneyi birleştirerek ilk bilimsel metodolojinin temellerini atmıştır. galileo ve kepler'den sonra astoloji ile astronomi sonsuza dek birbirinden ayrılmış ve astroloji giderek önemini kaybetmiştir.

    1800 ile 2008 arasında astrolojinin popüleritesi

    grafikte görüldüğü gibi astroloji 1800'lerden itibaren düşüşe geçiyor. amerikanın çok etkin olmadığı birinci dünya savaşıyla beraber yükselişe geçiyor. savaş ile ilgili yapılan tahminler buna neden oluyor. 1930'da ise bariz bir yükselme var. bunun sebebi astrolojinin günümüzde de hala popüler olmasını sağlayan bir olay. bir londra gazesi 1930'da doğan prenses margaret'in doğumuyla ilgili tahminde bulunması için naylor adında bir astrologa bir köşe ayırmıştı. naylor, margeret yedi yaşına geldiğinde kraliyet ailesi için inanılmaz öneme sahip olayların vuku bulacağını öngörmüştü. ve haklı çıktı... 7 yaşına basmadan hemen önce amcası tahtı babasına bıraktı. böylelikle ablası elizabeth tahtın varisi oldu. bu esrarengiz tahminin ardından. gazete astrolog naylor'a bir köşe verdi. o da daha geniş kitlelere hitap edebilmek için, güneş burçlarına göre sıradan okuyuculara yönelik horoskoplar yazdı. bu fikir diğer gazeteler tarafından da benimsendi. bir astrolog'un doğru tahmini yüzünden hala gazetelerde astroloji tahminleri okuyoruz.

    grafik ikinci dünya savaşının oldugu dönem ve sonrasında biraz düşüşe geçiyor. sonrasında tekrar artıyor. vietnam savaşından sonra dramatik bir düşüş yaşıyor ve bir daha eski popülaritesine ulaşamıyor.

    peki astroloji bilim midir? astroloji, genel olarak gökyüzünde anlam arayışıdır. astroloji doğduğunuz andaki takım yıldızların ve gezegenlerin diziliminin insan karakteri ve kaderinde etkili olduğunu iddia eder. peki bilim nedir? fiziki ve doğal evrenin yapısının ve hareketlerinin deneyler ve gözlemlerle sistemik bir şekilde incelemesini kapsayan çalışmalar bütünüdür. bilimde aslolan deneydir. hipotezler denenir, eğer sonuçlar tutarlılık arz ediyorsa bu iddia bilimsel bir geçerlilik kazanır. astroloji için sıfır hipotezi astrologların tahminlerinin rastgele yapılan tahminlerden daha iyi olmayacağıdır. ve bilim astrolojiyi de denemiş tabii ki...

    shawn carlson' ın tasarladığı çift kör çalışmada yüksek saygınlığa sahip avrupa ve amerika'dan gelen 28 astroloğun tahminlerini sınandı. çalışma 100 den fazla katılımcının doğum haritalarını california psychological inventory nin hazırladıgı psikolojik profillerle eşleştirdiler. astrolojik otoriteler tarafından da test adil olarak tanımlandı.
    test sonuçları son derece saygın bir dergi olan nature'de yayınlandı. çalışma astrologların doğum haritalarını karşılık gelen kişilik tesleriyle şans eserinden daha iyi eşleştiremediklerini ortaya koymuştur. üstelik astrologlar yüksek özgüvene sahip oldugu tahminlerde bile doğru tahminlerde bulunamadılar. a double blind test of astrology

    barnum effect denilen başka bir deney daha var. üniversitede yapılan deneyde hoca öğrencilere bir metin dağıtıyor metinde ise "diğer insanların sizi beğenmesine ve takdir etmesine ihtiyacınız var, kendinizi eleştirme eğiliminiz var, büyük avantaja dönüştürebileceğiniz kullanmadığınız bir kapasiteniz var, telefi edebileceğiniz kişilik zayıflıklarınız var, zaman zaman doğru kadar verdiğinize ve doğru olanı yaptığınıza dair ciddi şüpheleriniz oluşuyor, bazen dışadönük, hoşgörülü, sosyal diğer zamanlarda ise içedönük ihtiyatlı ve çekingensiniz" gibi yuvarlak cümleler bulunmakta. ve öğrencilere bu deneyi kendilerini ne kadar anlattığına dair 5 üzerinden oylamasını istiyor. ortalama 4.30 çıkıyor. testten sonra bütün öğrencilere testten sonra bir astroloji kitabından alınan bir taslağı verdiğini söylüyor. herkes aynı yazıyı okuyup değerlendirmesine rağmen yüksek oranda kendilerine uyduğunu düşünüyorlardı. astroloji ve falcıların yaptığı şey budur zaten. yuvarlak cümlelerle herkeste olabilecek sorunları ve karakter özelliklerini sıralarlar. belli bir zaman sonra nüfuz altına aldıkları kişiler zaten ne söylesene sorgulamadan inanmaya başlayacaktır...

    peki neden astrolojiye inanırız? insanların spiritüel ve olağan dışı güçlere inanma eğilimi var. mitolojilerdeki tanrılara baktığınızda çoğu doğa olayıyla ilgilidir. helios güneş tanrısı, aiolos rüzgar tanrısı, artemis ay tanrıçası, poseidon deprem tanrıçası. bir çok batıl inançta olduğu gibi batı astrolojinin ardındaki hikayenin bir çoğu yunan mitolojisine dayanmaktadır.

    insan yüzyıllar boyunca mantıkla açıklayamadığı güçlere anlam yüklemeye çalışmış. ve bu eğilim hala devam ediyor. bir şekilde süre gelen batıl inançlar günümüze kadar gelmiş. gerek sinemada gerek anlatılan hikayelerde bu fantastik fenomenler oldukça ilgimizi çekiyor.

    kimlerin daha çok astrolojiye inandığı ile ilgili yapılan bir çalışmada. hayatlarında kişisel kriz yaşayanların astoloji ile daha çok ilgilendiğini bulmuşlar. ayrıca çevrelerindeki belirsizlik arttıkça astrolojiye ilgileri artmış. hayatlarının kontrolünü daha az elinde hisseden kişiler astolojiye inanmaya daha yatkın. astrology and personal crisis

    eğer beyaz atlı prensinizle tanışmamışsanız, onun geleceğini birinin söylemesine ihtiyaç duyarsınız, ona inanır, onu yüceltir ve hayatınızın merkezine koyarsınız. tıpkı dinlerin cenneti vaad ettiği gibi...

    tarkovsky nostalghia'da sorar "neden sadece kadınlar dua eder?" bilindiği gibi kadınlar astroloji ve onun gibi inançlarla daha çok ilgileniyor. bunun bir kaç sebebi olduğu düşünülüyor. birincisi eğitim. kadınlar erkeklere göre daha az eğitimliler fakat bu fark oldukça azalmasına rağmen inanç konusundaki eşitsizlikte bir değişim yaşanmadı. eğitim sebeplerden biri olsa da belirleyici bir sebep gibi görünmüyor. kadınların daha gelenekselci olmalarının sebeplerinden biri de doğada kadınların daha savunmasız olması olabilir. gelenekler ve kurallar güçsüz olanı korur. o yüzden kadınlar bu kurallara daha bağlıdır.
    hormonel sebeplerden ötürü kadınlar daha itaatkar ve uysal oldukları için otoritenin gücünü kabul etmeye daha yatkındırlar. erkek testosteron sebebiyle daha asi, otoriteye boyun eğmeyen ve materyalist olmaya daha eğilimlidir. maskülen kadınlar, feminen kadınlara göre daha az dindar bulunmuş. gender and religion

    hiçbir iş görüşmesinde burcunuz ne diye sorulmaz. neden? çünkü bir tutarlılığı yok. insanların karakterleri hakkında en ufak bir şey anlatmıyor. eğer bir tutarlılık görülseydi sineğin yağını hesaplayan kurumsal firmalar bunu iş dünyası kullanırdı ve burcunuza göre bir mesleğiniz olurdu. insanlar kendi burçlarının karakter özelliklerini okuyup barnum etkisiyle spesifik olmayan ve herkeste az çok bulunan bu özellikleri kendileriyle özdeşleştiriyorlar. hatta burç özelliklerini taklit etmeye başlıyorlar.

    carl sagan şöyle demiş; "mars'ın ışıklarının ulaşamayacağı kapalı bir odada doğdum. mars beni sadece kütle çekimi ile etkileyebilirdi ama doğum kontrolünün çekim kuvveti mars'ınkinden daha büyük olmayacak mıydı? mars çok büyüktü fakat doğum doktoru çok daha yakındı..."

    bir kişiyi tanımak istiyorsanız ne yaptığına bakın, hangi kitapları okuduğunu, sanatın hangi dallarıyla ilgilendiğini, dünya görüşünü, hobilerini, fikirlerini sorun. burcunu değil... astroloji, karanlık çağların mistisizmin gölgesinden kurtulamamış ilkel bir sınıflandırmadır. bir gruba ait olma tatmininden başka bir şey degildir.
9079 entry daha