şükela:  tümü | bugün
405 entry daha
  • bi dönem midyecilere midye toplamış,
    bi üniversitede akademisyenlerin midye ve kirlilik üzerine yaptığı araştırmalara katılıp onlara örnek sağlayıp, analizini yapmış biri olarak söylüyorum:

    her midyecinin midyesi yenmez.

    midyeler bulundukları yere göre boy atarlar. aranızda dalış yapanlar biliyordur, bi kayalığın güneye bakan cephesindeki midyeler ile kuzeye bakan cephesindeki midyeler arasında 3 hatta 4 kat boy farkı olabiliyor. bunun sebebi süzüntü miktarıdır. çok fazla akıntının olduğu bölgelerde süzüntü fazla olacağından midyeler boylanır poslanır. ve bi o kadar süzer..

    midyeler denizin çöpçüleri gibidir. sudan süzdükleri besin ve moleküler çaptaki ürünleri bünyelerine alır. bazısını atar, bazısını atamaz. atamadığı şeyler ise ağır metallerdir. aslında bakarsanız ağır metalleri hiç bi canlı bünyesinden atamıyor. bu nedenle yaşamını bişeyleri filtreleyerek geçiren canlıları yememenizi tavsiye ederim.

    malumunuz denizlerimiz kirli.. özellikle liman bölgeleri. bu bölgelerden toplanan ve akıntıya bolca maruz kalmış midyeler boyut olarak fazladır. bunların bünyesinde çok fazla ağır metal birikir. yani ister temiz olsun ister kirli, büyük midyeleri tüketmeyin. çok fazla süzmüş, çok fazla biriktirmiştir..

    birde ekleme yapayım. genelde midyeleri çay yada nehirlerin denize açıldığı yerlerden, liman bölgelerinden toplarlar. özellikle marmarada deniz kirli olduğundan bolca midye bulursunuz. zaten midye kirli suyu sever. filtrasyon yeteneği gereği..
    dolayısıyla midyecilik biraz pis bi meseledir. ve kesinlikle denetlenmiyor. 2011 yılında bize çuval ile çıkartıp gelin, çuval başına size günümüz parası ile 500 tl veririz diyorlardı. kim olduğunuz nerden, nasıl topladığınız önemli değildi.. halen öyledir.. bunları merdiven altı gibi yerlerde pişirip hazırlayıp tepsilerle köşe başlarına dağıtıyorlardı. baya baya ciddi paralar dönüyordu bu işte. hatta mafyamsı aileler vardı. onlara ait köşeler mevcuttu ve başkası gittiğinde silah ile tehdit edip, gerekirse yaralama ile göz dağı verirlerdi. yani piyasanın üretici kalitesi çok kötü anlayacağınız..

    bana kalırsa köşede takılan torbacıdan dönme midyecilerden midye almayın. markası adı yada bişeyi olsun yani. midyeci ahmetin çiftliği var. çanakkalede gelibolunun iç taraflarında. çiftliğinin yerini biliyorum, nispeten diğer bölgelere göre daha güvenilir bi yer. ve merdiven altı üretim yapmıyor. ve mafyatik biride değil.

    gerisi sizin büyük midye tüketip tüketmemenize kalmış. ben uyarımı yaptım. küçük midye tüketin. bilinçli tüketin.

    he birde, bu köşebaşı midyecileri lağım ağızlarından bile midye toplayıp satıyor. haberiniz olsun. markalaşmış adamlar daha güvenli ben diyim.

    *merak edenler için:
    o dönem okul ile yaptığımız analize göre hocalar: büyük midyelerin kesinlikle tüketilmemesi, küçük midyelerin de minimal seviyede tüketilmesi gerektiği sonucuna varmıştı. ve midyelerin liman bölgesinden değil açık sulardan ve kayalıklarında belli cephelerinden toplanılması gerektiği, sektörün denetlenmesi ve insan sağlığını tehdit edici şeylerin yapıldığı dile getirilmişti.
    sonra kimse bi tarafına takmadı tabi. yerel gazetede "yemeyin, öldürüyor" gibi haber çıkınca da bu sefer hiç kimse sikine takmadı. gazetecilerde bi tuhaf. biz öldürüyor mu dedik pezevenk.
157 entry daha