şükela:  tümü | bugün soru sor
1572 entry daha
  • bazı entryleri beni güldüren insanlardır; "yaşayabilir yani ne var, bak 3 aydır sevgilim yok ama keşke olsaydı beee :(" asgfhsfga
    sanırım buraya yazanların çoğu isteyerek sevgililik kurumuna müracaat etmeyenler değil, baya bildiğin isteyip de sevgili bulamayanlar. üzücü.

    ilk ciddi sevgililik deneyimim lise hayatım bittikten birkaç yıl sonra oldu ve hepsini toplarsak yaklaşık 3 yıl sürdü. duygusal hayatımızı 15 yaşından itibaren başlatacak olursak; sevgilisiz geçirdiğim dönem, sevgilili geçirdiğim dönemin 3 katı. bu durumda apwbd kaç yaşındadır? ashfgsdg
    neyse, bunun bir sürü sebebi var tabii. ergenken benden hoşlanan insanlardan soğuyordum, hiç olmayacak kişilere aşık olduğumu falan iddia ediyordum, normal arkadaşlarım vardı ancak beraber aktivite yapmaktan çok, tek başıma takılmayı seviyordum, kimse peşime takılmasın diye sinemaya ya da kütüphaneye gideceğim zaman söylemiyordum. yakın arkadaşımın olması bile beni boğmaya başlamışken, baya bildiğin sıkıldığım için sınıfta sıramı yakın arkadaşlarımdan ayırmışken, bir sevgiliye sahip olma düşüncesi, bana, kişisel alanıma tecavüz edilmesine izin verecekmişim gibi hissettiriyordu.

    ergenlikle olgunluk arasındaki geçiş döneminde yaşadığım sevgililik tecrübeleri güzeldi, en olması gereken zamanlarda olduğunu düşünüyorum.
    şimdi ise, biriyle sevgili olma fikrine inanılmaz uzak hissediyorum. yaş gereği, artık sevgili olunca her şey daha ciddi olacak, belki aileler işin içine girecek, adam "çocuk mu yapsak acaba?" demeye başlayacak. biriyle bir şeyler paylaşmak, hayatında sana destek olacak birinin olması güzel şeyler ancak sevgililiğin ve çift olmanın toplumda abartılmış bir balon olduğunu düşünüyorum.
    aile, toplumun birliği ve devamlılığı için gerekli bir kurum olabilir, o sebeple evliliği bunun içine katmıyorum, onun dinamikleri biraz daha farklı ama bu sevgililik, nasıl ki fakirin en büyük eğlencesi seks ve üremekse, düşük-orta iq'nun da en büyük varoluş amacı sanki. adam/kadın, birkaç ay sevgilisiz yaşamasını fazla görüyor ve sanki büyük bir şey başarmış gibi yazıyor.

    "zaten değersiz bir oluşumum, hiçbir işe yaradığım da yok, bari birinin sevgilisi olayım da herhangi bir sebeple önem kazanmış olayım." düşüncesi de etkilidir belki. 8 milyar insanın olduğu bir dünyada her insanın işe yaraması çok zor. burada önemli nokta; var olanların bunu kabullenebilmesi. mesela ben, pek bi işe yaramayan sıradan bir insan olduğum gerçeğiyle barışığım.
    "babasının prensesi, kocasının kraliçesi ve paşasının annesi" olma ihtiyacı hissetmiyorum. kendimi, herhangi bir şeyin bir şeyi olmakla tanımlamıyorum. evrendeki yıldızları oluşturan atomlardan oluşuyor olmak gayet yeterli benim için.
    yine nereden nereye geldim anlamadım ama hayatta bir insana ya da bir topluluğa bağlanma ihtiyacı duyan insanların bu güdülerinin temelinde, kendilerine verdikleri gereksiz önem olduğunu düşünüyorum.
    mesela dindarlar, yaratıcıya inanmayanların kibirli olduğunu söylerler oysa asıl kibirli olan kendileridir çünkü o, dünya üzerindeki herhangi bir hayvanla akraba olamaz, onun atomlarının aynısı, kıytırık bir taş kütlesinin içinde olamaz, onu, olsa olsa, her şeye gücü yeten bir yaratıcı yaratmıştır ve o her şeye gücü yeten muhteşem yaratıcının tek derdi, bu kişinin kendisine inanıp inanmıyor olmasıdır. yine hayret ettim bakın.

    sonuç olarak; sevgilisiz yaşanabilir ashfsgd
110 entry daha