şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
23628 entry daha
  • almanya'nın adım adım birleşmesi

    lise tarih derslerinde "birleşmesi geç sağlandı," denilerek özet geçilen bu birleşme, meşakatli bir sürece yayılmıştır.
    resmi olarak almanya'nın birleşmesi ile siyasi ve idari olarak birleşik bir ulus devletin ortaya çıkması 18 ocak 1871'de fransa'daki versay sarayı'nın aynalar galerisi'nde gerçekleşti. fransa-prusya savaşı sonrası fransızların silah bırakmasının ardından, alman devletlerinin prensleri, prusyalı i. wilhelm'i alman imparatoru ilan etmek için bir araya geldi. pratikte, almanca konuşan halkların çoğunluğunun birleşik bir devlet altında toplanması, resmi ve soylu yöneticiler arasındaki gayri resmi ittifaklar sayesinde bir süredir düzensiz olarak gelişmekteydi. ancak birleşme fikirleri, tarafların kendi çıkarları yüzünden kutsal roma cermen imparatorluğu'nun 1806'da dağılması ve napolyon savaşları'nın gerçekleşmesi üzerine kuvvetlenen milliyetçilik hareketlerine kadar neredeyse yüz yıl gecikerek aristokratik bir deneme olmaktan öteye gidemedi.

    yeni ulusun din, dil, sosyal ve kültürel açılardan çeşitli radikal değişimlere uğramasına sebep olan birleşme ise 1871 tarihinin, geniş çaplı birleşme sürecinin sadece küçük bir parçası olduğu izlenimi vermektedir. kutsal roma cermen imparatoru sık sık "tüm almanların imparatoru" olarak anılmakta ve soylu sınıf üyelerine "alman prensleri" ya da "almanya'nın prensleri" denilmekteydi.

    500'den fazla bağımsız devlet barındıran kutsal roma cermen imparatorluğu, imparator ii. franz, üçüncü koalisyon savaşı sırasında 6 ağustos 1806 tarihinde tahttan çekildiğinde fiilen sona erdi. imparatorluğun çöküşüyle gelen yasal, idari ve siyasi karmaşaya rağmen, eski imparatorluğun almanca konuşulan bölgelerindeki halkın dil, kültür ve hukuki gelenekler konularındaki ortak noktaları fransız devrim savaşları ve napolyon savaşları sırasında paylaşılan tecrübelerle daha da kuvvetlendi. hanedan ve mutlakiyete meydan okuyan avrupa liberalizmi, birleşme için zihinsel bir temel oluşturdu. alman liberalizmi ise bunun dışında bir coğrafi bölgedeki halkın gelenek, eğitim ve dil konularında birleşmesinin önemini vurguladı. ekonomik açıdan, prusya'nın gümrük birliği olan zollverein'in oluşturulması ve ardından alman konfederasyonu'ndaki diğer devletleri de içerecek şekilde genişlemesi devletler arasındaki ve içindeki rekabeti azalttı. yeni ortaya çıkan ulaşım imkanları iş ve eğlence seyahatlerini kolaylaştırarak orta avrupa'ya yayılmış almanca konuşan halkların birbiri ile iletişim içinde bulunmasını kolaylaştırdı.

    1814-1815 napolyon savaşları sonrasındaki viyana kongresi'nin sonucu olarak ortaya çıkan etki alanı diplomatik modeli, orta avrupa'daki avusturya egemenliğini güçlendirdi. fakat, viyana'daki arabulucular, prusya'nın alman devletleri arasında ve içinde artan gücünü hesaba katmayarak prusya'nın, alman devletleri içinde avusturya ile liderlik mücadelesine girebileceğini öngöremediler. bu alman ikiliği birleşme sorununa iki farklı çözüm getirdi: kleindeutsche lösung, küçük almanya çözümü* ya da grossdeutsche lösung, büyük almanya çözümü*.

    tarihçiler, prusya başbakanı otto von bismarck'ın 1866'daki kuzey almanya konfederasyonu'nu, geri kalan bağımsız alman devletlerini de içerecek bir şekilde genişletmek için baştan beri bir planının mı olduğu yoksa sadece prusya krallığı'nın gücünü genişletmek amacında mı olduğu konusunda anlaşamamıştır. 19. yüzyılda bismarck'ın realpolitik'inin gücüne ek olarak bazı dış etkenlerin de erken dönem modern devletlerinin siyasi, ekonomik, askeri ve diplomatik ilişkilerini yeniden düzenlemesine neden olduğu sonucuna varmışlardır. danimarka ve fransız milliyetçiliğine tepkiler, dikkatleri alman birleşmesiyle ilgili ifadelere çekti. üç bölgesel savaşta kazanılan askeri zaferler -özellikle prusya'nın kazandıkları- politikacıların birleşmeyi desteklemek için kullanabilecekleri bir coşku ve gurur kaynağı oldu. bu tecrübe napolyon savaşları'nda özellikle de 1813-1814'teki altıncı koalisyon savaşı'ndaki iki yönlü başarıyı yansıtıyordu. avusturyasız bir almanya'nın kurulmasıyla, 1871 yılındaki siyasi ve idari birleşme, en azından ikilik sorunu çözdü.

    zaman çizelgesiyle kısa özet
    1804: kendini fransız imparatoru ilan eden napoleon bonaparte, ren'in doğusundaki alman devletlerini ele geçirmeye başladı.
    1805: napoleon, alman devletlerini ren konfederasyonu adıyla fransa'nın uydu devletleri olarak gruplandırdı.
    1806: kutsal roma cermen imparatorluğu dağıldı. kral ii. franz, yeni avusturya imparatoru unvanını aldı.
    1815: napoleon'un yenilmesinden sonra toplanan viyana kongresi, alman devletlerini avusturya imparatorluğu liderliğinde tekrar alman konfederasyonu'na dahil etti.
    1819: karlsbad kararnamesi, gelişen pan-cermen hareketlerini bir alman devleti kurulması olasılığına karşı bastırdı. ancak prusya krallığı diğer konfederasyon devletleriyle gümrük birliği başlattı.
    1834: prusya liderliğindeki gümrük birliği, avusturya imparatorluğu hariç tüm konfederasyon devletlerini kapsayan zollverein'a dönüştü.
    1848: berlin, dresden ve frankfurt dahil olmak üzere alman konfederasyonu'nun pek çok yerinde isyanlar patlak verdi. konfederasyon, prusya kralı iv. friedrich wilhelm'i anayasa ilan etmesi için zorladı. bu arada 1848'de frankfurt meclisi kuruldu ve almanya'yı birleştirmeye çalıştı; ancak bu iv. wilhelm tarafından reddedildi. bunun üzerine kleindeutsch çözümü ve grossdeutsch çözümü ortaya çıktı.
    1861: i. wilhelm, prusya kralı oldu ve daha sonra otto von bismarck'ı şansölye olarak atadı. bismarck, kan ve demir politikasını oluşturdu.

    1806 öncesinde, almanca konuşan orta avrupa, çoğu kutsal roma cermen imparatorluğu'nun bir parçası olan ya da habsburg hanedanı'na bağlı 300'den fazla siyasi otorite içeriyordu. bu bölgeler küçük topraklardan, hohenlohe prensliği gibi karmaşık bölgelere ve bavyera krallığı, prusya krallığı gibi sınırları tanımlanmış yönetimlere kadar değişiklik gösteriyordu. bunların yönetim şekilleri de değişiklik gösteriyordu: güçlü augsburg ve küçük weil der stadt gibi özgür imparatorluk şehirlerini, zengin reichenau manastırı ve güçlü köln başpiskoposluğu gibi dini bölgeleri ve württemberg dükalığı gibi hanedan devletlerini kapsıyordu. bu bölgeler (ya da bazı parçaları - hem habsburg hem de hohenzollern'in imparatorluk dışındaki bölgelerde de toprakları bulunuyordu) kutsal roma cermen imparatorluğu'nun o zamanlar 1.000'den fazla yönetim içeren topraklarını oluşturuyordu. 15. yüzyıldan beri imparatorluğun elektörleri, birkaç istisna dışında, kutsal roma cermen imparatoru olarak art arda habsburg hanedanı'na mensup kişileri seçtiler. kutsal roma cermen imparatorluğu idari ve yasal mekanizmaları, almanca konuşulan devletler içinde, köylüler ve toprak sahipleri ile farklı yargı mekanizmaları arasındaki anlaşmazlıkların çözüldüğü bir yerdi. imparatorluk çemberleri* örgütlenmesi ile devlet grupları kaynaklarını birleştirdi ve aralarında ekonomik işbirliği, askeri koruma gibi bölgesel ve örgütsel çıkarlar oluşturdular.

    ikinci koalisyon savaşı, imparatorluk ve müttefik kuvvetlerinin napoleon bonaparte tarafından mağlup edilmesiyle sonuçlandı; lunéville, amiens antlaşmaları ve 1803 ilhakı ile kutsal roma cermen imparatorluğu topraklarının büyük bölümü hanedan devletlerine devredildi; seküler kilise arazileri ve imparatorluk şehirlerinin büyük bölümü siyasi ve yasal sahneden uzaklaştı, bu bölgelerde yaşayan halk yeni düklere ve krallara bağlandı. bu devirde özellikle württemberg ve baden topraklarını genişletti. 1806'da prusya'nın işgali ve prusya ile rusya'nın jena-auerstedt muharebesi'ndeki yenilgileri sonrası napoleon, imparatorluğu pressburg barışı'nı kabul etmeye zorladı. bu antlaşma ile imparator kutsal roma cermen imparatorluğu'nu sona erdirmiş oldu.

    napoleon sistemi altında alman milliyetçiliğinin yükselişi
    fransa imparatorluğu hegemonyası altında*, yeniden yapılanan alman devletleri arasında alman milliyetçiliği daha da yükseldi. fransız egemenliğine rağmen, ortak geçmişe dayanarak almanya'nın tek bir devlet olarak tanımlanması için çeşitli gerekçeler sunulmuştur. alman filozof johann gottlieb fichte'e göre;

    "devletlerin ilk, orijinal ve gerçek doğal sınırları şüphesiz iç sınırlardır. aynı dili konuşan insanlar, henüz insan sanatları ortaya çıkmadan önce, doğa tarafından görünmez ve güçlü bağlarla birbirine bağlanmıştır; birbirlerini anlarlar ve birbirlerini gittikçe daha da iyi anlamaya devam etme gücüne sahiptirler; birbirlerine aittirler, tektirler ve ayrılmaz bir bütündürler."

    ortak bir dil, bir ulusun temeli olarak görülebilir fakat, çağdaş ondokuzuncu yüzyıl almanyası tarihçileri bu yüzlerce insanın bir araya gelmesinin sebeplerinin dil benzerliğinden ibaret olmadığını belirtmişlerdir. fransız hegemonyası altındaki yıllarda almanca konuşulan orta avrupa tecrübesi, fransız işgalcileri kovarak tekrar kendi topraklarının kontrolünü ele geçirme fikrini güçlendirdi. napoleon'un polonya seferi, zorlu yarımada savaşı ve felaketle sonuçlanan rusya seferi sonrası almanların gözü açıldı. napolyon'un kıta ablukası sistemi orta avrupa'nın ekonomisini çöküntüye uğrattı. rusya'nın işgali alman topraklarından 125.000'e yakın asker içeriyordu. bu ordunun kaybedilmesi, yüksek ve alçak kademelerden birçok alman'ı napoleonsuz bir orta avrupa planı için cesaretlendirdi. lützowsches ve freikorps gibi öğrencilerin oluşturduğu birlikler bu eğilimin örnekleridir.

    rusya'da yaşanan fiyasko, alman prenslerinin fransa'ya bağlılığının zayıflamasına sebep oldu. 1813'te napoleon, alman devletlerini tekrar fransız yörüngesine almak için bir sefer düzenledi; ardından gelen altıncı koalisyon savaşı, uluslar muharebesi olarak da bilinen leipzig muharebesi ile sonuçlandı. ekim 1813'te 500.000'den fazla savaşçı, üç günden fazla süren bu muharebeye katıldı. savaş, 19. yüzyılda avrupa'daki en büyük kara savaşı olarak tarihe geçti ve avusturya, isveç, prusya, rusya ve saksonya'dan oluşan altıncı koalisyon'un zaferi ve fransız güçlerinin ren nehri batısına çekilmesiyle sonuçlandı. zafer, koalisyon kuvvetlerine napoleon'u ren'in diğer yanına sürmek için cesaret verdi. napoleon'un ordusu dağıldı ve devleti yıkıldı. galip koalisyon, napoleon'u elbe'da sıkıştırdı. napoleon'un yüz gün olarak bilinen toparlanma süreci sırasında arthur wellesley komutasındaki anglo destekli yedinci koalisyon kuvvetleri ve gebhard von blücher komutasındaki prusya ordusu, waterloo muharebesi'nde zafer kazandı. blücher'in askerleri, özellikle ligny'de geri çekilmek zorunda kaldıktan bir gün sonra savaşın seyrini fransızlar aleyhine çevirme konusunda önemli bir rol oynadı. 18 haziran'da prusyalı süvariler mağlup fransızları takip ederek zaferi kesinleştirdiler. almanlar açısından waterloo'da blücher'in askerlerinin yaptıkları, leipzig'deki azim, coşku ve gururun tekrar yaşanmasına sebep oldu. bu yorum, on dokuzuncu yüzyıl prusya sonrası milliyetçi tarihçileri tarafından borussia mitinin yapı taşı olarak açıklanmıştır.

    orta avrupa'nın yeniden yapılanması ve alman ikiliğinin yükselişi
    napoleon'un mağlubiyetinin ardından viyana kongresi, avrupa'ya güç dengesine dayalı yeni bir siyasi diplomatik sistem getirdi. sistem avrupa'yı, bazı durumlarda italyanlar ve almanlar gibi milletlerin tutkularını bastırarak, etki alanlarına göre yeniden düzenledi. genellikle, genişlemiş prusya ve 1803'te birleştirilen bölgelerdeki 38 diğer devlet, avusturya imparatorluğu'nun etki alanı altında birleşmişti. kongre, avusturya tarafından yönetilen ve frankfurt am main şehrinde toplanan bir federe diyet** bulunduran esnek bir alman konfederasyonu kurdu. habsburgların imparatorluk içindeki geleneksel durumu göz önünde alındığında, avusturya imparatorları meclisin sadece kağıt üzerinde başkanları oldu. yerleşik avusturya egemenliği, prusya'nın imparatorluk siyasetinde 18. yüzyıldaki varlığını hesaba katmadı. brandenburg elektörü bu yüzyılın başında kendini prusya'da kral ilan ettiğinden beri toprakları, savaşlar ve miraslarla genişledi. prusya'nın takviyeli gücü avusturya veraset savaşı ve ii. friedrich yönetimindeki yedi yıl savaşı'nda iyice fark edilir hale geldi. maria theresa ve ii. joseph kutsal roma cermen imparatorluğu içinde habsburg egemenliğini tekrar kurmaya çalışsalar da ii. friedrich 1785 yılında fürstenbund* ile karşılarına çıktı. avusturya-prusya ikiliğinin kökleri eski imparatorluk siyasetine dayanır. güç için oynanan oyunlar bavyera veraset savaşı ya da halk arasındaki adıyla patates savaşı'nda iyice ortaya çıkmıştır. kutsal roma cermen imparatorluğu'nun çöküşünden sonra bile bu rekabet 19. yüzyıldaki milliyetçi hareketlere ilham kaynağı olmayı sürdürmüştür.

    yeniden yapılanmanın sorunları
    diyet adlandırmasına rağmen, bu kurum yaygın bir şekilde seçimle gelmiş temsilcilerden oluşmuyordu. devletlerin çoğunun bir anayasası yoktu, baden büyük dükalığı gibi anayasası olanların ise seçme hakkıyla ilgili çok katı sınırlamaları vardı. öyle ki oy verenler sadece erkek nüfusunun küçük bir kısmıydı. ayrıca, bu pratik olmayan çözüm, prusya'nın yeni durumunu da yansıtmıyordu. prusya ordusu 1806'da jena-auerstedt muharebesi'nde büyük bir yenilgiye uğramış olsa da, waterloo'da dikkat çekici bir geri dönüş yapmıştı. bunun sonucunda prusyalı liderler alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.
    almanların napoleon dönemindeki tecrübeleriyle canlanan ve liberalizmle birlikte yükselen alman milliyetçiliği, alman devletleri arasındaki siyasi, sosyal ve kültürel ilişkilerin seyrini değiştirdi. burschenschaft öğrenci örgütleri ve ekim 1817'de wartburg kalesi'ndeki gibi gösteriler, orta avrupa'daki almanca konuşanların içindeki birlik duygusunu körükledi. altıncı koalisyon savaşı sırasında verilen sözler, yönetimde geniş bir halk iradesi katılımı beklentisi yaratsa da barış sonrası yerine getirilmediler. öğrenci örgütlerinin galeyanı, klemens von metternich gibi muhafazakar liderleri milliyetçilik duygusunun yükselişi hakkında korkuya sevk etti. alman oyun yazarı august von kotzebue'nin mart 1819'da birleşme isteyen radikal bir öğrenci tarafından öldürülmesinin ardından 20 eylül 1819'da milliyetçi hareketin liderlerini kısıtlayan karlsbad kararnamesi yayınlandı

    metternich, yükselen milliyetçi ve liberal hareketleri daha da kısıtlayacak kararlar alarak suikast sonrası muhtemel muhafazakar tepkileri önledi. bu kararlar, burschenschaften örgütlenmesinin yer altına çekilmesine sebep oldu. milliyetçi yayınların dağıtılması yasaklandı, basına sansür genişletildi ve üniversitelerde profesörlerin milliyetçi tartışmaları cesaretlendirecek konuşmalar yapmaları yasaklandı. bu kararlar johann joseph von görres'in teutschland und die revolution* isimli kitapçığında konu edildi. görres, kamuoyunun ifade özgürlüğünün gerici önlemlerle baskılanmasının imkansız ve sakıncalı olduğunu söylemiştir.

    ekonomik işbirliği: gümrük birliği
    alman devletlerinin birleşmesinde anahtar rol oynayan bir başka kurum da ekonomik anlamda birlik duygusunun oluşmasını sağlayan zollverein'dı. fikir ilk olarak 1818 yılında prusyalı ekonomi bakanı hans von bülow tarafından gümrük birliği olarak ortaya atıldı. zollverein birçok prusya ve hohenzollern bölgesini birbirine bağlıyordu. sonraki otuz yıl içinde diğer alman devletleri de birliğe katıldı. birlik, alman devletleri arasındaki ekonomik sınırların kalkmasına yardımcı olmuş, hammaddelerin ve son ürünlerin bölgesel sınırlar arasında taşınmasını kolaylaştırarak bu ürünlerin alımı, taşınması ve satımının daha ucuz hale gelmesini sağlamıştır. bu durum çoğu rhineland'da yer alan yeni gelişmeye başlayan sanayi merkezlerinin yararına oldu.

    yollar ve demir yolları
    19. yüzyılın başlarında, alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu. yabancı ve yerli gezginler, eskiden hareketli orduların geçişini kolaylaştırılmak için kullanılmış heerstrassen yollarının durumundan çokça şikayet ediyorlardı. alman devletleri askeri kavşaklar olmaktan çıksa da, yollar iyileştirildi; prusya'daki sert yüzeyli yolların uzunluğu 1816'da 3.800 km iken, 1852 yılında bu uzunluk 16.600 km'ye çıktı. 1835'te heinrich von gagern yolların "politik vücudun atar ve toplardamarları" olduğunu yazdı. insanlar seyahat etmeye başladıkça, trenlerde, otellerde, restoranlarda diğerleriyle karşılaşmaya başladı. aynı zamanda su taşımacılığı da gelişti. ren nehri üzerindeki abluka, napoleon'un emriyle kaldırıldı, 1820'lerde buharlı motorlar, insanların akıntıya karşı kürek çekmek zorunda kaldığı daha ilkel gemileri ulaşımdan kaldırdı. 1846 yılında 180 vapur, alman nehirlerini ve konstanz gölü'nü geçerek tuna, weser ve elbe nehirlerinden bir kanallar ağına doğru seyahat edebildi.

    bu ilerlemeler önemli olsa da, demir yolu kadar etkili değildi. alman ekonomist friedrich list demir yolları ve gümrük birliği'ne, birbirleri ile sıkı ilişkilerine gönderme yaparak, "siyam ikizleri" benzetmesi yaptı. ikinci imparatorluğun tarihçileri daha sonraları demir yollarını birleşmiş devletin ilk belirtisi olarak gösterdi. vatansever roman yazarı wilhelm raabe: "alman imparatorluğu, ilk demiryolunun yapılmasıyla kuruldu." yazdı. fakat, herkes bu gelişmeyi aynı şekilde karşılamadı. prusya kralı iii. friedrich wilhelm berlin'den potsdam'a birkaç saat daha hızlı gitmenin bir avantajını görmediğini söyledi ve metternich demir yolunu kullanmayı reddetti.

    alman topraklarında yolcu taşınan ilk hat olan bavyera-lüdwig demiryolu, 1835'te nürnberg ile fürth şehirlerini bağladı. 6 km uzunluğundaki yolda sadece gündüz ulaşım sağlanmasına rağmen, hat çok popüler oldu. üç yıl içinde, 141 km; 1840'a kadar 462 km ve 1860'a kadar 11.157 km demiryolu döşendi. ulusal bir başkent gibi coğrafi bir merkezi yönetim birimi olmayan demiryolları, bölgeler içindeki kasaba ve marketleri, büyük bölgeler içindeki küçük bölgeleri birbirine bağlayarak bir ağ oluşturdu. demiryolu yaygınlaştıkça, malları bu yolla taşımak ucuzlaştı: 1840'ta bir ton mal için kilometre başına 18 pfennig alınırken, 1870'te fiyat 5 pfennige düştü. demiryolunun etkileri çok çabuk görüldü. örneğin, hammaddeler ruhr bölgesi içinde boşaltma ve yükleme işlemi yapılmadan yukarı ve aşağı gönderilebiliyordu. demiryolları, ticari mallar için talep yaratarak ve alım-satımı kolaylaştırarak ekonomik hareketliliği arttırdı. 1850 yılında ülke içi karayolu ulaşımı ile demiryolunun 3 katı mal taşınırken, 1870 yılında durum tersine döndü ve demiryolları, karayolunun 4 katına çıktı. bazı uzak bölgelerdeki şehirlerin 1890'lara kadar demiryolu sistemine bağlanmamış olmasına rağmen, yüzyılın ortalarında nüfusun çoğunluğu ve üretim merkezleri demiryolu ile bağlanmıştı.

    coğrafya, vatanseverlik ve dil
    seyahat etmek daha kolay, hızlı ve ucuz hale geldikçe, almanlar dil haricinde de birlik içinde oldukları alanlar bulunduğunu fark ettiler. büyük bir sözlük hazırlayan grimm kardeşler, değişik bölgelerdeki kültürlerin paralelliğini ortaya koyan bir halk hikayeleri derlemesi de hazırladılar**. karl baedeker, orta avrupa'daki farklı şehirler ve bölgeler için kalacak yerler, görülecek mekanlar ile kaleler, savaş alanları, ünlü yapılar ve insanların kısa bir hikayesini içeren rehberler yazdı. bu rehberler aynı zamanda mesafeler, kaçınılması gereken yollar ve takip edilmesi gereken yürüyüş yollarını da içeriyordu.

    august heinrich hoffmann von fallersleben'in sözleri, alman halkının yalnızca dil bakımından değil, coğrafi anlamdaki birliğini de ortaya koydu. resmi olarak das lied der deutschen olarak adlandırılan deutschland, deutschland über alles marşında alman devletlerindeki güzelliklerden bahsederek alman halkının birleştirici karakterini fark etmesini sağlamıştır. max schneckenburger tarafından yazılan bir diğer vatansever şarkı die wacht am rhein* "almanlığı" sadece ortak dile indirgemekten çıkarmış, coğrafi alana da dikkat çekmiştir. schneckenburger bu şarkıyı fransızların, ren nehri'nin fransa'nın doğal doğu sınırı olduğu iddialarına karşılık olarak yazmıştır. 1807'de alexander von humboldt coğrafi etkinin ulusal karakteri yansıttığı iddiasına karşı geldi. aynı dönemlerde, fransa ve ispanya ile sık sık karşı karşıya gelinen rhineland bölgesindeki kaleler ve tarihi yerleşimleri korumak için bir hareket başladı.

    vormärz ve on dokuzuncu yüzyıl liberalizmi
    alman devletlerinde 1848 devrimleri öncesi avusturya ile prusya'daki polis devletler ve yoğun sansür dönemi, daha sonraları mart 1848 öncesini kasten, vormärz oncesi olarak bilinmeye başlamıştır. bu dönemde avrupa liberalizmi ivme kazanmış; ekonomik, sosyal ve politik meseleler gündeme getirilmiştir. vormärz'da avrupa liberallerinin çoğu milliyetçi ilkeler altında birleşme için çalışmış, kapitalizme geçişi desteklemiş, daha fazla erkeğe seçme hakkı verilmesini istemiştir. bu kişiler için radikallik erkekler için oy hakkı konusunda bulundukları konuma göre tanımlanmıştır: daha geniş oy hakkı talep edenler, daha radikal görülmüştür.

    hambach festivali: liberal milliyetçilik ve önemli muhafazakar tepkilere rağmen, birleşme fikri alman topraklarında yayılmaya devam etti. mayıs 1832'deki hambach festivali 30.000'den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşti. bir fuar olarak tanıtılan etkinliğin katılımcıları kardeşlik, özgürlük ve ulusal birliği kutladılar. katılımcılar yakındaki kasabada toplandı ve küçük hambach kasabası üzerindeki hambach kalesi yıkıntılarına yürüyüşe geçtiler. bayraklar taşıyarak, davullar çalarak ve şarkılar söyleyerek kaleye gelen insanlar, burada muhafazkardan radikale değişik fikirlerdeki milliyetçi konuşmacıları dinlediler. konuşmaların içeriği genel olarak 1830'lardaki alman milliyetçiliği ile temmuz devrimi'ndeki fransız milliyetçiliğinin farklarını içeriyordu: alman milliyetçiliği halkın eğitimine dayanıyordu; insanlar ihtiyaç olduğu şekilde eğitildikten sonra, başarılı olacaktı.

    1819'da yaptığı gibi, kotzebue suikastı sonrası, metternich, hambach'taki popüler gösteriyi tutucu sosyal politikasını desteklemek için kullandı. 28 haziran 1832'deki "altı madde", monarşik egemenlik ilkesini tekrar doğruladı. 5 temmuz'da, frankfurt diyeti, sansürü tekrar tekrar vurgulayan, siyasi organizasyonları kısıtlayan ve diğer umumi eylemleri yasaklayan 10 yeni maddeyi onayladı. üye devletler de karışıklık yaşanan yerlere askeri yardım yapma konusunda anlaştı. prens wrede, palatinate bölgesine zapt etmek için bavyera ordusunun yarısını buraya getirdi. bazı hambach konuşmacıları tutuklandı ve yargılanarak hapse atıldı. hukuk öğrencisi ve burschenschaft'ın gizli temsilcisi olan karl heinrich brüggemann da tutuklanarak prusya'ya gönderildi ve ölüme mahkum edildi, fakat sonradan affedildi.

    liberalizm ve ekonomik sorunlara tepkiler
    birçok başka etken de alman devletlerinde milliyetçiliğin yükselişini güçleştirdi. insani etkenler; alman konfederasyonu'nun avusturyalı ve prusyalı üyeleri arasındaki siyasi çekişmeler ve tüccarlar ile toprak sahipleri ve aristokratlar arasındaki sosyo-ekonomik çıkar çatışmalarıydı. doğal etkenler ise 1830'ların ve 1840'ların başlarındaki yaygın kuraklıklar ile 1840'lardaki gıda kriziydi. endüstrileşme ve üretimdeki değişimin sonucunda, köyler ve küçük kasabalardaki insanların hafta içi çalışmak için büyük şehirlere gidip hafta sonu geri dönmesi de güçlük çıkaran bir diğer etkendi.

    rutin hayatını yaşayan insanların ekonomik, sosyal ve kültürel olarak yaşadığı değişim, geçiş dönemindeki bir ekonominin zorluğu ve meteorolojik felaketlerin baskısı, orta avrupa'daki büyüyen sorunlara katkıda bulundu. patates hastalığının yayılması sonucu yaşanan büyük irlanda patates kıtlığı sonrası 1840'ların ortasında patlak veren gıda krizi ve birkaç mevsim devam eden kötü hava koşulları karşısında çoğu yönetimin çaresiz kalışı, bazılarını zengin ve güçlü kesimin kendi sorunlarıyla hiç ilgilenmediğini düşünmeye itti. yönetimdekiler, işçi sınıfı içinde büyüyen karışıklık, politik ve sosyal tahrikler ile entelejansiyanın hoşnutsuzluğundan endişelenmeye başladı. sansür, cezalar, hapis ya da sürgünler eleştirileri durdurmak için yeterli olmadı. dahası, avusturya'nın da, prusya'nın da muhtemel bir birleşme sonrası lider olmak istediği ve bunun için diğerini ne olursa olsun engellemeye çalışacağı gün geçtikçe daha görünür hale geldi.

    ilk birleşme girişimleri
    hem 1817'deki wartburg festivali hem de 1832'deki hambach festivali, birleşme konusunda kesin tanımlanmış bir programa sahip değildi. hambach'da, birçok konuşmacı birbirinden tamamen farklı gündemler hakkında konuşmuştu. birleşme fikri etrafında toplanmış olmalarına rağmen, bunun yöntemleri konusunda hiçbir özelleşmiş plan bulunmuyordu. fakat, belirsiz bir fikir halinde volk'ın gerektiği gibi eğitildiği takdirde kendi birleşmesini gerçekleştireceği düşünülmüştür. büyük konuşmalar, bayraklar, coşkulu öğrenciler sonuç olarak yeni bir politik, bürokratik ve idari vasıtaya dönüşemedi ve bunun sonucunda 1848 yılında milliyetçiler bu soruna bir çözüm arayışına girişti.

    1848 alman devrimleri ve frankfurt meclisi
    1848-49'daki yaygın alman devrimleri birleşmeyi ve tek bir alman anayasasını amaçlıyordu. devrimciler, birçok devlet yönetimine, özellikle de rhineland'da güçlü olanlara, anayasa taslağı hazırlama sorumluluğuna sahip bir meclis oluşturmak için baskı yaptılar. sol görüşlü devrimcilerin çoğu bu anayasanın erkeklere genel oy hakkı, kalıcı bir ulusal meclis ve en mantıklı aday görünen prusya kralı liderliğinde birleşmiş bir almanya sağlayacağını umuyordu. ortanın sağında yer alan devrimciler ise kendi devletlerinde daha geniş oy hakkı ve daha esnek bir birleşme bekliyordu. onların baskısı sonucu değişik niteliklerde çeşitli oylamalar yapıldı.

    27 mart 1849'da paulskirchenverfassung* frankfurt meclisi'nden geçti ve nisan 1849'da prusya kralı iv. friedrich wilhelm'e kaiser unvanı verilmesi teklif edildi. fakat, kendisi bunu çeşitli sebeplerle reddetti. açıklamasında, prensleri kastederek o anki devletlerin rızası olmadan tacı giyemeyeceğini söyledi. açıkça söylemediği diğer sebeplerse, diğer alman prenslerinin karşı çıkma ihtimali ve avusturya ile rusya'nın askeri müdahalesinden korkusudur. ayrıca, seçilmiş bir meclisten hükümdarlık unvanı alma fikrine de sıcak bakmamıştır.

    bağımsızlık ve liberallerin aşmaya çalıştığı siyasi katılımla ilgili sorunlara rağmen, frankfurt meclisi bir anayasa taslağı hazırlamayı başardı ve kleindeutsch çözümü üzerinde anlaşmaya vardı. frakfurt meclisi kısmen başarısız oldu: liberaller bekledikleri birleşme kararını aldıramazken, anayasal birçok konuya ve alman prensleriyle işbirliği içinde reformlara çözüm getirdiler.

    1848 ve frankfurt meclisi'nin geçmişe dönük analizi
    frankfurt meclisi'nin başarı ve başarısızlıkları alman tarihçileri arasında onyıllar süren tartışmalara neden oldu. 1918 sonrası ortaya çıkan ve ii. dünya savaşı sonrası ivme kazanan bir görüşe göre, frankfurt meclisi'ndeki alman liberallerin sözde başarısızlığı, burjuvazinin muhafazakarlarla, özellikle de prusyalı gayrimenkul sahibi junkerlerle ve daha sonra 20. yüzyılda almanya'nın sonderweg'iyle uzlaşmasına yol açtı. bu iddianın savunduğu 1848'de birleşme girişimlerinin başarısız olması, ulus devletin daha geç, 1871'de kurulmasıyla ve sonuç olarak olumlu ulusal değerlerin gelişmesinin gecikmesiyle sonuçlandı. iddia, 1848'deki bu başarısızlığın alman orta sınıfı içindeki gizli arzuları da ortaya çıkardığı; ve sonuç olarak bu grubun hiçbir zaman bilinçli bir modernizasyon programı ortaya çıkaramadığını da savunur.

    daha yakın zamandaki ayrıksıcı bilim adamları ise, almanya'nın gerçek bir sonderweg'e sahip olmadığını iddia ederek bu fikre karşı çıktı. bunun yerine, bu tarihçiler 1848'in liberal politikacılar tarafından belirli başarılar elde ettiğini iddia etti. bu politikacıların fikir ve programlarının çoğu daha sonraları bismarck'ın sosyal programlarına dahil edildi (örneğin, sosyal sigorta, eğitim programları ve daha geniş oy hakkı). ayrıca, benzersiz bir yol kavramı, başka bir ulusun yolunun (bu durum için britanya'nın) standart kabul edilmesine dayandırılmaktadır. bu yeni iddia, britanya modeli kavramlarını daha çok sorgular. britanya ve diğer normal ülkelerin ulusal gelişimi hakkında son zamanlarda yapılan çalışmalar, bu ülkelerde bile modern ulus gelişiminin eşit ya da özellikle erken gerçekleşmediğini, bunun 19. yüzyılın ortası ve sonlarında kullanılan bir kavram olduğunu öne sürmektedir. 1990'ların sonunda, bazı tarihçilerin sonderweg analizlerinin nasyonal sosyalizm dönemini anlamada yardımcı olduğunu düşünmelerine rağmen, son görüş kabul gördü.

    etki alanları sorunu: erfurt birliği ve olmütz antlaşması
    frankfurt meclisi feshedildikten sonra, general joseph von radowitz'in etkisinde kalan iv. friedrich, alman devletleri federasyonu erfurt birliği'nin kurulmasını destekledi. bu birlik alman prenslerinin özgür anlaşmalarıyla oluşturulmuştu ve avusturya'yı içermiyordu. prusya liderliğindeki bu sınırlı birlik, avusturya'nın diğer alman devletleri üzerindeki etkisini neredeyse yok etmişti. avusturya ve rusya'nın (rusya, avrupa etki alanlarını oluşturan 1815'teki anlaşmanın garantörüydü) diplomatik baskıları, prusya'yı, erfurt birliği katılımcılarıyla olomuts'daki küçük bir kasabada toplantı yapma fikrinden vazgeçirdi. kasım 1850'de prusyalılar, özellikle de radowitz ve friedrich wilhelm, alman konfederasyonu'nun avusturya liderliğinde tekrar kurulmasını kabul etti. olmütz antlaşması olarak bilinen bu karar, prusyalılar arasında olmütz aşağılanması olarak da bilinmektedir.

    küçük olaylar gibi görünse de, erfurt birliği planı ve olmütz antlaşması, alman devletlerinde etki alanları sorununu odak noktası haline getirdi. "birleşme için eğer ifadesi yerine, ne zaman?," ifadesi kullanılmaya başlandı ve ne zaman? sorusunun cevabı da güce bağlıydı. frankfurt meclisinin eski üyelerinden johann gustav droysen konuyu şu şekilde özetlemiştir:

    "alman sorununun, prusya ile avusturya arasındaki basit bir seçimden ibaret olduğu gerçeğini gizleyemeyiz. devletlerde, alman hayatının iyi ve kötü yönleri var; iyi olanlar, ulusal ve reformist isteklerken, kötü olanlar hanedanla ilgili ve yıkıcı. alman sorunu, anayasal bir sorundan çok güç sorunudur; ve avusturya'nınki olamazken, prusya monarşisi artık tamamen almandır."

    bu şartlar altında birleşme, temel bir diplomatik sorun haline geldi. alman birleşmesi 1815'te ortaya konan denge unsurlarını boşa çıkarıyordu. bu geleneğin mimarları olan metternich, castlereagh ve çar alexander (ve dışişleri bakanı karl nesselrode), dört büyük güç (büyük britanya, fransa, rusya ve avusturya) tarafından dengelenen ve güvence altına alınan bir avrupa planlamışlardı. her bir güç kendi etki alanlarına sahipti; fransa etki alanı, iberya yarımadasını içeriyordu ve italyan devletleriyle etkisini paylaşıyordu; rusya etki alanı, orta avrupa'nın doğu bölgeleri ve balkanlardaki dengeleyici etkiydi; avusturya etki alanı, orta avrupa'nın çoğu ve eski reich (kutsal roma cermen imparatorluğu) topraklarını kapsıyordu; britanya etki alanıysa, dünyanın geri kalanı, özellikle de denizlerdi.

    avrupa'daki etki alanları sistemi, alman ve italyan devletlerinin birleşmesine değil bölünmüş olmasına bağlıydı. sonuç olarak bir bayrak altında birleşen alman ulusu önemli soruları da beraberinde getiriyordu: almanlar kimdir? almanya neresidir?, aynı zamanda, yönetim kimde?, ve daha da önemlisi, almanya'yı en iyi kim savunabilir? farklı gruplar bu sorunlara değişik çözümler önerdiler. kleindeutschland çözümünde, alman devletleri prusya liderliği altında, grossdeutschland çözümündeyse, alman devletleri avusturya liderliği altında birleşecekti. alman ikiliğinin son aşaması olan bu çelişki, 1701'de prusya krallığı'nı kuruluşundan beri alman devletleri siyasetine ve avusturya-prusya diplomasisine yön vermiştir.

    birleşik almanya'ya dair dış beklentiler
    diğer milliyetçilerin alman birleşmesine dair büyük umutları vardı ve alman birleşmesinin 1850'den sonraya kalmasının yarattığı hayal kırıklığı milliyetçi hareketi geri getirdi. devrimciler milli birleşmeyi ilerlemeye bağladılar. giuseppe garibaldi 10 nisan 1865'te alman devrimci karl blind'e şöyle yazmıştır: "insanlığın ilerlemesi duraklamış görünüyor ve sen üstün zekanla bunun sebebini biliyorsun. bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir. bu liderlik, diğer insanlara hükmetmek değil, onlara bencilce dikilmiş engellerin yıkılacağı ulusların kardeşliği ve görev yolunda liderlik etmektir." garibaldi, almanya'ya "orta çağ şövalye geleneğine uygun bir şekilde, yanlışları kapatacak, zayıfları koruyacak, geçici çıkarlar ve maddi avantajlardan arkadaşlarının acılarını dindirmek için vazgeçecek bir lider" gözüyle bakmıştır.

    alman birleşmesi, giuseppe mazzini ve diğer avrupalı vatanseverlerin otuz yıldan fazla zamandır desteklediği avrupa federasyonunun oluşturulması için de bir ön şart olarak görülmüştür.

    1834 baharında, bern'deyken, mazzini ve bir düzine italyan, polonyalı ve alman mülteci, genç avrupa adıyla bir dernek kurdular. basit ve bir o kadar da büyük fikirleri şöyleydi: 1789 fransız devrimi, bireysel özgürlük kavramını genişletti, şimdi ulusal özgürlük için de bir devrime ihtiyaç duyulmaktadır; ve öngörüleri bununla da sınırlı kalmadı, şüphesiz uzak gelecekte özgür ulusların esnek bir federal avrupa oluşturmak için bir araya geleceğini de umut ettiler. mazzini'nin amacı birkaç büyük gücün hegemonyasını güçlendiren 1815 viyana kongresi'ni tersine çevirmekti. mazzini, bağımsız ulusların birliğinin kendin görebileceği kadar yakın zamanda olacağını ummuştu. pratikte, genç avrupa, maddi sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi. fakat, mazzini, birleşmiş bir kıta ve ayrı ulusların vazgeçilmez olduğu idealinden vazgeçmedi.

    prusya'nın yükselen gücü: realpolitik
    1859 itibarıyla i. wilhelm, hasta kardeşi iv. friedrich wilhelm'in yerine naip oldu. helmuth von moltke, prusya genelkurmay başkanı pozisyonuna gelirken, albrecht von roon da prusya savaş bakanı oldu. von roon ve wilhelm, prusya ordusunu yeniden düzenlerken, moltke de prusya'nın stratejik savunmasını tasarladı. ordudaki reform ve getirdiği maliyetler prusya'da bir anayasal krize sebep oldu. hem meclis hem de savaş bakanı aracılığıyla kral, askeri bütçe üzerinde kontrolü eline almak istedi. 1862'de kral olarak taç giyen wilhelm, otto von bismarck'ı prusya başbakanı olarak atadı ve bismarck, krizi savaş bakanı lehine sonlandırdı.

    1854-55'teki kırım savaşı ve 1859'daki italyan savaşı, büyük britanya, fransa, avusturya ve rusya arasındaki ilişkilerin bozulmasına sebep oldu. bu karışıklık sonrası, von moltke'nin operasyonel tasarımı, von roon ve wilhelm'in ordu yapılandırması ve bismarck'ın diplomasisi avrupa'daki güç dengesinin yeniden kurulmasında etkili oldu. bir araya gelen bu etmenler, prusya ordusunun kullanılma imkanının desteğiyle, dışarıda diplomatik zaferler ve içeride muhafazakarlığın ılımlı bir faydacılığa dönüşmesiyle ortaya çıkan realpolitik ile prusya'yı lider alman güç haline getirdi.

    bismarck, realpolitikin esaslarını, 30 eylül 1862'de prusya vekilleri odası bütçe komitesi'ne yaptığı ünlü kan ve demir konuşmasında açıkladı. başbakan olmasından kısa süre sonra: "büyük sorunlar -1848 ve 1849'daki büyük hatalar gibi-, konuşmalar ve çoğunluk kararıyla değil kan ve demirle çözülecek." dedi. bismarck'ın bu sözleri, almanların kan ve güç hırsını kanıtlarcasına çeşitli şekillerde değiştirilerek kötüye kullanıldı. ilk olarak, konuşmasının "büyük sorunlar konuşmalar ve çoğunluk kararıyla değil" kısmı siyasi sürecin, bismarck'ın kendisinin savumadığı bir şekilde, devre dışı bırakılması olarak algılandı. ikincisi ise, kan ve demir vurgusu sadece prusya ordusunu değil, alman devletlerinin demir ve savaş malzemeleri üretebilmesi ile bunların gerektiğinde kullanılmasına istekliliğini de işaret ediyordu.

    birleşik bir devlet kurmak
    demir ve kan ihtiyacı görünür hale geldi. 1862'de, bismarck konuşmasını yaptığında, pancermenizm'in barışçıl ruhu içinde bir alman ulus devleti fikri, 1848'deki liberal ve demokratik karakterinden bismarck'ın realpolitik'ine doğru kaydı. her zaman faydacı olan bismarck, birleşik bir devletin ihtimallerini, engellerini ve avantajlarını, devletin hohenzollern hanedanı ve ardılları ile bağ kurmasının önemini anlamıştı. bazı tarihçilere göre bu, bismarck'ın 1871'de imparatorluğun oluşmasına yaptığı en önemli katkılardan biridir. çeşitli alman devletlerini birbirine bağlayan antlaşmaların şartları, bismarck'ın tek taraflı eylemlerde bulunmasını engelledi. alman devletlerinin savaşa girmesi ya da topluca tek bir düşmana karşı savaş ilan etmesi için, öncelikle diplomatik rakiplerinin devletlerden birine savaş ilan etmesi gerekiyordu. bismarck'ın fransa-prusya savaşı'na neden olan olaylardaki rolü tarihçiler arasında uzun bir dönem tartışmalara neden olmuştur. 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk dönemlerinde benimsenen geleneksel görüşe göre, prusya sonrası tarihçiler bismarck'ın birleşmenin arkasındaki tek beyin olduğunu savundular. 1945 sonrası tarihçiler ise bismarck'ın savaş çıkarmak amaçlı manipülasyonlarını fırsatçılık ve çıkarcılık olarak görmüşlerdir.

    üç önemli olay, almanya'nın idari ve siyasi birleşmesine zemin hazırlamıştır: danimarka kralı vii. frederik'in erkek bir varis bırakmadan ölümü ve ardından gelen ikinci schleswig savaşı; italya'nın birleşmesi* sonucu avusturya-prusya savaşı'nda bir müttefik kazanma fırsatının ortaya çıkması; hohenzollern etkisinden çekinen fransızların prusya'ya savaş ilan ederek fransa-prusya savaşı'nı başlatması. bismarck'ın diplomatik ve politik liderliği, albrecht von roon'un askeri düzenlemeleri ve helmuth von moltke'nin askeri taktiklerinin birleşmesiyle prusya, 1815'te paris antlaşması'nı imzalayan kimsenin orta avrupa'daki avusturya etki alanını destekleyemeyeceğini gösterdi ve bunun sonucunda almanya'da egemenliğini sağlayarak ikiliği sona erdirdi.

    schleswig-holstein sorunu
    ilk fırsat schleswig-holstein sorunu ile geldi. 15 kasım 1863'te xi. christian danimarka kralı, schleswig ve holstein dükü oldu. 18 kasım 1863'te danimarka kasım anayasası'nı imzaladı ve schleswig dükalığı'nın danimarka'nın bir parçası olduğunu ilan etti. alman konfederasyonu bunu, danimarka krallığı'nın durumunun schleswig ve holstein dükalıklarından ayrı olduğunu vurgulayan 1852 londra protokolu'nun ihlali olarak gördü. schleswig ve holstein halkı da bağımsız durumlarını önemsiyordu: holstein halkının çoğunluğu alman asıllıydı ve almanca konuşuyordu; schleswig halkı ise biraz daha karışık durumdaydı. kasım anayasası'nı yürürlükten kaldırma çabaları sonuçsuz kaldı. 1 şubat 1864'te prusya ve avusturya askerleri schleswig sınırını geçince savaş başladı. danimarkalılar, danevirke adındaki eski toprak duvarlar ile ülkelerini savunmaya çalıştılar. fakat, danimarkalıların gücü, birleşen prusya ve avusturya ordularıyla mücadele etmeye yetmedi ve protokolleri ihlal ettikleri için iskandinav devletlerindeki müttefiklerinden yardım isteyemediler. burada kullanılan, ilk kurmalı silah tüfeklerden biri olan needle gun hem bu savaşta hem de iki yıl sonraki avusturya-prusya savaşı'nda prusyalılara avantaj sağladı. bu silah yerde yatan bir prusyalı askerin beş kez ateş edebilmesine imkan verirken, karşı taraftakiler bir atıştan sonra silahlarını ayakta doldurmak zorunda kalıyordu. ikinci schleswig-holstein savaşı, prusya ve avusturya ordularının lehine sonuçlandı ve iki ülke 30 ekim 1864'te imzalanan 1864 viyana antlaşması ile schleswig ve holstein'ın kontrolünü ele geçirdi.

    1866 avusturya-prusya savaşı
    1866'da yeni birleşen italya* ile işbirliği yapan bismarck, avusturya'nın prusya'ya savaş ilan edeceği diplomatik ortamı hazırladı. savaşın etkileyici başlangıcının büyük bölümü, iki gücün de tüm alman devletleri adına konuşmak istediği meclise ev sahipliği yapan frankfurt'ta yaşandı. nisan 1866'da prusya temsilcisi floransa'da italyanlar ile gizli bir anlaşma imzaladı. bu anlaşma, iki ülkenin avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu. sonraki gün, prusya temsilcisi frankfurt meclisine ulusal bir anayasayla doğrudan seçimler ve evrensel oy ile belirlenecek ulusal bir diyet meclisini içeren bir plan sundu. bismarck'ın prusya'daki landtag (devlet meclisi) ile zorlu ve belirsiz ilişkisi, bazen ikna yöntemine başvururken, bazen temsilcileri zorlama yoluna gitmesi, alman liberaller arasında haklı bir şüpheye yol açtı. bu manevranın prusya'nın gücünü genişletme amacı taşıdığı fikri oluştu.

    tarafları seçmek
    önerilen ulusal anayasa, italyan askerlerinin tirol'daki hareketlenmeleri ve venedik sınırının viyana'ya ulaştığı haberleri geldiğinde tartışmalı durumdaydı. avusturya hükümeti, güney bölgelerde kısmi seferberlik ilan etti. italyanlar buna genel seferberlik ilan ederek karşılık verdi. mantıklı düşünmeye davet edilen italya, prusya ve avusturya silahlı bir çatışmaya doğru sürüklenmeye devam etti. 1 mayıs günü wilhelm, silahlı kuvvetlerin yönetimini moltke'ye verdi ve sonraki gün geniş çaplı prusya seferberliği başladı.

    diyet meclisinde, mittelstaaten olarak bilinen orta büyüklükteki devletler (bavyera, württemberg, baden ve hessen büyük dükalıkları ile saksonya-weimar, saksonya-meiningen, saksonya-coburg ve nassau), konfederasyon içinde seferberliğin tamamen bitmesini destekledi. kendi hükümetleri, bismarck'ın habsburg'a karşı destek kazanmak için sunduğu cazip teklifleri ve kuvvetli tehditleri reddetti. prusya savaş kurulu, alman devletleri içinde, habsburg'a karşı kendilerine sadece mecklenburg-schwerin ve mecklenburg-strelitz'in, dış müttefik olarak ise sadece italya'nın destek vereceğini anladı.

    prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu. alman devletlerinin şehir konseyleri, birleşik bir devlet isteyen liberal meclis üyeleri ve birleşmede büyük yarar gören ticaret odaları, prusya ve avusturya arasında bir savaşa karşı çıktı. herhangi bir çatışma onlara değil sadece hükümdarlıklara yarayacaktı. kamuoyu da prusya hakimiyetine karşıydı. özellikle köln gibi kozmopolit ve ruhr gibi aşırı kalabalık bölgelerde, ren nehri boyunca yerleşen katolik nüfus avusturya'nın tarafında olmaya devam etti. bahar sonunda, en önemli devletler berlin'in güç kullanarak alman devletlerini yeniden düzenleme çabalarına karşı çıktı. prusya kurulu, alman birliğini bir güç sorunu olarak gördü ve arkasındaki askeri güçle bu birliği yönlendirmek istedi. frankfurt meclisi'ndeki liberallerse alman birliğini bir müzakere süreci ve gücün birçok grup arasında dağıtılması olarak gördüler.

    avusturya'nın yalnız kalışı
    birçok alman devleti, önce avusturya'nın yanında yer almalarına rağmen, savunmada kaldı ve prusya askerlerine karşı etkili teşebbüslerde bulunamadı. avusturya ordusu sadece saksonya'dan gelen destekle prusya'nın karşısına çıktı. fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı. güney sınırındaki italyan seferberliği, kuvvetleri venetya'da ve adriyatik denizi'nde üçüncü italya bağımsızlık savaşı'nda savaşmaya zorlayarak avusturya için durumu daha da karmaşık hale getirdi. sadová köyü yakınlarında, bir gün süren königgrätz muharebesi, prusya'ya tartışmasız ve belirleyici bir zafer kazandırdı.

    realpolitik ve kuzey almanya konfederasyonu
    rusya'nın bu çatışmada avusturya'nın yanında yer almasını önlemek için hemen bir barış yapılması gerekiyordu. prusya, hannover, hessen-kassel, nassau ve frankfurt şehrini topraklarına kattı. hessen darmstadtta bazı topraklarını kaybetti fakat egemenliği sona ermedi. main nehrinin güneyinde kalan devletler (baden, württemberg ve bavyera), ayrı ayrı tazminat ödemelerini ve prusya'nın etki alanına girmelerine sebep olacak ittifaklar kurmalarını gerektiren antlaşmalar imzaladı. avusturya ve müttefiklerinin çoğu kuzey almanya konfederasyonu dışında bırakıldı.

    alman devletleri üzerindeki avusturya etkisinin azalması, avusturya'nın dikkatini balkanlara çevirdi. 1867'de avusturya imparatoru franz joseph, macar topraklarına avusturya'daki bölgelerle eşit statü veren bir antlaşmayı kabul etti ve böylelikle avusturya-macaristan imparatorluğu ikili monarşisi oluşturulmuş oldu. 1866 prag barışı avusturya'ya, yeni italya ulus devletiyle ilişkilerini yeniden yapılandırılmak zorunda kalacağı, çok sert olmayan şartlar sundu. avusturyalılar askeri alanda italyan askerlerden çok daha iyi olmalarına rağmen, monarşi önemli bir yer olan venetya bölgesini kaybetti. habsburglar venetya'yı fransa'ya bıraktı, onlarsa daha sonra resmi olarak bölgenin kontrolünü italya'ya verdi. prusya zaferine kızan fransız halkı, revanche pour sadová* talep etti. bu durum fransa içindeki prusya karşıtı duyarlılığı arttırdı ve sorun aylar içinde fransa-prusya savaşı'na kadar vardı. avusturya-prusya savaşı da fransız hükümeti ile ilişkileri gerdi. başka bir etken ise eylül 1865'te biarritz'de iii. napolyon ile yapılan bir görüşmede, bismarck'ın tarafsız kalma karşılığında fransa'nın belçika ve lüksemburg'un bazı bölgelerini işgal edebileceği imasında bulunması ya da napoleon'un öyle anlaması oldu.

    avusturya için yenilgi, iç bölgeler, yerel özerklik ve liberalizm gibi konuların yeniden gözden geçirmesiyle sonuçlandı. yeni kuzey alman konfederasyonu kendine ait anayasa, bayrak, devlet ve yönetim yapılarına sahipti. bismarck'ın etkisindeki prusya, avusturya'nın askeri bir zafer vasıtasıyla kurulacak birleşik almanya fikrine aktif direnişinin üstesinden geldi. bu politika, avusturya'nın alman devletleri üzerindeki etkisini zayıflatsa da, aynı zamanda almancılık pan-alman birliği ruhunu da zedeledi: çoğu alman devleti prusya'nın güç politikalarına kızgındı.

    fransa ile savaş
    iii. napolyon ve bismarck
    1870 itibarıyla, avusturya-prusya savaşından çıkarılan üç ders gözle görülür hale geldi: silah zoruyla güçlü bir devlet, 1815'te kurulan eski ittifaklara ve etki alanlarına meydan okuyabilir; diplomatik yollarla, yetenekli bir lider, bir devletin önce savaş ilan etmek zorunda kalacağı, daha sonra da birlik içindeki müttefiklerinin mağdur devlete yardım edeceği bir ortam hazırlayabilir; prusya ordusunun kapasitesi avusturya'nınkinin çok üzerindedir ve prusya, konfederasyon ile alman devletleri içinde bütün devletleri dış saldırılardan koruyabilecek tek devlettir. 1866'da orta büyüklükteki alman devletleri prusya'ya karşı koydular; 1870'ten itibaren bu devletler prusya ile karşılıklı koruyucu müttefiklik kurmak için baskı gördüler ya da ikna edildiler. bir avrupa devleti, bu devletlerden birine savaş ilan ettiğinde, hepsi birden saldırılan devletin savunmasına yardım edeceklerdi. bismarck, avrupa içindeki manipülasyon yeteneğiyle, fransa'nın almanya'daki işgalci devlet ve prusya'nın da alman hakları ve özgürlükleri koruyucusu rolünü üstlenmesini sağladı.

    etki alanlarının ispanya'da dağılması
    1815'te viyana kongresi'nde metternich ile muhafazakar müttefikleri, ispanyol monarşisini kral vii. fernando egemenliği altında yeniden inşa etti. sonraki kırk yıl boyunca büyük güçler ispanya'da monarşiyi destekledi. 1868'deki isyan sonucu ispanya'da kraliçe ii. isabel tahttan indirildi ve isabel'in paris'te gösterişli bir sürgün hayatı yaşadığı dönemde taht boş kaldı. uygun bir katolik varis arayan ispanyollar, bu görevi üç avrupalı prense teklif etti, fakat hepsi bölgede gücü elinde bulunduran iii. napoleon tarafından reddedildi. sonunda, 1870 yılında taht, hohenzollern-sigmaringen ailesinden leopold'a teklif edildi. bunu takip eden hiddet tarihçiler tarafından hohenzollern adaylığı olarak adlandırılmaktadır.

    takip eden haftalarda, ispanyol teklifi avrupa'da gündem haline geldi. bismarck, leopold'u teklifi kabul etmesi için cesaretlendirdi. ispanya tahtına bir hohenzollern-sigmaringen kralın gelmesi demek, fransa'nın iki yanında bulunan ülkelerin hohenzollern soyundan gelen krallarca yönetilmesi anlamına gelecekti. fakat, teklif hem iii. napoleon hem de dışişleri bakanı antoine agénor de gramont tarafından reddedildi. gramont, hohenzollern ailesinin başı olan wilhelm'e kesin bir dille yazılmış bir ültimatom göndererek, eğer bir hohenzollern prensi ispanya tahtını kabul ederse, fransız hükümetinin buna tepkisiz kalmayacağını belirtti, fakat bu tepkinin mahiyeti konusunda bilgi vermedi. prens adaylıktan çekilerek krizi sonlandırdı fakat berlin'deki fransız büyükelçisi konunun kapanmasına izin vermedi. wilhelm'in bad ems'de tatilde olduğu bir sırada, doğrudan prusya kralına giderek; kralın bir hohenzollern'un ispanya tahtına oturmasını hiçbir zaman desteklemeyeceği yönünde bir açıklama yapmasını talep etti. wilhelm bu kadar kapsamlı bir açıklama yapmak istemedi ve bismarck'a fransız taleplerini tarif eden bir telgraf çekti. bismarck, ems telgrafı denen kralın telgrafını basına kısa bir açıklama yapmak için kullandı. bismark tarafından kısaltılan ve daha da kesin bir dile sahip hale gelen telgraf, çevirisi sırasında fransız ajansı havas tarafından biraz daha değiştirildi ve ems telgrafı, fransa'da bir nefret dalgası uyandırdı. sadová'daki yenilgiden ötürü hala kızgın olan fransız halkı savaş istedi.

    askeri operasyonlar
    iii. napoleon, avusturya-prusya savaşı öncesi ve sonrasında iki tarafla da bölgesel ilişkilerini iyi tutmaya çalıştı, fakat üstlendiği arabulucu rolüne rağmen barış görüşmeleri bir sonuca bağlanamadı. bunun üzerine avusturya ve eski müttefikleri, özellikle de güneydeki alman devletleri baden, württemberg ve bavyera'nın bir intikam savaşına girişeceğini umut etti. ama, 1866'daki anlaşmanın etkileri görüldü: istemeyerek de olsa tüm alman devletleri fransa'ya karşı askeri olarak birleşti. alman devletlerinin desteğiyle prusya'ya karşı bir intikam savaşına girmeyi bekleyen fransa ise kendini hiçbir destek alamadan tüm alman devletlerinin karşısında olduğu bir savaşın içinde buldu. roon'un orduyu düzenlemesi ve moltke'nin operasyonel stratejileri, fransa'ya karşı başarılı bir etki yaratmak üzere bir araya geldi. prusya ordusunun hareket kabiliyeti fransızları şaşırttı ve prusyalıların, i. napoleon'un yetmiş yıl önceki taktiklerini hatırlatır şekilde güçlerini özel bölgelerde toplama özelliği, sınırlı hareket kabiliyeti olan fransızları bozguna uğrattı. geniş demiryolu ağından etkin bir biçimde yararlanan prusyalılar, askerlerini savaş alanlarına dinlenmiş ve savaşmaya hazır halde getirdi. fransız askerler ise çatışma alanına ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldı. birçok muharebe sonrasında almanlar, fransızların ana ordularını yenerek metz şehrine ve daha sonra da başkent paris'e kadar ulaştı. 1 eylül 1870'te sedan muharebesi'nde fransız imparatorunu yakalayarak, bütün bir orduyu esir aldılar.

    alman imparatorluğu'nun ilanı
    fransız imparatoru'nun esir alınarak küçük düşmesi ve saarland'daki bir geçici kampta (fransızların deyişiyle ızdırap kampı) esarete gönderilen fransız ordusunun kaybedilmesi, fransız hükümetinde kargaşa yarattı; napoleon'un güçlü rakipleri, onun hükümetini indirerek üçüncü fransa cumhuriyeti'ni ilan etti. alman yüksek komutası, fransızlardan bir barış teklifi beklerken yeni cumhuriyet teslim olmayı reddetti. bunun üzerine prusya ordusu, başkent paris'i ablukaya aldı ve şehri "etkisizce bombalayarak" ocak ortasına kadar kuşatmayı sürdürdü. 18 ocak 1871'de, alman prensleri ve kıdemli ordu komutanları, versay sarayı'nın aynalar galerisi'nde wilhelm'i alman imparatoru ilan etti. ardından gelen frankfurt anlaşması uyarınca fransa, eski alman bölgelerinin çoğundan (alsace ve lorraine'in almanca konuşulan bölümü) vazgeçti, 1807 yılında napoleon bonaparte'ın prusya'ya ödettiğinin karşılığı olarak nüfusa göre hesaplanan bir tazminat ödedi ve paris ile kuzey fransa'nın büyük bölümünün alman yönetimine girmesi ile alman askerlerinin tazminatın her taksidi ödendikçe kademeli olarak geri çekilmesini kabul etti.

    birleşme sürecinde önemi
    fransa-prusya savaşı sonundaki zafer, milliyetçilere istediklerini verdi. 1860'ların ilk yarısında, hem avusturya hem de prusya, tüm alman devletleri adına konuşmak için mücadele etti. ikisi de dışarıda alman çıkarlarını destekleyebileceklerini ve içeride alman çıkarılarına uygun hareket edeceklerini belirtti. schleswig-holstein sorunu karşısında ikisi de bunun için gerekli özveriye sahip olduklarını gösterdiler. 1866'da avusturya karşısında kazanılan zafer sonrası prusya, alman devletleri adına konuşma ve onları savuma konusunda yetkili olduğunu iddia etti. diğer yanda avusturya ise dikkatinin çoğunu balkanların egemenliğine verdi. 1871'deki fransa zaferi, prusya'nın birleşik alman devletinde baskın rol üstleneceğini kanıtladı. wilhelm'in kaiser ilan edilmesiyle, prusya yeni imparatorluğun liderliğini üstlendi. güney devletleri, savaşı bitiren 1871 versailles antlaşması'yla (26 şubat 1871; daha sonra 10 mayıs 1871'de frankfurt anlaşması'nda tasdik edildi) resmi olarak birleşik almanya'ya katıldı. her ne kadar bismarck, almanya'nın esnek bir konfederasyondan federal ulus devlete dönüşümüne öncülük etse de bunu tek başına gerçekleştirmedi. birleşme, kutsal roma cermen imparatorluğu altında bir yasal işbirliği geleneği ve zollverein ile ekonomik işbirliği oluşturularak gerçekleştirildi. vormärzın zorlukları, 1848 liberallerinin etkisi, roon'un askeri düzenlemesi ve moltke'nin taktik dehası siyasi birleşmede rol oynayan diğer önemli etmenler oldu.

    siyasi ve idari birleşme
    yeni alman imparatorluğu, üçü hansa şehri olan 25 devlet içeriyordu. böylelikle, avusturya imparatorluğu'nu içeren grossdeutsche lösung yerine kleindeutsche lösung, gerçekleşmişti. birçok devleti bir ulus halinde bir araya getirmek, birkaç askeri zaferden fazlasını gerektiriyordu. politik, sosyal ve kültürel davranışların yeniden değerlendirilmesi, "biz" ve "onlar" hakkında yeni metaforlar oluşturulması gerekiyordu. bu yeni ulusun üyeleri kimlerdi? neyi temsil ediyorlardı? nasıl bir araya gelmişlerdi?

    imparatorluğun kurucu devletleri
    alman imparatorluğu çoğunlukla bir hükümdarlıklar federasyonu olarak nitelendirilse de gerçek anlamda 26 devleti bir araya getirmiştir.

    prusya
    bavyera
    saksonya
    württember
    baden
    hessen
    mecklenburg-schwerin
    mecklenburg-strelitz
    oldenburg
    saksonya-weimar-eisenach
    anhalt
    braunschweig
    saksonya-alterburg
    saksonya-coburg ve gotha
    saksonya-meiningen
    lippe
    reuss genç kolu
    reuss yaşlı kolu
    schaumburg-lippe
    schwarzburg-rudolstadt
    schwarzburg-sondershausen
    waldeck-pyrmont
    bremen
    hamburg
    lübeck
    alsas-loren

    imparatorluğun siyasi yapısı
    1866 kuzey alman anayasası, birkaç anlamsal düzeltme ile 1871 alman imparatorluğu anayasası haline geldi. bu anayasa ile, yeni almanya bazı demokratik özellikler elde etti: bunlardan en önemlisi prusya meclisinin aksine 25 yaş üstündeki tüm erkeklere doğrudan ve eşit oy hakkı ile temsil şansı veren imparatorluk diyetiydi. ulusal mecliste gurur kaynağı olan seçimler de çoğunlukla hilesizdi. fakat yasalar, prusya'nın üzerinde büyük etkisinin olduğu, devletlerden gelen temsilcilerden oluşan federal konsey bundesratın onayını gerektiriyordu. kaiser unvanıyla federal şansölyeyi atayan prusya kralı'nın da gücüyle prusya iki taraftan da etkili oldu. şansölye sadece imparatora karşı sorumluydu. resmiyette şansölye bir kişilik bir konsey olarak işlev görüyordu ve tüm devlet işlerinin idaresinden sorumluydu. pratikteyse bu işlerle devlet bakanları ilgileniyordu. 1872-1873 ve 1892-1894 yılları dışında, imparatorluk şansölyesi aynı zamanda imparatorluk hanedanının egemen krallığı prusya'nın da başbakanıydı. imparatorluk diyeti tasarıları onaylama, değiştirme ya da reddetme yetkisine sahipti, fakat kanun yapma yetkisi yoktu. bu yetki şansölyeye bırakılmıştı. diğer devletler kendi hükümetlerini devam ettirdi ama küçük devletlerin askeri güçleri prusya kontrolüne girdi. bavyera ve saksonya krallığı gibi büyük devletlerin ordularına ise özerklik verildi. bununla birlikte bu ordular prusya askeri ilkelerine uyum için büyük değişimler geçirdi ve savaş zamanında federal hükümetin kontrolüne girdiler.

    tarihi argümanlar ve imparatorluğun sosyal anatomisi
    sonderweg hipotezi almanya'nın zorlu 20. yüzyılını, yeni imparatorluğun zayıf politik, yasal ve ekonomik temellerine dayandırmıştır. prusya'nın gayrimenkul elitleri junkerler, birleşik devlette önemli bir siyasi güç elde etti. sonderweg hipotezi bu gücü, 1848 ve 1871 yıllarında orta sınıfın ya da kent çalışanları ile çiftçilerin yapamadığı devrimsel atılıma bağlamıştır. yeni devletin kuruluşunda büyük burjuvazi'nin rolü hakkında son yıllarda yapılan araştırmalar, junkerlerin bir sosyal grup olarak siyasi ve ekonomik egemenliği iddiasını yalanlamıştır. yeni bilgiler, hansa şehirleri'ndeki tüccar sınıfının ve ikinci imparatorluğun gelişiminde (özellikle rhineland'da) endüstriyel liderliğin önemini göstermiştir.

    wilhelm dönemi almanya'sı üzerinde değişik grupların yaptığı çalışmalar, döneme yeni bir bakış getirilmesine katkıda bulundu. her ne kadar junkerler, gerçekten de görevli şirketleri kontrol altında tutmaya devam etseler de, sosyal, politik ve ekonomik konularda sonderweg teorisyenlerinin iddia ettiği kadar güç sahibi değillerdi. doğudaki junker gücünü batı bölgelerinde, bankacılar, tüccarlar, fabrikatörler ve girişimcilerden oluşan büyük burjuvazi ile giderek büyüyen bürokratlar, öğretmenler, profesörler, doktorlar, avukatlar, bilim insanlarından oluşan profesyonel sınıfı dengeliyordu. sonuç olarak, sonderweg tezi almanya'nın nasyonal sosyalizm tecrübesini açıklamada yardımcı olsa da, artık 19. yüzyıl orta avrupası çalışmalarında egemen görüş değildir. bunun yerine, akademisyenler bismarck'ınki gibi muhafazakar sosyal politikaların 1840'lardaki liberal ve 1860'lardaki ve sonraki sosyalist devrimlerin unsurlarını nasıl özelleştirdiğini tanımlamaya başladı. imparatorluk politikası, sosyal, politik ve ekonomik sorunlara tedbirli ama faydacı bir yaklaşım gösterdi. özellikle, bismarck'ın baskın muhafazakar değerleri edmund burke'ün klasik muhafazakarlığını yansıttı: toplumun belirli üyelerinin, doğuştan liderlik için daha hazır ve nitelikli olduğu, bu kişilerin genellikle gayrimenkul elitleri ve finans dünyası tabakasından geldiği inancı.

    siyasi mekanizmanın ötesinde: bir ulus olmak
    wartburg ve hambach toplantıları bir anayasa ve idari bir mekanizma eksikliği çekse de, bu sorun 1867-1871 arasında çözümlenmiştir. almanların fark ettiği gibi, büyük konuşmalar, bayraklar ve heyecanlı kalabalıklar ve bir anayasa, bir siyasi yeniden yapılanma ve imparatorluk yapılanmasının ön hazırlıkları ile 1867-68'de düzenlenen gümrük birliği yine de bir ulus için yeterli değildi.

    ulus devletin kilit ögelerinden biri, çoğunlukla planlı politikalar aracılığıyla, ulusal bir kültürün oluşturulmasıdır. yeni alman ulusu içinde, siyasi, ekonomik ve idari birleşme öncesi bir kulturkampf, alman topluluğundaki bazı çelişkileri işaret etmeye çalışmıştır. özellikle, dil, eğitim ve din konularındaki mücadeleleri içermiştir. imparatorluk içindeki, polonyalı ve danimarkalı azınlıkları içeren, alman olmayan nüfusu almanlaştırma politikası dil, zorunlu eğitim ve bu okullarda öğretilecek ortak bir geçmiş oluşturmakla başladı. son olarak da yeni imparatorluk halkının dinine kadar genişletildi.

    kulturkampf
    bazı almanlara göre ulus tanımı bir çoğulculuk içermiyordu ve özellikle katolikler'e dikkat edilmesi gerekiyordu. çünkü; bazı almanlar, özellikle de bismarck, katoliklerin papalıkla bağlarından dolayı ulusa daha az bağlı olacaklarından korkuyorlardı. bismarck, şansölye olarak katolik kilisesi ve onun siyasi uzantısı katolik merkez partisi'nin okul, eğitim ve dille ilgili politikalardaki etkisini sınırlamaya çalışsa da çok başarılı olamadı. katolik merkez partisi, katoliklerin kalelerinden bavyera, güney baden ve ağır endüstride iş arayan, göç etmiş kırsal nüfusun yoğun olduğu kentsel bölgelerde sağlam durdu ve sadece katoliklerin değil; polonyalılar ve alsas bölgelerindeki fransızlar da dahil diğer azınlıkların da haklarını korudu. 1873 mayıs kanunları rahiplerin eğitimi ve atanmasını devlet kontrolüne verdi ve bunun sonucu olarak birçok papaz okulu kapatılırken, rahiplerin sayısı da azaldı. 1875 cemaat kanunu, dini buyrukları feshetti, katolik kilisesi'ne devlet yardımını kesti ve prusya anayasasındaki dini koruma ifadesini çıkardı.

    yahudi toplumunu entegre etmek
    almanlaşmış yahudiler*, yeni alman ulus devletinde savunmasız kalan bir başka topluluktu. 1780'de kutsal roma cermen imparatoru ii. joseph'in serbest bırakmasından beri yahudiler, eski habsburg bölgelerinde, diğer almanca konuşulan bölgelerdeki yahudilerin sahip olmadığı ekonomik ve yasal ayrıcalıklara sahipti. toprak satın alabiliyorlardı ve bir yahudi bölgesinde* yaşamak zorunda değillerdi. aynı zamanda üniversiteye giderek uzmanlaşabiliyorlardı. devrim ve napoleon devirlerinde, yahudiler ile hristiyanlar arasındaki güçlü duvarların çoğu yıkılmıştır. napoleon, fransız egemenliği altındaki bölgelerde yahudilerin özgürleştirilmesini emretmiştir. zengin yahudiler, fransız benzerleri gibi, salonları mali açıdan desteklemiştir, özellikle frankfurt ve berlin'deki bazı yahudi salonnièresler, alman aydınların kendi cumhuriyetçi aydıncılıklarını şekillendirdiği önemli toplantılara ev sahipliği yapmıştır. fransa'nın yenilgisi sonrasındaki onyıllarda, yahudi ve hıristiyanların birbirine karışmasına tepkiler, bu salonların entelektüel etkisini sınırlamıştır. salonlar dışında, yahudiler özellikle alman tarzı giyim ve konuşma tarzları edinerek almanlaşma sürecine devam etmiş ve 19. yüzyıl alman kamusal alanına kendilerini dahil etmeye çalışmışlardır.

    birleşme yıllarında alman yahudiler, alman profesyonel, entelektüel ve sosyal hayatının desteklenmesinde önemli bir rol oynamışlardır. 1880'ler ve 1890'larda yahudilerin rusya'dan sınırdışı edilmesi, alman etki alanına entegre olma sürecini karmaşık bir hale getirmiştir. diğerlerine göre daha az eğitimli ve fakir olan binlerce rus yahudi* kuzeydeki alman şehirlerine geldi. yoksulluktan kaynaklanan pek çok sorun (hastalık, kalabalık haneler, işsizlik, eğitimsizlik, almanca öğrenmeme gibi) sadece hristiyan almanlar için değil yerel yahudi toplumu için de, onların ayırt edici özelliklerini gösteriyordu.

    ulusun hikayesini yazmak
    ulus inşa etmenin bir diğer önemli unsuru kahramanca bir geçmişin hikayesini yazmak, liberal meşrutiyetçi friedrich dahlmann, muhafazakar öğrencisi heinrich von treitschke ve daha az muhafazakar olan theodor mommsen ile heinrich von sybel gibi milliyetçi alman tarihçilere düştü. dahlmann'ın kendisi birleşmeden önce ölmüş olsa da, yazdığı ingiliz ve fransız devrimleri tarihinde, bu devrimleri bir ulusun inşasında temel parçalar olarak göstererek milliyetçi hikayelerin altyapısını oluşturdu. dahlmann da prusya'yı birleşme için en mantıklı temsilci olarak görüyordu.

    heinrich von treitschke'nin 1879'da yayımlanan ondokuzuncu yüzyılda almanya tarihi adlı eseri, belki de yanıltıcı bir başlık taşıyordu: eser, prusya tarihini diğer alman devletlerininkilerden ayrı tutuyor ve almanca konuşan insanların hikayesini, prusya'nın tüm alman devletlerini kendi liderliği altında toplama kaderi maskesi altında anlatıyordu. bu borussia mitinin yaratılması, prusya'yı almanya'nın kurtarıcısı rolüne soktu, tüm almanların kaderi birleşmekti ve mitin söylediğine göre, prusya'nın kaderi de bunu başarmaktı. bu hikayeye göre, prusya alman devletlerini bir ulus devlet halinde bir araya getirmede baskın bir rol oynadı. sadece prusya, alman özgürlüğünü fransız ya da rus etkisi altında ezilmekten kurtarabilirdi. hikaye, prusya'nın, 1815'te waterloo'da yeniden güçlenen napolyon'dan almanları kurtarması, ekonomik birlik görünümü yaratması ve 1871'de almanları görkemli bir bayrak altında toplamasıyla devam eder. ulusun hikayesini yazmak, milliyetçi tarihçilerin göreviydi; bu da ulusun geçmişini milliyetçi tarih bakışıyla değerlendirmek anlamına geliyordu. tarih yazımı, bir seçilmiş unsurları ya da olayları hatırlama ve unutma süreciydi.

    mommsen'in monumenta germaniae historica'ya katkısı, almanya'nın anlamını prusya dışındaki alanlara doğru genişleterek daha fazla akademisyenin alman ulusu hakkında çalışması için altyapı oluşturdu. liberal bir profesör, tarihçi, teolog ve 19. yüzyıl sonlarındaki dev bilim adamlarından olan mommsen, 1863-1866 ve 1873-1879 yılları arasında prusya temsilciler meclisi'nde, 1881-1884 arasında reichstag'da delege olarak görev yaptı. bismarck'ın kulturkampf'ındaki antisemitist programlara ve treitschke'nin çokça kullandığı iğneleyici dile karşı çıktı. studien über die judenfrage* adlı eserinde asimilasyonu ve yahudilerin almanlaştırılmasını teşvik etti.
9481 entry daha