şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • baştan söyleyeyim: çok uzun yazmışım. okumaya değer pek bir şey de yok ama bu kadar yazınca silmeye kıyamadım :/

    yargılama sonucu kesinleşmiş, sonrasında yargıtay tarafından onanmış ve iki kez infazını ertelettiğim cezayı çekmek için gittim ankara adliyesine, teslim oldum.

    yıllarca hep bugünün geleceğinden korkarak yaşadığım için yol boyunca elim ayağım titredi. adliyeye girdiğimde hissettiklerimi kelimelere dökebilecek edebi bi yeteneğim yok maalesef. sadece "çok kötüydü, berbat bir histi" diyebiliyorum.

    infaz memurluğuydu galiba.. oraya gittim, evrakları verdim. polis çağırdılar. onları beklerken 4-5 gün ayakta bekledim sanki. bir tane sivil polis bir tane de normal (böyle mavi şapkalı joplu telsizli) polis geldi. sivil olan "geçmiş olsun kardeşim, şimdi seni nezarethaneye götürücez, işlemlerin bitince de seni cezaevine ben götürücem" dedi. indik en alt kata, bi yer gösterdiler oturdum.

    bir anda garip bi aydınlanma yaşadım :) cidden çok tuhaf bi duygu. kaçıyorsun kaçıyorsun hep bu günün gelmesinden korkuyorsun ve sonunda o gün geliyor. nasıl rahatladığımı anlatamam. artık iş benden çıktı çünkü, yapabileceğim bir şey kalmadı..

    öyle rahatlamıştım ki karşımda polis memuru oturuyor, ben bacak bacak üstüne atmışım telefondan ekşi sözlüğe falan giriyorum. yarım saat önce ayakta zor duran eli ayağı titreyen ben değildim sanki. polis "istersen çay getireyim" deyince biraz toparlanıp bacaklarımı indirdim, polis de çıktı gitti. çabuk rahatlamasaydım iyiydi. fırça yemenin verdiği sinirle eski gergin havama geri döndüm.. iki dakika sonra polis memuru elinde çaylarla geri geldi :/ birini bana verdi. "sigara içiyorsan çıkartayım seni bahçeye, çayları sigarayla içelim" dedi. ben sürekli benle taşak geçtiğini düşünürken en sonunda kendimi bahçede polisle kakara kikiri yaparken buldum.

    neyse çaylar bitince girdik içeri. bi süre sonra polisler birini daha getirdi. ağır abi triplerinde geldi, yanıma oturdu.. "selamın aleyküm gardaş" şeklindeki sıcak selamına cevap verirken gerçek hayata geri döndüm. ulan diyorum biri ruya ama hangisi. ben cezaevine giricem, içerde bunun gibi sığır sikleri olacak, gardiyanıydı polisiydi ağzıma sıçacak, ama çayda içtim sanki sigarayla, yemek için de ısrar ettiler :/

    kekoyla konuştuk biraz, adı süleyman'mış, daha önce tutuklu olarak yatmış bi kaç ay, mahkeme tutuksuz yargılanmaya başlamış ve çıkmış dışarı, sonra cezası kesinleşmiş, kaçıyormuş, trafik çevirmesinde yakalanmış falan filan..

    bi ara memura "sigara içmem lazım" dedi ve "nezarethane lan burası" cevabını aldı. süleyman hıyarı geldikten sonra polis memurunun tavırları değişti. sivil polis tekrardan nezarete geldi. benim de çişim var ama tersleyecekler diye söyleyemiyorum.. sonra düşündüm ki altıma işesem daha büyük rezalet olacak utana sıkıla dedim "tuvalete gidebilir miyim" diye. "gel" dedi memur. çıktık kapıdan "çay-sigara yapalım mı yine" diye sordu :/

    biz çayı sigarayı içip döndük, sivil polis sayısı üçe yükseldi. bir tanesi "çıkıyoruz artık, işlemler tamam, arayacağınız, haber vereceğiniz birileri varsa benden de arayabilirsiniz" dedi. bizimki aldı telefonu bi kaç kişiyi aradı. fısır fısır bir şeyler söylüyor, kızıyor falan. sonra başkasını arıyor. yine fısır fısır.. ben kendi telefonumdan haber verdim kapattım, hıyar turşusunun arayacağı yerlerin bitmesini bekliyorum. polis en sonunda aldı telefonu elinden.

    (ben bile anladım ibnetorun bi şeyler çevirdiğini)

    bizim elemana kelepçe taktılar :/ benim de koluma bi polis girdi, arabaya kadar yürüdük. önde iki polis, arkada en sağda bi polis, ortada süleyman dangalağı, en solda da ben. devlet hastanesine gittik "gözaltındayken darp olmadığına dair rapor" alınacakmış. neyse durduk acil servisin önünde polisler indi. sülü indi, ben de indim ama bi baktım arabanın çevresinde benden başka kimse yok. herkes koşuyor. süleyman denen mal önde, bizim üç polis arkada koşuyorlar. süleyman arayı bi ara baya açtı o sıra gözden kayboldular.

    adam göz göre göre kaçtı amk..

    ekip otosunun önüne oturdum bi sigara yaktım süleymanın yaptığı eylemden cezaevinin pek de görülmeye değer bir yer olmadığına kanaat getirip ufak bi hesap yaptım. polisler 3 dakikadır yoklar, onların gittiği yönün ters yönüne doğru şimdi koşmaya başlasam süleymanı yakalasalar bile geri geldiklerinde ben terk-i diyar etmiş olurum. beni siktin sene yakalayamazlar.

    kişisel kariyerimde önemli konularda doğru karar verdiğim çok nadirdir.. bu kez doğru kararı verip polis otosuna yaslanıp bi sigara daha yaktım ve polislerin gelmesini bekledim :/

    ikinci sigara bitmeden hep birlikte geldiler. süleyman'a kibar bi dille bir daha kaçmaması yönünde telkinde bulundular. nedense süleyman'ın ağzı burnu kanıyordu :s

    hep birlikte hastaneye girdik. 3 polis bizim at yarrağını tutuyor hızlı hızlı gidiyorlar ben de arkalarından koşturuyorum.

    doktorun yanına gittik. bize uzaktan bi bakar gibi oldu. "gözaltındayken darp edildiniz mi" diye sordu. bizim mal atladı hemen. "beni dövdüler, kafama silahla vurdular" falan diyor. doktor tamam dedi bi şeyler imzaladı. ikimize de sağlam raporu verdi.

    cezaevine giderken ben öne oturdum. arka koltuktan pat küt sesler geliyordu. süleyman'ı gidene kadar biraz eskittiler. dallamayı kapalı cezaevine götürdük. beni yarı açık cezaevine götüreceklerdi. yolda durduk bi kebapçıda. yemek yedik. hesabı ödemek istedim, ödetmediler falan filan..

    amma uzun yazmışım ya :/ uzun lafın kısası polisten kaçarsanız size yemek ısmarlamazlar..

    buraya kadar okuyan birileri olacak mı çok merak ediyorum ama olayın devamını da yazmıştım zamanında. şu entry (bkz: #56580866)

    ha bu arada tecavüzcü, katil falan da değilim. suçum bu: (bkz: #20578587)
2 entry daha