şükela:  tümü | bugün
1688 entry daha
  • gerek sahne performansıyla, gerek sesiyle, gerek karizmasıyla, gerek kalabalıkları avucunun içine alabilme yeteneğiyle, gerek enerjisiyle gelmiş geçmiş en büyük rock yıldızıdır.

    45 yaşında aramızdan ayrılması üzücüdür ama kendisi zaten bir çok röportajında en büyük korkusunun yaşlanmak olduğunu, yaşı fazla ilerlemeden dünyayı terk etmek istediğini ve elden ayaktan düşüp kimseye muhtaç olmak istemediğini söylüyordu. o hayatı dolu dolu yaşamıştı ve her anından zevk almaya çalışmıştı. ufacık bir afrika adasından çıktığı yolda sıfırdan dünyanın en büyük rock yıldızına evrilmişti ve artık yaşayabileceği bir şey kalmamıştı.

    freddie mercury'nin star hayatını 3 bölüme ayırabiliriz. giriş, gelişme ve sonuç. bu üç kısımda da göze çarpan isimler var. ilk bölümde göze çarpan isim mary austin, ikinci bölümde göze çarpan isim barbara valentin ve üçüncü kısımda göze çarpan isim jim hutton. bu üçlü freddie'nin yıldızlık döneminin belki de en önemli üç ismidir çünkü onun hayatını bu isimler kadar derin kimse etkilemedi.

    mary austin dönemi: bu dönem 1970'leri kapsar. aslan yelesi gibi uzun saçlarıyla ve temiz yüzüyle dikkat çeken freddie mercury henüz gay olduğuyla yüzleşmemiştir ve mary austin ile ufak bir apartman dairesini paylaşır. queen yeni kurulmuştur ve yavaş yavaş büyümektedir. queen'i queen yapan bir çok efsane şarkı bu dönemde yazılmıştır ve grup ingiltere'deki hit listelerini bu dönemde alt üst etmiştir. freddie-mary çiftinin evlenmesine kesin gözle bakılmaktadır ama son zamanlarda freddie farklı davranmaktadır. ikilinin arasındaki ilişki giderek arkadaşlığa ve dostluğa doğru evrilmektedir ve mary austin en başta freddie çok ünlendiği ve kadınlar onun peşinden koştuğu için durumu bundan ibaret zanneder. bir gün cesaretini toplayan freddie biseksüel olduğunu itiraf eder ve ikili arkadaş olarak kalmaya karar verir. freddie yıllar sonra bile mary austin için "ömrü hayatımda sahip olduğum tek dost" diyecekti ve öldükten sonra tüm malvarlığının yarısını ona bırakacaktı. freddie için mary austin dönemi 1977-78 gibi sona ererken queen çoktan dünyaca ünlü büyük bir rock grubu haline gelmiştir ve çeşitli ülkelerde yaptığı konserlere devasa kalabalıklar gelmektedir.

    barbara valentin dönemi: bu dönem freddie mercury'nin sonunu hazırlayan dönemdir (1977-84 dönemi). gay olduğunu mary'e ve yakın çevresine itiraf eden freddie artık rahatlamıştır ve imaj değişikliğine gider. saçlarını kısa kestirip 80'lerde gaylerle özdeşleşen bıyığını bırakır ve deri pantolon giymeye başlar. bu dönemde aşırı derecede zenginleşen freddie kendini partilere ve eğlenceye kaptırır. özellikle new york ve münih'teki gay barlar ve gay parti ortamı freddie'nin dikkatini çekmeye başlamıştır. bu dönemde 1960'larda almanya'da erotik korku filmlerinde "seksi ve aptal sarışın" rollerini oynayan barbara valentin ile tanışır. barbara valentin artık 40li yaşlardadır ve orta yaş krizi yaşamaktadır. freddie ise henüz 30'larında bir gençtir.

    freddie ile barbara hemen hemen her gece seks partileri vermektedir ve bu partilere kadınlı erkekli bir sürü kişi katılmaktadır. freddie barbara ile beraber bir çok orgy düzenleyip yanlarına daima ikinci, üçüncü, dördüncü hatta beşinci şahıslar almakta ve toplu seks yapmaktadır. freddie sürekli münih - new york - lonra üçgeninde gidip gelmektedir. 1981 yılından itibaren new york'taki gay ortamlarında hızla yayılmaya başlayan aıds hastalığı haberlere konu olmaya başlamıştı ve 1-2 sene sonra münih ve avrupa şehirlerinde de yayılmaya başlayacaktı. bu dönemde partilerden, eğlenceden, uyuşturucudan başını kaldıramayan freddie'nin hayatı kontrolsüz ve geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. freddie bir röportajda söylediği gibi bu dönemde "denenmedik hiçbir şey bırakmamıştı" ve deneyimlenebilecek ne kadar şey varsa deneyimlemişti.

    bu dönemde aıds yayılmaya devam ediyordu ama tam olarak nasıl yayıldığı da bilinmiyordu. bu dönemde belki yüzlerce seks partneri olmuş olan freddie'nin aıds'e neden olan hiv'yi kimden ne şekilde aldığı bilinmiyordu. hatta bunu tam olarak hangi yıl aldığı da bilinmiyordu. aıds hıv virüsü yoluyla yayılıyordu ve bu virüsün oldukça uzun bir kuluçka süresi vardı. normalde hıv alındıktan sonra 5-6 yıl hiç belirti görmemek mümkündü ve belirtilerin büyük çoğunluğu yıllar sonra başlıyordu. freddie büyük ihtimalle bu hastalığın virüsünü 1981-82 gibi new york'ta yakalamıştı.

    1985 yılında o güne kadar gay oldugunu dahi saklayan ünlü hollywood aktörü rock hudson aids'ten ölünce freddie paniklemisti. freddie rock hudson'la new york'ta bir partide tanışmıştı ve aldığı haber bir anda soguk duş etkisi yarattı. bir anda panikleyen freddie bir gecede pilini pırtını toplayıp barbara'ya bile haber vermeden ingiltere'ye döndü. bundan sonra daha dikkatli olmalıydı ama artık çok geçti.

    freddie'nin bu dönemini tamamen seks partileri ve uyuşturucuyla tanımlamak da yanlış olacaktır. bu dönemde freddie ve queen bir çok efsane şarkıya ve konsere imza attı ve kaliteli müzik yapmaya devam etti. yine de bu dönem freddie'nin sonunu getiren dönem oldu.

    jim hutton dönemi: ingiltere'ye dönen freddie ilk aşkı ve yakın arkadaşı mary austin'in de yardımıyla kendisine bir malikane seçti ve zevkine göre döşettirdi. daha sonra bir önceki sene tanıştığı jim hutton ile seviyeli bir ilişkiye başladı. freddie artık tek eşliliğe inanıyordu. bu sırada freddie'nin hasta olduğuyla ilgili belirtiler yeni yeni ortaya çıkıyordu. 1985'teki evsanevi live aid konserinden sonra 1986'da yine efsane bir konser turuna çıkan grupta freddie'nin yorgunluğu ve halsizliği göze çarpıyordu. özellikle turdaki son konserden sonra freddie "benden buraya kadar. bundan sonra tura çıkmak istemiyorum, çok yoruldum" demişti. aynı günlerde ingiltere'de bir gazete freddie'nin eski seks partneri olan 2 kişinin aıds'ten öldüğünü haber yaptı.

    https://www.popsike.com/…/20170217/391707450336.jpg

    freddie artık kendisiyle ve imajıyla özdeşleşen bıyığını kesmeye karar vermişti. freddie'nin etrafındaki gay arkadaşları birer birer aıds'e yakalanmıştı ve bazıları ölmeye başlamıştı ama freddie henüz cesaretini toplayıp aıds testi yaptırmamıştı. sonuçta o günlerde aıds'ın hiçbir tedavisi yoktu ve testten çıkacak bir sonucun kendisini korkutmaktan başka faydası olamazdı. yine de dilinde ortaya çıkan izler, omzunda ve yanaklarında çıkan bazı yaralar aıds'ın bilinen ilk belirtileri arasındaydı. freddie yavaş yavaş gerçeği kabullenmeye başlamıştı.

    yeni sevgilisi jim ve eski sevgilisi yeni dostu mary ile malikanesine kapanan freddie medyadan tamamen soyutlandı. artık konser vermeyecekti, röportaj yapmayacaktı ve medyada gözükmeyecekti. 1987 yılında artık aıds belirtileri iyice artınca test olmaya karar verdi. sonuçlar korkunçtu ve beklenenden de kötüydü çünkü freddie sadece hıv-pozitif değil full aıds olmuştu. bu da hıv virüsünü en az 4-5 sene önce aldığını ve hastalığın iyice ilerlediğini gösteriyordu. doktoru freddie'ye "şu anda bilinen hiçbir tedavi yok ama tedaviyi sürdürüp ömrünü birkaç sene uzatabilirsek belki o zamana kadar tedavi bulunabilir" diyordu.

    freddie "artık ne olacaksa olsun" diye düşünüyordu. 1988 yılında ünlü ispanyol operacı montserrat caballe ile barcelona adlı opera albümünde düet yapan freddie hayatının en büyük hayallerinden birini gerçekleştirmişti ama çekimler sırasında oldukça yorgun ve bitkin gözüküyordu. yürürken hafif topallıyordu ve vücudundaki yaraları gizlemek için takım elbise giymişti. yine de her zamanki gibi muhteşem bir performans göstermişti. freddie çekimler biter bitmez freddie yeniden ingiltere'ye döndü ve yine malikanesine kapandı. gazeteciler sürekli onun aıds olduğuyla ve ölmek üzere olduğuyla ilgili spekülasyonlar yapıyordu ama o sürekli bunu yalanlıyordu.

    1988'de queen'in çıkarttığı the miracle albümünü için stüdyoya girilmesi gerekiyordu. freddie evden çıkıp stüdyoya gitmeyi kabul etmişti. stüdyoda arkadaşlarıyla buluştuğunda ilk kez aıds olduğunu onlara haber verdi. kimse şaşırmamıştı çünkü gerçekten çok hasta gözüküyordu. yine de her şeye rağmen her şeyini verip albümde müthiş bir performans gösterecekti. artık grubun konser yapması sözkonusu değildi ama en azından albümler devam edebilirdi.

    ingiliz gazetelerinde hemen hemen her gün freddie'nin eski seks partnerlerinden biri çıkıp onunla seviştiğini ve şu anda aıds olduğunu açıklıyordu ve yer yerinden oynuyordu. günden güne eriyen ve artık son günlerini üretebildiği kadar müzik üretmeye ayırmak isteyen freddie açıklama yapmak istemiyordu. gruptaki arkadaşlarına "yazabildiğiniz kadar şarkı yazın, hepsini okumaya çalışacağım" diyordu. ünlü show must go on şarkısı da o günlerde yazıldı ve neredeyse ölüm döşeğindeki freddie şarkıyı yine muazzam bir şekilde söyledi.

    1990 yılında ingiltere'de queen grubuna bir ödül verilecekti ve ödül törenine gelen freddie bir deri bir kemik kalmıştı. kendisi ödülü gülümseyerek kabul etti ama konuşma yapacak hali bile yoktu. yine de hastalığı konusunda bir şey söylenmiyordu. grup 1991 yılında çıkartacağı bir sonraki albüm için geceli gündüzlü çalışıyordu.

    freddie mercury 1991 yılında "these are the days of our lives" şarkısı için çekilen klipte son kez kameralar karşısına çıktı. hastalığı belli olmasın diye yüzüne ağır makyaj yapılmıştı ve görüntülerin siyah beyaz olarak çekilmişti ama görüntülerde adeta yaşayan bir ölü gibi çıkmıştı. onu o halde gören queen hayranları şoka uğramıştı ve uzun zamandır ortada dolaşan iddiaların doğruluğu artık kanıtlanmıştı. ayrıca bu şarkının klibinde freddie'nin kameraya gözünün içiyle bakıp "i still love you" demesi hayranlarına verdiği bir veda mesajıydı.

    artık evine dönen freddie yatalak hale gelmişti. birkaç ay sonra artık bu hayatından bıkan freddie ilaç tedavisini bırakma kararı aldı ve basına yaptığı bir yazılı açıklama ile aıds olduğunu ilk kez kabul etti. bu yazılı açıklamadan sonra 24 saat geçmeden 24 kasım 1991 tarihinde bu dünyaya gözlerini yumdu. ne acıdır ki o 1-2 sene daha yaşayabilseydi veya hastalığı 1-2 sene geç kapmış olsaydı bugün hala yaşıyor olacaktı çünkü onun vefatından kısa süre sonra bir çok ilaç piyasaya çıktı ve freddie'nin son erkek arkadaşı olan jim hutton da bu ilaçlar sayesinde 60 yaşına kadar yaşamını sürdürdü. yine de freddie yaslanmak istemiyordu ve hemen hemen tüm röportajlarında genç ölmek istediğini söylüyordu. o yaşamak istediği her şeyi yaşamış, tatmak istediği her şeyi tatmış, afrika'daki ufacık bir adadan çıkıp gelmiş geçmiş en büyük rock yıldızı haline gelmişti.

    yine de adamın hayatı çok ilginç. münih'te her gece seks partileri verip eğlencenin dibine vururken 2 yıl gibi kısa bir sürede elden ayaktan düşüp neredeyse yatalak hale gelmek ve günden güne erimek, yıllarca evden bile çıkamamak çok acı verici olmalı. adam yaşlanmaktan korkuyorum derken zaten tam olarak bunu kastetmişti.

    yatalak olduğu, acı çekerek günden güne eridiği dönemde daha birkaç sene önceye kadar yaşadığı o müthiş eğlenceli günleri düşünüp özlemle anmıştır. insana bundan daha fazla ne acı verebilir ki?

    kendisi sahnede devleşse de sahne dışındayken televizyonlardan uzak duran, çok nadiren röportaj veren, medya ile arasında müthiş bir mesafe koyan ve özel hayatını her zaman gizlilik içinde yaşayan biriymiş. gruptaki arkadaşları bile konser ve stüdyo çekimleri haricinde çoğu zaman nerede ne yaptığını bilmiyormuş. bir röportajında da aynı tiyatro oyuncuları gibi kendisinin de sahnede kostüm giyip rol yaptığını, rolü bitince normal hayatına geri döndüğünü söylemiş.

    bir de şöyle bir şey var, adam son günlerini yaşarken ve zar zor ayakta durabiliyorken stüdyoya gelip albüm doldurmaya devam ediyor ve bu sırada stüdyoda herkesin suratı asık çünkü freddie'nin yakında öleceğini biliyorlar. onlara moral vermek yine freddie'ye düşüyor. adamcağız hasta haliyle güleryüz gösteriyor, şakalar yapıyor, kendi haline bakmadan milletin moralini düzeltmeye çalışıyor. bu kadar da fedakar biriymiş.
438 entry daha