şükela:  tümü | bugün
19 entry daha
  • filmin fragmanı zaten çok fazla bir şey vaat etmediği için sıfır beklentiyle gittim. nitekim beklentimi düşük tutmakla iyi ettiğimi yapımın vasatlığıyla gördüm. bizi hatırla'nın çok net babam ve oğlum ile unutursam fısılda'nın birleşimi hissiyatı verdiğini söyleyebilirim.

    açıkçası çağan ırmak'ın filmlerine pek merakım yok, hatta kendisinin izleyiciyi ağlatacağım diye ekstra kastığını düşünürüm. filmlerinin çoğunu sinemada değil, evde izlemişimdir. herkesin ölüp bittiği babam ve oğlum'dan zerre etkilenmemiş, tamam mıyız'ı sadece çok iç karartıcı bulmuş biriyim. ıssız adam'ı fena bulmamakla beraber kesinlikle bayılmam. bana göre kendisinin en iyi filmi unutursam fısılda'dır ve onda ağlanacak bir son yokken dahi yönetmenin oluşturduğu algı yüzünden sinemadan ağlayarak çıkan çok kişi gördüm ve duydum. komedi filmi olarak çektiği nadide hayat'ı iddiasız, ancak hoş bir komedi olarak tanımlayabilirim.

    bizi hatırla yine bir baba-oğul ilişkisi üzerine kurulu. ama bu sefer babam ve oğlum'daki gibi ilişkide bir kavga durumu yok. ama unutursam fısılda'daki gibi kahramanlardan birinin unutma problemi var. konunun gideceği yerler filmin en başından kendini belli ediyor. senaryoda seyirciyi heyecanlandıracak veya merak uyandıracak fazla sayıda unsur olduğunu söyleyemeyiz. baba-oğul ilişkisi yanında türk dizilerinin düşük kalitelerinin memleketteki kültürel seviyesinin yerlerde olması yüzünden olduğuna, cinsel istismar problemine, blumia hastalığına ve şehir hayatının insanı doğadan koparışına değinilmekte. açıkçası bu değinmeler de pek filmi doldurmuyor. hatta konuyu sulandırıyor, çünkü birçoğu havada kalıyor ya da kel alaka şekilde bir anda senaryoya dahil oluyorlar. ayrıca bizi hatırla insan sağlığı açısından birçok mantık hatasına sahip. bunları anlamak için herhangi bir medikal geçmişe sahip olmanıza da gerek yok. her şeyi geçtim, yetişme çağında ikili ilişkileri bu kadar iyi olan bir baba ile oğulun filmdeki kadar farklı olmaları hiç doğal değil.

    filmdeki artılar ne diyecek olursanız altan erkekli'nin oyunculuğu gerçekten çok iyi. çağan ırmak filmlerinde, yapımlara renk verme görevini üstlenen binnur kaya da çok başarılı bir iş çıkarmış. hatta izlerken içten içe insan onun sahnelerinin gelmesini istiyorsunuz. başarılı bir iş adamının yüksek refah seviyesini yakalamış, ancak evinde sevgisiz bir ortam bulunurken aniden gelen dedenin torunuyla kurduğu ilişkiyle evde huzuru sağlaması senaryonun görülmeye değer ender yanlarından biri. özge özberk'in oynadığı soğuk karaktere de gösterdiği insanlık dersi de var. tabii filmin bir kısmının foça'da geçmesi bana bir izmirli olarak sempatik geldi, fakat çağan ırmak'ın ege bölgesi'nde çekim merakı böyle giderse bir süre sonra bizim için çok da ilgi çekici olmayacak gibi.

    neticede bizi hatırla, türk sineması açısından vasat kabul edilebilecek seviyede. yönetmenin kendi filmlerine baktığınız zamansa, iyice zayıf kalıyor. çağan ırmak, babam ve oğlum'da çok kötü bir baba-oğul ilişkisi işledim bir de iyi bir ilişki işleyeyim, bunu işlerken de unutursam fısılda'daki gibi oradaki zihin rahatsızlıklarına dem vurayım demiş. ama pek başarılı olamamış derim.
65 entry daha