şükela:  tümü | bugün
354 entry daha
  • içinde bir adet sarışın ve burunlu voldemort içeren, arkasında en çok soru işareti bırakan harry potter filmi.

    2016'da serinin ilk filmi vizyona girdiğinde, bugüne kadar yapılmış en iyi harry potter filmi olduğunu düşünmüştüm, zira senaryo bir kitap uyarlaması değildi ve sürekli kıyaslayıp "bu olmamış, kitap çok daha iyi" diyebileceğiniz bir durum yoktu. ancak görünen o ki bu serinin piyasaya önce kitap olarak sunulması gerekiyormuş. ikinci filmin ardında bıraktığı onlarca soru var.

    herkesin belirttiği gibi bu bir geçiş filmi ama bu açıklama filmin sağlam bir temele oturtulmadığı ve kesin bir konuya odaklanmadığı gerçeğini değiştirmiyor. evet, geçiş filmi de ne nereye geçiyor? başı ve sonu ne?

    sanıyorum ki esas problem j. k. rowling'in everything little little into the middle mantığında bir fikirle çıkagelmesi. harry potter serisi gibi tamamen odaklandığı bir konu yok. bir taraftan newt scamander'ı ve fantastik canavarlar kitabını nasıl yazdığını anlatacağını iddia ediyor, diğer taraftan dumbledore ile grindelwald arasında olanlar ve grindelwald'un yükselişini de ihmal etmiyor. bu esnada da diğer ülkelerdeki sihir toplumlarının örgütlenmesi ve harry potter'dan aşina olduğumuz nicolas flamel ya da nagini gibi isimleri araya sıkıştırıyor. e, durum böyle olunca da kopuk ve dağınık bir film ortaya çıkıyor.

    filmdeki en temel sorunlardan biri -bana göre- rowling'in kafasındaki şablonu kıramaması. newt scamander, harry potter'ın daha büyük ve yetenekli haline dönüşüyor. "güç peşinde koşmayan, dumbledore'a sadık öğrenci" rolünü iyi üstlenmiş durumda. tina tıpkı hermione gibi yetenekli ve zeki bir karakter ve jacob komik ve sadık arkadaş olarak ron'u aratmıyor. üstelik sürekli dumbledore'la kıyaslandığı için onun "kötü versiyonu" olarak düşünülen, başka bir deyişle olgun ve zeki olduğu varsayılan, hortkuluklara tenezzül etmeyecek kadar bilge bir büyücü olması beklenen grindelwald, her filmde bir parça daha voldemort'a evriliyor. rowling, kompleks ve derin bir karakter yaratmaktansa voldemort'un 1920'lerdeki versiyonunu yazmış.

    diğer problem ise insanların ilgisini ve sevgisini suistimal etmeleri. filmde öyle sahneler vardı ki, gördüğünüz anda "bu kısım harry potter fanlarının gözünü boyamak için çekilmiş, onların hoşlanacağını bildikleri için eklemişler" diyorsunuz. bu bir jest değil, sömürüdür.

    her harry potter kitabı (ve de filmi) kendi içinde bir bütünlüğe sahiptir. olay örgüsü daha büyük bir hikayenin parçası olsa da kitapta başlayıp biter. harry potter'ın büyücü okuluna giden bir büyücü olduğu bilgisini bilen biri eğlenceli vakit geçirmek için herhangi bir hp filmini izleyebilir, bu film hariç. ilk filmi izlemeyen ve harry potter'la ilgili en azından orta seviyede bilgisi olmayan bu filmden zevk almaz.

    senaryoyla ilgili sorunlara geçmeden önce bir de şunu eklemek gerekir: fragmanda gösterilen sahnelerin filmde olmaması warner bros gibi bir markaya yakışan bir durum değil.

    --- spoiler ---

    sanırım en büyük problem rowling'in kafasındaki kötü karakter ve olay örgüsüne dair kalıpları aşamaması. rowling 2005'ten bu yana verdiği röportajlarda grindelwald'u daha olgun, daha akıllı bir karakter olarak anlatmıştı. oysa bu filmde ortaya çıktı ki grindelwald da voldemort gibi sadece "safkan" büyücülerin peşinde koşan biriymiş (ki öncesinde grindelwald'un sadece büyücü ve muggle ayrımı yaptığı belirtilmişti, bu sebeple voldemort'tan çok daha fazla destekçisi vardı). tıpkı voldemort gibi bebek öldüren grindelwald'un daha karmaşık bir karakter olması gerekiyordu/bekleniyordu.

    grindelwald ile ilgili diğer hata birçok harry potter forumunda da belirtildiği gibi mürver asa sorunu. hatırlarsanız ilk filmde grindelwald tutuklanmıştı, bu esnada da tina elinden asasını almıştı. bu durumda mürver asanın tina'ya itaat etmesi ve grindelwald'un elinde düzgün çalışmaması gerekir. şu akıllara gelebilir: grindelwald'un kaybettiği asa mürver asa değildi. harry potter ve ölüm yadigarları'nda harry'nin draco malfoy'dan mürver asanın sahipliğini nasıl aldığını hatırlıyor musunuz? draco'nun elinde annesinin asası olmasına rağmen ona boyun eğdirmesi yetmişti. işte bu sebeple tina'nın da asayı alması yeterli olmalı. bu konuyla ilgili "belki grindelwald asayı new york'ta yakalandıktan sonra ele geçirdi" denilebilir ama bu sefer de ölüm yadigarları'ndaki anlatılanla çelişir. orada grindelwald'un gençken asayı ele geçirdiği gösterilmişti. nereden bakarsanız bakın, elinizde kalıyor.

    rowling'in ağır batırdığı başka bir konu ise mcgonagall meselesi. pottermore'da kendi eliyle yazdığı bilgiye göre 1935/36 doğumlu olması gereken minerva mcgonagall 1910'larda boy gösterdi. burada sadece "mcgonagall" dedikleri için tesadüfün iğne deliğini zorlayıp hogwarts'ta öğretmenlik yapmış başka bir mcgonagall diyerek yırtabilirler gerçi.

    newt'in bir tüyü takip ederek tina'yı bulması bir başka problem. madem böyle bir büyü vardı, neden azkaban tutsağı'nda sihir bakanlığı aynı büyüyü kullanıp sirius'u bulamadı? eminim ki on iki yıl hücrede kalmış adamın tüyü, saçı, kılı vs bir şeyi bulunabilirdi.

    filmdeki fanstastik canavarlar sadece filmin adı "fantastik canavarlar" olduğu için kullanılmıştı. "bari şunları da eklemiş olalım" mantığıyla zorla dahil edilmişti.

    bir diğer mesele leta lestrange ve hikayesi. newt'in geçmişindeki bir aşk acısı olması beklenen karakter neden credence'a bağlandı? her şey bir yana bu karakter neden girdi ve neden çıktı? üstelik filme göre kardeşi öldüğü için kendisi lestrange ailesinin son üyesi. 1950'lerde karşımıza çıkan rodolphus ve rabastan lestrange nasıl açıklanabilir peki? bu durumda okyanusta boğulduğu söylenen çocuğun kurtulmuş olması gerek. sanırım rowling'in bu noktadaki en büyük hatası lestrange ismini seçmesi. bence leta'yı büyük safkan ailelerden birinin üyesi yapacağına sıradan bir isim seçmeliydi. her halükarda olay örgüsüne pek katkısı olmayan bir yan karakter ne de olsa.

    hah! leta demişken newt'in fransa sihir bakanlığı'nda saklanan kutuyu bilmesine ne demeli? kendisi bakanlık çalışanı değil, britanya'daki bakanlıkta çalışan abisiyle pek görüşmüyor ama fransa'nın sihir bakanlığı'ndaki kutudan haberdar. burada göklerden gelen bir bilgi var. çok ciddiyim.

    credence barebone'un nasıl kurtulduğu bir kenara, dumbledore'a karşı ne tür avantaj sağlayacağı merak konusu. seherbazın onu bulduğu sahnede bu çocuk ona saldırıp öldürmeyi denemedi mi? ve seherbaz bir kalkan büyüsüyle bu çocuktan kurtulmadı mı? dumbdore'a karşı silah olarak kullanılacağı söylenen karakterin en azından inandırıcılık açısından orada o seherbazı haklaması gerekiyordu. ayrıca rowling "silah" ile zümrüdüanka yoldaşlığı'na selam çakmış oldu.

    bir de kehanet meselesi çıktı. rowling yine bir şeyleri kehanet üzerinden yürütüyor. işte bu sebeple fantastik canavarlar harry potter'ın 1920'li versiyonlarına dönüşüyor. rowling'in kafasında bir kalıp var ve onu 1920'lere uyarlamış gibi duruyor.

    gerçi bir farklılık var, onu da belirtmek gerekir: kıyafetler. harry potter döneminde kendilerine has kıyafetleri olan ve pelerinlerle dolaşan büyücü toplumu görünen o ki 1920'lerde muggle'ların modasını yakından takip ediyormuş. aradan geçen yıllarda ne olduysa artık harry potter dönemine gelene kadar bu moda algılarını kaybetmişler.

    filmin en cringe sahnesi queene'nin fransa sokaklarında yere çöküp kulaklarını kapaması ve grindelwald'a katılmasıydı. 2010'ların başında rowling ve stephenie meyer'ın fanları kavga ederken, rowling fanları bu twilight hayranlarıyla "zihin okuma" konusunda dalga geçerlerdi. zira rowling beşinci kitapta snape'in ağzından bu konuyla ilgili "duygulara ve hatıralara ulaşmak" olduğunu, zihin okumak demek olmadığını söylemişti. ona göre zihin kitap gibi okunmaz, imgeler toplanarak doğru yorumlanırdı. oysa queene, edward cullen'ın dişi versiyonu gibi istemsiz olarak bütün sesleri kafasında duymaktan muzdarip. hadi bu neyse, queene'nin muggle'a aşık bir büyücü olarak grindelwald'a katılması en etkileyici kısımlardan biriydi bence.

    grindelwald ve dumbledore arasındaki kan sözü bir diğer saçmalık. ölüm yadigarları'nda ariana'yı kimin öldürdüğü bilgisinden kaçtığı için grindelwald'la yüzleşmek istemeyen dumbledore'un önünde "büyüsel engel" varmış demek ki. bu tür bir saçmalığı eklemek çok kolay bir çıkış yolu. daha karmaşık bir hikayesi olan konuyu bu kadar basite indirgemek. rowling bu mu yani?

    bir diğer soru: hogwarts ve arazisinde nasıl cisimlendiler? hermione'nin rowling'e de hogwarts bir tarih'i anlatması gerekiyor sanırım. yine aynı şekilde dumbledore'un biçim değiştirme hocası olduğu rowling tarafından söylenen bir şeydi, karanlık sanatlara karşı savunma nereden çıktı?

    dumbledore'un kelid ayna sahnesi, mcgonaganall ve nicolas flamel sahneleri olay örgüsüne hiçbir fayda sağlamayan, sadece "fanların hoşuna gitsin" diye eklenmiş boş sahnelerdi. özellikle kelid ayna sahnesi.

    umarım nagini de boş laf olsun diye girmemiştir ve sonraki filmlerde "gerçekten" fonksiyonu vardır.

    sonuç olarak, senaryo konusunda çok ciddi problemleri olan ve rowling'in geçmişte anlattıklarıyla çelişen bir filmdi. yine de bu tür ayrıntılara takmayacak fanlar filmi tatmin edici bulmuş.

    --- spoiler ---

    film rotten tomatoes'da %40 civarında. bu en basit tabirle harry potter film serisinin, tarihinde ilk defa golden raspberry adaylığı alabileceği anlamına geliyor.
93 entry daha