şükela:  tümü | bugün
22 entry daha
  • bir süredir red sparrow score'unu dinliyorum ve kendisine olan hayranlığım katlanıyor. gözlerimi kapadığımda kendimi kah hermitage’in kapısındaki dev atlas ayağına sarılırken, kah peterhof sarayında elimde şampanya ile elmas bileziklerimi şıkırdatırken görüyorum ama içim rahat değil çünkü ufukta karanlık bulutlar görünüyor. biraz sonra şampanya kadehimi kenara bırakıp siyah dantel şalımı yas duvağı yapacağımı hissediyorum.

    tchaikovsky kadar romantik, devrimciler kadar umutlu ama karanlık ve kesinlikle bu çağa ait olmayan grandiyöz ne varsa hissetirebilen böylesi bir yeteneğin kendisinin tırnağı olamayacak fabrikasyon besteciler kadar bilinmemesi tabii ki dünyanın ayıbı.

    didn't i do well?