şükela:  tümü | bugün
68 entry daha
  • adam mckay adını stüdyo komedileriyle duyurmuş birisi. hiçbir zaman "sıradaki filmi ne olacak?" dediğim bir yönetmen olmamıştı. zira o komedi filmlerinin pek hastası değilim doğrusu. anchorman yer yer hunharca güldürmüştü ama özellikle 2.'sini aynı surat ifadesiyle tamamlamış, pek gülememiştim. lakin the big short bu yönetmenin dönüm noktalarından oldu. şimdiye dek en fazla eğlenceli komediler yapan mckay ekonomik krizi konu alan bu taşlaması-politik komedisiyle ödül sezonunun ortasına fırtına gibi girip en nihayetinde senaryo oscarını kazanmıştı. the big short'tan önce "mckay senaryo oscarı alacak" deseniz herkes gülerdi galiba ama yönetmen stüdyo komedilerinden kopup the big short'a finansman bulunca yeteneğini konuşturmuştu. the big short karmaşık ekonomik krizi oldukça basit bir şekilde anlatmaya çalışan, bunu yaparken 4. duvarı sıklıkla yıkan, izleyiciyi sıkmamak için de akla gelebilecek-gelmeyecek her numarayı deneyen, her şeyle dalgasını geçen ama bunu yaparken sululaşmayan bir film. iyi bir film.

    mckay, vice'la politik taşlamalarına devam ediyor. ama vice daha basit olan, hiç karmaşık olmayan bir öykü (dick cheney'nin ırak'ı işgali ve politikadaki yükselişi) anlattığı için the big short'taki kadar hızlı bir kurguya sahip değil. gene de tbs'deki gibi 4. duvar sıklıkla yıkılıyor. mckay bu filminde de bir anlatıcıya yer veriyor, anlatıcı da kameraya (bize) bakarak olanları anlatıyor, yani 4. duvar burada da yıkılıyor. öte yandan mckay politik simaları hicvetmeye devam ediyor. güzel-eğlenceli sahneler mevcut: daha 50. dakikada "cheney bir daha siyasete hiç dönmedi, ailesiyle birlikte mutlu mesut yaşadı" deyip jeneriklere yer veriyor mckay ama sonraki sahnede cheney hızla siyasete dönüyor mesela. bu şekilde cheney'le de, hollywood'un biofilmleriyle de dalgasını geçiyor mckay. sevdiğim diğer sahne de lynne ve dick'in shakespeare'yen konuştukları sahne. zaten film boyunca lynne ve dick, lady ve lord macbeth gibi gösteriliyor, ki çok haklı bir benzetme. lady macbeth ne ise lynne cheney de o: güce tapan, gücü sonuna dek elinde tutmak isteyen, boş-standart bir hayat istemeyen, politikada yükselmeyi arzulayan, bunu döneminden ötürü kendisi yapamayacağından kocası aracılığıyla yapan, kocasını gazlayıp duran bir kadın. adeta lady macbeth. ama cheney de "karısının güç açlığına kurban gitmiş bir adam" değil kesinlikle. tam tersi, cheney de güce aç birisi. bahsetmeden geçemeyeceğim diğer sahneyse ırak işgali zamanına geçildiğinde garsonun dick ve donald rumsfeld'e yemek menüsünü okur gibi amerika'nın hukuki boşluklardan yararlanarak yapabileceği kötü şeyleri (guatanamo'da işkence, ırak'ta adam kaçırma vs) açıkladığı sahne. insan bir kez daha amerika'dan tiksiniyor. mckay işkenceleri de, guatanamo'yu da, ırak'taki katliamlara da, kısacası ırak'la ilgili her şeye yer vermiş bu filminde. o yüzden zaman zaman sinirler bozulmuyor değil. ha bu arada mckay sadece karakterler ve diyaloglar aracılığıyla değil, müzikleri aracılığıyla da sağ politika ve sağcılarla dalgasını bir güzel geçiyor.

    film fena değil. ama the big short'un gerisinde. şahsen the big short'u daha etkileyici, çarpıcı, komik bulmuştum. vice yer yer monotonlaşıp sıkıcılaşıyor. 2sa12dk'lık süre 30-40 yıllık bir dönem için uzun değil ama film ilk bir saatten sonra süresini hissettirmeye başlıyor. anlatıcı da (jesse plemons) tbs'deki kadar eğlenceli değil. ilk bir saatinde karakterlerle bir güzel dalgasını geçiyor mckay ama sonra ciddileşiyor sanki. kısacası 4-4'lük bir film değil ama izlenir. christian bale her zamanki gibi rolü için her şeyi yapmış. geçen yılki gary oldman gibi "kilo almakla uğraşamam. makyaj yapın yüzüme, prostetik göbeği de getirip yapıştırın karnıma" diyebilirdi. ama rolü için gerçekten kilo almayı tercih etti, üstüne gayet de iyi oynadı. amy adams da fena değil. önplana çıkmaya çalışıyor, önceki rollerinden farklı rolünde fena değil ama ortada oscarlık bir performans bence yok. adams'a bu yıl da ödül yok. sam rockwell ise biraz abartılmış sanki. rockwell, bush rolünde iyi ama öyle oscar alacak kadar değil. fakat bir ensemble ödülünü hak etmiyor değil. yani bale dışında tek tek ödül hak eden birisi olmasa da komple bir ensemble ödülünü hak ediyor film.
38 entry daha