şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • takribi 17-18 sene önce o dönemki ev arkadaşım olan sevdiğim bir ağabeyimin ilgisi üzerine dikkat kesildiğim gülse birsel'in çalışma formülünü tanımlayan başlık.

    tabi yıllar içinde kaşarlandık, sikilmedik bir kulağımızın ardı kaldı, her çeşit iti köpeği, kolpayı, mübareği gördük.

    gülse hanımın cast tercihlerindeki katılımını hınzırca buluyorum. bu metodu hollywood uygular. bunun üzerine son yıllarda bayağı geyikler çıktı internette. peki bu metod nedir? çok basit. ticari bir prodüksiyon hedef odaklı olduğundan yazdığınız metindeki karakteri ortaya koyacak iyi bir oyuncu aramak yerine direkt yazdığınız karakteri yapıma koymak(ekstra oyunculuğa gerek yok güzelim kendini koy ortaya). ehehehe. gülse hoca allah için gerçekten istanbul'daki yaygın tiplemeleri hakkına vererek yapımlarına yediriyor. ha seyretmem. elit ya da ayrıksılıktan değil içine dalamıyorum bir türlü. ancak o tiplemeleri bizzat tanıdığım ve esasında bir şekilde bu hayatlara dahil olduğum için lokal lezzeti de vermiyor değil. yiğidi öldür hakkını ver.

    onun dışında çok şey yazılır da türkiye'de gülse birsel kendini ve işlerini çok doğru bir yere koydu. cem yılmaz gibi. normal şartlarda gönlümün kaymadığı isimler ancak demiri tavında dövmek hususunda usta bu insanlar. körlerin ülkesinde tek gözü olan kraldır geyiği gibi. bunlar da lazım, böyle böyle tekamül edeceğiz işte. olduğu kadar.

    nasıl ki netflix mal değneği aklına hizmet ama hardcore ekmek getiren amerikan metodunu doğru ticari süreçlerle işletiyorsa gülse birsel de türkiye'de az buçuk geyiği, özellikle istanbul'a özgü sıkışmış stereotipleri, enerjileri ortaya koyma tarafında rol almış bir figür. birol güven de onun bir türlüsü. yalnız işte bu tarz bir profesyonellik biraz da insanları ayıran o ince çizgideki tarafını belli ediyor. buradan çok feci felsefe kasarım da gerek yok. gani müjde, cem ceminay da sevmem ama onlar da lazım. umur bugay'ın hastasıyım o ayrı diye de bağlıyorum. *
16 entry daha