şükela:  tümü | bugün
48 entry daha
  • en son izledigim ve cok da basarili bulmadigim dram filmi manbiku kazoku*'dan sonra bana ''iste dram filmi boyle yapilir'' dedirten, cannes film festivalinde juri ozel odulu kazanan ve yabanci dilde en iyi film dalinda oscar'a aday gosterilen lubnan yapimi nadine labaki filmi.

    capharnaüm, incil'de gecen kutsal bir balikci koyu ve fransizcada kaos ve karmasa anlamlarina geliyormus.

    hem ailesinden hem de cografyadan yana dogustan sanssiz olan 12 yasindaki zain'in sefalet icindeki zorlu hayat mucadelesini anlatan bir film. insan yaralama sucundan 5 yil ceza aldigi mahkeme sahnesinde zain'in, ailesinden neden davaci oldugunun sorulmasi uzerine cevap olarak verdigi ''beni dunyaya getirdikleri icin'' cumlesiyle daha en basta sarsiliyorsunuz zaten. sonrasinda ise zain'i suc islemeye getiren surece, yoksul hayatinda almak zorunda kaldigi boyundan buyuk sorumluluklara ve farkindaliklarina tanik oluyoruz. ayni zamanda insan haklari, insan ticareti, kadin haklari, cocuk haklari, cocuk isciligi, cocuk istismari, sinirlarin anlamsizligi, multeci sorunu, gocmen sorunu, cehalet gibi kavramlar toplumsal ve politik acidan yuzumuze acimasizca carpiyor.

    filme yonelik yapilan duygu somurusu ve acitasyon iceriyor tarzi yorumlara katilmadigimi belirteyim oncelikle. lubnan'in banliyolerinde yasanan hayatlar gercekci bir sekilde ele alinmis. ustelik filmin ana karakteri zain'in de gercek hayatinda suriyeli bir multeci olan, okula gidemeyip calismak zorunda kalan ve hatta kimligi bile cikarilmamis bir cocuk olmasi dolayisiyla filmin se rokh gibi bir nevi de belgesel niteliginde oldugunu dusunuyorum. sefalet icinde yasadiklari cehenneme getirdikleri her cocuk icin zain'in ailesine lanet ederken babasinin “beni bilmediklerimden suclayamazsiniz. benim bildiklerim bu kadar. bana cocuk ailenin belkemigidir, cocuksuz aile olmaz dediler. evlendigim gune lanet olsun” cumlesi ve annesinin de “siz benim yasadiklarimi yasamadiniz ve yasamayacaksiniz da. beni yargilamaya hakkiniz yok. vicdanim beni yargiliyor zaten” cumlesi de onlarin cehaletini ve sorumsuzlugunu elestirmeden ve hadsizce yargilamadan once yonetmen tarafindan olayi toplumsal ve kulturel olarak ele almamiz yonunde ozellikle verilmis. bu acidan dahi acitasyona dusulmus bir film oldugunu dusunmuyorum. ortadogu batakligindaki gercekler oldukca carpici sekilde islenmis. yani film ''yoksullugunuza bakmadan cocuk yapip onlarin da hayatini mahvediyorsunuz'' duzlugunde degil hayata dair pek cok seyi sorgulayabileceginiz insanlik dersi veren nitelikte.

    zain'in babasinin zavalligi ve kendini bocek gibi hissedisi, annesinin acizligi, cocuklarin caresizligi etkileyici bir sekilde islenmis. alt sinifi uyusturma , cezaevlerine giden din gorevlileri ve zain'in iyi bir insan olmak istedigini soyledigi ama allah'in bunu istemedigini soyledigi sahneler dine yonelik vurucu gondermelerdi. siginmaci kabul eden bir ulke olarak bize ve isvec'e yapilan bir gonderme de vardi. sadece mahkeme sahnelerini kismen yetersiz buldugumu soyleyebilirim. biraz daha gelistirilse daha iyi olurmus sahsi fikrimce.

    yonetmenin on hazirlik kapsaminda beyrut banliyolerinde, cocuk cezaevlerinde ve karakollarda ciddi bir gozlem sonucu ortaya koydugu, bir nevi belgesel turunde oldukca gercekci ve sarsici bir film olmus. ben cok begendim.

    ulkemizdeki suriyeli veya diger siginmacilara yonelik otekilestirici ve nefret icerikli soylemlerde bulunmadan once bir durup dusunmenizi ve filmi izlemenizi tavsiye ederim.
277 entry daha