şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • efendim ekseriyetle (amerikan) filmler(in)den bildiğimiz, hakkında bu yüzden çok fazla yanlış bilgi/ön yargıyla dolu olduğumuz sistem.

    evvela, bu sistem neden var? kökleri ta ingiltere'ye, magna carta'ya uzanıyor. (elbette onun öncesine ve ötesine de. ama amerikan jüri sistemini irdeleyeceğiz ve o sistem de anglo-sakson hukukunun uzantısı.) magna carta'da şöyle bir ifade var: "kimse peer'lerinin hukuki hükmü olmadan ceza almayacaktır."

    buradaki "peer" kavramı önemli. denk, akran demek. ingiltere'nin asil sınıfına "peerage" denir mesela, neden? peer olanlar hem kendi aralarında "denk"tirler, hem de asil sınıfından olmakla, kralla aynı seviyede kabul edilirler. şöyle ki, kral, yahut diğer yönetsel unvanlar bir hiyerarşi oluştururlar, evet, ama soyluluk meselesinde unvanın derecesi fark etmeksizin hepsi eşittir. aralarındaki hiyerarşi, yönetimlerine bırakılan sahanın ve kendilerine verilen yetkinin kapsama alanına göre belirlenir, yoksa biri diğerinden "daha soylu" değildir.

    magna carta neydi? magna carta emekti. ingiltere'nin "peer"leri, yani soyluları, kralı köşeye sıkıştırıp boş senet imzalatmışlardı. niyetleri, kralın ideal bir feodal sistemde olması gerektiği gibi "eşitler arasında birinci" olmasını garanti altına almaktı. kralın yargılama ve hüküm verme yetkileri, diğer yetkileriyle birlikte kısıtlandı. buna göre kral kafasına göre baron asamayacak, yahut birini topraklarından mahrum edemeyecekti. öncelikle, mahkeme karşısına getirilen kişinin kendi "denkleri" tarafından yargılanması ve suçlu bulunması gerekiyordu. (trial by peers) bu nedenle kral, bir asili yargılayıp cezai yaptırıma tabi tutacaksa, onu yargılayacak diğer asilleri ikna etmeliydi. bu da kralın keyfine göre adam asmasını ciddi biçimde engelliyordu.

    eh, asiller denkleri tarafından yargılanacaksa, sıradan halk da kendi kendini yargılayacaktı. zira avamın dengi de avamdı. bu da, sıradan insanın, göbeğini kaşıyan vatandaşın keyfi mahkemelere karşı sigortası olacaktı. kendi gibi, kendi bölgesinden, dilinden, kültüründen, sınıfından bir grup insan, sözkonusu adamı yargılayacaktı. bunun merkezden atanan/tepeden gelen bir yargıcın söz sahibi olmasından daha objektif olacağı düşünülmüş. (peki ya groupthink, mahalle baskısı, ön yargı, kolektif sanrılar, algı bozuklukları vs? ona bir cevap yok) bu ikili jüri sistemi ingiltere'de 20. yüzyıla kadar devam etti. ingiliz soylular çok yakın bir döneme kadar, suç işlediklerinde asillerin oluşturduğu bir jüri tarafından yargılanırlardı.

    işte amerika'daki jüri sisteminin kökleri buradan geliyor. amerika yaşayan en eski demokratik cumhuriyetlerden biri olduğundan, orada asil sınıfından söz etmek mümkün değil. dolayısıyla "trial by peers" konsepti orada "asili asil, avamı avam yargılasın" anlamına gelmiyor. ama vatandaşlardan oluşan bir topluluğun, diğer vatandaşı "suçlu bulması", yargılamanın meşruiyet zeminini sağlıyor. jürinin görevi suçlu olup olmadığına karar vermek, cezai müeyyideye karar vermek ise hakimin yetkisinde. tabii amerikan hukuk kaideleri karışık ve uzun bir konu ama, ekseriyetle jürinin oy birliği ile karar vermesi gerekiyor. jüri oy birliğine ulaşamazsa sanık salınmak zorunda.
12 entry daha
hesabın var mı? giriş yap