şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çok uzatmamaya çalışacağım mevzuyu. ortalığı bok götürüyor, fanatiklik had safhada. şikeci, fetöcü, gezici gibi lakaplar, kim daha çok vatan haini gibi başlıklar, hangi takım fetö’ye daha yakın sorgulamaları, hangi takımın ismini taşıyan lise daha çok şehit verdi tartışmaları falan artık işin bokunu çıkardık. bir kulübün hocası yada başkanı rakip takım için sinirle kötü bir söz söylese milyonlarca insan sokağa çıkıp birbirini doğrayacak öyle bir hava var ülkede. peki sorumlu kim? mhk, kötü niyetli hakemler ve en başta tff. ve en ilginci de bunlar kafalarını kuma gömmüşler, kendilerini eleştirenlere oturdukları yerden ‘’yargı’’ dağıtıyorlar. bu bir oyun, amaç ne bilmiyorum ama biz taraftarlar bu pis oyuna gelmemeliyiz.

    taraftar olmak güzel şeydir, rakip takımlarla dalga geçmek zevklidir, kendi takımının hakkını koruma iç güdüsü normaldir ama bu iğrenç oyunla insanlara nefret duygusu yüklemesi yapılıyor.

    şahsi olarak ilk önerim bu platformda şikeci, fetöcü, gezici gibi lakapları kullanmamak. çünkü bu lakaplar insanların kanına dokunuyor ve gerginlik, nefret sürekli büyüyor. beyoğlu yosmaları, kuşlar, tinerciler, kediler, akbilspor, çirkefspor gibi komik ve daha masum lakaplar gayet yeterli ve zevkli diye düşünüyorum.

    ağır lakaplar, ana avrat küfürler olunca herkes talımdaşını uyarmalı özelden. takımdaşını uyarmalı diyorum çünkü rakip takım taraftarını uyarınca ya küfür yeniyor ya da cevap verilmiyor. çünkü insanlar kendi takımını tutmayan herkesi engellemeye başladı öyle de bir psikopatlık söz konusu.

    dört büyük kulübün başkanı da ben eminim ki kavga, dövüş istemeyen insanlar. yıllardır böyle bir durum olmadı, bunun kıymetini bilmek lazım. yine de dikkatli olmalılar, hakem hataları yapıldığında ‘’bana yapıldıysa diğerine de yapılsın’’ görüşü değil kimseye yapılmasın görüşü yansıtılmalı.

    son olarak şunu da söylemek istiyorum. galatasaray- trabzonspor maçı takımımın uzun zamandır en iyi oynadığı maçtı. bu sezon ilk defa toplu maç izlenen bir cafede izledim maçı ve çoğu kişi benim gibi galatasaraylıydı. yer olmadığı için bizim masamıza oturan 4 arkadaş ise trabzonspurluydu. çok konuşulan penaltı pozisyonunda hepimiz penaltı dedik, hakem var’a gidince şimdi verecek dedik. ve vermediğinde çok üzüldük, maçtan aldığımız tüm zevk bir anda yok oldu. trabzonspor’da oynayan o gencecik çocukların üzüntüleri, hakemin verdiği yanlış karardan ötürü kendi çapında adalet sağlamak amaçlı trabzonspor lehine verdiği saçma sapan fauller maçın içine etti. biliyorduk ki bu maçı kazansak da güzel oyunumuz hiç konuşulmayacak. ve öyle de oldu.

    fener-kayseri maçında moses’a yapılan hareket bence net kırmızı karttı.

    başakşehir- fener maçında başakşehir’in golünde ofsayt yoktu.

    galatasaray-konya maçında yan hakem 3 kez pozisyon temiz demesine rağmen hakem gs aleyhine penaltı yarattı ve var’a bile gitmedi.

    eminim bjk lehine ve aleyhine de hatalar olmuştur, şu an hatırlamıyorum net olarak.

    söylemek istediğim şey şu, her takımın lehine ve aleyhine hatalar yapılıyor. kimsenin derdi hatalar değil, kötü niyetli kararlar. çünkü aklı başında her taraftar adalet istiyor, ayrıcalık değil. içimizde tabi ki gözü kör, fanatik ve ayrıcalık isteyen taraftarlar olabilir. ama bu insanlar yüzünden tff ve mhk’nın oyununa gelip olayı çirkinleştirmeyelim.

    metin oktay’ın can bartu ile forma değiştirdiği, süleyman seba gibi büyük isimlerin yaşadığı bir ülke burası. ezeli rekabet, ebedi dostluk hep var olsun.
8 entry daha