şükela:  tümü | bugün soru sor
8 entry daha
  • türkçe'ye akışkan aşk-insan ilişkilerinin dayanıksızlığı olarak çevrilmiş, 4 bölümden oluşan zygmunt bauman kitabı. söz konusu bölümler:

    1- aşka düşmek, aşktan düşmek

    "çağımızda yaşamlarındaki birden fazla deneyime aşk diyen, yaşamakta oldukları aşkın sonuncu olduğuna güvence veremeyen ve gelecekte de aşk yaşayacağını düşünen insan kesimi hızla artmaktadır. eğer varsayımınız doğrulanırsa, bunda şaşılacak bir şey olmayacaktır. sonuçta ölüm bizi ayırana kadar şeklindeki romantik aşk tanımının kesinlikle modası geçmiştir. bununla birlikte bu kavramın sonu, kaçınılmaz bir şekilde, bir deneyimin aşk diye adlandırılmak için başarması gereken sınavların basitleştirilmesidir.

    hatta aşkla ilgili becerilerin deneyim sayısıyla arttığına; bir sonraki aşkın yaşanandan daha baş döndürücü bir deneyim olacağına, ama önceki kadar kalp çarptırmayacağına ve heyecan vermeyeceğine de inanilabilir, genellikle de inanılır. fakat bu yeni bir yanılsamadır. edinilen beceri hızla bitirmeye ve yeniden başlamaya yardım eden beceridir."

    "diğer tüketim malları gibi, partnerlik de anında tüketilir (hiçbir ilave antrenman ya da uzun süreli hazırlık gerektirmez), tek kullanımlıktır, önyargısızdır. öncelikle ve en önemlisi kullan at şeklindedir. ... uzun süre kullanımda kalmaları beklenemez; sonuçta, gayet kusursuz çalışan arabalardan, bilgisayarlardan, hatta cep telefonlarından, geliştirilmiş yeni versiyonları daha mağazalarda belirir belirmez ve bütün şehir bunlardan konuşurken hiç üzüntü duymadan -üzüntünün gölgesi bile görülmeden- kurtulunur. partnerler bu kuralın neden istisnası olsun ki?"

    2- sosyalliğin alet edevat kutusunun içinde ve dışında

    bu bölümdeki en güzel kısımlar cep telefonuyla, hepimizin elinin altında anlık ulaşabileceğimiz bir dolu insan olmasıyla ilgili sayfalardı bence.

    "cep telefonunuz varken asla dışarı çıkmış ya da bir yerden ayrılmış olmazsınız. her zaman oradasınızdır ama asla tek bir yere kapalı değilsinizdir. çağrı ve mesajlar ağının bağrında gayet korunaklı bir halde, yara almazsınız."

    "zaman içerisinde cep telefonları gözleri görmeden bakmaya alıştırır."

    "temaslar, girişmek için daha az zaman ve çaba islerler; bunları parçalamak için de daha az zaman ve çaba yeter."

    3- komşunu sevmenin güçlüğü üzerine

    "siz bağlı olursunuz ama partneriniz çekip gitmekte özgürdür ve sizi hareketsiz kılabilen bağların hiçbiri onun yerinde kalmasını garanti etmeye yetmez. büyük ölçüde paylaşılan bu bilinç bütün ilişkilerin saf (yani kırılgan, çatlayan, sağladıkları rahatlıktan daha uzun süre sürme şansı olmayan ve dolayısıyla daima yeni tebliğe kadar) olduğunu söyleyen beylik laf, güvenin kök salacağı ve yeşerebileceği gerçek bir zemin olamaz."

    4- parçalanmış birlik

    mülteciler ile ilgili meseleler üzerine yoğunlaşılmış bir bölüm. elimde bu kitabı gören hiç kimse eminim içinde böyle ciddi sosyolojik bir bölüm barındırdığını düşünmemiştir.*

    benim bölümleri okurken aldığım keyif de tam olarak bu sırayla çoktan aza doğru ilerledi. ilk iki bölümü yüksek keyifle, son iki bölümü daha uzak olduğum konular hakkında sosyolojik fikirler okuma motivasyonuyla okudum.

    anlaşmalar şeklinde yaşanan, derinliği olmayan ilişkiler için düşünülebilecek şöyle bir cümle var ki, gerçekten çok etkilendim: "nitelik olmadığında kurtuluşu nicelikte ararız. süre yoksa, sizi kurtaracak olan şey değişimin hızıdır."

    yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son kitabı olmayacak. bu tip konulara ilgisi olan ya da bu tür kitapları okumayı seven insanlar için okudukları diğer kitaplardan çok üstün bir kitap olmayacaktır muhtemelen ama konuya giriş için çok güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum; yazar günümüz ilişkilerini ve dinamiklerini, tüketim hızlarını çok sade ve net bir dille açıklamış.

    son olarak, "bir ilişkinin yenilgisi genellikle iletişim yenilgisidir."