şükela:  tümü | bugün soru sor
  • arkadaşlar külliye çevrelerine yakın bir kaynaktan duyduğum bir olaydır tamamen gerçektir.

    bildiğiniz gibi 2018 yılı sonlarına doğru doların yükselmesiyle ekonomimizde büyük bir kriz yaşanmıştı. dünya ekonomisini yöneten dünyanın zenginleri ise piyasadan daha çok dolar çekerek ülkemizi daha da zor duruma sokmaktaydı. doların 7 tlyi geçtiği sıralarda ingilterede masonic temple adında bir mason locasına ait bir binada çok gizli bir toplantı yapıldı. bu toplantıya cumhurbaşkanımız da çağırıldı. toplantıda cumhurbaşkanımıza arka sıralarda geri planda bir yer verilmişti. salon girişinde kapılarda ve her yerde illüminatinin kadim sembolü olan tek göz (all seeing eye simgesi) bulunmaktaydı. böylece başkanımıza daha en baştan psikolojik üstünlük kurulmak istenmekteydi. dünyanın zenginlerinin toplandığı bu toplantıda herkesin amacı adeta çocuk azarlar gibi sayın cumhurbaşkanımızı ayaklarına çağırmak ve isteklerini emir verir gibi söylemekti. çünkü eski türkiye başbakan ve cumhurbaşkanlarına hep böyle yapılmıştı ve buna alışıklardı.

    konferansın lideri sir james nicholton (kendisi 34. derece masondu) kürsüye çıkarak cumhurbaşkanımıza gözlerini dikti ve politikalarının yanlış olduğundan, büyük devletlerin işlerine karışmasının yanlış olduğundan bahsetmeye başladı.

    ama yeni türkiyenin lideri asrın lideri, dünyaya yüz yılda bir gelen lider recep tayyip erdoğan ani bir hışımla yerinden kalkıp kürsüye ilerledi. elinde sadece bir deri çantası bir de vatan sevgisi vardı.

    -eey sayın james, büyük devletler diyorsun. büyük devlet biziz! aziz türk milleti dünyanın en büyük imparatorluğunu yönetmiştir. siz kimsiniz ya. ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız. artık karşınızada eski türkiye yok. ayağınızı denk alın! dedi.

    koca salonda buz gibi rüzgarlar esti. adeta bir ölüm sessizliği salona çöktü. kendine gelen herkes sağına soluna bakıyor adeta birbirlerinden medet umuyorlardı. tecrübeli ve yaşlı bir hitabet ustası olan sir james başta afallamıştı ancak hızla kendini toparladı ve erdoğan'ın gözlerinin içine bakarak bir hışımla:
    -sen neyine güveniyorsun! dedi

    cumhurbaşkanımız elinde tuttuğu deri çantasının ağzını açtı. içine elini daldırdı ve tek seferde çıkarıp o 5 metre beyaz bezi kürsüye doğru fırlattı. işte bu her zamam yanında taşıdığı kefen beziydi.
    -işte buna güveniyorum! dedi.

    kısa bir duraksamadan sonra kürsüye gidip kefeni geri aldı çantasına koydu ve kendinden emin adımlarla salonu terk etti. o salondan çıkana kadar hiç kimse yerinden kalkamadı hiçbir şekilde kıpırdayamadı bile. adeta donup kaldılar.

    ve sonra zaten bildiğiniz gibi dolar euro hepsi düştü, bu oyun bozuldu. sonra kendilerini ön plana çıkarmak istemeyen dış güçler içerdeki hainleri kullanarak sebze fiyatları suretiyle ülkemizi vurma planlarını devreye soktular.
5 entry daha