şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
956 entry daha
  • reformizm, marksizm, komünizm ve anarşizm: görüyorum ki hepsi aynı şeymiş gibi değerlendiriliyor. önce stalin'in anarşizm mi sosyalizm mi eserinden, sonra politics in minutes'tan birkaç noktayı netleştirelim.

    reformistler için sosyalist bir sistem yaratmak devrim ile gerçekleşecek olan yakın bir hedef değildir. (bkz: eduard bernstein) reformistler, mücadeleci değil işbirlikçidir. haliyle reformistleri savaş çığırtkanlığı ile suçlamak anlamsızdır.

    komünizm, fütüristik bir ütopyadır. tarihte uygulanmış olan somut bir örneği bulunmamaktadır. marx ve engels'in komünizm olarak tanımladıkları siyasi idealde para birimi, devlet, hiyerarşi veya mülkiyet yoktur. ister sosyalist ülkelere uygulanan ambargolar diyin, ister tek adımda komünist veya sosyalist ideallere uyan bir toplum yaratmanın zorluğu diyin, ister diktatörlere nefret kusun: küba örneğinin de, sovyetler birliği örneğinin de sık sık karşılaştığımız yanlış örnekler olduğu değişmemektedir. sovyetler birliği, devlet kapitalizmidir. rus ekonomisi çöküşe geçtiğinde, lenin'in çözüm olarak sunduğu yeni ekonomi politikasını incelerseniz, kapitalizmdeki gibi bir kâr mefhumu ile karşılaşırsınız. oysa teoride, komünizmde üretim kâr hedefi ile yapılmaz.

    anarşistler, proletarya diktatörlüğü ile barışık değildirler. bireycilikleri baskındır. fakat sosyalist teoriyi marksist bakış açısı ile ele alırsak, kolektif kurtuluş olmadan bireyin kurtuluşunun olanaklı olmadığının savunulduğunu görürüz. marksizm ise sadece sosyalizm teorisi değildir, bir dünya görüşüdür. anarşistlerin ve marksistlerin hegel'e bakış açılarında da çeşitli çatışmalar görülür. marksistlerin gözünde proudhon ve spencer metafizikçidir, anarşistlerin gözünde ise marx ve engels metafizikçidir.

    tüm bu karmaşalar bir yana, çağımızdaki sol anlayışı yalnızca sınıf çatışması temalı olmaktan uzaktır. komünizm pratiğe geçirilmeye çabalanırken hayal kırıklığı yarattığından, frankfurt okulunda çeşitli sosyoloji ve psikoloji unsurları geleneksel marksist teoriye dahil edilerek yeniden yorumlanmıştır ve modern gelişmeler ışığında marksizm, yeniden değerlendirilmiştir. 20. yüzyılda ortaya çıkan bir dizi farklı hareket de neo-marksizm olarak tanımlanmıştır. gramsci, ekonomik ve sınıfsal sorunların önemli olmalarına rağmen sosyal devrim için tek motive edici olmadıklarını dile getirirken kapitalizmin gücünü kültürel hegemonya yoluyla sürdürdüğüne dikkat çekmiştir. neo-marksist fikirler, daha sonra foucault ve yeni sol tarafından da benimsenmiştir. edward s. herman ve noam chomsky'nin de rızanın imalatı'ndaki medya analizi propagandanın yapılışını anlamaya yönelik olmuştur. yeni sol ise, solun geleneksel problemlerinden (sınıf çatışmaları) koparak sosyal reform odaklı bir çizgide ilerlemiştir.

    herkesin sosyalizmden aynı şeyi kastetmediği bir ortamda sosyalizme dair atıp tutmak ne kadar doğru olur tartışılır. günümüzde de salt sosyalist olmadıkları halde, sol kesimlerin iskandinav ülkelerine duydukları sempatinin tek bir nedeni yoktur. bu bazen kültüreldir, bazen sendikalardır, bazen statoil'dir, bazen de eğitim, sağlık ve vergilendirme sistemleridir. isveç gibi refah kapitalizmlerini, market kapitalizmlerinden ayırırken sosyalist prensiplere yaklaştıran çeşitli uygulamalar mevcuttur. haliyle bu uygulamalardan söz eden insanlara "ama onlar kapitalist." diyip de, nep'in hayata geçirildiği bir yere saf sosyalist demek veya çin'i komünizm örneği olarak vermek çelişkili olmaktadır.
747 entry daha