şükela:  tümü | bugün
460 entry daha
  • yüzlerce farklı bilimsel - bakınız bu bilimsel kelimesi çok çok önemli - araştırmaya dayandırılan şeydir - tıpkı akdeniz diyeti ya da düşük yağlı yüksek karbohidratlı diyet gibi.

    şimdi genelde "layman" tabir edilen, mevzuya çok da aşina olmayanların bilmedikleri şey "bilimsel" denilen araştırmaların 99% epidemiolojik araştırmalar olması.

    bu ne demek ? yani değişik gruplardaki insanların ne yedikleri ve sağlık durumlarına dair hemen hemen her zaman anketlere (kişinin kendi beyanlarına) ve araştırmayı yapan ekibin uygulayacağı testlere dayanan araştırmalar.

    daha basit tabirle - diyelim akdeniz diyetinin kalp sağlığına etkisi araştıralacak.

    5 sene boyunca 300 kişiyi belirleyip, bu 300 kişinin sağlık taramalarını yapıyorlar, ve bu insanların yediklerini not etmelerini ve rapor etmelerini istiyorlar. 5 sene içerisinde bu insanları belli aralıklar en baştaki taramalara tekrar tabi tutuyorlar.

    5 sene sonra bakıyorlar ve diyorlar ki (atıyorum) şu kadardan fazla alkol alanlarda kalp hastalığı riski yüzde x arttı, yağ yiyenlerde yüzde bilmemkaç arttı vs.

    ancak buradaki en temel problem - ve bizim "sağlıklı" diye bildiğimiz akdeniz diyeti olsun, düşük yağ ve hayvansal gıda ve yüksek meyve sebzeli beslenme yöntemlerine dayanan diğer diyetler olsun - bu çalışmalarda incelenen kişilerin yediklerine dair kayıtların sağlıklı tutulmaması.

    ancel keys'in yaptığı meşhur 7 countries study olsun giritli köylülerin diyet alışkanlıklarının incelenmesi neticesinde formüle edilen akdeniz diyeti olsun, bu diyetlerin insan sağlığına pozitif etkilerine dair bulgular cherry picking, hatalı data toplama yöntemleri ve değişkenlerin yeterince irdelenmemesine dayalı araştırmalar.

    hatta ve hatta akdeniz diyeti bizzat zeytinyağı firmalarının kurduğu bir vakıf tarafından fonlanmış bir tanıtım kampanyası sayesinde meşhur bir diyet haline geldi. halbuki diyetin en temel varsayımlarının dayandığı giritli köylülerin diyeti ve kalp sağlığı verileri giritli köylülerin 2. dünya savaşı sonrasındaki zaman dilimine aitti ve bu dönemde (tıpkı türkiye'de olduğu gibi) şeker kıtlığı ve benzin kıtlığı, et kıtlığına eşlik ediyordu ve giritlilerin normal zamanlardaki diyetinde bolca bulunan hayvansal yağ ve proteinin bulunmadığı bir dönemde toplanmıştı.

    konuyla ilgili detay merak eden şu iki kitabı okuyabilir :

    gary taubes - good calories bad calories ve nina teicholz - big fat surprise.

    bu kitaplar hem fizyolojik, hem de tarihsel ve politik-ekonomik açılardan 1930lardan günümüze kadar halka tavsiye edilen ve "sağlıklı" denilen beslenme modellerinin nasıl yanlış olduğunu, bu modellerin nasıl ortaya çıktığını, nasıl politize edildiği, nasıl çıkar grupları tarafından manipüle edildiğini çok güzel, kantılarıyla ortaya koyuyor.

    hayvansal gıdaların üretimlerine dair pratikler vicdanen bu ürünleri tüketmemeyi seçmek gibi bir karara vardırabilir, bu vicdani bir tercihtir ve kesinlikle tartışılması yersizdir. hayvansal gıdaların üretimi gerçekten de insancıl olmaktan çok uzak olabiliyor.

    ancak diğer tarafta "et yememek sağlıklıkdır, sebze meyveyle beslenmek insanlar için en sağlıklı beslenme şeklidir" tarzı tavsiyeler gerçeği kesinlikle yansıtmıyor. klinik deneylerden tutun son 40-50 yılın beslenme tavsiyelerine paralel yemek yemelerine rağmen kalp hastalığı, diabet, obezite ve buna bağlı diğer hastalıkların artışı özellikle karbohidrat ve nebati yağlara dayalı beslenmenin ne kadar zararlı olduğunu çok net ortaya koyuyor.

    veganizm'in ahlaki olarak doğru ya da yanlışlığı ile sağlık açısından yanlışlığı apayrı şeyler. birisi kişinin seçimine bırakılabilecek bir konu iken et yememenin sağlıklı olduğu iddiası objektif olarak yanlıştır.
366 entry daha