şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • üst edit: bir yazar uyardı. fıkra değil gerçekmiş, bu hikayeyi cüneyt arcayürek 1950-1960 arası türkiye'yi anlatırken kullanmış, katır değil eşekmiş. uyaran yazar da kaynağından tam emin olmadığı için nickini paylaşmıyorum. aslını merak eden araştırır zaten.

    anglachelm gerekli açıklamayı yapmış zaten ama tam gediğe oturacak ve katırın kıymetini gösteren bir fıkra ile ben de pekiştireyim.

    50'li yıllarda türkiye, yeterli kalifiye personel yoksunluğundan, kırsalda yol-imar çalışmaları yapmak için abd'den destek istemiş. ebedi dostumuz amerika da sağolsun bizi kırmayarak mühendislerden oluşan bir heyet göndermiş.

    mühendisler gelmiş ve yol-güzergah çalışmalarına rehberlik etmeye başlamışlar. o zamanlarda bizde yeterli alet, cihaz da yok, eleman da yok. bayındırlık mühendisleri katırı yokuşa sürüyorlar, arkasından elemanlar katırın ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış. bunu gören amerikalı mühendis, bizimkilerin ne yaptığını anlayamamış ve sormuş ''ne yapmaya çalışıyorsunuz ?''diye. ''yolun güzergâhını belirliyorlar.'' yanıtını almış. amerikalı şaşkın bir şekilde tekrar etmiş, ''nasıl yani, anlayamadım ?'' diye. bizimkiler durumu izah etmiş " katır, belli bir eğimin üstünde yere çıkmaz, yok çıkması gerekiyorsa da eğim ile mesafenin en verimli olduğu güzergahı hesaplayıp öyle çıkar. biz de katırı salıp peşinden yolun güzergahını belirliyoruz böylelikle." diye. mühendis katılarak gülmeye başlamış, yatıştığı zaman da ''peki, yeterli katır yoksa ne yapıyorsunuz?'' diye sorunca, bizimkiler cevap vermiş ''amerika''dan mühendis getirtiyoruz.''.
1 entry daha
hesabın var mı? giriş yap