şükela:  tümü | bugün
157 entry daha
  • ben ana akım süper kahraman yapımlarından çok hoşlanmıyorum genelde. ancak okuduğum yorumlara göre bu dizi standart bir süper kahraman yapımlarından farklıydı ben de bir denemeye karar verdim. şimdiden söyleyeyim diziyi beğendim yada beğenmedim diyemiyorum daha o konuyu netleştiremedim. çünkü çoğu insanın dediği gibi dizide bir şeyler eksik gibi geliyor. onun da sebebini buldum entry'de detaylıca anlatacağım.şimdi spoiler ibaresini çakıp diziyi incelemeye başlayalım.

    --- spoiler ---

    dizinin konusu şöyle; dünyanın farklı yerlerinde 43 kadın hamile olmamalarına rağmen çocuk doğururlar. daha sonra eksantrik milyoner sir reginald hargreeves bu çocukları toplamaya çalışır ve yedi tanesini bir araya getirmeyi başarır. çünkü çocuklar süper güçlere sahiptir ve sir hargreeves, the umbrella academy denilen kuruluşta bu çocukları eğitmek ister. ancak sir hargreeves çocuklara yeterince ilgi göstermez, ayrıca çok sert davranır bu nedenle kurmayı planladığı rüya takım dağılır.

    şimdi buraya kadar her şey normal. yani sorunlu karakterler var ve bunlar bir şekilde bir araya gelip günü kurtaracaklar. karakterlere de güzel yatırım yapmışlar bu nedenle bu kısımda bir problem yok. ancak bir de yaklaşan final var. yani bir şekilde o hikayeyi de inşa etmeleri lazım ancak bu kısma yeterince özen göstermemişler. bu da dizinin ana kusuru zaten.

    şöyle düşünün balzac'ın goriot baba kitabının başında ana karakterlerin kaldığı yerin çok güzel bir tasviri yapılır. baya da uzun sürer bu tasvir. edebiyat tarihine geçecek kadar da iyidir teknik olarak. ancak bu anlatılan hikayenin bir parçasıdır sadece. bu nedenle yazar tasvirini bitirdikten sonra konuyu anlatmaya geçer. bu dizide ise o tasvir kısmı hiç bitmiyor. bu yüzden ana olaya bir türlü odaklanamıyoruz. yani dizi güzel bir şey yaratmış sonra onun içinde boğulmuş diyebilirim.

    dizinin iki yönü eşit şekilde gitmiyor. bu karakterlere daha az zaman harcansın demek değil. ancak karakterler kadar kıyamet senaryosunun da gelişmesi lazım. sadece bir göz ile yada tek bir karakterin aranması ile izleyiciyi sürükleyemezsiniz. ki bu dizi de sürükleyememiş zaten. sadece çok iyi tanıttığı karakterler kalmış elde. bu bir dizinin ilk sezonu için normal sayılmaz mı diyenler olacak. sayılmaz. çünkü dizi mantığı şöyle işler. birinci sezonun başında karakterleri tanıtmadan ortaya bir problem koyarsınız. daha sonra karakterleri tanıtmaya başlarsınız, bu karakterler bir problem olduğunu fark eder ancak önce bir araya gelemezler. bir durum olur bir araya gelirler arada yine sürtüşmeler olur ancak problemi çözmek için ilerleme kaydederler. finale doğru sürtüşmeler artar grup dağılır. finalde de grup tekrar bir araya gelip problemi çözer. tam bölüm bitecekken hop başka bir problem çıkar. böylece ikinci sezona kadar izleyiciler merak içinde kalır.

    gördüğünüz gibi bir dizinin senaryo matematiğini oluşturmak öyle zorlu bir şey değil. aynısını yapan binlerce yapım var. ancak bu dizide olayları bir türlü ilerletememişler. bu da çok şaşırtıcı değil aslında. çünkü dizinin uyarlayıcısı jeremy slater. bu adamın kim olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. normal. çünkü kendisinin the umbrella academy dışında başarılı sayılabilecek bir çalışması yok. kariyerinde netflix'in garabeti death note ve çizgi roman severlerin yerden yere vurduğu 2015 yapımı fantastic four var. gerisini siz düşünün. ilginç nokta ise bu adamın hala dizi film sektöründe iş yapabilmesi.

    karakterler dedik onlardan da bahsedelim. karakterlerin hepsinin gerçekten düzgün travmaları var. bu yüzden hepsi ilgi çekici. özellikle kara mizah seven bir insan olarak klaus ve number five'a bayıldım. klaus grubun comic relief'i ancak çok zor bir çocukluk geçirmiş bu nedenle dramatik ağırlığı yüksek bir karakter. five ise aslında grubun lideri olabilecek kişi. ancak lone wolf olmaya o kadar alışmış ki gruba dahil olamıyor bir türlü. en gerekli yerlerde basıp gidebiliyor. bu özelliği de raistlin majere'i hatırlattı bana.

    oyuncular da rollerine uymuş. ellen page dışında diğer oyuncuları çok tanımıyordum. diziye bu yüzden de şüpheyle yaklaştım ancak performansları gerçekten iyiydi. özellikle five'ı canlandıran aidan gallagher, çocuk bedeninde yaşayan yaşlı bir adamı başarıyla canlandırmış. yalnız bütün karakterler ve oyuncular da kusursuz değil. bu nokta da şaşırtıcı çünkü diziye ellen page'e güvenerek başladım sonunda en beğenmediğim performans kendisininki oldu. şimdi şöyle bir durum var. büyü yapan yada psişik güçleri olan bir karakteri canlandırmak zor. çünkü gerçek hayattan bir mimiği değiştirerek kullanmanız lazım. ayrıca konsantrasyon işi de mesele. mesela elizabeth olsen'ın avengers'taki şu görüntülerine bakarak oyuncu için durumun ne kadar garip olduğunu fark edebilirsiniz . https://www.youtube.com/watch?v=_fxnfy7-ryu ancak ellen page sadece böyle durumlarda değil dizinin dramatik anlarında da yokları oynamış. ilk önce inception da beni rahatsız etmişti ancak şu dizideki halinden sonra söyleyebilirim ki page gerçekten rolünü çok küçük oynuyor. jestleri mimikleri falan çok baskı altında bu nedenle çoğu sahnedeki duyguyu veremiyor gibi. bu da sonuç olarak kötü bir performans ile sonuçlanıyor. inception'daki şu sahnelerine bakın mesela https://www.youtube.com/watch?v=v3-a58wt2tk setten rastgele birini çevirseniz o da bu kadar oynayabilir. o yüzden ileriki yapımlarına şüpheyle yaklaşacağım. gözüm üstünde juno.

    bir de dizinin teknik yönlerine bakalım. öncelikle dizinin sanat ve görüntü yönetimi gerçekten iyi kotarılmış. mekanlar ve sir hargreeves tam wes anderson filmlerine yakışır şekilde tasarlanmış. çekimlerdeki simetri duygusu, kullanılan renk paleti ve ilk bölümdeki evin yandan kesiti ile yönetmene saygı duruşu gibi olmuş resmen. bütün sanat ve görüntü departmanını araştırdım ama daha önce bir wes anderson filminde çalışmış birini göremedim. o yüzden sadece bir esinlenme durumu var sanırım.

    görüntü yönetimi de şöyle. geniş açı lensler perspektifi değiştirdikleri için genelde sadece manzaralarda falan kullanılırlar. yani bir insanı geniş açı lens ile yukarıdan çekerseniz yüzü çok büyük ayakları da çok küçük görünür. bu da özel bir sebebi yoksa tercih edilmez genelde. ancak bu dizide çizgi roman estetiği yakalamak adına böyle görüntüler bolca kullanılmış. özellikle mekan çekimlerine dikkat edin hep ön taraf daha büyük arkalar olması gerekenden daha küçük görünüyor. bu da güzel bir dokunuş olmuş.

    dizinin müzikleri de çok konuşuldu biliyorsunuz. bu guardians of galaxy'den sonra başlayan bir trend. ancak bu dizide sanırım biraz aşırıya kaçma durumu var. çünkü şarkılar sahneyle alakalı olsa da olmasa da çalınıyor arkada. sanki sevilecek şarkılar bulalım yapıştıralım gitsin demişler gibi. bir bağ yok yani sahneler ile. ayrıca bir nebze de kolaycılık gibi geldi bana. çünkü the doors'u duyarsam ben zaten severim o sahneyi sizin ekstra bir şey yapmanıza gerek kalmaz. bu yüzden çoğu yerde bu zaaftan faydalanmışlar gibi hissettim. ha seçilen şarkılar muazzam tabi. o çalışmanın da hakkını verelim.

    bir de teknik yönün en zayıf halkasından bahsedelim. şimdi dizi bir süper kahraman dizisi. bu da mecburen cgi kullanacağınız anlamına geliyor. ancak şöyle bir durum var. cgi bazı yerlerde çok iyi bazı yerlerde çok kötü. mesela pogo için çok emek vermişler. bu belli oluyor. ama mesela final sahnesini az uğraşsanız after effects ile siz de yaparsınız. gerçekten özensizlikten başım ağrıdı orada.

    --- spoiler ---

    şimdi dizi izlenir mi izlenmez mi? dizi bazı anlarda keyifli ancak number seven'ın karakteri yeterince dramatik değil. iyi bir kötü karakter bir yapımı çok ileriye taşır. ben buna inanırım. bu dizideki mücadele edilmesi gereken karakter ise bu değişimi yeterince iyi vermiyor. bu biraz karakterin kötü yazılmasından biraz da ellen page'in durgun oyunculuğundan böyle. ayrıca ne işe yaradığı pek anlaşılmayan iki ajan hikayesine dizide çok uzun zaman ayrılmış. final cut benim elimde olsa ne alaka lan bu sahne diye uçururdum hepsini dizi de bölüm başı 30 dakikaya falan düşerdi herhalde. ancak dediğim gibi boş zamanınız varsa ve yeni bir şeyler denemek istiyorsanız, iyi yazılmış birkaç karakter için izlenesi var dizinin.
152 entry daha