şükela:  tümü | bugün
1936 entry daha
  • evet, gec olsun, guc olmasin. su entry’de #83573655 bahsettigim ve ozelden bir cok soru aldigim barlar hadisesine bir aciklik getireyim.

    oncelikle pub isminden baslayalim; pub, public house’in kisaltmasindan gelir. evet, turkce’ye direkt cevrildiginde pek hos bir anlami olmuyor, ancak etimolojisi suna dayanmakta; 5.yuzyilda roma imparatorlugu'nun , su anki ingiliz topraklarindan cekilmesiyle anglosaksonlar , daha onceleri tabernae – simdiki adiyla taverna- ismiyle anilan yerlere, insanlarin topluca konustugu, kaynaştığı “genel bir bulusma yeri” adiyla anmak amaciyla “public house” adini vermisler. zamanla bu da kisaltilarak “pub” adini almis.

    publardaki hakim yesil renk mevzusu da suradan gelmekte deniliyor; zamaninda publarda alewife adi verilen (ale yapan) kadinlar calisirmis, ale hazir oldugunda, pub’in disindaki direge yesil bir cali asarlarmis. mevzu bu (ymus yani)

    bazi “pub”larda da , “arms” uzantisini da gorursunuz, ornek “york’s arms” olsun. bu tarz bir yer, eger york sehrine refere edilmis ise, ambleminde sehrin simgelerinden biri olan beyaz bir gul gorursunuz. yani mulk sahibi,işletmecisi,yatirimcisi ve/veya toprak sahibi'nin o bolgeyle bir iliskisi oldugu anlami da cikabiliyormus.

    nedir bu meshur publar demeden once son bir sey. londra’daki hemen hemen tum barlar zincirlere ait. en meshurlari mitchell’s and butlers, greene king, wetherspoon’s, nicholson’s ve fuller's. bir cok pub’in adinin altinda bu isimleri gorursunuz.

    ılk mekanimiz ye olde cheshire cheese; meshur film; sweeney todd’u izleyenler , filmin uzun adindan hemen fleet street’i hatirlayacaklardir. gercek tarihi karakterlere dayanan bu filmde , sweeney todd, hapisten ciktiktan sonra, 186 numaradaki st duncan kilisesinin hemen yanina dukkanini acmistir. iste bu cadde meshur fleet caddesi. st.paul katedralinden trafalgar'a (veya leicester-piccadilly) dogru giderken, iki buyuk cadde vardir. biri fleet digeri ise strand’dir. bu barimiz fleet caddesi uzerinde yer alir. biraz basik bir havasi vardir (zira fleet uzerindeki publarin hemen hepsi oyle) mudavimleri arasinda charles dickens, mark twain gibi iki buyuk usta da vardir. (zaten charles dickens’in mudavimi olmadigi pub yok, hemen hepsinde bu ismi zikredecegiz) 1667 yilindan bu yana hizmettedir. kralice 2.elizabeth ile beraber 16 hukumdar gormustur. yolunuz duserse ugrayin. zaten oralara mutlaka duser.(bu arada ye olde ismini cok gorursunuz, bu, 15-16.yy ingilizcesinden kalma bir tabirdir ve ortacagi refere ederek “cok eski/tarihi anlamina gelir)

    simdiki duragimiz meshur soho. soho’daki nando’s’un tam karsisinda yer alan “the dog and duck”. burasi 1734 yilinda insa edilmesine karsin, bir takim renovasyonlar sonucu su andaki haline 1897’de kavusmus. mudavimleri arasindaki en unlu isim george orwell’dir. hatta, hayvan ciftligi kitabi, amerika’da ayin kitabi secilince, burada bir absinth ile bunu kutlamistir. ayrica madonna da zamaninda bir bira icimi icin burada soluklanmistir. ıci viktoryan tarzi mimari ile yapilmistir (zaten 1897 demistik)

    hazir soho’dayiz, bir baska tarihi yerden bahsedelim. french house; burasini charles de gaulle, 2. dunya savasi zamaninda bir nevi karargah olarak kullanmis. hatta,unlu ressam francis bacon ve yine unlu yazar syliva plath’da buranin tozunu yutmus insanlarmis. 1.dunya savasi sirasinin patlak vermesiyle , sahibi, alman schmitt, 1914 yilinda burayi belcikali victor berlemonta satmis. satis faturasi halen pub’in duvari asilidir.

    bir baska tarihe damga vuran publardan biri , hampsted’de yer alan spaniards inn’dir. burasi da yine charles dickens’in ugrak noktalarindan biridir. bununla beraber irlandali yazar bram stoker’un dracula adli eserinde de gecen bu tarihi bar’in cok da guzel bir bahcesi vardir. bir haftasonu hampstead koruluguna yuruyuse vb gittiyseniz (ki gidin) donusunde kuzey tarafindan cikarak (kenwood house istikametinden) buraya ugrayabilirsiniz. (hatta kucuk bir tip daha , buraya yarim saat yuruyus mesafesinde golders green krematoryumu vardir, freud’un kulleri bu krematoryumda 2000 yillik bir vazo icindedir)

    simdi, fleet caddesinden bahsetmistik. st.paul’den batiya dogru yururkenki iki buyuk caddeden biri dedik. bahsettigim istikamete dogru yururken (st.paul -> trafalgar) bes-on dakika sonra, genis bir dort yol agzi cikar karsiniza. karsi kosesinde marks&spencer’in marketi vardir. oradan saga donerseniz yine 5-10 dk mesafede smithfields market vardir. burasi londra’nin, et hali mi diyim oyle bir sey iste. (kasaplar carsisi daha uygun oldu sanirim) bu “pazar”in hemen sol karsi caprazinda kuyumcularin yogun oldugu bir pasaj vardir. o pasajin icinde “ye olde mitre” diye bir pub var (ye olde maytir diye okunuyor) bu pub bir cok kisiye gore londra’nin en unlu pub’i. (cok dar bir gecitten gecerek giriyorsunuz, zaten kucuk bir yer, girisini goremezseniz sayet, hatton garden’daki boots’un tam karsisindan giriyorsunuz, kucuk de bir tabelasi var) buranin efsanesi, kralice 1.elizabeth’in bu barin avlusunda bir agac kutugu uzerinde dans etmesiymis. bu arada snatch filmini izlediyseniz, yahudi kuyumcu “doug” karakterinin ictigi ve mekani olarak kullandigi pub burasidir. bunun esprisi de su; burasi 20.yy sonlarina kadar ely psikoposluguna aitmis. ely psikoplusugu da cambridgeshire dukaligina bagli oldugundan bu alanın bazi sokakları metropolitan polisin yetki alani disinda kaliyormus, o nedenle zamaninda suclular bu bolgeye kendilerini atarlarsa o an icin yirtiyorlarmis, dogru mu , sehir efsanesi mi tam bilmiyorum , ama var ingilizlerde boyle garip seyler.

    araya pek de tarihi olmayan ama benim favorilerimden biri olan bir yer ekleyeyeim. zamaninda sozluk zirvellerinden birine de ev sahipligi yapmis olan founder’s arms. burasinin, bildigim kadariyla tarihi bir yani pek yok. ve turistik bir yer, zira yine en favori yerlerimden biri olan southbank’te yer aliyor. london eye ve tate modern arasindaki yuruyus yolunda yer aliyor, ancak soyle ki, tam thames'in yaninda bir yorgunlugunuzu atmak icin hem de karsi taraftaki manzaraya amors durmak icin ideal bir yer.

    madem guneye indik, devam edelim. london bridge istasyonunda indiginizde, hemen karsinizda meshur borough market’i gorursunuz, burayi bir cumartesi mutlaka ziyaret edin. kalabaliktir ama en cancanli gunu cumartesidir. standart tezgahlarin disinda, sadece o gun tezgah acanlar, kucuk meydaninda sarki soyleyenler vs olur. burasi londranin en meshur “pazar”larindan biri. envayi cesit meyve sebze satan yerlesik dukkanlar, sarkutericiler, cikolatacilar vs vardir. bu "pazar" ile istasyon arasindaki caddenin ismi borough high streetdir, oradan asagi dogru inerseniz, karsiniza “george” diye bir yer cikar. buranin olayi da su (evet charles dickens buranin da mudavimi, hatta kucuk dorit adli kitap serisinde buraya vurgu da yapmis) yine bir buyuk usta shakespeare burada takilirmis hatta bazi oyunlari buranin bahcesinde oynanirmis. zaten shakespeare 10 yil kadar bu bolgede yasamis (unlu shakespeare’s globe theatre da buraya 10 dk mesafede) bu barin digerlerinden en buyuk farki, buranin sahibi meshur bar zincirlerinden biri degil , national trust, yani bir nevi kultur miraslarini koruma fonu. baskani da galler prensi charles. ıste yolunuz duserse , hem bir premier league maci izler hem de vay be 500 sene once burada macbeth oynaniyormus dersiniz.

    londra’da belgravia diye bir semt vardir. hyde parkin guneyine duser. sanirim butun büyükelçilikler bu bolgede. simdi, turk buyukelciliginin karsisinda bir park vardir (belgravia square park mı öyle bir şey) onun diger tarafinda (hemen karsi izdusumunun bir arka sokaginda) the star tavern diye bir yer var. burasi peter o’toole’un 60’larda ziyaret ettigi nezih bir mekan. daha once verdigim orneklerden, semt olarak da, biraz farkli. buranin ilgincligi surada; ingiltere tarihinin en buyuk, dunya tarihihnin ise en buyuk ikinci tren soygunu bu mekanda, cetebasi bruce reynolds tarafindan planlanmis. bu soygun sonunda,o zamanin (1963) parasiyla 3 milyon sterlin (bugunun degeriyle 53 milyon sterlin) civari para calinmis ve calinan paraalrin agirligi 2,5 tonmus.

    son duragimiz ise covent garden’da yer alan lamb&flag olsun. burasi,kayitlara gore (1623) londra’nin en eski pub’i, ancak pub halini almasi 18.yy sonlarina dayaniyormus. bilin bakalim buranin da en unlu mudavimlerinden biri kim? evet, charles dickens. ayrica samuel butler da buranin unlu konuklari arasindaymis. uzunca bir sure, ust katinda ciplak el amator boks karsilasmalari yapiliyormus ( resmen fight club – lou’s place kafasi) o nedenle adi uzunca bir sure “bucket of blood” olarak anilmis.

    londra'da tarihi-hikayesi olmayan pub yok gibi, bildiklerim (ziyaret ettigim , ya da en azindan iceri girmisligim olanlar) bunlar.

    bitiriken ; eger fuller’s’in bir pub’inda iseniz london pride. greene king’de iseniz ipa, eger bir nicholson’s ziyaret ettiyseniz nicholson’s pale ale icebilirsiniz.
    ortalama fiyatlar , merkezde (pint) 4.95 ile 6.95 arasi degisir.

    @gitmergesquash uyardı ; lamp değil lamb olacak, burda bile kafa ampüle gitti ya

    yaksamlar.
179 entry daha