şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • doğal seçilim teorisinin açıklayamadığı insan davranışlarını açıklamaya çalışan teori. evrimin ve evrimsel psikolojinin toplum, insan davranışları, eş seçimleri üzerindeki etkisi, çok geniş ve eğlenceli bir konu olmasına rağmen günümüzde bu alanı çirkinleştiren bazı insanların varlığı yüzünden yanlış yönlere saptırılıyor. her şeyin genlerimizle açıklanabileceği indirgemecilik türü yüzünden yapılan yanlışlar bu dönemde yerini, her şeyi insan evrimiyle ve insanın her davranışını evrimsel psikolojiyle açıklamaya çalışan indirgemeciliğe bırakmak üzere gibi.

    o dönemlerde yaşasalar, seksüel seçilimi, "kadın denilen şeyin seçimleri evrimi yönlendiremez çünkü onlar beyinsizler, bir şeyden anlamaz, seçemezler." diye reddedecek insanlar, şimdi; "bak sen şu kadınlara, hep zengini yakışıklıyı seçiyorlar, bu yüzden bu haldeyiz işte." diyerek yine kadınlara karşı kullanıyorlar. bunu yapanlar sadece düşük iq'lu ve akademik hayatta hiçbir etkisi olmayan insanlar olsa yine kabul edilebilecekken, sadece bunlar arasından çıkmaması üzücü oluyor.

    seksüel seçilim teorisinin, uzun yıllar boyunca "bilim adamları" tarafından görmezden gelinmesi ve çeşitli iddialarla yalanlanmaya çalışılması, benim bu konuda bulabildiğim en güzel kitap olan the mating mind'da geoffrey miller tarafından, şu şekilde açıklanıyor;

    "bence dişilerin tercihi teorisinin reddedilişi, 19. yüzyıl doğa tarihi disiplininin önyargılarına, özellikle de darwin dışındaki birçok biyoloğun düşüncesizce yaptığı cinsel ayrımcılığa dayanıyordu. bu reddediş, bilimsel iddiaların kılıfıyla gizleniyordu, ancak reddedişinin nedeni bilimsel değildi. dönemin birçok bilimcisi için hayatın herhangi bir alanında kadınların bilme ve seçme yetenekleri yoktu. dişi hayvanlar, erkeklerin uğrunda savaştıkları yumurta depoları olarak görülerek aşağılanıyordu. bilimciler kapitalist toplumdaki kariyere dayalı rekabeti andıran bu erkekler arası mücadelenin erkek hayvanların fiziki ve davranışsal özelliklerini açıklayabileceğine inanmaya hevesliydiler. ancak dişi hayvanların cinsel isteklerinin evrimin görkemli sürecini etkileyebileceğini kabul edemiyorlardı."

    tamamen erkek egemenliğinde olan bilim dünyasının, kadınları aşağı gördükleri için bilimsel gerçeklerden uzaklaşıp kendi düşüncelerini doğrulamak için objektifliği bir kenara bırakmaları keşke sadece o dönemler için geçerli olsaydı ancak insanın olduğu yerde %100 tarafsızlığa rastlanmasını beklemek fazla iyimser bir yaklaşım oluyor.

    "dişinin seçmesi değildir canım onun sebebi, bizim rekabetimizdir." diye seksüel seçilim teorisini aşırı saçma bir şekilde reddeden "bilim adamları"nın olduğu toplumlarda halk ne durumdaydı, kadınlar nasıl bir yerdeydi, orasını biz düşünelim.

    yine aynı kitapta, seksüel seçilimin önünün açılmasının, 1960'lı yıllarda yaşanan cinsel devrim ve feminizmin yükselişiyle birlikte kadınların bilim alanında çalışmaya başlamasına bağlı olabileceği söyleniyor;

    "jane goodall, dian fossey, sarah hrdy, jeanne altman, alison jolly, barbara smuts gibi kadınlar dişilerin kullandıkları toplumsal ve cinsel stratejileri araştırdılar. dişilerin tercihinin evrimin yönünü etkileyebileceği düşüncesini reddetmek, hem seksist, hem de bilim dışı görünmeye başladı. 1970'lerde sosyobiyoloji, hayvanlardaki sosyal ve cinsel davranışın evrimine dikkatleri çekerek feminizmin insan cinselliği ile ilgili yaptıklarını hayvan cinselliğiyle ilgili çalışmalarında uyguladı."
4 entry daha