şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • bilgi, dünyadaki en büyük güç kaynağı.

    insanlık tarihi boyunca bilgi, sahibine çeşitli ve büyük avantajlar sağlamış. yiyecek üretmekten tutun dövüş sanatlarına, baruttan tutun kağıda kadar her konuda eşyanın ya da tekniğin bilgisi, bilginin sahibi olan zümreyi bir adım hatta bazen kilometrelerce ileri götürmüş.

    bilgiye erişim, insanlık tarihinin büyük bölümünde kısıtlı olmuş. tarihte adı geçen efsanevi büyüklükte kütüphanelerin önemi buradan kaynaklanmış. bir bilginin yer aldığı tek kitap ve belki tek kopya bir noktada, bu kitap gibi binlerce kitap o noktada toplanmış.

    tarihte, bilgi odağı olan iskenderiye kütüphanesi gibi noktalar olduğu gibi bilginin taşıyıcısı, sahibi olan insanların oluşturduğu bir de bilgi eliti olmuş. bilgiyi elinde tutan insanlar ya da zümreler, bunu güç ya da paraya dönüştürme şansına da sahip oldukları için ötekine karşı güçlü bir pozisyona sahipmiş. ve bu elit, yüzyıllar içinde insan nüfusuna ve ihtiyaçlarına uygun şekilde çapını genişletip, varlığını internet çağına değin belli ölçülerde sürdürmeyi başarmış.

    dün world wide web'in otuzuncu doğum günüydü. internet ile birlikte bilginin bir zümrenin elinde tutulması geleneği ortadan kalktı. gizlilik içerenler dışında tüm bilgiler erişilebilir hale geldi. bu durum kitlelerin, bilginin taşıyıcılarına karşı eskisine göre daha güçlü bir pozisyona geçmesini sağladı.

    her güç dinamiğinde mühim iki handikap vardır. birincisi, gücün sahibinin güçle yozlaşması ve kötücül amaçlar için gücü kullanması; ikincisi ise gücü elinde tutmayanın, güç sahibine karşı paranoid bir pozisyon alması. elbette bilgiye dair güçte de bu iki handikap söz konusuydu ve bu iki unsur da yüzyıllar boyunca bilgiye dair güç dinamiklerinde gözlendi.

    bunun günümüze yansıması nasıl peki? kendi alanımdan örnek vermek benim için uygun olacak. hekimlik de bilgi ile para kazanılan bir meslek. insanın sağlığını emanet ettiği bir kişi hekim. yani hastanın hekime karşı pozisyonu oldukça kırılgan. bu eksen nerede görülürse görülsün güçsüz pozisyondaki kişiyi paranoidleştirir. üstelik gücü kötüye kullanma ekseni hekimlikte de görülen bir durum. bu iki handikapın yansımalarını hasta hekim ilişkisindeki gerilimlerde aşikar şekilde görmek mümkün.

    internet çağında, tüm bilgiler gibi tıbbi bilgiler de erişime açıldı. yani insanlar artık semptom listelerine, hastalık isimlerine, ve hatta bu ikisini bir araya getiren algoritmalara ulaşabilir hale geldiler. bu, bir çeşit bilgi eliti olan hekimlerin, bilgiye dayalı gücünü azalttı. kitleler ise bilgiye ulaşabilmenin yarattığı gücün sarhoşluğuna kapıldı ve tüm dünyada tıp bilimine karşıt birçok uygulama ve tutum yaygınlaştı. bunların başında son derece korkutucu bir hızla artan aşı karşıtlığı geliyor. aşı karşıtlığı, kitlenin tıbba karşı paranoid tutumuna iyi bir örnek.

    buraya kadar bilginin bir zümrede olmasına dair handikapları yazmıştım. şimdi ise güncel duruma dair çok önemli bir handikapı yazacağım. bilginin erişime açık oluşu insanlarda bir illuzyon yarattı. örneğin google'da arama yaparak hastalık tanısı koyabileceğini düşünenler ya da başka bir branş hekimi olduğu halde kendi alanı olmayan daldaki bir hastalık üzerine tedavi önerisi yapabileceğini sananlar bu illüzyonun eseri. buradaki handikap, bilginin kendi başına yarattığı etkinin düşünüldüğü kadar büyük olmadığının fark edilememesi.

    bilgi, uygulama ile eşgüdüm içinde olmadığı sürece atıl ve kullanışsız hale geliyor. etkileşim içinde, değişik formları ile, bütünün bir parçası olarak varolduğu zaman ise bilgi kullanılabilir olmayı sürdürüyor. yine bedene dair bir benzetmeyle anlatayım. d vitamini besinden alınan formu ile beden tarafından kullanılamaz. güneş ışığı ile kullanılabilir forma dönüşür ve ancak o şekilde insana faydalı olur. bilgi de d vitaminine benzer şekilde, ancak belli koşullarda ve kullanım şekillerinde insana faydalı olabiliyor.

    *bilgi özgür olmalı, ama onu nerede ve nasıl kullanacağını bilmeyen insanların elinde zehre dönüşebileceği akılda tutularak...
5 entry daha