şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • yanlışlar beni üzüyor. btk'nın güvenli internet için yaptığı konuşmalarını gözden geçirdim. dün bu konuşmaların hepsi beni üzdü. öncelikle çocuklarınızı gerçek dünyalarına nasıl hazırlayacaksınız? izole edilmiş ve dış dünyadan soyutlanmış alanda büyüyen çocuklar, doğru yanlış arasındaki farkı belirlemedeki yeteneklerini nasıl kazanacaklar? onlara, sahte geçici dünyalar yaratmakla iyilik mi yaptığınızı düşünüyorsunuz? insan düşünce - kültür bakımından hayvanlardan ayrılsa da, içgüdü ve yaşamın tehlikeli kucaklarına atıldıklarında, temel savunma mekanizmaları benzerlik gösterir. yavrusunu izole ederek; doğanın acımasız ve tehlikeli özelliklerini gizleyip büyüten tek bir hayvan var mıdır? kuşun yavrusu için kedi acımasız bir düşmandır... ama kuş, kedinin daima dünyada var olacağının farkındadır ve bu kuş yavrusunun gözlerini kapatarak ona kediyi göstermezse onu ona tanıtmamak ve hazırlamamakla en büyük kötülüğü yapmış olacaktır... hayvanların, düşmanlarını içgüdüsel olarak tanıdıkları sanılmıştır... vahşi hayvanların bile, izole edildiklerinde düşmanlarını tanımadıklarını kanıtlayan deneyler yapılmıştır. bu hayvanlar kendisini bir hamlede parçalayacak olan düşmanlarının pençelerine korkmadan serilirler. bütün bu düşmanlarını gösteren, tanıtan ve acımasızlıklarını gizlemeyen annesidir. bu hayvan artık bir yetişkin olduğunda da doğada güvenli biçimde dolaşabilir. etrafı düşmanla sarılsa da, yapması gereken atağı bilecektir; buna hazırlandı.

    konunun hararetini asla dindiremeyecek çelişki; çocukları, yetişkin bireyler haline geldiklerinde de aynı biçimde korumaya devam mı edeceksiniz? yanıt evet olmalıdır ve hayatı boyunca çocuk gibi; çocukken davrandığınız gibi davranmak zorundasınızdır. izole edilerek büyütülen bu çocuk, nasıl özgür bir birey haline gelebilir? yüzleşebileceği bir acımasızlık -ve- kötülük karşısında, nasıl etkilenmeden durabilir? doğruluk ve yanlışlığın; iyilik ve kötülüğün tartışmasını nasıl yapacaktır?

    doğrular da hiçbir zaman bugün olduğu kadar çarpıtılmadı. güvenli internet denilen izole profilin siber güvenlik adına çakabileceği tek çivisi yoktur. bir ülkeye yapılacak olan siber saldırı; ülkenin ip aralıklarını hedef alarak internet iletişimini durdurmayı amaçlar. böyle bir saldırının bilgisayar -ve- internet kullanıcıları ile ilgisi yoktur; onların yapabilecekleri bir şey yoktur. bunun güvenliğini -ve- güvenlik duvarlarını kuran ülkenin telekom teknolojisidir... internet sitelerinin ayıklandığı bir planı, siber saldırı ile yan yana getirmek; şu lahana turşusuyla perhizi yan yana getirmekten daha tutarsızdır. spot ışıklarının aydınlatarak mark5'lerin flaş patlattığı estetik bir konferans salonunda bile yanlışlar sıvanmaz. tutulan derleme notlarla bürokratik atmosferde teknoloji ve bilişim adına yapılan konuşmalar her zaman gülünç olacak ve kurabiye ikramlarından daha ciddi olmayacaktır.

    internet ve bilgisayar kullanmaya 9 yaşımda başladım. kimse beni izole altına almadı. o yılladaki web siteleri de bugünden (btk'ya göre) daha güvenli değildi. sonunda ortaya bir sapık olarak, bir suçlu olarak çıkmadım... internet kavramını sonuna dek deneyimledim -ve- ortalama bir internet kullanıcısının ulaşamayacağı web sitelerine ve ağlarına bağlandım. beni, bunları deneyimlemeye götüren; bilinçaltımdaki bir sapık, bir suçlu karakteri değildi. bilgisayar ve web teknolojilerinden, ileri düzeyde anlamak hayallerim vardı. bilgisayarıma virüs bulaştığında, chat adresimin parolası ele geçirildiğinde kendimi bunlara karşı korumam gerektiğini düşündüm. ama kimseye koruması için, beni kollaması için başvurmadım. dikkatli olmam gerektiğini anlamıştım. ama kime ve neye karşı dikkatli olacağımı benim belirlemem gerekirdi. bilgisayarımı korumam gerektiğini; e-posta adreslerimi korumam gerektiğini belirledim. şanslıydım ki, bu yıllarda bilişim yasaları yoktu -ve- hacking kol geziyordu. birisi, web sitenizi ve dosyalarınızı ele geçirmiş olsa bundan hiçbir sonuç çıkmazdı. bu yıllarımı, yeni nesillere göre şanslı olarak tanımlıyorum. çünkü ben koruma altında değildim. internetteki profillerim, e-posta adreslerim -ve- o zaman -ilk defa- anlamaya çalıştığım web sitem alan adıyla birlikte benim elimden alınmıştı. yalvardım; özür diledim. geri vermediler.

    cehennem.com gibi web sitelerinin -ve- benzerlerinin sürekli birbirlerini hackledikleri ama yasal olarak hak iddia edemedikleri bir dönemde internet kullandım. acımasızlıklarını gördüm; bende bunlardan birine taraf oldum ve bende öğrenmeye başlamıştım; sadece öğrenmeye başladığımı zannedene kadar. ben yine aldanmıştım; uygulamalar indirdim ve bilgisayarım kullanılmaz hale geldi. yazdım aklıma ve şöyle dedim: "şifre kıran programların hepsi sahte. " önce, bilgisayarımı korumalıydım; antivürüs yazılımları bulmaya çalıştım. daha sonra aslında hacking faaliyetlerinin bir numaralı açığı olan sosyal mühendislik terimini öğrendim. bir papazın forum sitesini gözüme dikmiştim. msn'de web sitesinde güvenlik açıkları olduğunu ve yardım etmek istediğimi; paneli bana vermesi gerektiğini söyledim; önce onun güvenini kazanmayı öğrenmiştim... bana panelin şifresini ve linkini gönderdi. ben bir şey bilmiyordum; arkadaşıma aldım dedim ve her şeyi sildik. deneyimlemiş olarak, artık kimse bana bu açıktan yararlanarak zarar veremezdi, bu ilk dersimdi.

    adsl modemi ilk kullanmaya başladığımda ip adresinden bir forum yöneticisi bilgisayarıma tünel açmıştı. buna -nat- diyoruz. (network adress translation) bu yıllarda bunlar çok önemli açıklardı. bu olayın ardından; nat erişimini kapatsam da önce ip adresimi gizlemem gerektiğini öğrendim. "hide my ip" adında garip bir uygulama buldum. ama düzgün çalışmıyordu çok hantaldı ve 2004 yılında tor adında bir şey buldum. test ettiğimi ve ip adresini gizlediğini, bunun sahte olmadığını forumda heyecanla paylaşmıştım. birisi, bunun çok tehlikeli olduğunu söylemişti ve "deep-web" kavramı diye bir şey duymuştum. araştırdım ve oralara gittim. zaman geçtikçe sahteyi gerçekleri tanımıştım. artık internet -ve- güvenliklerini yavaş yavaş kavrıyordum... üstelik bu siber dünyada olan biten her şeyin farkına varmaya başlıyordum, hepsinden haberim vardı. ama bilişimci -veya- bilinçli bir birey ve internet kullanıcısı olmak istiyorsam bunun böyle olması gerekiyor ve ona da hazırlanmam gerekiyordu. siber dünyada olan bitenden haberi olmayan ve nelerin olabileceğini bilmeyen ve bu ağlara giremeyen bir bilişimci eksiktir. bu, onları görür ve bilir; haberi vardır. ama onlardan değildir. sahte ile gerçeğin nerede bulunduğunu, iyilik -ve- kötülüğün nerede olduğunu bilmek zorundadır. güvenlik tam olarak budur. bunları görmemek ve bilmemek güvenlik değildir.

    ben bu tarafıyla da çocukların araştırma zekalarının ve deneyimleme tecrübelerinin köreltildiğini izole edilerek aptallaştırıldıklarını düşünmekteyim... onları sahte bir kümenin içine alarak, onlara kötülük yapıldığını -ve- aynı zamanda toplumun gelecek bireyleri olması bakımından da, yararsız ve gitgide kalitesiz yığınların ortaya çıkacağını düşünmekteyim. umarım başarısızlıkla sonuçlanır. önemli bir toplum bilimci olan ve psikanaliz yeteneğiyle dikkat çeken fromm; eğitim, çocuğa özel yeteneklerinin fakına varması için yardım etmektir, bütün eğitimlerin zıddı yönlendirmektir der...

    /*düzenleme (network adress translation)*/
5 entry daha
hesabın var mı? giriş yap