22898 entry daha
  • kitle psikolojisini çok iyi gözlemleyebildiğimiz bir internet ortamı.

    bir topluluğa ait hissedebilmek insanlar için önemlidir. topluluğa girip kabul gördükten sonra, dışlanmamak için çabalarlar. bireysel olarak hiç başarısı olmayan insanlar, içinde bulundukları topluluğun başarılarını üstlenip mutlu olur, başarısızlıklarına üzülebilir. bunu en açık şekilde futbol taraftarları arasında görebiliriz ama aslında her yerdedir.

    ekşi sözlük, çok farklı ve alakasız insanlardan oluşan bir sosyal medya ortamı, burada kimse birbirinden sorumlu değil, burada kimseyi birbirine bağlayan bir şey yok ama buna rağmen, ekşi sözlük'te üye olduğu için, kendisinin "ekşi sözlük cemiyeti" içinde bir sandalyesi olduğunu sanan, kendine bu üyelik üzerinden bir kimlik tanımlayan insanlar var.

    "biz ekşi sözlük yazarları şöyle böyleyiz."
    "biz, şu kişiye haddini bildirdik."
    "al işte şimdi bizi linç edecekler."

    biz kim?
    çok üzücü bir tablo bana göre bu. bazı insanlar o kadar çok ihtiyaç duyuyorlar ki bir yerlere ait olmaya, bir değerleri olduğunu düşünmeye, kabul görmeye, alakasız binlerce insanın takıldığı şu platformu bile sahiplenip burada sanal bir "biz" topluluğu oluşturuyorlar ve gerçekten o topluluk üzerinden kendi duygu ve düşüncelerini belirliyorlar.

    linç kültürüne gireceğim biraz;
    temel bileşenleri insanlar olsa da kitleler, insanlardan daha farklı davranış patternlerine sahiplerdir. bu konuda beni şaşırtan şey; kitlenin davranışlarını analiz edip onlara sebep bulabilmenin, tek bir insanın davranışlarını anlamaktan çok daha kolay olmasıdır.
    sosyal medyanın yaygınlaşması, insanların anonim kimliklerle istediklerini söyleyebilmesi ve karşılarında, direkt görmedikleri için, canlı kanlı insanlar olduğunu fark edememeleriyle empatilerini yitirmeleri sonucunda iyice tehlikeli hale gelen bir topluluk eylemi bu linç.

    kitlelerin vicdanı yoktur, aklı yoktur, otokontrolü yoktur.
    kitle içindeki bireylerin ayrı ayrı vicdanları, akılları, otokontrolü olabilir ama oluşan bütünde bunlar kaybedilir. (ayrıca bu noktanın, indirgemeciliğin sığ bakış açısını ortaya çıkartan durumlardan biri olduğunu düşünüyorum.)
    kitlenin yönetilmeye ihtiyacı vardır, bir lidere ihtiyacı vardır, suç ve ceza tanımına ihtiyacı vardır.
    eğer insanlardan oluşan bir kitleyi başıboş bırakırsanız, ona bir sınır çizmezseniz, bu sosyal medya ortamında yaşananlardan çok daha fazlasının yaşanmasına sebep olursunuz.
    devletlerin, hukuğun ve cezanın var olmasının bir sebebi var.

    ekşi sözlük, elindeki kitleyi yönetmeyi beceremiyor ve bugüne kadar "ifade özgürlüğü" adı altında yapılan nefret söylemlerine sessiz kalarak insanlara faydadan çok zarar gelmesine sebep oluyor.
    hepimizin şu cümleyi okul hayatımızda en az 1 kere duymuşuzdur; "insanın özgürlüğü, bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter."
    "bir başkasının özgürlüğü" kısmının çok kesin çizgileri olmasa da bir çizgi belirlenmesi şarttır.

    binlerce kişinin yazdığı, çok daha fazla kişinin okuduğu bir ortamda, yönetim olarak kontrolü sağlayan doğru dürüst hiçbir yetki birimi bulunmazsa ortaya sadece kaos ve şiddet çıkar.
    ortalama ve daha altı zekadaki -yani toplumun çoğunu oluşturan- insanlara ve fizyolojik olarak henüz beyin gelişimi tamamlanmamış ergenlere, böyle bir sosyal medya ortamında istediğini söyleme yetkisini verdiğinizde, yaşanacak şeyleri en baştan kabul etmiş olmanız gerekir.

    bu kişiler, burada yazdıklarıyla bir güç elde ettiğini zanneder, kendisi gibi düşünenleri ve kendisini onaylayanları gördükçe kabul edilme ve beğenilme hissinin eline düşer, buna, olması gerekenden çok daha fazla önem verir, hatta bağımlı olur. daha fazla sesini duyurmak, daha fazla beğenilmek, daha fazla kabul görmek ister. kendini yetiştirmeden, olgunlaşmadan, hiçbir şey bilmeden, öğrenmeden bir yetkiye sahip olduğunu zanneder. ("kontrolsüz güç, güç değildir." sanal kontrolsüz güç ise çok daha korkunç bir şeydir.)
    aldığı bu yetkiyle burada, gerçek hayatta yanına bile yaklaşamayacağı insanlara ağza alınmayacak küfürler eder, bir insan topluluğundan (türk, kürt, alevi, sünni, kadın, erkek...) ne kadar nefret ettiğinden, onların nasıl şerefsiz olduğundan ve ölmeleri gerektiğinden bahseder.

    bu insanların empati kurma yeteneği halihazırda düşüktür, oluşturdukları birliğin ise empati kurma yeteneği yoktur. "her istediğini söyleme özgürlüğü" verilen bu topluluk durdurulmazsa, zamanla kendisine "her istediğini yapma özgürlüğünü" veren bir kitleye dönüşür çünkü büyüyen ve güçlenen fikirler mutlaka bir noktada eyleme dönüşür.

    kadınlara karşı aşağılamalara yönelik; yazılan şeyler sonucunda birbirlerini gaza getiren insanların çıkıp gerçek hayatta bir kadına zarar vermeyeceğinden ya da zaten vermemiş olduğundan emin olunmayacağını söylemiştim.
    "burada okuduğu şeyle kimse eyleme geçmez." diye bir düşünceniz varsa, fazla naifsiniz demektir.
    az çok insanı bilen, psikolojiyi bilen bir kişi, bunun uçuk bir düşünce olmadığını anlar.

    bugün yaşanan olaydan sonra sözlük kapatılır mı bilmiyorum ama ne olursa olsun, umarım yönetim ve aklıselim insanlar bu olaydan bir ders çıkartır.
198 entry daha