şükela:  tümü | bugün
71 entry daha
  • leziz, enfes, modern, nostaljik, seksi, heyecanlı, düşündürücü, izlemesi zevkli, birbirinden güzel kısa filmler. animasyonun, özellikle üçüncü bölümde ulaştığı seviyeyi görmek de ayrı bir övgü nedeni. ilerleyen yıllarda animasyonda ve bilgisayar teknolojisinde öyle bir seviyeye gelinecek ki kanlı canlı oyunculara ihtiyacımız kalmayacak. gerçekte yaşamayan insan yüzleri üretebilen yapay zeka örneklerini görünce beklentilerimiz de buna göre şekilleniyor. yapay zeka tarafından yazılan, çekilen, üretilen ve oynanan filmleri görmemize çok az kaldı. oscara aday gösterilecek ilk "yapay zeka yönetmeni" çok merak ediyorum. ödülü alırken yuhalanacak mı yoksa ayakta mı alkışlanacak? teşekkür konuşmasında kimlere minnettarlığını bildirecek? ona bu fırsatı veren insanlara bir teşekkür etmeyi unutmaz sanırım. ya da dijital ortama aktarılan bir robert de niro yu bundan yüzyıl sonra tekrar bir filmde oynarken görmek torunlarımızın torunları için hiç şaşırtıcı olmayacaktır. insanlara filmlerde oynamaları için niye bu kadar para ödemişler diye şaşıracaklar muhtemelen. sinema salonlarına robotlar doluşmaya başlayınca neler olacak asıl onu merak ediyorum. izledikleri ilk filme nasıl tepki verecekler acaba? citizen kane, 12 angry men, godfather gibi klasikleri izlediklerinde ne hissedecekler, bu filmlere nasıl tepki verecekler? casablanca yı izledikten sonra en az bizim kadar etkilenecekler mi? yoksa en sevdikleri film artificial intelligence mı olacak. vay be zamanında bize yapılanları ne güzel perdeye aktarmış diyerek steven spielberg ü böyle bir filmi çektiği için ayakta mı alkışlayacaklar? bunların cevaplarını bizler görebilecek miyiz bilemiyorum. ama bunların hepsi yaşanacak. bir zamanlar yeryüzünün hakimi olan dinozorlar gibi bizler de miadımızı doldurup bu toprakları büyük ihtimalle robotlara terk edeceğiz.
    bu arada tüm bölümler robotlarla ilgili değil. bana ilginç gelenler genelde robotlar ile alakalı olanlardı. robotlar harici, şiddet ve cinsellikten kaçınılmadan çekilmiş pek çok konuda film izleyeceksiniz. birbirinden vahşi sahnelere ve pürü pak çıplaklığa hazır olun. ilerleyen yıllarda da devam edeceğini ve black mirror gibi efsaneleşeceğini düşündüğüm muhteşem bir seriye hazır olun.

    -spoiler-

    1) sonnie's edge dizinin çoğu bölümüne fazlasıyla hakim olan güçlü kadın imajının en sert ve acımasız hissedildiği bölüm. seriye iyi bir başlangıç. diğer bölümlerde karşımıza neler çıkacağını bu bölümle anlamış oluyoruz.
    2) three robots en sevdiğim bölümlerden biriydi. keşke daha uzun olsaydı. komik gibi görünse de bölüm boyunca tokat gibi mesajlar verildi. yaratıcı ve orijinal bir fikir. yaradılışla dalga geçilen bölümde robot gibi ben de baya koptum. kedi ayrıntısı da ayrı bir güzeldi.
    3) the witness görselliğin zirveye çıktığı bölüm. animasyonun geleceği bu bölümden sonra değişecektir muhtemelen. katil-maktul ikilemi çok iyi işlenmiş.
    4) suits uzay yolculuğumuza farklı bir bakış. işgal etmişken işgale uğramaya devam edeceğiz anlaşılan. ağır bir konuyu aksiyonu ve geyiği bol bir şekilde işlemişler. iri kıyım robotları ve geçitlerden akıp duran canavarları görünce ister istemez aklım matrix serisinin üçüncü filmine gitti durdu.
    5) sucker of souls kanlı bir drakula güzellemesi. olsa da olur olmasa da olur dedirten cinsten. yine kedilere gönderme yapılmış. yapımcının kedileri çok sevdiğine adım gibi eminim.
    6) when the yogurt took over en sevdiğim bölümlerden bir başkası. kısa ve öz. adamlar altı dakikada bundan daha güzel ve keyifli ne anlatabilirlerdi. "bizi liderlerine götür" diye emir veren bir kase yoğurdum olmasını ne çok isterdim.
    7) beyond the aquila rift izleyicilerin en seveceği bölüm kesinlikle bu olacak. içlerinde en popülist olan buydu çünkü. en iş yapan bilim kurgu öğelerini tek bir bölümde hızlıca işlemişler. çok fazla sevemedim. en beğendiğim yeri uzay manzaralı bar sahnesiydi. öyle bir manzaranın karşısında bir evinin olması ne hoş olurdu.
    8) good hunting eski ve yeninin iç içe geçtiği büyülü bir bölüm. kadınların en çok bu bölümü seveceğine eminim.
    9) the dump yemek yerken izlemeyin. sırf keyfine çekilmiş gibi duruyor. izle ve unut.
    10) shape-shifters en değişik bölümlerden bir diğeri. kurt adam konseptine çok farklı bir yerden bakmışlar. ben beğendim.
    11) helping hand çok sevdiğim bir başka bölüm. hatta ikinci sıraya rahatlıkla koyabilirim. izlerken gravity ve 127 hours esintileri hissedeceksiniz. gerilimin had safhada olduğu kaliteli bir bölümdü.
    12) fish night o neydi öyle? nereden akıllarına gelmiş acaba böyle bir film yapmak. farklılığı için takdiri hak ediyor.
    13) lucky 13 fena sayılmayan bir militarist güzellemesi. sonu fazla romantik. sert bir sonu olsa efsane olabilirdi.
    14) zima blue ve geldik en beğendiğim bölüme. felsefenin dibine dibine vuran, yedi dakikada anlatabileceği her şeyi anlatan harika bir bölüm. hakikatin peşinde kainatları gezen zimanın muhteşem öyküsü. hakikati aramak yalnızca bize mahsus olmamalıydı zaten. var oluşun insanı kahreden amacı ve tüm hikmeti basitlik ve sadelikte yatıyor aslında. şu gerçeği ne zaman anlayacağız çok merak ediyorum. bazen tüm karmaşanın ortasında dikkatini çeken ve seni cezbeden tek şey basit bir mavilik olabilir.
    15) blind spot doksanlar japon animelerini andıran hoş bir seyirlik.
    16) ice age ilginçti. beğendim mi emin değilim.
    17) alternate histories hitleri i öldürmenin altı yolu. eğlenceli olmuş. altıncı yol tercih edilesiydi.
    18) secret war serinin ekseriyetine sinen canavar olgusuna en çok sırtını dayayan bölüm buydu. karlar altında bir rusya, kızıl ordunun gururlu askerleri ve iğrenç canavarlar... izlemesi zevkliydi.

    -spoiler-
769 entry daha