şükela:  tümü | bugün
49 entry daha
  • charles bukowski'nin okuduğum ilk kitabı. romanı demek istemiyorum çünkü biyografisine baktığımızda aslında romanda anlatılan henry chinaski karakteriyle paralel bir yaşamı olduğunu görüyoruz bukowski'nin. hep merak ettiğim bir yazardı kendisi ve kitabını görünce elimi atıp birazcık sayfalarını karıştırdım. herhangi bir erkeğe ilgi çekici gelecek kadar ilgi çekici gelmişti. ben içindeki felsefeyi ve anlatımı daha farklı bekliyordum. charles bukowski'nin ise -bunu bilinçli mi yapıyor, yoksa sadece yazabildiği bu mu bilemiyorum- daha ağır, tabuları yıkan, balyoz gibi sert bir anlatımının olduğunu gördüm. bu 317 sayfa içerisinde kadınlar mı anlatılıyor, kadınlar hakkında bir şeyler mi anlatılıyor yoksa bir erkeğin kadınlara bakışı mı anlatılıyor? sanırım bu okuyucunun anlama güdüsüne ve bulunduğu ruh haline göre değişebilir.

    --- spoiler ---

    hedonizmin bedensel hazcılığı mı desek? yoksa sadece boş, serkeş, bohem ve eleştirel bir yaşam mı desek? aslında ikisini de kullanabiliriz yer yer bana kalırsa. henry chinaski karakteri çocukluğunda sevgi ve şefkat görmemiş, iyi bir yaşama sahip olamamış birisi. daha sonrasından, çok daha sonrasından atıldığı yazarlık hayatıyla birlikte kendi istediği yaşama bürünüyor bir nevi.

    "öğleden sonra kalkabilmek için yazar olmuş bir alkoliğim ben. " diye bir cümle geçiyor kitapta. aslında bu adam sevdiği şeyi yapıyor mu? bilinmez. sanki hayatında bir arayış muhakkak var. hayatı sadece alkol ve kadınlar olmuş bir yazar. yazarlığına dahi gereken önemi vermiyor olabilir. alkollüyken, hatta ne yazdığını, ne kadar yazdığını hatırlamayacak kadar uçmuş bir haldeyken yazarlık yapan; kendini hatırladığında ise kitapta sürekli yazdığı gibi "düzüşen" ve yine kendini hatırlamayacak kadar "alkol içen" bir adam.

    kitabın final kısmına kadar bu iş böyle gidiyor. henry sürekli içiyor, bir şeyler yazıyor, insanlarla tanışıyor, sevişiyor, kusuyor ve şiir dinletileri yapıyor. fakat en sonunda tanıdığı sara ile birlikte başka şeyler duymaya başlıyor kendi içinde. belki vicdanı ya da aşk üstüne bir şeyler. daha önce pek seçici olmayan, tanıştığı her kadınla yatağa girmeye çalışan bir nemfomanyak iken; bir anda bir kadına bağlanmayı tercih ediyor ve en azından bunu deniyor. geçmişinde, tam yaşındayken yapamadığı şeyleri ihtiyar bir adamken yapmaya çalıştığı için belki de asla rayında davranamıyor.

    tabii ray olarak gördüğümüz şey de toplumun kafasındaki bir portre. hangi yaşta nasıl davranılır, bunlar hep bizim için çizilmiş bazı krokiler. henry buna uygun yaşamayınca da tabii ki çok eleştiri alabiliyor, garipsenebiliyor.

    sadece kadınları değil, kadın erkek ilişkilerini de farklı bir gözden görebilme imkanımız var bu kitapta. tabii ki bu sadece ufak, çok ufak bir bakış açısı. siz "bu kitaptaki gibi değildir. " diyebilirsiniz. sadece bir ütopyada düşünülmüş bir bakış açısı olarak, bir insanın yaşadığı hikaye olarak veya bukowski'nin tecrübeleri olarak görebilirsiniz.

    --- spoiler ---

    hülasa söyleyeceğim tek bir şey var; bu kitap charles bukowski'nin özetidir.
4 entry daha