şükela:  tümü | bugün
65 entry daha
  • sebeplerini irdelemeyeceğim ama kendimi azılı bir kumarbaz olarak tanımladığım için bu entriyi okuyan kişilere belki faydam olur diye birkaç kelam edeceğim. bunları belki biraz gurur duyar gibi anlatacağım ama bu tutkunun en dibi nedir diye görmeniz için herşeyi anlatmam lazım.

    evet gurur duyulacak bir şey değil; ama ben kendime yıllardır kumarbazım diyorum. öncelikle durumunuzu bilmeniz ve kendinizi kumarbaz olarak tanımlamanız hatalarınızı azaltmada işinize yarayacaktır.

    kumarbazlık kariyerimi anlatacak olursam ortaokul yıllarımda şirinyer hipodromunda başladığım serüvenim, sonrasında futbol bahisleriyle ve online poker oyunlarıyla devam etti. profesyonel hayata atılınca ben de kumarbazlığımı daha profesyonelce yapayım dedim ve borsaya sardım. altın vuruşu da forex ile yaptım.

    bütün bu saydıklarımı en dibine kadar yaşadım. futbol bahislerinde sadece o günün maçlarından kombinasyon yapardım ki sonucu çabuk göreyim. altılı ganyan oynadığım zamanlar 1-2 gün boyunca haftasonu yarışlarına çalışırdım. allahtan okul varmış da haftaiçi oynayamıyormuşum. poker deseniz 20 saat başından kalkmadığım günleri biliyorum.

    kumar oynayarak çok para da kazandım, çok para da kaybettim. yıllarca ağır bir darbe yemeden hayatımı bir şekilde sürdürmüştüm.

    öncelikle bende bu duyguyu tetikleyen ve oynamayı sürdürmemi sağlayan şeyleri anlatayım:
    1) sadece para kazanmak değil, kazanma duygusunu yaşamak. kazanınca gelen anlık tatmini sürekli yaşamak istemek. sanırım bu yüzden de hızlı sonuca ulaşılabilecek oyunlara yöneliyordum.
    2)aslında sistemli ve disiplinli olursan kazanacağına inanmak (ki bazılarında gerçekten böyledir) ancak bir noktada disiplini kaybedip tüm kazancı batırmak. sonra disiplinli olamadın diye kendine kızıp, bu hatandan ders almış gibi yaparak bir süre tekrar disiplinli şekilde oynamak. kısacası kaybedişine hep başka sebepler bulmak, aslında kazanacağına inanmak.

    bu maddeyi biraz daha açacak olursam. oynadığım bütün kumar oyunları az biraz çalışma, bilgi ve disiplin gerektiriyordu. bunları yaptığım her seferinde kazanıyordum da. ne zaman para lazım olsa kendimi disipline edip ihtiyacım olanı kazanıp çıkıyordum. ama paraya ihtiyacım yoksa cıvıtıp elimdekini veriyordum. sanırım kumar duygusu bir şekilde paranın kolay kazanıldığı duygusu vererek, paranın gözünüzdeki değerini de öldürüyor. bu da kolay kaybetmenize ve kaybedince de devam etmenize yol açıyor. 15 yıl önce pokerde 100-150 tl'yi 15000 tl yaptığımı hala anlatırım. ama o parayı aynı hızla kaybedeceğimi bildiğim için ev arkadaşıma araba alması için faizsiz ve istediği zaman geri ödeyeceği şekilde borç vermeyi teklif ettim. ne onun babası ne de benim babam araba almamızı onaylamayınca o parayı aynı hızla erittim.
    3)tetikleyicilerden bir diğeri de bilmek, karşıdakini alt etmek. zekanı kullanarak başarmış olmak. zamanında borsada öyle isabetli tahminler yapardım ki, forumlarda bazı insanlar üstad diye beni takip etmeye başlamışlardı. bar analizleri yaparak günlük, haftalık ve aylık hedefler verirdim ve bazı zamanlar efsane hareketler yakalamıştım. ama kumarbazım; yatırımcı değilim dedim ya. kendim bile yazdığım analizlerime uymazdım. pazartesi günü borsa açılışına göre o hafta borsanın 3 bin puan düşeceğini öngörmüşsün. o hafta boyunca borsada alım yapmadan kenarda beklemek öyle mi? çok zor çoook. sen de short açsaydın diyecekler için, o yıllarda henüz viop'ta değilim. sonra ona da dadandık zaten:)
    4) bu 4. maddeye özel bir yer açıyorum. kumarı tetikleyen ve sürdürmenizi sağlayan bir diğer şey de batmış olmak. bunu bir hastalığa benzetirsek bu zaten son ve en karanlık evresidir. evet kumarı çevirebileceğiniz parayla oynadığınızda ya da batsa da koymayacak rakamlarla oynarsanız bunu kötü bir hobi olarak görebilirsiniz ve çok da dert olmaz. ama olasılık olarak her zaman batmanın kıyılarında gezdiğinizi de bilmeniz lazım. ben onca kumar deneyimimin sonunda cebinde sadece ihtiyacı kadar olan bir parayla gezen, tatilini yapabilen ama birikimi olmayan biriydim. ama canım yanmıyordu. artık borsa ve vadeli piyasalarda yeterince para kaybedince, daha yüksek kaldıraçlı forex piyasasını gördüm. üstelik 5 gün ve 24 saat açıktı. risk iştahım hepten artmıştı. teknik analizim de iyiydi. sistemli ve disiplinli olursam saatlik, günlük işlemlerle al-sat yaparak kazanabilirdim. nitekim öyle de oldu. 50 euro ile başlayan serüvenimde 5-6 günde 5000 euro kazandım. 20 işlem yaptıysam 19 tanesinde pozisyonu artı ile kapatıyordum. her işlemimde daha fazla parayı riske ederek katlıyordum. birkaç haftada hızlı paralar kazanınca hepten gaza geldim. yani batmaya hazırdım artık. hatalar yapmaya ve hata yaptıkça nasılsa hızlı kazanıyorum deyip daha fazla harcamaya başladım. gerçek para algım gitmişti. sanal parayla oynuyordum sanki. yıllarca çalışıp ödeyemeyeceğim miktarları kredi çeker hale gelmiş, kredi kartı limitlerimi doldurmuş ve her ay asgarisini ödeyerek parayı çevirmeye çalışır bulmuştum kendimi.üstelik hala kendimi avutuyordum: "şu kadar kazansam, onunla şu kartı ödesem rahatlarım. sonra da disiplinli oynayıp ufak ufak kazanarak borçları temizlerim" diye diye artık hareket edemez noktaya gelmiştim. kimseye söyleyemiyordum da. insanlara battım demek, sonunda sahip olmayacağın bir şey için servet ödediğini söylemek gerçekten zor bir şey. düşünsenize yıllarca borç ödeyeceksiniz ve sonunda elinizde bir şeyiniz olmayacak. hiç unutmam bir iş arkadaşımla amerika'da bir konferansa gitmişim. o ara param yine olmuş 3000 euro. arkadaşın yanında bir işlem yaptım. para 2 saat içerisinde bitti. arkadaş bana şaşırıyor: 'nasıl olur da bu kadar para kaybedip bu kadar rahat olabilirsin aklım almıyor' diyor. oysa bilmiyor ki kumarbazın o sırada para algısı filan yok:) para algısı ancak gerçek hayatta harcamaya geldiğinde var.

    çok uzattım. ama hikayenin sonunu anlatayım.
    artık bankalardan kredi alamaz ve hareket edemez noktaya geldiğim noktada abime durumu anlattım. sağolsun hiç kızmadan bana nefes alabileceğim parayı verdi ve en azından kredi kartlarımın tamamını sıfırlayarak daralmışlık duygusundan sıyrıldım. kart limitlerimi düşürdüm. asgarisini ödeme olayından o kadar daralmıştım ki, kartları sıfırlamak bana çok büyük ve artık vazgeçmek istemeyeceğim bir huzur vermişti. uzun zaman hasret kaldığım o rahatlama hissiyle de kredi borçlarımı ve abime olan borcu parça parça ödedim. hala ödediğim bazı borçlar var ama artık birikim de yapabilir noktaya geldim.
    hala kumarbazım ve bırakamayacağımı biliyorum. yukarıda saydığım o duyguları yaşamayı seviyorum napayım. ama aldığım ders sayesinde artık o batağa bir daha girmemek için de kendime kısıtlamalar getiriyorum. olayı forex öncesindeki zararsız hobiye çevirdim yine bir şekilde.

    siz siz olun kumardan uzak durun diyemem ama riski ve getirisi/götürüsü yüksek şeylerden uzak durun. mesela forex'ten kesinlikle uzak durun. başta kazanırsınız ama kendinize en güvendiğiniz an, yani risk iştahınızın en yüksek olduğu anda batacaksınız, emin olun ve asıl sınavı da kayıplarınız artmaya başladığında vereceksiniz. batırmış olduklarınızı çıkarmaya çalışmayın. unutmayın, siz kumarı yukarıda saydığım sebeplerle seviyordunuz ve amacınız sadece para kazanıp zengin olmak değildi. böyle düşünürseniz en azından riskli sulara girmeden bu durumunuzu yönetebilirsiniz.

    yukarıdaki yazdıklarımı dikkate alırsanız belki oto-kontrolünüzü kaybetmemeyi başarırsınız ve en azından riski ve kaybı düşük şeylere yönelerek bu tatmini sağlarsınız.
    bir kere battığınızda asıl sınavı o zaman vereceğinizi bilin.
    2 yıl sonra gelen edit:bazı arkadaşlar güncel durumumu soruyorlar. hobi olarak küçük rakamlarla oynamaya devam ettiğim kumarı tamamen bıraktım arkadaşlar.
    bu işlere kafa yorarak, stresli şekilde sonucu beklerken kaybettiğim vaktin önemini anladım. bu zamanı daha değerli şeylerle doldurabileceğimi farkettim ve uzun süre forexe filan hiç bulaşmadım. zaten aradan uzun zaman geçince temizleniyorsunuz sanırım. şu anda hiç elimi süresim gelmiyor. hiçbir kumar ilgimi de çekmiyor. batan paralar battı, en azından kalan zamanımızın ne kadarını kurtarsak kardır mantığındayım.
188 entry daha