şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • pek sorunlu çellocu jacqueline du pre'nin bizzat yaşam öyküsünden hareketle çekilen bu gözü yaşlı filmimizi anand tucker bey yönetmiştir..

    yedikleri, içtikleri, affedersiniz sıçtıkları ayrı gitmeyen kardeşler olan hilary (rachel griffiths) ve jackie'den, abla olanı, yani hilary (hillary değil efendim) müziğe istidatlı bir insan evladıdır; lakin jackie (emily watson bu da) bu istidatın yanında bir de dahi çocuktur ve çello mavzuunu derinden çözmüştür.. vefakar hilary ablamız ise çok sevinmektedir bu hadiseye, kardeşini her daim desteklemekte; ona kah abla kah ağabey olmaktadır..

    nitekim jackie hızla müzik alemlerine akarken, hilary "bu işler bana göre değil" diyip, mazbut bir hayat sürmeye karar verir; aşık olur, evlenir, mutlu olur yani kısacası.. bu esnada, jackie ise bir sanatçıdır tabiatıyle, mutsuzdur; kemancı bir kardeşle beraberdir amma, ona da bir anlam bulmakta zorlanır; sağlığı da kötüdür zaten; ah niyedir bu çile yani..

    ne ise, karlı bir öğleden sonra hilary'nin kapısına dayanır bizimki; bir bakar ki hilary'nin tuzu çooktan kurumuş; bir sen bir ben bir de bebek hadisesine girmiş, şen şen yaşayıp gidiyor oh.. eh jackie onulmaz bir kıskançlığın içine düşer bittabii; hilary'nin refikini ayartmayı kendine iş edinir böylece.. lakin hilary hanım o denli olgundur ki, kardeşinin bu hezeyanlardan kurtulması içün canını bile vermeye hazırdır; nitekim canı yerine kocasını vermeye niyetlenir; adamcağızı da "ay ver işte bir kere, n'olcek" diyerek ikna eder..

    bununla bitse iyidir; bitmez tabii jackie'nin derdi.. gittikçe elden ayaktan kesilme sürecine girer bir de.. sir ünvanlı edward elgar beyin varlığı da arka fondan hababam beynimizi dürtmektedir..

    velhasıl filmin sonuna göremeden, ağlama duvarının dibinde soluğu almak kaçınılmazdır efendim..
12 entry daha