şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • tartışılmaz şairliğinin yanında piskolojik çözümlemelerin had safhada yaşandığı reis bey kitabıyla yazarlığını ortaya koymuştur. ideolocya örgüsü, o ve ben, çöle inen nur ve daha bir çok okunmaya değer esere sahiptir. acık konuşmak gerekirse sol kokenli olması pratik zekasının temeli olmakla birlikte aldığı felsefi ve dini eğitim sahip olduğu ufku genişletip tamamlamıştır. olum, allah, korku, kadın ve dava kavramları üzerinde çile adlı eserinde yeterince durmuştur. takvimdeki deniz, bendedir, aynalar yolumu kesti, ruh şiirleri okur okumaz insanın beynine kazınır. bir çok şiiri bendler halinde olsada ziyadesiyle uzundur aslında.

    hasreti denizlerin,
    denizler kadar derin
    ve okadar bucaksız....
    ta karşımda , yapraksız,
    kullanılmış bir takvim...
    üzerinde bir resim:
    azgın, sonsuz bir deniz;
    kaygısız düşüncesiz,
    çalkalanıyor boşlukta.
    resimdeyse bir nokta;
    yana yatmış bir gemi....
    kaybettiği âlemi
    arıyor deryalarda
    bu resim rüyalarda
    gibi aklımı çeldi;
    bana sahici geldi.
    geçtim kendi kendimden,
    yüzüme, o resimden,
    köpükler vurdu sandım;
    duymuş gibi tıkandım,
    ciğerimde bir yosun.
    artık beni kim tutsun?
    denizler oldu tasam.
    yakar, onu bulmazsam,
    beni bu hasret, dedim,
    varırım , elbet, dedim,
    bir ömür geze geze,
    takvimdeki denize,
    ne var bana ne oldu,
    odama nasıl doldu,
    birden bire bu meltem?
    ve dalgalandı perdem,
    havalandı kâğıtlar.
    odamda kıyamet var!
    ah yolculuk, yolculuk!
    ne kadar baygın, soluk,
    o gün bizde betbeniz;
    ve ne titrek kalbimiz
    ve eşyamız ne küskün!
    yola çıktığımız gün,
    bir sıraya dizilmiş,
    gözyaşlarını silmiş,
    bakarlar sinsi sinsi.
    niçin o ân da hepsi,
    bir kuş gibi hafifler,
    arkadan geleyim der?
    niçin o güne kadar,
    dilsiz duran ne kadar
    eşya varsa dirilir,
    yolumuza serpilir?
    ufak böcekler gibi ,
    gezer onların kalbi,
    üstünde döşemenin.
    bir gizli didişmenin
    saati çalar o ân;
    birden bakar ki , insan,
    her şey karmakarışık.
    ayırmak olmaz artık
    bir kalbi bir taraktan;
    ve kalb , ağlayaraktan,
    çekilir geri geri,
    terkeder bu mahşeri.
    bu mahşerin içinden
    o gün ben de geçtim, ben;
    nem varsa , evim , anam,
    çocukluğum hatırm
    ve ne sevdalar serde,
    bıraktım gerilerde,
    kaçar gibi yangından.
    rüzgârların ardından,
    baktımda süzgün süzgün,
    kurşun yükünü gönlün,
    tüy gibi hafiflettim,
    denize hicret ettim....
1380 entry daha