şükela:  tümü | bugün
10 entry daha
  • türkçenin kanayan yaralarından biri.
    öyle sızıntı falan da değil hem, oluk oluk kanıyor.
    bitişik yazılması gerekirken ayrı yazılan, ayrı yazılması iktiza ettiği hâlde bitiştirilen o kadar çok kelime var ki. bu işi düzenlemek, herkesin tabi olacağı kuralları koymak tdk'nin işi. birtakım kurallar da koymuşlar zaten. ancak, koydukları kuralların bir kısmı uygulanabilir değil. bazı birleşik kelimelerin yazım şekli ne kulağa, ne göze hitap ediyor, ne yazı diline hoş geliyor, ne de insanın içine siniyor. sırtarıp duruyor gördüğünüz yerde. birbiriyle çelişen kuralları da var. örneğin:

    ''yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır,'' denmiş ve göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, renk yuvarı, yer yuvarı; hava küre, ışık küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre vb. olarak örneklendirilmiş. bu durumda, üstünde yaşadığımız gök cismi olarak tanımlanan sözcüğün de ''yer küre'' şeklinde yazılması gerekiyor değil mi? gelgelelim tdk bunun nasıl yazılması gerektiğini söylüyor, görelim: ''yerküre''!!! al sana bir kaya, nerene dayarsan daya ulan. neyse.

    evet, neyse. sakinim. her ne kadar böyle bir sürü birbiriyle çelişen kelimesi ve kuralı olsa da, yine de, tdk'yi esas almamız gerekir diye düşünüyorum. aksi hâlde herkes kendi kafasına göre kelimeleri kesip biçiyor, yahut birbiri ardına ekliyor. ben de, okurken karşıma çıkan bazı birleşik kelimelerin yazım şekillerini araştırdım ve alfabetik sıraya dizdim. belki meraklısına bir faydası olur. dediğim gibi, bunlar benim denk geldiklerim ve genelde yazımı karıştırılanlar. daha sayılamayacak kadar çok birleşik kelime vardır elbet. gönderir de eklememi isterseniz seve seve.

    abıhayat
    abdiâciz
    abdesthane
    abece
    abuk sabuk
    acemborusu (bitki)
    acı badem
    acı bakla
    aç biilaç
    açgözlü / açgözlülük
    açık ara
    açıkgöz
    açık sözlü
    açık öğretim (dersleri radyo, tv gibi araçlarla yayımlanan eğitim)
    açıköğretim (fakültesi)
    açık seçik
    açık yürekli
    adabımuaşeret
    ada çayı
    adamakıllı
    adam başı / adam başına
    adam sendecilik
    ada tavşanı
    addetmek
    âdembaba
    âdemelması
    âdem evladı
    ademiiktidar (güncel türkçe sözlük’te yok)
    ademimerkeziyet
    âdemoğlu
    adımbaşı
    afetzede
    affetmek
    affedersiniz
    affetmişsin (sen onu)
    affola
    agorafobi
    ağababa (dede, ata, ileri gelen)
    ağabey
    ağaçkakan
    ağır aksak
    ağırbaşlı
    ağırcanlı
    ağırkanlı
    ağızotu
    ağ tabaka
    ahdetmek
    ahlak bilimi
    ahlak dışı
    ahmakıslatan
    ahududu
    ahuvah
    âhüzâr
    ahzüita (alım satım)
    akağaç
    akamber
    akan yıldız
    akarsu
    akaryakıt
    akciğer
    akçaağaç
    akçakavak
    akdarı
    akdeniz
    akdetmek
    akdiken (alıç)
    akdoğan
    akgünlük (tütsü)
    akılalmaz
    akıldâne (güncel türkçe sözlük’te yok)
    akıl dışı
    akıl etmek
    akıllı uslu
    akkarınca (termit)
    akkavak
    akkor
    aklı başında
    aklıevvel
    aklıselim
    aklı sıra
    ak pak
    ak pazar (güncel türkçe sözlük’te yok)
    ak sakallı
    aksata (alım satım)
    aksetmek / aksettirmek
    akşamsefası
    akşamüstü / akşamüzeri
    akşam yıldızı
    alabalık
    alabaş (bitki)
    alaboz (güncel türkçe sözlük’te yok)
    alaca karanlık
    alacakarga
    alagarson (saç stili)
    alageyik
    alakarga
    alametifarika
    alaşağı etmek
    alataş
    alaybozan (bir tür tüfek)
    alayıvâlâ (güncel türkçe sözlük’te yok)
    albastı / albasma
    al bayrak
    alçak gönüllü
    alelacayip (çok acayip, bambaşka)
    alelacele
    alelhesap (hesaba sayarak)
    alelumum
    âlemşümul (evrensel)
    alet edevat
    aleykümselam
    alıkoymak
    alık salık
    alım satım
    alın teri
    alın yazısı
    alışılageldik / alışılagelmek
    alışveriş
    alicenap (cömert, onurlu, şerefli)
    ali cengiz oyunu
    ali kıran baş kesen
    alimallah
    alinazik
    aliyyülâlâ (en güzel, en iyi, mükemmel)
    allah aşkına
    allah’a ısmarladık
    allah versin
    allak bullak
    allameicihan
    alperen
    alt başı
    alt başlık
    alt bölüm
    alt dudak
    alt etmek
    altıparmak (balık, kumaş)
    altıpas
    altıpatlar
    altı üstü
    alt katman
    alt tür
    altüst etmek / olmak
    altyapı
    alt yazı
    aman allah
    amca kızı
    amca oğlu
    amcazade
    amerikan bezi
    amfiteatr
    amma velakin
    amme efkârı (kamuoyu)
    ana akım medya (güncel türkçe sözlük’te yok)
    ana baba günü
    ana cadde
    anadan doğma
    ana dil
    anaerki / ataerkil
    ana fikir
    ana hat
    ana kara
    ana kuzusu
    anamal
    ana mektebi
    anaokulu
    anapara
    ana sınıfı
    ana vatan
    anayasa
    ana yol
    ana yurt
    anbean
    anıtkabir
    anıt mezar
    antipati
    antisosyal (güncel türkçe sözlük’te yok)
    antitez
    antrparantez
    apaçık
    apak
    apansız
    apar topar
    apaydınlık
    apayrı
    apış arası
    arabaşı
    arabozan
    ara bozucu
    ara bulucu
    arada bir
    arap sabunu
    arapsaçına dönmek
    ara sıra
    ara vermek
    arayüz
    ardı sıra
    arka arkaya
    arka plan
    arkaüstü
    arnavutciğeri
    arnavut kaldırımı
    arşıâlâ
    art alan
    art arda
    artakalmak / artakalan
    art niyet
    arz etmek
    arzıendam etmek
    arzıtazimat etmek (güncel türkçe sözlük’te yok)
    arzuhâl /arzuhâlci
    asilzade
    aslanağzı
    aslansütü
    aslolan (güncel türkçe sözlük’te yok)
    asma kat
    asosyal
    assolist
    aşçıbaşı
    aşermek
    aşevi
    aşı boya / boyalı
    âşıktaşlık (etmek)
    aşırı doyma
    aşk etmek (tokat atmak, hızla vurmak)
    aşkmerdiveni (eğrelti otu)
    aşk olsun
    aşna fişne
    ataerki
    atardamar
    atasözü
    atbaşı (gitmek ya da gelmek)
    ateş böceği
    ateş çiçeği
    ateşkes
    atfetmek
    at gözlüğü
    atipik (güncel türkçe sözlük’te yok)
    at kestanesi
    atkuyruğu
    atlıkarınca (oyuncak)
    atlı karınca (iri bir tür karınca)
    at kestanesi
    at nalı
    at sineği
    avuç içi
    avur zavur (ıvır zıvır, kuru gürültü)
    ayakaltı
    ayak ayak üstüne atmak
    ayak bağı / ayak bağı olmak
    ayakbastı
    ayak işi
    ayakkabı
    ayaktakımı
    ayakucu (gök bilimi terimi)
    ayak ucu (yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri / ayak parmak ucu)
    ayaküstü / ayaküzeri
    ayakyolu
    ayan beyan
    ayaydın (güncel türkçe sözlük’te yok)
    ay balığı
    aybaşı (kadınlarda âdet dönemi)
    ay başı (ayın ilk günü, maaş alınan gün)
    ay çekirdeği
    ayçiçeği yağı
    ay çöreği
    aydede
    ayırt edici
    ayırt etmek
    ay ışığı
    ayrık otu
    ayşekadın (fasulye)
    ayva tüyü
    azat etmek/olmak
    az buçuk
    az buz olmamak
    az çok
    azı dişi
    azletmek
    azmetmek
    babaevi
    baba ocağı
    baba tatlısı (şambaba)
    babayani
    babayiğit
    babıali
    bacakkalemi (kaval kemiği)
    badem yağı
    bağ bozumu
    bağ evi
    bahis konusu
    bahse konu (güncel türkçe sözlük’te yok)
    bahsetmek
    bahşetmek
    bahusus (özellikle)
    bakakalmak
    bakar kör
    bakımevi
    bakır pası
    bakla kırı
    bal arısı
    baldıranşerbeti
    baldırı çıplak
    baldırıkara (bitki)
    balıketi
    balıketinde
    balıksırtı (desen)
    bal kabağı
    bal mumu
    balyemez (topu)
    bambaşka
    bam teli
    ban otu
    bar bar bağırmak
    barışsever
    barometre
    basbariton
    basbayağı
    basımevi
    basınçölçer
    basmakalıp
    bastıbacak
    basübadelmevt
    başa çıkmak
    başa gelmek
    başağırlık (ağır sıklet)
    baş ağrısı (başın ağrıması)
    başağrısı (sıkıntı, dert)
    baş ağrıtmak
    baş altı (güreş)
    başaltı (gemicilik)
    baş aşağı (durmak, gitmek)
    başbakan
    baş başa (olmak, kalmak, vermek)
    baş belası
    başçavuş
    baş döndürücü
    baş dönmesi
    baş edebilmek
    baş edememek
    baş eğmek
    baş etmek
    başgardiyan
    başgarson
    baş göstermek
    baş göz etmek
    başharf (güncel türkçe sözlük’te yok)
    başhekim
    başhemşire
    başı açık
    başıboş
    başıbozuk
    başı çekmek
    başı sağ olsuna gitmek
    başkaldıran
    başkaldırı
    başkaldırmak
    başkan vekili
    başkâtip
    başkent
    başkilise (katedral)
    başkomutan
    baş koymak
    başköşe / başköşeye kurulmak
    başkurtistan
    başlı başına
    başmekân
    başmüfettiş
    başöğretmen
    başörtü / başörtüsü
    başparmak
    başpehlivan
    başpiskopos
    başrol
    başsağlığı (dilemek)
    başsavcı
    baş tacı etmek
    baştan aşağı
    baştan başa
    baştankara (kuş türü)
    baştan kara etmek / gitmek
    baştan savma
    başucu (coğrafya, gök bilimi terimi)
    baş ucu (yatağın baş ucu veya baş ucu kitabı derken)
    başüstüne
    baş vermek
    başvezir
    başvurmak
    başyapıt
    başyazar
    başyazı
    başyukarı
    batakhane
    bayramüstü
    beberuhi
    bedbaht
    beddua
    bednam (kötü ün kazanan)
    behey
    bektaşi üzümü
    belgegeçer (faks)
    bel kemiği (anatomi)
    belkemiği (en önemli bölüm, temel, esas)
    belki de
    belli başlı
    belli belirsiz
    belsoğukluğu
    bembeyaz
    benbenci / benbencilik
    bengi su (abıhayat)
    beniâdem (âdemoğlu, insan)
    beniçinci / beniçincilik
    benmerkezci / benmerkezcilik
    berdevam
    berhane (kullanışsız ve büyük ev)
    beribenzer
    berkemal
    besbelli
    besi doku
    beşibirarada
    beşibirlik
    beşibiryerde
    beştaş
    beti benzi atmak (yüzün rengi, nevir)
    beti bereketi kalmamak
    beyanname
    beyaz perde
    beyaz peynir
    beybaba
    beyefendi
    beygir gücü
    beylerbeyi
    beyzade
    bez bebek
    bezir yağı
    bıcı bıcı
    biçerdöver
    biçki dikiş kursu
    bihaber
    bihakkın
    bilabedel (güncel türkçe sözlük’te yok)
    bilahare
    bilaistisna
    bilakayduşart
    bilasebep (güncel türkçe sözlük’te yok)
    bilcümle (bütün, hep)
    bileği taşı
    bilfarz
    bilfiil
    bilgisayar
    bilim adamı
    bilim kurgu
    bilinçaltı
    bilinç dışı
    bilir bilmez
    bilirkişi
    bilistifade
    bilmem kaç
    bilmem ne / bilmem neli
    binbaşı
    binbir (çok, çok sayıda anlamında)
    biperva (pervasız)
    bir an
    bir an evvel
    bir an olsun
    bir an önce
    bir arada
    bir araya getirmek / toplanmak
    birbiri (ardına)
    bir buçuk
    bir çalım (bir parça, biraz)
    birçok
    birdenbire
    bir diğeri
    birdirbir
    bir dolu
    bir düziye
    birebir (etkisi kesin olan, uygun)
    bire bir (aynı, tıpkı, yüz yüze, karşılıklı)
    bir güzel (adamakıllı)
    bir hoş (tuhaf bir biçimde olan, garip)
    birkaç
    bir koşu (çabucak)
    bir örnek
    bir sürü
    bir şey
    birtakım
    bir tanem
    bir tür (bir çeşit anlamında)
    bir türlü
    bir yol (bir kez, bir defa)
    bir zahmet
    bitpazarı
    bittabi
    bit yeniği (bitin oluşturduğu iz)
    bityeniği (mecazî: kuşkulu nokta)
    bloknot
    bok böceği
    bok püsür
    bombok
    bomboş
    bomboz
    bonbon
    boşboğaz
    boşinan (güncel türkçe sözlük’te yok)
    boş kâgıdı
    boşu boşuna
    boş ver!
    boş vermek
    boşvermiş / boşvermişlik
    boyahane
    boy göstermek
    boylu boyunca
    boyun bağı
    boy vermek
    boz bulanık
    bozkır
    bozkurt
    bozuk düzen
    böbrek üstü bezi
    bölük pörçük
    bugün
    buğzetmek
    burnu büyük / büyüklük
    burunüstü (güncel türkçe sözlükte yok)
    buz dağı
    buzdolabı
    buzkıran
    buzlu cam
    buzul kar
    büsbütün
    büyükanne
    büyükayı (yıldız kümesi)
    büyükbaba
    büyükbaş (hayvan)
    büyükelçi
    büyükşehir
    cadı kazanı
    cambul cumbul (çok sulu)
    camgöbeği (renk)
    camgöz (köpek balığı türü)
    cam göz (gözü takma olan)
    camgüzeli (bitki)
    can alıcı
    cana yakın
    canciğer olmak
    can dostu
    can eriği
    canevi / canevinden vurmak
    can havliyle
    canhıraş
    canıgönülden
    canıyürekten
    cankulağı ile dinlemek
    cankurtaran
    can pazarı
    cansiparane
    capcanlı
    cascavlak
    celbetmek
    cemetmek
    cenabıhak
    cennetiâlâ (güncel türkçe sözlük’te yok)
    cennet kuşu
    cennetmekân
    cerh etmek
    cetbecet
    ceviz içi
    cevretmek
    cezaevi
    cezbetmek
    ceffelkalem (düşünüp taşınmadan)
    cığıl cığıl
    cırcır (böcek, fermuar)
    cır cır olmak (ishal, geveze)
    cicimama
    cicimayı
    ciğerpare
    cihannüma
    cihanpenah
    cihanşümul
    ciharıdü (dört iki)
    ciharıse (dört üç)
    ciharıyek (dört bir)
    cilvebaz
    cingöz
    cinsilatif
    cipil cipil (gözün çapaklı olduğunu anlatır)
    civanmert
    civanperçemi
    cuşuhuruşa gelmek
    cümbür cemaat
    cümle âlem (herkes)
    cürmümeşhut
    çağ dışı
    çakaralmaz
    çakıl taşı
    çakırdiken
    çakırkeyif
    çakır pençe
    çakmak taşı
    çalakalem
    çalakamçı
    çalakaşık
    çalakılıç
    çalakürek
    çalçene
    çalı bülbülü
    çalı çırpı
    çalı kakıcı (eşkıya bozuntusu)
    çalpara
    çalyaka etmek
    çamaşırhane
    çam sakızı
    çapanoğlu
    çarçabuk
    çarçur etmek
    çarkçıbaşı
    çarkıfelek
    çarnaçar (ister istemez)
    çarpık çurpuk
    çatal ağız
    çatalkara (bir tür kara üzüm)
    çatalkuyruk (balık, bayrak)
    çat kapı
    çatı katı
    çat pat / çatra patra
    çayhane
    çayır kuşu
    çaykara
    çekçek (araç)
    çekidüzen vermek
    çekyat
    çepeçevre
    çer çöp
    çeribaşı
    çerkeztavuğu
    çeşmibülbül
    çevre yolu
    çıbanbaşı
    çıkagelmek
    çırçıplak /çırılçıplak
    çırçır
    çırılçıplak
    çıtçıt
    çıtkırıldım
    çiçek biti
    çiçek bozuğu
    çiçek dürbünü
    çifte kavrulmuş
    çiğ börek
    çiğ köfte
    çinhindi (güncel türkçe sözlük’te yok)
    çiviyukarı (yağlı güreşte bir oyun)
    çobanaldatan (kuş türü)
    çobanpüskülü (bitki)
    çoban yıldızı
    çokbilmiş
    çok boyutlu
    çoksatar
    çok seslilik
    çok tanrılı
    çok uluslu
    çok yönlü / yönlülük
    çöpçatan
    çörek otu
    çöreotu
    çuha çiçeği
    dağbaşı (kuralsız yer)
    dağ başı ( dağın zirvesi, ıssız yer)
    dağ keçisi
    dal budak salmak
    dalgakıran
    dalgıç kuşu
    dalgündüz (güpegündüz)
    dalkılıç
    dalöğle (tam öğle vaktinde)
    daluyku (derin uyku)
    dam altı
    dam koruğu (bitki)
    dapdar
    darağacı
    darbetmek
    darbımesel
    darboğaz (sıkıntılı, bunalımlı durum)
    dar boğaz (kanyon)
    dar görüşlü
    darıdünya (yeryüzü)
    dar kafalı
    darmadağın / darmadağınık
    darmaduman etmek
    darülaceze
    darülfünun
    darüşşifa (sağlık yurdu)
    daüssıla
    dava vekili
    dayı kızı
    dayı oğlu
    dayızade
    dedikodu
    defetmek
    defibela
    defihacet
    defol!
    defolmak
    defnetmek
    defterikebir
    değerbilir
    değerbilmez
    değirmen taşı
    değiş tokuş
    delibaş
    delibaşı (güncel türkçe sözlük’te yok)
    deliboynuz (erguvan)
    deli bozuk
    deli dolu
    deli fişek
    delik deşik
    deli oğlan (güncel türkçe sözlük’te yok)
    demirbaş
    demirhindi (ağaç türü, cimri)
    demir kırı
    demirperde
    demir yolu
    denek taşı
    deneyüstü
    denizaltı (savaş veya araştırma gemisi)
    deniz altı (konum olarak)
    denizanası
    denizaslanı
    denizaşırı
    denizaygırı
    denizayısı
    deniz kabuğu
    denizkestanesi
    deniz kırlangıcı
    denizkızı (bir tür hayvan)
    deniz kızı (doğaüstü yaratık)
    deniztarağı
    deniz yolu
    depremzede
    dercetmek
    derebeyi
    dereotu
    dere tepe
    dere yatağı
    deri altı
    derimevi (güncel türkçe sözlük’te yok)
    derkenar
    derli toplu
    derme çatma
    dershane
    dertop etmek / olmak
    deryadil (hoşgörülü, çok sabırlı)
    devaimisk (helva türü)
    dev anası
    deve dikeni
    deve kuşu
    deveranıdem
    devetüyü (renk)
    deve tüyü (tüy)
    devralmak
    devre arası
    devretmek
    devriâlem
    devridaim
    devrirevan (türk müziğinde bir usul)
    dımdızlak
    dışa dönük
    dış alım
    dışa vurmak
    dışa vurum
    dışbükey
    dış işleri (hariciye)
    dışişleri (bakanlığı)
    dış satım
    dideban (kolcu, gözcü, nöbetçi)
    dik açı
    dik âlâsı
    dikbaşlı / dikbaşlılık
    dikili taş
    dikimevi
    dikdörtgen
    dikili taş
    dikkafalı
    dilaltı (ilaç)
    dil altı bezleri
    dil balığı
    dilbasar
    dilbaz
    dilberdudağı
    dil bilgisi
    dil bilim / dil bilimsel
    dilsever
    dimdik
    din bilimi
    dini bütün
    dip dibe
    dipdiri
    dipnot
    diskjokey
    dişbudak (ağaç)
    diş eti
    dişi organ
    divanhane (kubbealtı)
    divanıharp
    diz bağı
    diz boyu
    diz kapağı
    dizüstü (bilgisayar)
    diz üstü (boyu dizin üst kısmına gelen)
    diz üstü çökmek
    doğa bilimci
    doğaötesi
    doğaüstü
    doğma büyüme
    doğumevi
    doğum günü
    dokuztaş
    dolma kalem
    doludizgin
    dolunay
    domdom kurşunu
    domuz yağı
    donakalmak
    don yağı
    dopdolu
    dosdoğru
    döl yatağı
    döl yolu
    döngele (güncel türkçe sözlük’te yok)
    dört ayaklılar
    dört ayak üstüne düşmek
    dört bir taraftan / yandan
    dört göz (gözlüklü)
    dörtköşe (keyifli, sevinçli)
    dört köşe (kare biçiminde olan)
    dörtnala (koşmak)
    dört yol ağzı
    dudakdeğmez
    dulaptal otu
    dulavrat otu
    duman altı
    dupduru
    dur durak bilmemek
    duş kabini
    duygudurum (güncel türkçe sözlük’te yok)
    düğün çiçeği
    düğünevi
    dümdüz
    dümtek (tempo)
    dünya âlem
    düpedüz
    düşe kalka
    düşeyazmak
    düş gücü
    düş kırıklığı
    düşmeyegör
    düzayak
    düztaban
    düzyazı
    ebegümeci
    ebemkuşağı
    eciş bücüş
    edebikelam (örtmece - güncel türkçe sözlük’te yok)
    efil efil (hafif ve yavaş biçimde)
    efkârıumumiye
    eğrelti otu
    eğri büğrü
    ehlibeyit
    ehlidil (gönül eri)
    ehlihibre (bilirkişi)
    ehlihiref (hüner ehli) (tdk’de yok)
    ehlikeyif
    ehlikitap
    ehlisalip
    ehlisünnet
    ehlivukuf (bilirkişi)
    ehvenişer
    ekipbaşı
    ekosistem
    ekşikulak (kuzukulağı)
    el adamı
    el âlem
    elaman çekmek
    elbasan tavası
    el bezi
    el birliği
    el çabukluğu
    elebaşı (sergerde)
    eleğimsağma
    elektromanyetik
    el ele vermek
    elense
    ele vermek
    eli açık
    elifba (arap alfabesi)
    eli mahkûm
    elimsende (oyun)
    eli sıkı
    el işi
    eli uzun
    el kapısı
    elkızı
    el kitabı
    ellibir (iskambil oyunu)
    ellisekiz (pezevenk gibi bir sövgü)
    elmacık kemiği
    eloğlu
    el pençe divan durmak
    elverir ki (yeter ki)
    el vermek (yardım etmek anlamında)
    elvermek (yetmek, uygun gelmek anlamında)
    el yazısı
    el yazması
    emirber
    emir eri
    emmi kızı
    emmi oğlu
    emrivaki yapmak
    enikonu
    entipüften
    envaiçeşit
    envaitürlü
    erbahar (erken bahar, ilkbahar)
    erbaş
    er bezi
    erdişi
    er geç
    erkânıharp
    erkek organ
    esbabımucibe (gerekçe)
    eş anlam / eş anlamlı
    eş cinsel
    eş değer
    eşek arısı
    eş güdüm
    eşkenar
    eşkenar dörtgen
    eş merkezli
    eşrefimahlukat
    eş sesli
    eş zamanlı
    et beni
    etobur
    et suyu
    etyemez
    ev altı (ambar, ahır)
    evelallah / evvelallah
    ev işi
    evladüiyal (çoluk çocuk, ev halkı)
    evliya otu
    evren bilimi
    ev sahibi / sahibesi
    evvelemirde
    ezkaza
    fakirane
    fakruzaruret (ileri derecede yoksulluk)
    fal taşı gibi (açılmak-gözleri)
    fanfin (anlaşılmaz konuşma)
    fark etmek
    farz etmek
    farzımuhal
    fasa fiso
    faş etmek
    feldmareşal
    fellik fellik
    ferahfeza
    feryat figan
    feshetmek
    fethetmek
    fevkalbeşer
    feyzalmak
    fındıkkabuğu (renk)
    fındıkkıran
    fırdolayı
    fırdöndü
    fırfır
    fıstık çamı
    fikrisabit
    filbahri (filbahar olarak da yazılıyor)
    fil dişi
    fildişi (renk)
    firavun inciri
    fizikötesi
    fotokopi
    fotoroman
    frenk inciri
    frenk üzümü
    futbolsever
    gadretmek
    galatımeşhur
    garbi yeli (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gardenparti
    gasbetmek
    gaşyolmak
    gayet tabii (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gayretkeş / gayretkeşlik
    gayriahlaki
    gayriciddi
    gayriihtiyari
    gayriinsani
    gayriiradi
    gayrikabil
    gayrikanuni
    gayrimahdut
    gayrimenkul
    gayrimeşru
    gayrimuntazam
    gayriresmî
    gayrisafi
    gayrisahih
    gayrişahsi
    gayritabii
    gaz ocağı
    gaz yağı
    gecekondu
    gece kuşu
    gecesefası
    gece yarısı
    geçgeç (zaplama)
    geçit vermek
    geçit vermez (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gelberi
    gelen giden
    gelgeç
    gelgelelim
    gelgelli
    gelgit
    gel gör ki (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gelha etmek (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gelişigüzel
    genelev
    genelgeçer
    genelkurmay (erkânıharbiyeiumumiye)
    gerçek dışı
    gerçeküstü
    geri bildirim
    geri kafalı
    geri sayım (güncel türkçe sözlük'te yok)
    geri saymak
    gerisin geri
    geri zekâlı
    getir götür işleri
    gıllıgışlı / gıllıgışsız (gizli/açık)
    gırgır (süpürge, büyük ağ)
    gır gır (alay, komik, neşeli, eğlenceli)
    gidedurmak
    giderayak
    gitbegit (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gitgel (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gitgide
    gitgel akıllı (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gizil güç
    goygoycu
    göbek bağı
    göçerkonar
    gök bilim / gök bilimci
    gök cismi
    gökdelen
    gök gözlü
    gök gürültüsü
    gökgüvercin
    gök kubbe
    gökkuşağı
    gök mavisi
    gök taşı
    göktürk
    gök yakut
    gökyüzü
    görgeç (güncel türkçe sözlük’te yok)
    görür görmez
    göz ağrısı (eski veya ilk göz ağrısı)
    göz akı
    göz alabildiğine
    göz alıcı
    göz altı (göz altı kremi derken)
    gözaltı (alıkoyma, gözetim, nezaret)
    göz ardı etmek
    göz atmak
    gözaydın etmek
    gözaydına gelmek / gitmek
    göz bağı / göz bağcı
    göz bebeği
    gözdağı vermek
    göz göze gelmek
    göz hapsi
    göz kapağı
    göz kulak olmak
    gözlemevi
    göz önünde
    göz önünde tutmak/bulundurmak
    göz önüne almak / getirmek
    göz pencere
    göz pınarı
    göz ucuyla süzmek
    gözü aç
    gözü açık
    gözü kara
    gözün aydın!
    gözü pek
    gözü tok
    göz yaşartıcı gaz (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gözyaşı
    göz yuvarı
    göz yuvası
    guguk kuşu
    gulyabani
    gusletmek
    güçbeğenir
    güç bela
    güldeste
    güler yüz / güler yüzlü
    gülfatma (hatmi çiçeği)
    gülhatmi
    gülkurusu (renk)
    gül kurusu (kurutulmuş yaprak)
    gül suyu
    gül yağı
    güme gitmek
    güm güm atmak
    gümüş rengi
    günâşık (ayçiçeği)
    günaşırı
    gün batımı
    gün batısı
    günbegün
    gün boyu
    gündedün (nostalji)
    gün doğumu (güncel türkçe sözlük’te yok)
    gün doğusu
    gündöndü
    gün dönümü
    gündüzsefası (çiçek)
    günebakan (ayçiçeği)
    güneydoğu
    güneybatı
    gün görmemek
    güngörmez
    güngörmüş
    gün günden
    günısı
    gün ışığı (-na çıkmak)
    günindi
    günübirlik
    günü gününe
    gün yüzü görmemek/görmemiş
    güpegündüz
    güven oylaması
    güvenoyu
    güzelavrat otu
    güzelhatun (çiçek türü)
    ha babam de babam
    haber alma (güncel türkçe sözlük’te yok)
    ha bire
    hacıağa
    hacıyatmaz
    haczetmek
    haddehane
    haddikifaye (yeterlik derecesi)
    haddizatında
    hadım ağası
    hafazanallah
    hafifmeşrep
    hafta arası
    hafta başı
    hafta içi
    hafta sonu
    hak ediş
    hak etmek
    haksever
    haktanır
    hala kızı
    hala oğlu
    halazade
    hâlbuki
    hâletiruhiye
    halhal
    hâl hatır sormak
    halı saha
    hâlihazır
    hâlihazırda
    halim selim
    halipürmelal (güncel türkçe sözlük’te yok)
    halis muhlis
    hâli üzere (olduğu gibi anlamında)
    halk bilgisi
    halk etmek
    halkevi
    halkoyu
    halletmek / hallolmak
    halt etmek
    hamalbaşı
    hamam böceği
    hamdetmek
    hamdolsun
    hamdüsena
    hamhalat
    ham hum etmek
    ham hum şorolop
    hamletmek
    ham madde
    hanımefendi
    hanımeli
    hanım evladı
    hani ya
    hapsetmek / hapsolmak
    haramzade
    harcıâlem
    harem ağası
    harimiismet
    harmandalı
    harman yeri
    hasbelkader
    hasıraltı etmek
    hasır otu
    hasretmek
    hasta bakıcı
    hastane
    hatırı sayılır
    hatırşinas
    hatmetmek
    havaalanı
    havacıva (bitki)
    hava cıva (değeri ve önemi olmayan, boş şey)
    hava gazı
    hava hoş (birine göre)
    havalimanı
    havaneli
    hava yolu
    havuz başı
    hayal gücü
    hayal kırıklığı
    hayal meyal
    hayalnüma (kaleydoskop, çiçek dürbünü)
    hayalperest
    hayatağacı (soyağacı, motif)
    hayhay
    hayhuy
    hayır duası
    hayırhah
    hayırsever
    hayretmek (yararı olmak)
    hayrıâlâ (güncel türkçe sözlük’te yok)
    hayrola
    hayrolsun
    hayrulhalef
    hayvanoğluhayvan
    hayvansever
    hazandide (solgun, sararmış)
    hazırlop
    hazır ol!
    hazır ol duruşu
    hazır yeme
    hazmetmek
    hazzetmek
    hazırcevap
    helalühoş
    hemcins
    hemdem (güncel türkçe sözlük’te yok)
    hemdert
    hemfikir
    hemşehri / hemşehrim!
    hemzemin geçit
    hep bir ağızdan
    hepi topu (güncel türkçe sözlük’te yok)
    her an
    her bir
    her biri
    hercai menekşe
    hercümerç
    her daim
    her gün
    herhâlde (belki anlamında)
    her hâlde (kesinlikle, her durumda anlamında)
    her halükârda
    herhangi
    herhangi bir
    herhangi bir şey
    herifçioğlu
    her şey
    herzevekil
    heyheylenmek
    heyheyleri tutmak
    heykeltıraş
    hıfzetmek (saklamak, aklında tutmak)
    hıfzıssıhha
    hımhım
    hıncahınç
    hırgür / hırgür çıkarmak
    hiçbir
    hiç kimse
    hidroelektrik
    hikmetihüda (güncel türkçe sözlük’te yok)
    hilafıhakikat
    hindiçin (güncel türkçe sözlük’te yok)
    hindistan cevizi
    hinoğluhin
    hint hurması
    hint keneviri
    hint yağı
    hissetmek
    hissikablelvuku
    hitap etmek
    homoseksüel
    hor görmek
    hoşbeş
    hoş bulduk
    hoşça kal
    hoş geldiniz
    hoş görmek (veya karşılamak)
    hoşgörü
    hoşhoş (çocuk dilinde köpek)
    hoşsohbet
    hot zot etmek
    hurdahaş
    hususukalp (güncel türkçe sözlük’te yok)
    huzurevi
    hükmetmek
    hükmolunmak
    hünkârbeğendi (yemek)
    hüsnühâl
    hüsnükabul
    hüsnü kabul göstermek
    hüsnükuruntu
    hüsnüniyet
    hüsnütabir
    hüsnütelakki
    hüthüt
    hüvelbaki
    ılgıt ılgıt
    ıpıslak
    ıpıssız
    ırgatbaşı
    ısıölçer
    ıvır zıvır
    iadeiitibar
    iadeiziyaret
    icabıhal (halin icabı, durumun gereği)
    icap etmek
    içbükey
    iç dünya
    içe bakış
    içe dönük
    içe kapanık
    içgörü
    içgüdü
    iç güveyisi
    iç içe
    iç işleri (bir ülkenin kendine özgü işleri)
    içişleri (bakanlığı)
    içkievi (güncel türkçe sözlük’te yok)
    içli dışlı
    iç oğlanı
    iç savaş
    içtepi
    iç tüzük
    içyağı
    içyüz (bir işin/meselenin içyüzü, mahiyet)
    iç yüz (bir şeyin iç tarafı)
    idareikelam (güncel türkçe sözlük’te yok)
    idareimaslahat
    iğne yaprak / iğne yapraklı
    ihsasırey
    iğne oyası
    ikbalperest (güncel türkçe sözlük’te yok)
    iki büklüm olmak
    ikide bir / ikide birde
    iki evcikli (bitki)
    ikindiüstü
    ikitelli (saz)
    iki yaşamlı (amfibik)
    ikiyüzlülük
    ilanıaşk
    ilbay
    ilçebay
    ileri gelen
    ilkbahar
    ilk dördün
    ilk gençlik
    ilk göz ağrısı
    ilkokul
    ilköğretim
    ilk önce
    ilk yardım
    ilkyaz
    illaki
    ille velakin
    imalathane
    imal etmek
    imambayıldı
    imarethane
    imil imil (güncel türkçe sözlük’te yok)
    inayet ola
    ince hastalık
    incik kemiği
    ingiliz anahtarı
    insanoğlu
    insanüstü
    ipek böceği
    ipince
    ipucu
    iribaş (kurbağa kurtçuğu)
    iri kıyım
    iri yarı
    istem dışı (güncel türkçe sözlük’te yok)
    istenç dışı
    iş adamı
    işaret parmağı
    işbaşı
    işbilir (güncel türkçe sözlük’te yok)
    iş bilmek
    işbilmez (güncel türkçe sözlük’te yok)
    iş birliği
    iş birlikçi
    iş bölümü
    işbu
    işçibaşı (güncel türkçe sözlük’te yok)
    iş gücü
    iş güç
    işgüder
    iş günü
    işgüzar
    iş hanı
    işkolik
    işkembeikübra (güncel türkçe sözlük’te yok)
    işsever
    işveren
    iş yeri
    iş yükü
    itdirseği (arpacık)
    itoğluit
    iyiliksever
    iyi niyet / iyi niyetli
    izaleişüyu
    iz düşümü
    izzetinefis
    izzetüikbal
    izzetüikram
    janjan (yanardöner)
    kabakulak
    kaba saba
    kaba sakal
    kabataslak
    kabzetmek (güncel türkçe sözlük’te yok)
    kaçgöç
    kadınbudu
    kadıntuzluğu (sarıçalı - bitki)
    kadife çiçeği
    kadirbilir
    kadirbilmez
    kadirimutlak (güncel türkçe sözlük’te yok)
    kadirşinas
    kafadan gayrimüsellah
    kafa kâğıdı
    kafakola almak
    kafatası
    kafaüstü
    kafdağı
    kahrolmak
    kahrolsun
    kahvehane
    kahverengi
    kalakalmak
    kalburüstü
    kalebent
    kalemtıraş
    kalender meşrep
    kalp etmek
    kalpgâh (canevi)
    kalubela
    kamuoyu
    kanı bozuk
    kan ter içinde
    kanun dışı
    kanunuesasi (anayasa)
    kânunuevvel (aralık)
    kânunusani (ocak)
    kapı dışarı etmek
    kapı kulu
    kap kacak
    kapkaç
    kapkara
    kapkaranlık
    kaptanıderya
    kaptıkaçtı
    karaağaç
    karabaldır (bitki)
    karabasan
    karabaş
    karabatak
    karabiber
    karaborsa
    karabuğday
    karabulut (sıkıntı, felaket)
    kara bulut (yağmur bulutu)
    karaciğer
    karaçalı
    kara çalmak
    karaçam
    karadağ (buğday arasındaki kara tohum)
    karadavar (kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü)
    kara delik
    karadeniz
    karadut
    karafatma (böcek)
    karagöz
    karagül
    kara gün dostu
    karahindiba
    karahumma (tifo)
    karakabarcık (şarbon)
    karakaçan
    kara kalem
    karakılçık (buğday çeşidi)
    kara kış (zemheri)
    karakol
    karakucak
    karakul
    kara kuru
    karakuş (kartal cinsinden kuşlar)
    kara mili
    kara mizah
    karaoğlan (güncel türkçe sözlük’te yok)
    kara pazar
    kara saban
    kara sevda
    karasığır
    karasinek
    karasu
    kara suları
    kara tahta
    karatavuk
    kara yağız
    kara yazı / kara yazılı
    kara yel
    karayılan
    kara yolu
    kar beyaz
    karbonmonoksit
    karekök
    kargabeyni (yiyecek)
    kargaburnu (alet)
    karga burun (burnu karga gagasına benzeyen)
    kargabüken (bitki)
    kargasekmez (çok ıssız, sarp)
    karga tulumba
    kârhane (güncel türkçe sözlük’te yok)
    karı koca
    karıncaezmez
    karıncaincitmez
    karmakarışık
    karman çorman
    karnabahar
    karnıyarık
    karşı devrim
    kar topu
    kartpostal
    kasetçalar
    kasık otu
    kaskatı
    kastetmek
    kaşar peyniri
    kaşbastı (çatkı)
    kaş göz işareti
    katbekat
    katetmek
    katırtırnağı (bitki)
    katletmek
    katsayı
    kaval kemiği
    kavlükarar etmek (karar, söz vermek)
    kavuniçi (renk)
    kaya tuzu
    kaybetmek
    kaybolmak
    kayda değer
    kaydetmek / kaydettirmek
    kaydıihtiyat (temkinli davranma)
    kaydı kuydu olmamak
    kaydolmak
    kayınbirader
    kayınpeder
    kayınvalide
    kayışkanat (güncel türkçe sözlük’te yok)
    kayışkıran (bitki)
    kayıt dışı
    kayıt kabul
    kayıt kuyut
    kaynanadili (motif, kaktüs)
    kazandibi
    kazasker
    kazboku (kirli sarı renk)
    kazayağı
    kazazede
    keçiboynuzu
    keçi sakalı
    keçi yolu
    kediayağı (bitki)
    kedidili (bisküvi)
    kedigözü (lamba)
    kedi otu
    kelalaka
    kelebek gözlük
    kelimeişehadet
    kelli felli / kerli ferli
    keloğlan
    kemaliafiyet (ağız tadı)
    kem küm etmek
    kent soylu
    kervansaray
    kesbetmek (kazanmak, elde etmek)
    kese kâğıdı
    kesimevi
    kesinkes
    kesme şeker
    kesme taş
    kestane fişeği
    keşfetmek
    keşkülüfukara
    keten helva
    keyfekeder
    keyfetmek
    kıçı kırık
    kıçtankara (denizcilik terimi)
    kıçüstü
    kılkuyruk (kuş)
    kıl kuyruk (zayıf, çelimsiz, züğürt, kılıksız)
    kıl payı
    kılükal (dedikodu, söylenti)
    kına çiçeği
    kınakına
    kın kanatlılar
    kıpkırmızı
    kıpkızıl
    kır at
    kırkayak
    kır çiçeği
    kırkambar
    kırkayak
    kırkbudak (büyük şamdan)
    kırkikilik (tabanca türü)
    kırkikindi (ikindi zamanı yağan yağmurlar)
    kırmız böceği
    kırmızıbiber
    kırmızıfener (argoda genelev)
    kısır döngü
    kıtalar arası
    kıvır zıvır
    kıymetiharbiye
    kız böceği
    kızılbaş
    kızılçam
    kızıldeniz (güncel türkçe sözlük’te yok)
    kızılderili
    kızılgerdan (kuş türü)
    kızılyaprak (bitki)
    kız kardeş
    kız kurusu
    kız kuşu
    kızmemesi (greyfurt)
    kızoğlankız
    kilit taşı
    kilometre
    kilometrekare
    kilometre taşı
    kim bilir
    kim vurduya gitmek
    kireç taşı
    kireçyeren (kireçli toprakta yetişmeyen)
    kişi başı
    kişizade
    kitabevi
    kocakarı
    kocaoğlan (ayı)
    koca yemiş
    koçbaşı
    koç yiğit
    kolağası (ön yüzbaşı)
    kol bağı
    kolbastı
    kolbaşı
    kol kola
    koltuk altı
    konargöçer
    konukevi
    konu komşu
    konuksever / konukseverlik
    korakor
    kordiplomatik
    korgeneral
    koskoca / koskocaman
    koşar adım
    koyungözü (bir çeşit papatya)
    koyvermek
    koz helva
    kökboyası (bitki)
    kök boyası (boya)
    köpek balığı
    köpek dişi
    köprüaltı çocuğu
    köprübaşı
    kördüğüm
    körebe
    körkütük
    köroğlu (kocanın karısına verdiği ad)
    kör olası / olasıca / olsun
    körü körüne
    köşebaşı
    köşebent
    kubbealtı (divanhane)
    kuçukuçu
    kulağı kesik
    kulak ardı etmek
    kum taşı
    kupkuru
    kural dışı
    kur’an-ı kerim
    kurşungeçirmez
    kurşun kalem
    kurtbağrı (bitki)
    kurtboğan (bitki)
    kurt kapanı (güreş oyunu)
    kurttaşı (güncel türkçe sözlük’te yok)
    kuru dere
    kurukafa (bir tür kelebek)
    kuru kafa (baş iskeleti, tehlike işareti)
    kuru kahve
    kurulalı beri (kurulduktan bu yana)
    kurusıkı
    kuru soğan
    kuru üzüm
    kuru yemiş
    kuş bakışı
    kuşbaşı / kuşbaşılı
    kuşbaz
    kuşburnu
    kuş dili (konuşma şekli)
    kuşdili (dişbudak, ağaç)
    kuş kirazı
    kuşkonmaz
    kuşpalazı (hastalık)
    kuş sütü
    kuş tüyü
    kuş üzümü
    kutup yıldızı
    kuvayımilliye
    kuyrukkakan (kuş türü)
    kuyruklu yıldız
    kuyruksallayan (kuş türü)
    kuyruk sokumu
    kuzeybatı
    kuzeydoğu
    kuzgunkılıcı (bitki)
    kuzukulağı (ekşikulak)
    kuzu mantarı
    kuzu pıtrağı (bitki)
    küçükayı (yıldız kümesi)
    küçükbaş (hayvan)
    küçük bey
    küçük dil
    küçük hanım
    külbastı
    külhanbeyi
    külkedisi
    kül rengi
    kül tablası
    külkürfizik
    külyutmaz
    küpe çiçeği
    küp şeker
    kürek kemiği
    kürreiarz (güncel türkçe sözlük’te yok)
    laf ebesi
    lafügüzaf
    laga luga
    lağvetmek
    lahavle çekmek
    laklak etmek
    lalüebkem (dili tutulmuş, dilsiz)
    latin çiçeği
    lebdeğmez
    levhimahfuz
    lime lime
    limonküfü (renk)
    lisanıhâl
    lisanımünasip
    lop et
    lüle taşı
    lütfetmek
    maalmemnuniye
    maatteessüf
    mademki
    maden suyu
    mal etmek
    malihülya
    mal olmak
    malumatfuruş (bilgiçlik taslayan)
    mal varlığı
    mankafa
    mankurt
    masabaşı
    masaüstü (bilgisayar)
    maslahatgüzar
    masmavi
    maveraünnehir
    mecazımürsel
    medarıiftihar
    medarımaişet
    megakent
    meğerki
    menakıpname
    menetmek
    menolunmak
    mercanköşk (yayla kekiği)
    merdikıpti
    merdümgiriz
    merkezkaç
    mersin balığı
    mesh etmek
    mest etmek / olmak
    metafizik
    metcezir
    methetmek
    metrekare
    metreküp
    mevzubahis
    meyan kökü
    -meye görsün / gör (yaklaşmaya görsün, düşmeye gör gibi…)
    meyletmek
    meyvehoş (kuru yemiş)
    mezar taşı
    mezcetmek (birbirine katmak, karıştırmak)
    mıhsıçtı
    mıy mıy (güncel türkçe sözlük’te yok)
    milletlerarası
    milletvekili
    mine çiçeği
    minimini
    mirasyedi
    misafirperver
    misakımillî
    modaevi
    mormenekşe
    morsalkım (sarmaşık türü)
    morötesi
    mosmor
    motamot
    muhabbet kuşu
    mumhane
    musikişinas
    muvafakatname
    müddeialeyh
    müddeiumumi
    mürekkep balığı
    müruruzaman (süre aşımı)
    müşkülpesent
    naçar
    nakletmek
    nakşetmek / nakşolmak
    namazgâh
    namıdiğer
    nanemolla
    narçiçeği (renk)
    nârıbeyza (akkor)
    nazarıdikkat
    nazarıitibar
    nazmetmek
    necef taşı
    nedir ki
    neft yağı
    nefyetmek (sürgüne göndermek)
    ne haber
    ne imiş
    nemçeker (nemin niceliğini gösteren alet)
    neme gerek
    neme lazım
    ne mene bir şey (ne çeşit, ne türlü)
    nemölçer
    ne olacak
    ne olur
    neşretmek
    ne var ki
    nevbahar
    ne yaparsın ki
    ne yazık ki
    neymiş
    neyse ki
    noktainazar
    nuruayn (göz nuru)
    nüks etmek
    ocakbaşı
    oğlanevi
    okuryazar
    ok yılanı
    olağan dışı
    olağanüstü
    ola ki
    oldubitti
    oldubittiye getirmek
    oldum bittim
    oldum olası
    olur a!
    omuz başı
    omuz omuza
    onbaşı
    onikiparmak bağırsağı
    operakomik
    ordubozan
    orduevi
    orgeneral
    orman gülü
    orta batı (güncel türkçe sözlük’te yok)
    orta çağ
    orta dalga
    orta direk
    orta doğu
    orta elçi
    orta kulak
    orta oyunu
    ortaöğretim
    orta parmak
    orta saha
    otobur
    otokritik
    otopark
    otoyol
    otuzbeşlik
    oy birliği
    oylum oylum
    oysaki
    oyunbaz
    oyunbozan / oyunbozanlık
    öbür gün
    öd ağacı
    öğleüstü / öğleüzeri
    öğretmenevi
    ökse otu
    öksüzdoyuran
    öksüzsevindiren
    öküzgözü (bitki, üzüm türü)
    öleyazmak
    ölüdoğa (natürmort)
    ölmez otu
    ölüm kalım meselesi
    ömür boyu
    ön ad
    ön ayak (hayvanlarda)
    önayak olmak (deyim)
    ön ek
    öne sürmek
    öngörü
    öngörmek
    öngörülmek
    ön kabul
    ön kayıt
    ön kol
    ön koşul
    önsezi
    ön söz
    ön şart
    önü sıra
    ön yargı
    örfi idare (sıkıyönetim)
    örtbas etmek
    öteberi
    öteye beriye
    özbeöz
    özdeyiş
    öz eleştiri
    öz geçmiş
    öz güven
    öz saygı
    özseverlik (narsistlik)
    öz suyu
    özveri
    öz yaşam öyküsü (otobiyografi)
    pala bıyık
    papazkaçtı (iskambil oyunu)
    papazkarası (üzüm, şarap)
    paragöz
    paralelkenar
    paramparça
    parkmetre
    pas rengi
    pastane
    pazar yeri
    pazaryeri (bilecik’te bir ilçe adı)
    pazubent
    pekâlâ
    pek çok
    pekiyi
    pel pel bakmak (güncel türkçe sözlük’te yok)
    pelin otu (akpelin)
    perdedar
    perperişan
    pespembe
    peş peşe
    peşi sıra
    peştahta
    petek göz
    peyderpey
    pınar başı
    pırıl pırıl
    pırpır (tek veya çift motorlu küçük uçak)
    pır pır etmek (yanıp sönmek, heyecanlanmak)
    pirüpak
    pisboğaz
    pisi balığı
    pisipisi
    polisevi
    portakal rengi
    pos bıyık
    psikanaliz / psikanalitik
    puta tapan
    putperest
    pürdikkat
    pürheves
    pürkeyif
    pürmelal (hüzünlü, üzüntülü)
    pürneşe
    pürtelaş
    rahleitedris
    raks etmek
    randevuevi
    raptetmek
    rasathane
    rastgele (gelişigüzel, lalettayin)
    rast gele!
    rast gelir gelmez
    rast gelmek
    rast getirmek
    rast gitmek
    recmetmek
    reddetmek
    reddihâkim
    reddimiras
    rengârenk
    resmetmek
    resmigeçit
    resmikabul
    roketatar
    ruh bilimsel
    ruhötesi
    ruhulkudüs (tdk güncel türkçe sözlük’te yok)
    rüzgâraltı (boca, denizcilik terimi)
    rüzgârgülü
    rüzgârüstü (orsa, denizcilik terimi)
    sabır taşı
    sacayağı /sacayak
    saçma sapan
    sadeyağ
    sâdır olmak (ortaya çıkmak)
    sadrazam
    safderun
    saf dışı etmek / bırakmak
    safdil
    safkan
    sağduyu
    sağgörü (basiret)
    sağkol (birinin çok güvendiği kimse)
    sağ kol (ordunun sağ tarafındaki kısım)
    sağ ol
    sağ salim
    sahibülmülk (güncel türkçe sözlük’te yok)
    sakız ağacı
    salhane
    sallapati
    salkım saçak
    salkım söğüt
    sallasırt
    samanyolu
    sam yeli
    sancak beyi
    sapasağlam
    sapsarı (kesilmek)
    sarf etmek
    sarfınazar
    sarıasma (kuş türü)
    sarıbaş (bir çeşit buğday, kuş türü)
    sarıçalı (bitki)
    sarıhumma
    sarıkanat
    sarısabır (süs bitkisi)
    sarısalkım (süs bitkisi)
    sarı sıcak
    sarmaş dolaş
    satın alma
    satır başı
    saygıdeğer
    seçal (self-service)
    sefer tası
    sefirikebir
    seksek
    selamünaleyküm
    sellemehüsselam (ulu orta)
    seloteyp
    semizotu
    seneidevriye (yıl dönümü)
    seneikebise (artık yıl)
    senli benli (olmak, konuşmak)
    sepetçi söğüdü
    sepetkulpu (mimarlıkta basık kemer)
    serasker
    serçe parmağı
    serdengeçti
    sere serpe
    sergerde (elebaşı)
    serinkanlı / serinkanlılık
    serkeş
    serlevha
    sermest
    sersefil
    sesyazar
    sevk etmek
    sevkitabii
    sevkülceyş
    seyahatname
    seyrüsefer
    sıcakkanlı
    sıcaklıkölçer
    sığırkuyruğu (bitki)
    sığır sineği
    sıkboğaz etmek
    sıkı fıkı
    sıkıyönetim
    sımsıcak
    sımsıkı
    sınır dışı
    sınır taşı
    sıradağ
    sıra dışı
    sırdaş
    sırılsıklam / sırsıklam
    sırrolmak
    sırtüstü
    silahendaz
    sil baştan
    silsileimeratip
    simsiyah
    sinekkaydı
    sinek kuşu
    sineksavar
    sinemasever
    sipsivri
    sittinsene
    sivrisinek
    siyah zeytin
    siyim siyim (ince ince, yavaş yavaş)
    soğuk algınlığı
    soğukkanlı / soğukkanlılık
    sonbahar
    son dördün (tdk’de ’ilk dördün’’ var, bu yok)
    son ek
    son söz
    soya çekim
    soyadı
    soyağacı
    soy ismi
    soykırım
    soy kütüğü
    soy sop
    söylenegelmek
    söz birliği
    söz dizimi
    söz etmek
    söz gelimi
    söz gelişi
    sözgötürmez
    söz konusu
    sözü geçer
    sözüm ona
    su altı
    su aygırı
    subaşı / sübaşı
    su başı (pınar başı)
    su böreği
    suçiçeği
    suçüstü
    sugeçirmez (güncel türkçe sözlük’te yok)
    sugötürmez
    su götürür
    suikast
    suiniyet
    su kabağı
    sukutuhayal
    sulu boya
    sulu göz
    sulu gözlü
    sulu sepken
    surname
    sus payı
    suspus olmak
    suyabatmaz (açıkgöz, kayserili)
    suyolu (filigran)
    su yolu
    suzidil (türk müziğinde bir makam)
    sümüklü böcek
    süpürge otu
    sürçülisan
    süredurum (atalet)
    süregelmek
    süregitmek
    sürek avı
    süreölçer
    sürgit
    sütanası
    sütanne
    süt beyaz
    süt kardeş
    sütkız
    süt kuzusu
    sütliman
    sütnine
    sütü bozuk
    şah damarı
    şah mat
    şahmeran
    şahmerdan
    şakketmek (yarmak, parçalamak)
    şamaroğlanı
    şam fıstığı
    şayanıdikkat (güncel türkçe sözlük’te yok)
    şef garson
    şehadet parmağı
    şehirler arası
    şehname
    şehremaneti (belediye)
    şehremini (belediye başkanı)
    şehriayin (şenlik - güncel türkçe sözlük’te yok)
    şeker kamışı
    şekerpare
    şen şakrak
    şen şatır
    şerbetçi otu
    şerefyap olmak (onur duymak)
    şerh etmek
    şerha şerha (dilim dilim, parça parça)
    şeşper (altı dilimli topuz)
    şeyhülislam
    şeytanılain (lanetli şeytan)
    şeytan tüyü
    şıpın işi
    şıpsevdi
    şikemperver
    şipşak
    şu an
    şuuraltı
    şükretmek
    tabakhane
    tabetmek
    tabiatüstü
    taç yaprağı
    tahtakurusu
    tahtalıköy
    tahta perde
    tahterevalli
    tahtırevan
    taktirhane (içki imal eden fabrika)
    takdiriilahî
    takımada
    takımyıldız
    tamtakır
    talakıselase
    tan eylemek (ayıplamak)
    tanrı bilimi
    tanrıtanımaz / tanrıtanımazlık
    tan yeli
    tan yeri
    taptaze
    tarafgir
    tarh etmek (matematikte: çıkarmak)
    tarih öncesi
    tarikidünya (güncel türkçe sözlük’te yok)
    tarla kuşu
    tastamam
    taş baskı
    taş bebek
    taş devri
    taş fırın
    taş kömürü
    taş ocağı
    taş plak
    taşsarımsağı
    taş toprak
    taş yürekli
    tatar böreği
    tatlısu (acı veya tuzlu olmayan akarsu, göl vb.)
    tatlısu levreği
    tavan arası
    tavşankanı
    tavşankulağı (siklamen)
    tavukayağı (maymuncuk)
    tavuk ayağı yemek (dedikodu yapmak)
    tavukgöğsü (tatlı)
    tavukgötü (siğil)
    tavukkarası (gece körlüğü)
    tavus kuşu
    tayfölçer
    tebdilihava
    tebdilikıyafet (güncel türkçe sözlük’te yok)
    tebdilimekân
    tecimevi (ticarethane)
    tek biçim
    tekdüze
    tekel
    tekgövde (bütün olarak bulunan)
    tek parça
    tek seslilik
    tek tanrılı
    tektaş
    tek tip (güncel türkçe sözlük'te yok)
    tek tük
    telesekreter
    tel örgü
    telyazı (telgraf)
    tepegöz
    tepetakla / tepetaklak
    tepeüstü
    tereyağı
    terk etmek
    terkidiyar etmek (güncel türkçe sözlük’te yok)
    termometre
    tersbeşik
    ters yüz (etmek)
    tertemiz
    terütaze
    tespih ağacı
    tespih böceği
    tesviyeruhu (su terazisi)
    teşrikimesai
    teyzezade
    tez beri (çabucak, hemen)
    tez canlı
    tezelden
    tıka basa
    tıknefes
    tik tak
    tin tin
    tımarhane
    tıpatıp
    tıpıtıpına (güncel türkçe sözlük’te yok)
    tıpkıçekim
    tiril tiril
    tir tir (titremek)
    tokgözlü
    tok sözlü
    ton balığı
    toplardamar
    toplu iğne
    toplum bilimi / toplum bilimsel
    toprakbastı
    toprak rengi
    topu topu
    topyekûn
    tortop olmak
    tostoparlak
    toz duman
    tozpembe
    toz şeker
    toz toprak
    töm töm (yaşlı yürüyüşü, yalpalama)
    tuğgeneral
    tutçek
    tutsat
    tuz (veya tuzla) buz etmek
    tuz ruhu
    tüftüf (güncel türkçe sözlük’te yok)
    tükenmez kalem
    tümdengelim
    tümevarım
    tümgeneral
    uçaksavar
    uç beyi
    uçuç böceği
    ufak tefek
    uğrun uğrun (gizli gizli)
    uğur böceği
    uğur ola
    ulu orta
    uluslararası
    umumhane
    umurgörmüş
    un ufak etmek / olmak
    unutmabeni (bitki)
    upuzun
    usa vurma
    ustabaşı
    uyaroğlu (koşullara kolay uyum sağlayan)
    uyurgezer
    uyuyakalmak
    uzak doğu
    uzgören / uzgörür (ileri görüşlü)
    üçayak
    üç boyutlu
    üçkâğıt
    üçkâğıtçı
    üçtaş
    üst baş (giyim kuşam, giysiler)
    üstsubay
    üstünkörü
    üst üste
    üstyapı
    üvey anne
    vaadinde durmak
    vaadini tutmak
    vaatte bulunmak
    vaaz etmek / vermek
    vadetmek
    vadolunmak
    vakayiname
    vakfetmek
    vakta ki (ne zaman ki, -dığı zaman)
    vaktikerahet (namaz için mekruh vakit)
    vakvak
    var etmek
    var gücüyle
    var kuvvetiyle
    var ol!
    var olmak
    varoluş
    varsayım
    varsaymak
    varyemez
    vasfetmek (tarif, övmek)
    vatanperver
    vatansever
    vatvat
    vazetmek (-i koymak, yerleştirmek anlamında)
    vazgeçmek
    vazgelmek
    vazifeperver
    vazifeşinas
    ve benzeri
    vehmetmek (evhamlanmak)
    veledizina (haramzade)
    velev ki
    velfecir (gözleri velfecir okumak)
    velhasılıkelam
    velinimet
    veri tabanı
    veryansın etmek
    vesair
    vesaire
    veyahut
    veziriazam
    vezirparmağı (tatlı)
    vır vır
    vırıl vırıl
    vız gelmek
    vız gelip tırıs gitmek
    vişneçürüğü (renk)
    vuku bulmak
    vurdumduymaz
    vurdulu kırdılı
    vurkaç
    ya allah
    yaban arısı
    yaban domuzu
    yaban gülü
    yaban inciri
    yaban kazı
    yaban keçisi
    yaban kedisi
    yaban ördeği
    ya da
    yad el
    yâd etmek
    yağlı boya
    yağlı kâğıt
    yakayı ele vermek
    yalan dolan
    yalapşap
    yalıçapkını (kuş)
    yalın ayak
    yalın kat
    yalın kılıç
    yalı yar (falez)
    yalnızbeyalnız
    yalp yalp (ışıl ışıl - tdk’de yok)
    yalvar yakar olmak
    yamyassı
    yamyaş
    yanardağ
    yanardöner (janjan)
    yana yakıla
    yanı başında
    yanı sıra
    yankesici
    yanlış yunluş
    yantutmaz (tarafsız)
    yan yana
    yapayalnız
    yapboz
    yapımevi
    yapı taşı
    yara bandı
    ya rabbi (veya rab)
    yarı açık cezaevi
    yarı buçuk
    yarıçap
    yarı küre
    yarımada
    yarım akıllı
    yarım ay
    yarım küre
    yarım yamalak
    yarıyıl
    ya sabır
    yasa dışı
    yasak savmak
    yastıkaltı
    yaşam öyküsü
    yaş günü
    yavrukurt (izci çocuk)
    yavşan otu
    ya ya ya şa şa şa
    yayınevi
    yazadurmak
    yazarçizer
    yazar kasa
    yazboz
    yazıhane
    yazı işleri (müdürü)
    yedek subay
    yedi düvel
    yediemin
    yediveren
    yekahenk (güncel türkçe sözlük’te yok)
    yekdiğeri
    yeke yek
    yekpare
    yekvücut
    yel değirmeni
    yelkovan
    yemekaltı (ordövr)
    yemin billah etmek
    yemyeşil
    yeni ay (hilal)
    yeniçeri
    yenidoğan
    yeni yetme
    yepyeni
    yer almak
    yeraltı (gizli ve yasa dışı)
    yer altı (yer altı suları, yer altı treni derken)
    yeraltı dünyası
    yer çekimi
    yer elması
    yer etmek
    yer fıstığı
    yeri gelmek
    yer kabuğu
    yerküre
    yerle bir etmek
    yerle yeksan etmek
    yer ölçümü
    yer üstü
    yer vermek
    yer yuvarı
    yer yuvarlağı
    yeryüzü
    yeşilbiber
    yeşilzeytin
    yılan balığı
    yılanbaşı (deniz böceği kabuğu)
    yılbaşı
    yıldır yıldır (pırıl pırıl, ışıl ışıl)
    yıl dönümü
    yılık yılık
    yıllardan beri
    yokoğluyok (ayrı hâli de var)
    yok oğlu yok (bitişik hâli de var)
    yok olmak
    yokoluş (güncel türkçe sözlük’te yok)
    yok satmak
    yoksaymak (güncel türkçe sözlük’te yok)
    yolbul (navigasyon)
    yolgeçen hanı
    yumuşak başlı
    yurt dışı
    yurt içi
    yurtsever
    yusyuvarlak
    yüce gönüllü / yüce gönüllülük
    yüksek lisans
    yükseköğrenim
    yükseköğretim
    yüz akı
    yüzbaşı
    yüzbeyüz (yüz yüze)
    yüzergezer
    yüz geri etmek
    yüz göstermek (ortaya çıkmak)
    yüz göz olmak
    yüz karası
    yüz kızartıcı suç
    yüz ölçümü
    yüzsuyu (onur, haysiyet)
    yüzsuyu dökmek (onursuzca yalvarmak)
    yüzükoyun
    yüzük parmağı
    yüzüstü (iki anlamda da aynı yazılıyor)
    yüzyıl
    yüz yüze (gelmek, bakmak)
    zaç yağı
    zaman aşımı
    zannetmek
    zannolunmak
    zapt etmek
    zapt olunmak
    zapturapt
    zapzayıf
    zari zari
    zar zor
    zatıalileri
    zatımuhterem (güncel türkçe sözlük’te yok)
    zatışerif (güncel türkçe sözlük’te yok)
    zehretmek
    zerk etmek
    zevküsefa
    zeytin dalı
    zeytinyağı / zeytinyağlı
    zınkazınk (hıncahınç)
    zıpçıktı
    zırcahil
    zırdeli
    zifiri karanlık
    zikredilen
    zikretmek
    zikrolunan
    zikzak
    zilzurna
    zor alım (müsadere)
    zulmetmek
    zülfüyâr
3 entry daha