şükela:  tümü | bugün soru sor
39 entry daha
  • hakkında milyonlarca makale yazılıp en az bir o kadarda kitap yazilmis bir kitaptir ulysses. bunun sebebi hic süphesiz joyce'un bilerek ve isteyerek bu kitabi akademisyenleri en az 100 yil uğraştıracak kadar ayrıntılandırarak çok da açık olmayan göndermeler yapmasi ve sanki dantel işler gibi bütün insanlık tarihi boyunca biriktirilen metaforları metnin içine ustaca yedirmesidir.

    tek başına okunduğunda anlamak hayli zordur. böyle okursanız kitap sizin için artık içinden çıkılamayan bir labirent ve kelimeler de gözünüzün önünden akan hiçbir anlam ifade etmeyen şekiller olarak kalırlar. bu yüzden kitabın bir annotated versiyonu edinilmeli, bloomsday ve sparknotes.com'daki özetler ve yorumlar her bölümden önce ve sonra en az bir kez okunmalı ki joyce'un önümüze sunduğu puzzle'da kritiklerden ve onların yıllar süren araştırmalarından aldığımız güçle kaybolmayalım.

    bu kitap hakkında kritiklerin de üzerinde durduğu gibi bir sürü şey söylenebilir; yahudi kimliğinin kurulmasi, modernizmin getirdiği yabancılaşma, milliyetçilik, politik açılımlar, ebeveyn olmaya dair dertler ya da imgesel bir sürü ayrinti su, patates metaforu gibi konular. ama ben bunların hiçbirinden bahsetmek istemiyorum. çünkü metni güzel kılan ona şefkat gösterip onu sevmektir. kritiklerin yolundan gidersek - aslında akademik çalışmalarda da yapılan ne yazık ki bu- metne otopsi yapacağız. oysa ben ulysses'i sevmek istiyorum.

    bütün bu ayrıntıların çok ötesinde ulysses bir arayışın kitabıdır. peki nedir bu arayış? çok basite indirgemek gibi olacaksa da şöyle diyebiliriz: stephen dedalus'un baba yoksunluğu, ve leopold bloom'un oğul özlemi. ama bunlar çok daha ruhani bir boyutta olan arayışlardır. bir nevi avunmadir. bu yüzden kitap boyunca stephen'la bloom'un karşılaşmasını bekler okur, tansiyon giderek yükselir onlar birbirlerine teğet geçtikçe. ve kitabın sonlarına doğru, ithaca bölümüyle beraber okuyucuyu tuhaf bir huzur ve iç rahatlığı sarar, bu çok da gerçekliğe değmeyen, hiç ajitasyon yapılmadan değinilen ilişkilerinin anlatıldığı sadece soru-cevap kısmından oluşan bölümde. üstelik soru-cevaplar da çok bilimseldir, bilimsel olmanın ironisi yapılır neredeyse aptal hassasiyetin hiçbir tuzağına düşülmeden..

    işte bu yüzden, belki de sırf bu avuntu yüzünden stephen'la bloom'un arasındaki bu philiayı ben tutunamayanlarda gerçekleşemeyen buluşmaya benzetirim. orada da selim ışık'la isa'nın karşılaşması beklenir, bari ikisi de ikinci kez geldiklerinde bu dünyaya karşılaşsın, arkadaşlık etsinler istenir. çünkü ruh çok yalnızdır, ancak bu türden bir philia ruha avuntu sağlayabilir. tutunamayanlarda turgut özben şöyle yalvarır tanrıya:

    "..yalnız, bu sefer lütfen aynı zamanda gelsinler artık. araya gene binlerce yıllık bir uçurum koyma. sonunda, ilk gelişlerinde yaptığın gibi ikisini de yalnız bırakma."

    uzun sözün kısası, ulysses sadece bu buluşmanın verdiği avuntu için bile çok sevilebilir kanımca.
201 entry daha