şükela:  tümü | bugün
51 entry daha
  • "tereddüt ettim ve yolumu kaybettim."

    carver, yazdıklarını "cılız ve aşırılıktan uzak" tarif etmekle birlikte dar bir hayat görüşü anlamına geldiğini düşündüğünden dolayı da minimalist kavramını kendisine yakıştırmadığını söylemiş. gerçekten de carver'ın yazdıkları tarif edilemeyecek kadar sakin, cılız ve pritchett'in de söylediği gibi yürüyüp geçerken gözün köşesine takılan şeylerden oluşuyor.

    ben genelde kitap ve film önerisinde bulunmam. bunun altında çok büyük bir kibir yattığını da biliyorum. hiç kimseye de raymond carver kitabını tavsiye etmem. sevdiğim bir insanın, bu sadelikten hoşlanmayacağı ihtimalini göze alamam sanırım.

    edebiyat ve sinema, insanın o küçük, sıradan ve önemsiz hayatına, başka hayatlar soktuğu için güzel. ama insan, bu başkalarının hayatını gözetleme dürtüsünden çıkıp, kendi yaşadığı ya da yaşama ihtimali çok yüksek olan, kendi gibi sıradan insanların sıradan hikayelerini okuduğunda daha fazla etkileniyor. carver'ın öykülerinde -genellikle- elle tutulur hiçbir şey olmaz. aynı bizim hayatımız gibi. insan kendi hayatının sıradanlığından çıldırmamak için, arada bir yaşadığı ve aslında hiç de önemi olmayan olayları abartma eğilimi gösteriyor. yaşamanın bir anlamı olsun diye. ben de bunu yapıyorum ve eğer yapmazsam çıldırırım diye düşünüyorum. carver da tam olarak sıradanlığımızı yüzümüze vuran hikayeler yazıyor. tekrar tekrar okunası ama arka arkaya okunmaması gereken hikayeler.

    yazmak üzerine adlı denemesinde uzun anlatıları okumakta/yazmakta güçlük çektiğini söylüyor. bunun nedenini de bu olay olduğu zamanlar, yani yirmili yıllarımın sonunda, belki bütün büyük hırslarımı kaybetmişimdir diye açıklıyor. dünyanın bambaşka bir yerinde, farklı zaman diliminde yaşamış, farklı hayatlar yaşamış insanların aynı yaş dilimine girdiklerinde aynı şeyleri hissetmesi çok müthiş değil mi? insan duygularını özel zannediyor da aynı işte. ankara'daki ben ile amerika'daki raymond aynı.

    aynı denemede bir de şöyle bir paragraf var. kaç kere okudum, bilmiyorum.

    "duvarımda, üstünde çehov'un bir öyküsünde geçen bir cümleden alınma şöyle bir alıntı yazılı bir başka kart daha var: '... ve birden her şey onun gözünde açık seçik bir hale geldi.' bu sözcükleri merak ve olasılık dolu bulurum. basit ve yalın hallerini ve ima ettikleri o üstü örtük aydınlanma havasını severim. niçin her şey şimdi açık seçik bir hale gelmiştir? ne olmuştur? her şeyden çok -şimdi ne olacaktır? böyle ani uyanışların ardından türlü sonuçlar çıkar ortaya. keskin bir rahatlama duygusuna -ve beklentilere- kapılırım."
9 entry daha