şükela:  tümü | bugün
234 entry daha
  • bir eurovision haftasına daha girmiş bulunmaktayız, herkese hayırlı uğurlu olsun.

    uzun bir entry olacağı için sayfada aşağı inecek olanlardan şimdiden özür dilerim.*

    yarışacak şarkıları bir süredir dinliyorum ve bu sene genel kanının aksine bence şarkı kalitesi açısından kötü bir sene değil. 2017'den iyi, 2018 ile hemen hemen aynı seviyede. geçen sene mercy (fransa), bones (bulgaristan), nobody but you (avusturya), a matter of time (belçika), lie to me (çek cumhuriyeti), fuego (kıbrıs) ve oniro mou (yunanistan) gibi gayet güçlü şarkılar içeren bir yıldı. bahsini ettiğim şarkıları hala ara ara açıp dinlerim.

    bu yıl şarkıları kendimce sıralarken geçen yıla göre daha zorlandım. bence rekabete açık bir yıl.

    henüz provaları izlemedim; performansları gördükten sonra fikir değiştirme haklarımı saklı tutuyorum* ancak an itibariyle benim sıralamam ve yorumlarım şöyle:

    41. hırvatistan (croatia) - roko - the dream:

    eurovision müziği genellikle dünya müziğini geriden takip eder. son yıllarda bunu değiştirmek için birkaç adım atılmış olsa da (bu sene de var gayet modern şarkılar gönderen ülkeler) genel durum böyle. bu şarkı da aynen öyle demode bir şarkı; ama eurovision için bile demode. hani 10 yıl önce hırvatistan bu şarkıyla katılmış olsa yine eski moda derdik o derece. tek kurtarıcı, solist roko'nun güçlü sesi. zaten dinleyenler fark edecektir, sonuna da kadar da kullanıyor sesini. ama esas materyal, yani şarkı, sıkıntı. bir de yarışmadaki performansta umarım şu kanatlardan kurtulurlar. sözler zaten cheesy, üstüne bir de kanatları ekleyince ortaya iyice müsamere tadında bir şey çıkıyor.

    40. karadağ (montenegro) - d mol - heaven:

    bu şarkı kendi ülkesindeki ulusal finalini kazandığında öyle fecaat bir durumdaydı ki, anlatamam dinlemek gerekir. (aslında kulak sağlığı için dinlememek gerekir.) sonradan tekrar bir düzenleme yaptılar, altyapıya yerel enstrümanlar falan eklediler, o korkunçluğunu bir nebze attı üzerinden. artık kulak kanatmıyor; ama hala iyi bir şarkı olmaktan çok uzak. 3 genç erkek ve 3 genç kadından oluşan bir vokal grubu olan d mol tarafından sesleniliyor şarkı. hepsinin amatör isimler olduğu maalesef klipte bile belli oluyor. tek tek söyledikleri sahnelerde overacting'in allah'ını görüyoruz. ellerinden geleni yapıyor olsalar da yarı finalde elenmek kaderi bu parçanın.

    39. danimarka (denmark) - leonora - love is forever:

    şarkının adını okuyunca kafanızda ne oluşuyorsa o. ne eksik ne de fazla. benim zevkim için fazla tozpembe bir şarkı. kuşlar, çiçekler, böcekler, kardeşlik vs. yalnız şarkının o tatlış melodisi ve sözlerinin tam zıttı şekilde ablanın klibin ilk bir buçuk dakikası falan boyunca gözlerini hiç kırpmadan doğrudan kameraya bakması hafif psikopat bir görüntü yaratıyor.* bunu bilerek yapıyor olsa en azından ironiyi takdir ederdim; ama istemeden o efekti vermesi beni benden aldı. bir başka beni benden alan durum ise şarkının sonlarına doğru farklı dillerde "love is forever" mesajı vermesi. bu klişe 2019 yılına kadar çoktan tarihe karışmış olmalıydı.

    38. moldova (moldova) - anna odobescu - stay:

    bu da doksanlardan kalma bir celine dion şarkısı gibi olsa da bu tür power balladların avantajı biraz zamansız olmaları. her dönemde dinleniyorlar yani. ama türünün çok üst düzey bir örneği değil, onu da belirtmek lazım. stay kelimesi ile way kelimesini, never ile forever'ı uyaklayarak "bir şarkı yazarken nasıl tembel davranılır?" sorusuna cevap verirken gösterilecek ilk örnek olmuş yazarı kimse. bu seneki diğer baladların arasında kaynayıp gitme olasılığı da var moldova'nın. solist anna odobescu, vokal olarak iyi bir performans sergileyecektir. moldova da şarkı sahneleme konusunda eurovision'da en başarılı ülkelerden biri. geçen seneki onunculuklarını tamamen sahne performanslarına borçluar, 2017'deki üçüncülüklerinde de eğlenceli sahnelerinin payı büyüktür. bu yıl balad yolluyor olmaları sebebiyle performans konusunda biraz daha sınırlı seçenekleri olacaktır; ama bakalım üstesinden nasıl gelecekler. sıkıcı bir performans olursa direk yarı finalde elenirler yalnız, ses falan kurtarmaz.

    37. irlanda (ireland) - sarah mcternan - 22:

    böyle yeni çıkan pop şarkıcılarının albümlerinde klip çekmedikleri filler şarkıları vardır, dinlerken atlamazsınız; ama özellikle "şu şarkıyı açayım da dinleyeyim." de demezsiniz. bu tip şarkıların eurovision'daki karşılığı kimsenin nefret etmeyeceği; ama kimsenin oy vermeye zahmet de etmeyeceği şarkılardır. öyle bir şarkıyla yarışmaya katılıyor irlanda. geçen sene uzun bir aradan sonra etkileyici bir performansla finale çıkmışlardı, bu yıl eğer canlıda bir mucize yaratmazlarsa tekrardan yarı finalde kaybedeceğiz gibi irlanda'yı.

    36. gürcistan (georgia) - oto nemsadze - keep on going:

    bu yıl vatanım da vatanım türküsüyle katılıyor yarışmaya gürcistan. şarkıyı bir kenara bırakırsak (neden bırakıyoruz) abinin sesine aşık oldum ben. böyle agresif erkek vokallerini seven biri olarak bana, gürcü vatanseverliğiyle ilgili şarkıyı satıyor adam. ne dediğini anlamasam da "yürü be aslanım, yürü be yiğidim, seni tanımak istiyorum." diyorum dinlerken.* bütün şarkıları tek bir sefer dinlemiş olsam muhtemelen en son sıraya koyardım gürcistan'ı. ama eurovision'un bir güzelliği normalde ikinci kez dinlemeyeceğin bir şarkıyı alıp tekrar dinletiyor sana ve ilk seferde keşfedemediğin şeyleri keşfediyorsun şarkı hakkında.

    35. letonya (latvia) - carousel - that night:

    bu yılın tek folk şarkısı. çok inişli-çıkışlı olmayan bir parça. hatta insanlardan fazla monoton ve tekdüze olduğu yorumlarını aldı. haksız da değiller, ilk 45 saniyesini dinledikten sonra teknik olarak şarkının tamamını duymuş oluyorsunuz. bir nevi asansör müziği. yine de hoş bir tınısı var ve dediğim gibi bu sene türünün tek örneği olması şarkının albenisine biraz ekliyor. alacağı derece açısından değerlendirilirse pek "yarışma şarkısı" kategorisine girmediğinden yüksek puanlar alma şansı yok gibi. arkasından on şarkı daha dinleseniz hatırlayacağınız şarkı bu olmaz mesela. zor bir yarı finalde yarışacak olması da finale çıkma şanslarını minimuma indiriyor.

    34. kuzey makedonya (north macedonia) - tamara todevska - proud:

    bu da mesaj içerikli bir şarkı ve hedef kitle kadınlar. sözler pozitif olmaktan, kadınlıkla gurur duymaktan bahsederken müzik (özellikle arka plandaki kemanlar) çok karamsar bir hava yaratıyor. şarkının geçişleri de çok profesyonelce gelmedi bana. yükselme kısmı çok aceleye getirilmiş, doğal tınlamıyor. makedonya finale çıkmak istiyorsa performans son derece etkileyici olmalı, sadece sahnede dikilip şarkıyı söylecekse eğer, finale şimdiden elveda diyebilir tamara. kamera açıları, efektler vs yardımıyla özel bir an yaratabilirse sahnede, o zaman bir şansı olur. jüriden oy toplayabilme potansiyelleri var.

    33. rusya (russia) - sergey lazarev - scream:

    bu yılın en büyük hayal kırıklığı. sergey lazarev'in katılacağı açıklanınca beklentiler yükselmişti; ama şarkı fos çıktı. bahislerde oldukça üst sıralarda olmasının tek sebebi ülkenin rusya, şarkıcının sergey olması. yoksa neredeyse hiç kimse beğenmedi şarkıyı. "kazanacak şarkı" yapalım diye, "performansta patlayacak şarkı" yapalım diye o kadar kastırmışlar ki, ortaya duygusuz, mekanik bir şey çıkmış. müzik hakikaten formül işi değil duygu işi. bu şarkı ise çok formüllü bir şarkı, üzerine fazla düşünülmüş bir proje. tabi ki rusya olduğu için gelecek oylar var, sergey lazarev avrupa'da nispeten ünlü bir isim olduğu için gelecek oylar var, kendisinin 2016'da hakkının yendiğini düşünenler olduğu için alacağı oylar var. var da var. bu yüzden finalde ilk 10 kesin gibi. birinciliğin de güçlü adaylarından olarak gösteriliyorlar; gerçekten birinci olurlarsa son bilmem kaç yılın en kötü winner'ı olurlar.

    32. san marino (san marino) - serhat - say na na na:

    bu yılki guilty pleasure'larımdan ilki. rusya'nın sergey lazarev'i varsa san marino'nun da kapı gibi serhat'ı var dhsjkdsjak. şaka maka san marino rusya'dan iyi şarkı gönderecek deseler inanmazdım; ama neymiş, asla asla dememek lazımmış. bu şarkının demode olduğu ile ilgili yorumlar okuyorum, çok ayıp ediyorsunuz.* disco soslu bir pop şarkısı 2019 yılında fresh tınlamaz zaten çünkü günümüzde disco revaçta bir tür değil. bu şarkının modern olmak gibi bir derdi de olduğunu sanmıyorum zaten, gayet cheesy olan ve bundan da gocunmayan bir şarkı. bu yılki şarkılardan kaç tanesi insanın yüzüne bir gülümseme konduruyor bunun gibi, soruyorum. ayrıca hiç dalga geçmiyorum, "bir, iki, üç" kısmı gaza getiriyor. (bkz: türk olduğunu belli etmenin yolları)

    31. ingiltere/birleşik krallık (united kingdom) - michael rice - bigger than us:

    aslında eli yüzü düzgün bir şarkı olsa da 3 dakika içinde 15798 defa "bigger" kelimesinin kullanılması beni aşırı irrite etti nedense. "it's bigger than ot, it's bigger than bok, it's bigger than everything, bigger, bigger, bigger..." anladık abicim hepimizden büyük, anladık yeter. nakaratı akılda kalmasına kalıyor da bu kalıcılığın nedeni catchy olması olsaydı keşke. çok tekrarlandığı ve çok basit sözlere sahip olduğu için kalıyor, şarkı çok iyi olduğu için değil. her şeye rağmen (aha geri vites geliyor) itiraf ediyorum, şarkıyı ulusal final performansını hiç izlemeden dinlemiş olsam, aşırı tekrar içeren sözlerine rağmen daha yukarı koyardım. oğlanın heyecandan elini kolunu nereye koyacağını bilemediği o kadar bariz ki. o el kol hareketleri çok dikkatimi dağıttı benim ve klipsiz dinlediğimde bile aklımdan çıkmıyor. vokal performansı için jüriden iyi puanlar beliyorum ama.

    30. israil (israel) - kobi marimi - home:

    bu yıl iyi sesler açısından gerçekten verimli bir yıl. israilli şarkıcı kobi de çok güçlü bir ses. hatta ve hatta fazla güçlü, sesiyle şarkıyı dramatik bir müzikal parçasına çevirmiş adam. ses tonu, tavırlar vs tam müzikalde oynamalık. belki de müzikal geçmişi vardır, araştırmadım açıkçası. bu adama zaten standart bir pop şarkısı da veremezsin, vokalleri fazla gelir. şarkı, geçen seneki kazanan şarkılarından 180 derece zıt bir yönde. iyi de olmuş, bir netta'yı daha kimse kaldıramazdı.

    29. almanya (germany) - s!sters - sister:

    almanya geçen yıl baba-oğul teması üzerinden yürüyerek dördüncü olmuştu, bu yıl temamız kardeşlik. ama kan bağından kaynaklanan kardeşlik değil. toplum tarafından kadınların birbirlerinden nefret etmeleri gerektiği düşüncesinin aşılanmış olmasına rağmen iki kadının "kardeş" olabileceği fikrinden yola çıkıyorlar. aslında vermek istedikleri mesaj makedonya'nınki ile benzer; ama almanya bu mesajı daha orijinal bir şekilde veriyor bence. bu yüzden onlardan daha önde benim için. şarkının kendisi hafiften disney şarkısı havasında olsa da beraber söyledikleri kısımlar hoş. yalnız şarkıyı söylerken her an birbirlerine tekme tokat dalacak gibi hareketler yapmasalar çok güzel olacak. (aslında vazgeçtim lan, asıl kardeşlik budur. olayın özünü yakalamışlar bence sajkdskaj.)

    28. beyaz rusya/belarus (belarus) - zena - like it:

    bu da ikinci guilty pleasure'ım oluyor. ingiltere'nin şarkısından bahsederken söylediğim aşırı kelime tekrarı durumu bu şarkıda da var; ama nedense bunda hiç rahatsız etmedi. evet, nakaratta "yes, you're gonna like it" cümlesi milyon kez tekrarlanıyor; ama performansı iyi, kızın canlı vokalleri tahmin ettiğimden çok daha sağlam ve eğlenceli, genç bir şarkı. şarkıcı da çok genç olduğu için bir uyum söz konusu. aynı kulvarda daha iyi şarkılar var mı bu yıl, evet var. bu yüzden final şansları biraz diğer ülkelerin performansına bağlı gibi. favori olarak gösterilenlerden performansta çuvallayan olursa oradan oluşacak açıktan belarus kendini bir şekilde finale atabilir.

    27. finlandiya (finland) - darude feat. sebastian rejman - look away:

    dj-şarkıcı işbirlikleri eurovision'da tutmuyor pek ama yine de deneyenler var hala. finlandiya darude ismine güvendi bu sene tamamen, çünkü şarkı standart bir edm şarkısı. sözleriyle farkındalık yaratmaya çalışmış olsa da sözler; prodüksiyon, melodi vs diğer unsurların arkasında kayboluyor. edm'den hoşlananlar (türünün çok üst seviye bir örneği olmasa da) sever, geri kalan dinleyiciye pek hitap etmeyebilir. ben sevdim; ama çok fazla övülecek bir tarafı olmadığının da farkındayım.

    26. fransa (france) - bilal hassani - roi:

    fransa son üç yıldır çok güzel şarkılar gönderiyordu, bu sene seviyeyi biraz düşürmüşler. bilal hassani düşük bütçeli conchita wurst efekti veriyor, kendisi ve imajı şarkısının önüne geçiyor. tek dinlemede şarkı aklınızda kalmaz ama bilal kalır. bu yüzden şarkının pazarlaması da tamamen bilal üzerinden gerçekleştiriliyor zaten. benim beğendiğim yanı ingilizce/fransızca sentezinin hiç yapmacık durmaması oldu, bu iki dil karışımı şarkılar genelde zorlama olur; ama bunda öyle bir durum söz konusu değil. r&b tınıları da içeriyor şarkı bu da başka bir artısı. provalardan sonra bahislerde birden üçüncü sıraya kadar yükseldi fransa. girişte bahsetmiştim, provaları izlemedim ben; o yüzden meraklandırdı açıkçası bu ani yükselme, sahnede ne yaptılar acaba diye.

    25. isveç (sweden) - john lundvik - too late for love:

    john lundvik geçen yılın sonuçlarına bakmış ve "ulan halktan zaten oy alamıyoruz, o zaman %100 jüriye oynayalım." demiş. geçen senenin jüri birincisi kim? avusturya. tarzları ne? gospel/pop. bunlar da gospel soslu pop yapmışlar bu sene. yalnız dört geri vokalistten gospel korosu olmaz bu bir. ikinci yarıdan itibaren odak saçma bir şekilde şarkıcıdan geri vokalistlere kayıyor, bu iki. şarkıcı her zaman geri vokalistlerden ön planda olmalıdır bence. şarkının geçişleri çok ani ve hızlı, bu da üç. sanki daha uzun bir şarkıyı almışlar da kırpa kırpa üç dakikaya indirmişler. isveç yarı finalden çıkar, finalde de iyi bir derece alır. ama şahsen her sene tahmin edilebilir performanslar yollamalarından sıkıldım ben.

    24. sırbistan (serbia) - nevena bozovic - kruna:

    türüne (veya eurovision'a) pek bir yenilik getirmeyen standart ama iyi bir rock baladı. altyapıda gitar ve kemanın beraber kullanılması hoşuma gitti. balkan ezgileri sırbistan şarkılarından genelde alışık olduğumuz kadar ön planda olmasa da mevcut yine. üstüne elimizde iyi bir vokalist var. genel olarak değerlendirdiğimizde gayet iyi bir paket. fakat performansı bir üst seviyeye ittirecek, çok iyilerin arasına sokacak itici bir güç lazım. bu haliyle final şansı var; ama çok üst sıralardan çıkmaz finale. çıkarsa yarı finalden yedincilik ile onunculuk arası bir dereceyle çıkar gibi. hemen hemen aynı kulvarda daha iyi bir şarkı var bu yıl (arnavutluk), onlar finalde sırbistan'dan oy çalabilir.

    23. litvanya (lithuania) - jurij veklenko - run with the lions:

    bu şarkı pek sevilmedi maalesef. ben seven azınlıktayım ve yarışmadaki kaderi hakkında endişeliyim bu yüzden. riskli bir şarkı değil, daha önce yapılmamış bir şey yapmıyorlar; ama yapmaya çalıştığı şeyi beceriyor bence parça. biraz marş havası var, nakaratta "run with the lions" derken tam r'leri söylediği esnada arkadan gelen kükreme efekti çok iyi düşünülmüş. kazanmaya oynar mı, hayır; ilk 10'a oynar mı, o da hayır; fakat benim boş zamanımda dinleyeceğim, zevk alacağım tarzda bir şarkı. easy listening türünün bu seneki iyi örneklerinden biri.

    22. slovenya (slovenia) - zala kralj & gasper santl - sebi:

    fransa'nın temsilcisi bilal hassani için düşük bütçeli conchita wurst demiştim; slovenya'nın temsilcilerinden de düşük bütçeli madame monsieur (geçen yılki fransa temsilcileri) tadı alıyorum. düşük bütçeli değil de onların ergen versiyonu diyelim aslında. tarzları da benziyor, minimal electronica. şarkılarının altyapısı çok modern, belki de 2019 eurovision'un en modern genç işi. melodi biraz linear, çok iniş-çıkış yok. bir eurovision şarkısı olmaya çalışmıyor. bu durum onların avantajına olabilir, çünkü eurovision şarkı yarışmasında çok "eurovision" şarkıların iş yapmamaya başladığı zamanlardayız, insanlar farklılık arıyor artık.

    21. estonya (estonia) - victor crone - storm:

    bu yıl herkesin estonya hakkındaki ortak fikri şarkılarının avicii şarkılarına benzediği. son yıllarda amerika'da oldukça popüler bir tür olmuş country/pop kombinasyonu akımına avrupa da daha fazla ilgisiz kalamadı. victor crone'un kendisi isveçli, şarkı yazarları arasında da isveçli isimler var. isveç'teki elemelere katılsa kazanamayacağını biliyordu, bu yüzden estonya ulusal finallerine katıldı ve kazandı. isveç'te kazanamayacaktı; ama garip bir şekilde isveç'inkinden daha iyi bence şarkısı. başka bir yıl olsa ilk 10-15 diyebilirdim; ama bu yıl pop şarkıları açısından güçlü bir yıl, o yüzden arada kaynayıp gitme ihtimalleri var. bir de yarı finalde çok kötü bir sırada yarışacaklar maalesef.

    20. polonya (poland) - tulia - fire of love (pali sie):

    geleneksel kıyafetler içindeki donuk yüzlü dört kız tarafından söylenen bir etnik alternatif rock şarkısı. olmaması gerek; ama olmuş. hem de baya iyi olmuş. bu tarza alışık olmayanlara şarkı söyleme stilleri kulak tırmalayıcı gelebilir; fakat beni hiç rahatsız etmedi. hatta şarkıyı sevme nedenlerimden biri söyleme tarzları. böyle riskli işleri görmeyi seviyorum eurovision'da, trollüğe kaçmadıkça risklerin ödüllendirilmesi taraftarıyım, o yüzden umarım finale çıkarlar diyorum. polonya'nın halktan oy toplama potansiyeli jüriye göre daha yüksek. jürinin bu tarza oy vereceğini de pek sanmıyorum açıkçası. kaderleri biraz televote'a bağlı.

    19. macaristan (hungary) - joci papai - az en apam:

    sadık eurovision izleyicileri joci papai'yi 2017'de yarıştığı origo şarkısı ile hatırlayacaktır. gayet başarılı bir performansla ilk 10'da tamamlamıştı kendisi yarışmayı o zaman. bu yılki şarkısı maalesef origo kadar başarılı değil; ama bu adamın sesinde ve şarkı söyleyişinde insanın ruhuna işleyen bir şeyler var. tek kelime anlamasan bile söylediğini hissettiriyor sana. müthiş bir yetenek bu. ekstra olarak sahneye yakışıyor ve iyi bir performans sergileyeceğine eminim. şarkısına origo kadar iyi değil dedim; ama bu kötü olduğu anlamına gelmiyor. origo'yla karşılaştırılması laneti gibi bir şey oldu, yoksa kendi başına değerlendirildiğinde yine kalburüstü bir iş.

    18. romanya (romania) - ester peony - on a sunday:

    canlı performansının kliple hiç alakasının olmamasını dilediğim bir şarkı. romanya'nın elinde adam gibi, olabildiğine sağlam bir soul /blues şarkısı var; ama şarkıcı dikkat dağıtmak için elinden geleni yapıyor. ablacım ne o hareketler şeytan çıkarır gibi, tamam klibin teması gotik anladık da yemin ediyorum izlerken ciddiye alamıyorum. klipsiz, sadece şarkıyı dinlediğimde diyorum; çok iyi, ilk 10'luk, bilemedin ilk 15'lik şarkı, sonra kıza bakıyorum; yok bu iş olmaz diyorum. eğer ki performansta abartıya kaçmazlarsa, abla şarkı söylerken eline koluna sahip çıkabilirse finale rahatlıkla çıkarlar. yok cin çarpmış gibi hareketlere devam edeceğim ben dersen, şarkını çok sevsem de seni savunamam ester.*

    17. avusturya (austria) - paenda - limits:

    bu şarkıya yapılan eleştiriler genelde monoton olduğu ve nakaratın tamamen "you-ou-ou-ou" şeklinde ilerlemesi üzerinden gidiyor. bir de "şarkı ilerlemiyor, yerinde sayıyor." yorumları var. sonuncusuna kısmen katılmakla beraber bunun kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. ecnebilerin deyimiyle "sometimes less is more". her şarkı öyle kocaman dile dolanacak pop nakaratlara sahip olmak zorunda değil. bazı şarkıların olayı tamamen yarattığı atmosfer ve o atmosferin dinleyiciyi içine almasıyla ilgilidir. limits, devam ettiği 3 dakika boyunca beni içine alıyor. paenda'nın ses tonunun dikkat çekici, aynı zamanda rahatlatıcı bir etkisi var. büyük bir diva sesi değil; ama kendi tarzında müthiş bir ses. sözler dinleyiciye direkmen sesleniyor ve şarkı dinleyiciyle bir konuşma edasında geçiyor. klibin samimi havasını performansa yansıtmayı başarabilmek önlerindeki en büyük engel şu an.

    16. ermenistan (armenia) - srbuk - walking out:

    kaliteli şarkı, özen gösterilmiş görselleri olan bir klip ve sesi kuvvetli bir şarkıcı. bazen hiçbir yanlış yapmazsınız; ama yine de ortaya yarışmayı kazanacak potansiyelde bir şey çıkmaz. "ilk 10'a girsem yeter" şarkısı çıkar. ortada bir şeyler var, bir kalite var; fakat ne kadar iyi olsa da tam potansiyeline ulaşamamış, bir şeyler eksik. srbuk kendisi ingilizce bilmiyormuş, belki o yüzden şarkı söylerken tam inandırıcı olmayı başaramıyor, kendi konuşmadığı bir dilde söylediği için. bilemiyorum. ama bir eksiklik var.

    15. azerbaycan (azerbaijan) - chingiz - truth:

    azerbaycan geçen yıl ilk defa finale çıkamayınca bu yıl bayağı hırs yapmış. şarkıya ve klibe epey para harcanmış, yalnız klibin şarkıyla alakasını çözemedim ben. güzel bir görsel; ama madem yapabiliyoruz o zaman yapalım anlayışında. bir hikaye anlatmıyor. şarkının kendisi spotify'ın bana sen bunu seversin diye önerdiği şarkılara benziyor. haklılar da, sevdim. etnik ögeler olsa da parçayı etnik pop sınıflandırmasına sokamam çünkü modern tarafı daha öne çıkıyor. nakaratı canlı söylemesi zorlayıcı olacaktır, geri vokallere çok iş düşecek gibi. üstesinden gelirlerse azerbaycan uzun bir aradan sonra ilk 5'e geri dönebilir, ilk 10 zaten garanti gibi bir şey şu an.

    14. çek cumhuriyeti (czech republic) - lake malawi - friend of a friend:

    çek cumhuriyeti geçen yıl 6. olarak açık ara bu zamana kadarki en iyi derecesini aldı yarışmada. bu yıl, geçen sene başarılı olmuş formülü devam ettirmekle beraber kendilerini kopyalamışlar diyemeyeceğimiz kadar da farklılar. mikolas josef'in sevimliliği lake malawi'nin solistinde de mevcut, her iki şarkı da eğlenceli ve esprili, iyi hissettiren şarkılar; ama bu seneki daha seksenler soslu, daha az mainstream bir şarkı. ve en büyük avantajı yarışmada benzeri yok. finale çıkacaklarını düşünüyorum, finalde geçen seneki kadar iyi bir derece alacaklarını sanmıyorum ama. ayrıca o ergen gibi duran solist var ya 30 yaşındaymış. ne yedin ne içtin kardeş, bu nasıl bir şeydir.

    13. norveç (norway) - keiino - spirit in the sky:

    her yıl fanların büyük favorilerinden olup da yarı finalde çakılan bir ülke olur, bu sene o ülkenin norveç olmasından korkuyorum. tüm eurovision klişeleri bir arada; erkek solist-kadın solist düeti, etnik stilde şarkı söyleyen üçüncü bir vokal, cheesy lirikler, nerdeyse 2000'lerden kalmış diyebileceğimiz bir europop şarkısı. bütün klişeler bir araya gelip ortaya acayip catchy bir şarkı çıkarmış. üç vokalistin performansları da iyi, birbirleriyle ses uyumları muazzam. bu yılın klasik eurovision ruhuna en sadık şarkısı yani. bir on yıl önce falan yarışıyor olsa büyük ihtimalle kazanırdı, en kötü ihtimalle ilk üçte tamamlardı yarışmayı.

    12. belçika (belgium) - eliot - wake up:

    belçika genelde kaliteli işler yollar, bazen bunun karşılığını alırlar (2015, 2017) bazen de haksızlığa uğrarlar (2018). kariyerlerinin başlarında olan çok tanınmamış genç şarkıcılarla katılmayı seçiyorlar son birkaç yıldır ve ben bu tavırlarından çok memnunum, çünkü yeni nesilde gerçekten sesini duyurmayı hak eden yetenekli isimler var. gelelim bu yılki şarkılarına, soundtrack havasında bir parça. gizemli bir şekilde başlıyor ve nakaratta kabuk değiştirerek farklı bir ritme bürünüyor. basit bir iş değil, daha kompleks bir bestesi var. nakarattaki ani tempo değişiminden hoşlanmayanlar olacaktır. o geçiş beni rahatsız etmedi, sanki iki ayrı mod arasında gidip geliyormuş havasını beğendim. eğer son nakarat bir tık daha etkileyici olsaydı ilk 5'ime bile sokabilirdim.

    11. isviçre (switzerland) - luca hanni - she got me:

    bu yıl kıbrıs'ın şarkısı hakkında yorum yaparken herkes replay'in bir fuego (geçen yıl ikinci olan kıbrıs şarkısı) kopyası olduğundan dem vuruyor; ama bu yılın fuego'su açıkça isviçre'nin şarkısı. latin esintileri benzer, enstrümental break'leri benzer, hatta temponun yükselip düştüğü kısımlar bile fuego'yla aynı yerlerde. kısacası she got me, fuego'nun erkek versiyonu. luca hanni, çok iyi bir dansçı. hatta şarkıcılığından çok dans yeteneği ile önce çıkıyor. bu yüzden bu şarkı için mükemmel seçim kendisi. performansın görsel tarafı iyi olacaktır ondan şüphem yok, vokaller hakkında emin değilim ama. korkunç bir şekilde detone olmadığı sürece iyi bir derece alacaklardır. ilk 10 kesin gibi, her şey yolunda giderse ilk 5 de mümkün. ama kazanmak için yeterince orijinal bir şarkı olmadığı görüşündeyim.

    10. kıbrıs (cyprus) - tamta - replay:

    geldik ilk 10'a. kıbrıs geçen yıl eleni foureira sayesinde çok büyük bir başarı elde etti ve bu yıl aynı formül üzerinden devam ediyorlar. tamta, aynen eleni gibi, kıbrıslı değil yunan (aslında gürcü kökenliymiş de çok karıştırmayalım) ve fuego ile aynı yazarların elinden çıkma bir şarkıyla katılıyor eurovision'a. eleni'ye göre avantajı; ondan daha iyi bir sesi var, dezavantajı; sahne performansları ve dans yeteneği onun kadar üstün değil. geçen yılki ikinciliklerinin de tamamen performans sayesinde olduğunu düşünürsek bu yıl o kadar iyi bir derece alamayacaklarını söyleyebiliriz. aslında (şarkıya kopya demesem de) tutan formülü devam ettirmek yerine üstlerinde hazır ilgi varken farklı bir rota çizseler tamta için, çok daha başarılı olabilirlerdi. yine de var olan üzerinden konuşursak; replay, yılın en güçlü pop şarkılarından biri. özellikle nakarattan sonraki "replay replay" kısmında kullanılan korno beat'leri çok hoşuma gitti.

    9. izlanda (iceland) - hatari - hatrid mun sigra:

    geldik beklenen âna.* hatari anti-kapitalist bir performans grubu. anti-kapitalist derken ciddi anlamda algılamayın, aslında bildiğin troller. "kapitalizmi yenmeye çalışıyoruz ama bu arada t-shirt'lerimizden satın almayı da unutmayın" tarzı demeçleri var. röportajlarında son derece ciddi söylemler verirken bazen gülmemek için kendilerini zor tuttukları belli oluyor. vermeye çalıştıkları bir mesaj var ve mesajlarına dikkat çekmek için son derece provokatif görseller kullanmak ve sahne şovları sergilemekten çekinmiyorlar. şarkının adı "hatred will prevail (nefret galip gelecek)" olsa da ana fikir "nefret galip gelmeli" değil. dikkat çekmeye çalıştıkları nokta aslında insanlık bu şekilde devam ederse nefretin galip geleceği gerçeği. "remember to love before hate prevails" demek amaçları. bunu danimarka'nın şarkısı gibi direk söyleseler hepimiz burun kıvıracağız. ama kullandıkları üslup ve agresif vokal tarzları, performanslarındaki görsellerle birleşince herkes dikkat kesiliyor. 41 şarkıyı art arda dinleyin, aklınıza en çok kazınan şarkılardan biri izlanda'nınki olacaktır, elektro beat'lerin üzerine o çığlığa kaçan vokal tarzı nakaratın yumuşak vokalleriyle bir kontrast oluşturuyor. şarkı, performans, giyim tarzları, hepsi öne çıkıyor yani. sürüden ayrılmak, farklı olmak eurovision'da her zaman iyidir. halk oylamasından yüksek puanlar toplayacaklarını düşünüyorum bu yüzden; ama jürinin nasıl tepki vereceğini kestiremiyorum.

    8. arnavutluk (albania) - jonida maliqi - ktheju tokes:

    her yıl balkanlardan en az bir tane etnik ve güzel bir şarkı çıkar. geçen yıl yunanistan'dan oniro mou gelmişti; fakat canlı performansta çuvalladılar ve beklenmedik bir şekilde yarı finalde elendiler. bu yıl arnavutluk o kontenjanı dolduruyor. 2018'de bundan daha kötü bir şarkıyla (ama mükemmel bir vokal performansıyla) 11. olduklarını düşünürsek bu yıl finale yükselmekte bir sorun yaşamamaları lazım. gördüğüm kadarıyla jonida maliqi'nin canlı söylemek konusunda hiçbir problemi yok, stüdyo kaydı gibi temiz okuyor kadın. ancak şarkının güzelliğini fark edebilmek için birkaç kez dinlemek gerekiyor (en azından bende öyle oldu), yarı finalde insanları etkilemek için sadece 3 dakikası var ve izleyicilerin büyük çoğunluğu şarkıyı ilk defa duyuyor olacak. o yüzden arnavutluk'a gelince izlanda'nın tam tersine izleyiciden değil de jüriden daha fazla destek görebileceği yönünde düşüncelerim.

    7. ispanya (spain) - miki - la venda:

    ispanya'nın uzun zamandır yolladığı en iyi şarkı. tam bir parti şarkısı, insanların ispanya'dan yıllardır beklediği şey buydu aslında. miki'nin çok sevimli ve arkadaş canlısı bir yüzü var, bazı insanlar çevresine pozitif enerji saçar ya, bu oğlan ekrandan saçıyor o enerjiyi direk. doğru şarkı ve doğru şarkıcı kombinasyonu çok önemlidir, ispanya'nın elinde bu sene kendilerine son bilmem kaç senedir alabilecekleri en iyi dereceyi verebilecek bir paket var, sahnede çok bir şey yapmalarına da gerek yok. şarkının ve miki'nin enerjisi yetecektir. olanı batırmasınlar yeter, bu yıl da son sıralardan kurtulamazlarsa artık daha ne yapmaları gerekir bilmiyorum.

    6. yunanistan (greece) - katerine duska - better love:

    yunanistan 2000'lerin isveç'i gibi bir ülkeydi, ne gönderseler iyi dereceler alırlardı eurovision'da. 2010'lu yıllarda işin içine jüri girince aynen türkiye gibi tahtları sallandı; ama onlar mızıkçılık yapıp "ben oynamıyorum" moduna girmediler ve hala deniyorlar. katerine duska bu yılın en kendine özgü sesi. canlı performansı nasıldır bilmiyorum ama ayırt edilebilir bir ses tonu var. şarkıda alışık olduğumuz yunan ezgileri hiç yok. gayet modern ve günümüze ait tınlıyor. klipten yola çıkarak konuşursak performanslarının görselliğine önem verecekleri de aşikar. yani geçen seneki gibi bir sürprizle karşılaşmayacağız gibi ve yunanistan o özlediği ilk 10 pozisyonlarına geri dönebilecek bir konumda bu sene.

    yalnız komşular ermenistan, azerbaycan ve yunanistan'ın üçü de geçen yıl yarı finalde elenince, hepsinin gözünü kan bürümüş, bu sene hiçbiri şansa bırakmamış işini.*

    5. avustralya (australia) - kate miller-heidke - zero gravity:

    bu şarkıyı geçen senenin estonya performansına benzetenler oldu. zero gravity'yi la forza'ya ancak hayatınızda duyduğunuz tek opera pop şarkısı oysa benzetirsiniz. ayn türün ürünleri olmak dışında (o da kabaca) başka benzerlikleri yok. o daha klasikti bu daha modern. dubstep bile kullanılmış şarkıda. kate miller-heidke operayı diğer müzik türleriyle harmanlama konusunda zaten kendini ispatlamış ve tanınan bir isim avustralya'da. şarkısı kendisinin postnatal depresyonu hakkında. yani öyle "eurovision'u öğrendik artık, ilginç şarkılarla katılıyoruz" değil olay. ulusal final performansında kate'in arkasında süzülen siyah kıyafetli dansçı depresyonu temsil ediyor, en sondaki "nothing holding me down" kısımları ise depresyonu artık yendiği anlamında. bir hikayesi, bir olayı var yani şarkının ve bunu simgeler kullanarak anlatıyor. ben çok sevdim. bunları bilmesem bile sırf "ze-e-e-e-ro gra-a-a-vity" kısmından dolayı severdim, arada aklıma takılıp çıkmıyor çünkü.*

    4. hollanda (the netherlands) - duncan laurence - arcade:

    ben bu şarkıyı bu yılın büyük favorisi olduğunu bilerek dinledim ve ilk başta, beklentimi yükselttiğimden dolayı sanırım, albenisini anlayamadım. standart bir balad gibi geldi bana. benim tersime ise geri kalan herkes ilk dinleyişte aşık oldu şarkıya. biraz daha dinlemem gerekti insanların ne gördüğünü anlayabilmek için. eğer "bu yılki kazanacak şarkıya bakalım" şeklinde dinlemeseydim benim de en baştan beri favorilerimden olurdu sanırım. bir şarkının hype'lanması bazen ters etki yaratıyor bende. her neyse, sonradan fark ettiğim üzere şarkıdan kalite akıyor. içten, etkileyici ve en önemlisi bir hikayesi var. duncan laurence klipte çıplaklığı kırılganlığı betimlemek için ve anlatmak istediği hikayeye katkıda bulunmak amacıyla kullanmış. ilginç bir şekilde işe de yarıyor. klibin insanda uyandırdığı hissi sahnede tekrar yakalayabilirse bu seneki birincimiz bellidir diyebiliriz.

    3. italya (italy) - mahmood - soldi:

    bu yılın en günümüze ait ve modern şarkısı. 2019'da dünya müziğinde bir trap/hip hop etkisi hakim ve mahmood bu tarzı tam da yeteri ölçüde pop melodileriyle harmanlayarak eurovision'a getiriyor. hip hop daha önce denendi yarışmada; ama gerçekten hakkını veren ilk ülke italya olmuş gerçekten. daha hip hop'ın hasını eurovision'da görmemize çok var tabi ama her şey adım adım. bu şarkı iyi bir derece alırsa ilerleyen yıllardaki yarışmalarda önemli bir müzik türünün temsilinin de önü açılmış olur. şarkının nakaratındaki alkış efekti mükemmel, prodüksiyonu aşırı sağlam, arapça söylenen kısımları çok yakışmış. kısacası olmamış olan, değişmesi gereken hiçbir şey yok. italya, canlı performanslarda prodüksiyona, sahnelemeye fazla önem vermiyor genelde, şarkıcılarını bir adet mikrofonla salıyorlar sahneye.* performansta bir sorun olmazsa ilk 3 diyorum ben, kazansalar da sevinirim, çünkü hak ediyorlar.

    2. portekiz (portugal) - conan osiris - telemóveis:

    italya için en 2019 ve en modern şarkıyla katılıyor dedim; ama portekiz direk 2039'dan katılıyor yarışmaya. deneysel ve riskli. pop müzik, dancehall ile portekiz'in geleneksel yerel müziği fado'yu tek şarkıda inanılmaz profesyonel bir şekilde birleştiren conan osiris aynı zamanda şarkının söz yazarı, bestecisi ve performansın koreografı. adam tam bir sanatçı yani. dinleyici ya inanılmaz derecede sever ve hayran kalır (ben) ya da bu ne der ve nefret eder. çok şükür nefret edenler negatif oy veremiyor ama.* yeteri kadar insanın seveceğini umut ediyorum. şu an aslında kazanmaya layık bir şarkının finale çıkıp çıkamayacağı konuşuluyor çünkü izlanda, avustralya, portekiz gibi tüm "eksantrik" şarkılar tek yarı finalde toplandı ve içlerinden birinin arada kaynayıp güme gitmesi söz konusu. bana kalsa üçünün de final görmesini isterim; ama kabağın en çok portekiz'in başına patlamasından korkuyorum.

    1. malta (malta) - michela - chameleon:

    portekiz, italya ve malta'yı sıralarken inanılmaz zorlandım. bir portekiz'i en üste koydum, bir italya'yı, bir malta'yı. en son malta'da karar kıldım. bu yılın benzer tarzdaki şarkılarından (kıbrıs, isviçre, malta) malta diğerlerinden birkaç gömlek daha yukarda. şu şarkıyı alsın dua lipa, bebe rexha veya sia falan söylesin, bu yazın hiti diye her yerde çalınır. şahsen malta'ya en üst sıramı versem de gerçek yarışmada kazanacaklarını sanmıyorum. ama kazandıklarını farz edelim, uzun zamandır ilk defa tüm avrupa çapında hit olacak, ülkelerin resmi listelerine girebilecek bir şarkı kazanmış olur. euphoria'dan beri görmedik bunu. şarkının beat drop'ı çok orijinal. nakarat aynen parçanın adı gibi (chameleon - bukalemun) şarkı boyunca değişiyor. "give me water..." diye başlayan köprü kısmı şarkının sonunda nakarat olarak kullanılıyor. oriijinal bir fikir. ve giderek yükselen şarkı son yarım dakikasında çılgın atarak bitiyor. tek bir endişem var, o da bu şarkı kendine güvenen, karizmatik bir şarkıcı ister performansta. michela'nın ses konusunda sıkıntısı yok; ama klipte çekingen tavırları var. bunu sahneye yansıtmaması ve heyecanını yenmesi lazım. kendisi genç bir isim ve bu çapta bir sahne deneyimi daha önce olmamış. şovu hallederlerse kazanamasa bile son yıllardaki en iyi derecesini alır malta.

    ilk 8-9 sıraya koyduğum ülkelerden hangisi kazanırsa kazansın üzülmem; ancak italya, portekiz ve malta'yı ayrı bir destekliyorum. bu üç ülkeden birinin birinciliğini görmek isterim en çok.

    (aç parantez

    r.i.p. ukrayna ve maruv

    bilmeyen varsa siren song adlı şarkıyı yollayacaktı ukrayna bu yıl; ama yayıncı kuruluş eurovision'a gitmesi karşılığında maruv'dan tüm rusya konserlerini iptal etmesini isteyince, maruv doğal olarak reddetti ve ukrayna yarışmadan çekildi. yazık oldu çünkü bu performansla ilk 10'a girmeleri kesin bir durumdu. ulusal finale böyle hazırlandıysa gerçek eurovision finalinde kim bilir nasıl bir performans sergilerdi hatun.

    kapa parantez)
2080 entry daha