şükela:  tümü | bugün
540 entry daha
  • gri renkli özel bir boyası olan uçak.

    #89376226 numaralı entry ile f-35 lojistiğindeki sorunları, #89489235 numaralı entry ile de bu sorunlu lojistik sistemin türkiye açısından potansiyel risklerini anlatmaya çalıştım. üçleme gibi oldu ama bu nihai entry'nin konusu da f-35'in silah kapasitesi olacak. pilot değilim, f-16 uçurmadım, f-35'e de binmedim ve dolayısıyla f-35'in çatışma perfomansını elbette profesyonel seviyede yorumlayamam ama açık kaynaklarda yer alan bilgiler ışığında salt bilgi alışverişi seviyesinde yorum yapabilecek kadar durumu anlayabiliyorum. adettendir, okumak isteyen olabilir. konuyla ilgili daha önce yazdıklarım şöyle:

    #71946774
    #76863814
    #87003607
    #89006452

    öncelikle f-35'in silahlarını ve savaş performansını analiz edebilmek için bazı kavramları açıklayayım. yurtdışında şöyle kabul gören bir durum var; f-35 bir air superiority uçağı değil. ya dur yazının hemen başında daldın ingilizce terimlere diyenler olabilir, endişelenmeyelim anlatıyorum. modern hava savaşı doktrinlerinin çoğunluğuna göre bir düşman ülkenin hava sahasını kontrol etmenin seviyeleri var ve bu hava seviyesinin kontrolüne verilen genel isim de (bkz: air supremacy). air supremacy kavramı dost güçlere tehdit oluşturan düşmana karşı düşman hava sahası üzerinde hem havada hem de hava unsurlarını tehdit eden yer birimlerine karşı üstün olma durumunu anlatıyor. air supremacy kabaca 5 seviyeden oluşmakta. bunlar:

    1. air supremacy
    2. air superiority
    3. air parity
    4. air denial
    5. air incapability

    4 ve 5'inci seviye durumlar düşmanın sizin hava gücünüze göre üstün olduğu durumları ifade ediyor. bu seviyede sizin güçleriniz düşmanla başedecek durumda değil.

    3'üncü seviye olan air parity seviyesinde ise işler değişiyor ve siz düşman hava sahasında kendinizi göstermeye başlıyorsunuz. düşman hava unsurları ile mücadele edebiliyor, yerde olan askerlerinizi destekleyebiliyorsunuz. ama bu seviyede düşman hava unsurları hala etkin ve sizinle dengeli bir durumda.

    2. seviye olan air superiority aşamasında ise düşman hava sahasının kontrolü ve havadaki inisiyatif sizde. düşman yine etkili ve gerektiğinde sizle mücadele edebiliyor ama ibre size dönmüş vaziyette.

    1. seviye olan air supremacy aşamasında düşman hava sahası tamamen sizin kontrolünüzde. düşman uçağı uçamıyor, yerden askerlerini hareket ettiremiyor falan filan.

    bu aşamaları somut bir örnekle açıklayacak olursak;

    2. dünya savaşı başındaki (1939-1940) alman-ingiliz hava çatışmalarına baktığınızda öncelikle air parity durumu hakimken yani alman ve ingiliz hava güçleri birbirine denkken 1940 ingiltere savaşı öncesinde durum almanlar lehine air superiority haline kaydı. bu aşamada almanlar gece-gündüz istedikleri ingiliz hedefini bombalıyordu. belli bir ingiliz direnişi vardı ama neticede inisiyatif almanlar lehineydi. ancak ingiltere savaşı'nın kızışmasından sonra 1941'e gelindiğinde ingiliz havasahasındaki air superiority durumu ingilizlere geçti.

    amerikan-ingiliz bombardıman filoları 1943'ten sonra almanya üzerinde etkili olmaya başladığında avrupa'daki alman kontrolündeki bölgenin hava sahasındaki denge müttefikler lehine arttı ve en sonunda 1944 normadiya çıkarmasında fransa kıyılarının üzerinde müffetik hava gücü air supremacy seviyesine çıktı. hatta 1944-45 kışında almanların batı cephesindeki son atağı olan ardenler saldırısında da havada durum müttefikler lehine air supremacy seviyesindeydi ama müttefikler kötü hava koşulları ile uçak kaldıramayınca almanlar saldırı şansı buldular. hava açtıktan sonra müttefik hava gücü kontrolü yeniden ele aldı ve alman saldırısı kırıldı.

    işte bu seviyelerin açıklaması böyle. gelelim f-35 neden bir air superiority uçağı değil savına. bunun nedeni şu; bir air superiority uçağı gerektiğinde düşmanla kafa kafaya gelip motoruna, tasarım şekline ve silahlarına güvenerek bir ölüm kalım mücadelesine girebilecek kadar agresif tasarlanıyor. mesela rus su-27, mig-29 amerikan f-15, ingiliz eurofighter typhoon, fransız rafale air superiority mantığına göre üretilen uçaklar. ama f-35 tasarım mantığı öyle değil. f-35 düşmanı mümkün olduğunca uzakta tespit edip (ki bu mesafenin şu anda 100 mil olduğu söyleniyor.) daha düşman kendisini görmeden onu uzun menzilli füzelerle düşürmeyi amaçlıyor. uçak bu amaca uygun radar (bkz: aesa) ve diğer sensörlerle donatılmış durumda (uçaktaki radarla ilgili bilgi almak için balık altında yazan @gorkypark nikli çaylak arkadaşımızın entry'sine (bkz: #89642548) bakabilirsiniz). ayrıca geometrik şekli (hem uçağın genel şekli hem de detay geometrileri mesela hava alıklarının geometrisi, kanopi geometrisi vs.) ve uçağa uygulanan boya itibariyle f-35'in mümkün olduğunca gizli kalması ve radarlarca görülememesi amaçlanıyor. bu özellikleri ile f-35'in neredeyse düşmanın burnunun dibine dek görülmeden girmesi amaçlanıyor.

    elektronik açıdan baktığınızda f-35'in tüm avantajlarına rağmen salt görünmezlik (bkz: stealth) teknolojisinin savaş sahasında ne denli güvenilmez olabileceğinin en büyük kanıtı f-117 uçağıdır. f-35 öncesinde amerika'nın kullandığı ilk full stealth uçak olan f-117 farklı geometrisi, özel boyası ve gövde içine aldığı silahlarla f-35 benzeri özellikleri olan bir uçaktır ve 1991 körfez savaşında başarılı görevlerde kullanılmıştır. ancak 1999'da sırplara karşı düzenlenen hava operasyonlarında sırp hava savunma birimlerinin akıllıca taktikleri ile sovyet sa-3 goa hava savunma sistemleri tarafından yakalandı ve düşürüldü. bunun temel nedeni uçağın sadece görünmezlik teknolojisine güvenerek neredeyse diğer tüm özsavunma becerilerinden yoksun savaşa sürülmesiydi. amerikalılar buradan güzel dersle çıkardı ve f-35'i üretirken uçağın sadece tamamen görünmezliğe güvenmemesini, daha gelişmiş sensörler ile kendisine yönelen tehditleri çok daha önceden algılayıp ona göre farklı savunma taktikleri geliştirebilmesine imkan sağladılar.

    gelgelim stealth bir uçak tamamen görünmez sayılmaz. uçak radar dalgalarını yanıltabilir ancak bir uçağın izi farklı radar metodları ve uçaktan yayılan farklı izleri tarayarak da bulunabilir. örneğin ne kadar küçük olsa da belirli bir rotayı izleyen minik radar yansımaları, uçak egzosunun ısı izleri, düşman uçağın yaydığı haberleşme ve diğer radyo dalgalarının takibi gibi metodlar ile yaklaşan düşmanı bulmak zor da olsa mümkün. bu durumda f-35 gibi görünmezliğine güvenen ama sadece bununla yetinmeyin aktif-pasif savunma sistemleri olan bir uçağın bu söylediğim alternatif yollarla tespit edildiğinde düşmana karşı mücadele edebilmesi için "temel havacılık becerilerinin" de çok önemli olduğu ortaya çıkıyor. bu noktada f-35'in air superiority olarak tasarlanmamasına rağmen yani düşmana gidip doğrudan kafa atması planlanmadığı halde tasarımsal özellikleri ile bu seviyeye yaklaşıp yaklaşamadığı konusunda ciddi bir tartışma dönüyor halihazırda.

    bir savaş uçağının düşman savaş uçağına göre üstün olabilmesi için elektronik kabiliyetlerinin yanında 3 ana özelliğinin daha iyi olması lazım. bu faktörler uçağın hızının yüksekliği, ivmelenme kabiliyetinin yüksekliği ve dönüş yarıçapının mümkün olduğunca dar olması. hız ve ivmelenme doğrudan motorla ve kısmen de tasarımla alakalı ancak dönüş yarıçapının darlığı doğrudan tasarımla alakalı bir konu ve dönüş yarıçapı dediğinizde uçağın aoa (bkz: angle of attack) özelliğine bakmak lazım.

    f-35'in savaş karakteristikleri pratikte f-16 ile karşılaştırılıyor. çok mantıklı çünkü f-16 esnek ve çevik bir platform olarak savaş jeti kavramının cuk diye oturduğu bir uçak. şimdi biz de bu açıdan bakarsak önce motorlar üzerinden yorum yapmalıyız.

    unutmadan belirteyim burada kıyaslarken kullandığım f-35 modeli a yani bizim alacağımız klasik iniş kalkış yapan ctol versiyonu.

    şu anda bizim elimizde bulunan en yeni f-16'lar birkaç yıl önce hizmete giren block 50+ uçaklar ve bunları motoru general electric f110-ge-129 tipi, itiş gücü 29000 lb olan motorlar. f-16 block 50 full yakıt ve mühimmatla yüklendiğinde 17 ton civarında bir ağırlığa sahip oluyor. uçağın ton başına itişi yaklaşık 1706 lb. full yakıtla uçağın menzili yaklaşık 1400 km ama f-16'ın full yakıtı deyince gövde deposu+ gövde altına takılan centerline depo ve her iki kanat altına asılan drop tanklar ile hesaplanan bir menzil.

    f-35'te ise pratt&whitney üretimi f135-pw-100 motoru var ve bu motor 43000 lb itiş gücü verebiliyor. f-35'in full yüklü kalkış ağırlığı ise maksimum 30 ton. uçağın ton başına itişi ise 1433 lb. uçağın sadece gövde depolarını doldurduğunuzda menzili ise 1093 km.

    ton başına itişte fark var ama öte yandan da f-16'nın performansını etkileyen ama aynı zamanda f-35 için avantaj sayılabilecek motorun sağladığı hızı ve ivmelenmeyi etkileyen çok büyük bir faktör var işin içinde. f-16 tüm yüklerini yani bombalarını, fazladan yakıtını, ıvır zıvır yardımcı podlarını kanatları ve gövdesinin altında, açıkta taşımak zorunda. uçağa böyle yüklediğinizde böyle salkım saçak bir görüntü oluyor ve sürtünme nedeniyle uçağın motor performansı clean denilen tamamen yüksüz, çıplak haline göre biraz düşüyor. bu aşamada f-35'in avantajlı olan özelliği öne çıkıyor o da uçağın gövde içi silah paylonları.

    uçağın aerodinamik performansını arttırmak için silahları gövde içine alma fikri yeni değil. 1960'larda üretilen ve bizde de kullanılan f-102 uçaklarında da füzeler uçak gövdesinin içine takılıyor ve atış anında açılan yuvalardan atılıyordu. f-35'de de benzer bölmeler var ve buralara 4 adet hava-hava füzesi yada 2 bomba+2 hava-hava füzesi takılabiliyor. bu aerodinamik performans ve yakın çatışmada uçak için büyük bir avantaj çünkü yüksek g çekilmesi gereken hareketleri sınırlayan veya uçağın sürtünmesini arttıran herhangi bir faktör olmayınca f-35 sanki clean bir uçakmış gibi minimum aerodinamik kayıpla doğrudan savaşmaya girişebiliyor. f-16 vs f-35 deyince işte bu noktada f-35 aerodinamik anlamda hızlanma ve manevra açısından yüklü bir f-16'ya göre biraz daha avantajlı oluyor.

    bu arada f-35 ile uçan ve f-16'lara karşı savaş eğitimleri yapan pilotların anlattıklarına göre f-35'in gövde içi yakıt tankları doluyken ve sadece gövde içine silahları takılıyken sergilediği performans f-16'nın kanat altı depoları ve yükleri varken sergilediği performanstan çok daha iyiymiş ve hem hızlanma hem de ivmelenmede uçağın bu yüklü halde bile sanki clean bir f-16'mış gibi çevik olduğundan bahsetmişler. biraz abarttıklarını ve hafifçe reklama kaydıklarını hesaba katsak bile uçak üzerinde herhangi bir aerodinamik bozucu etken olmadığını ve sadece füzeler ile yakıtın ağırlık faktörünün olduğunu düşünürsek bu ifadenin bir parça doğru olabileceğini düşünebiliriz.

    gelelim hava savaşlarındaki diğer önemli bir performans kriterine; dönüş yarıçapı. dönüş yarıçapı, çok basit bir ifade ile; bir savaş uçağının rakibine göre daha dar bir çemberde dönerek burnunu düşmanına göre avantajlı bir pozisyona sokabilme ve silahlarını düşmanına doğrultması için alması gereken mesafedir. uçağın pozisyonunun düşmanın önünde, yanında ya da arkasına olması farketmez, dönüş yarıçapı az olan ve burnunu düşmandan daha önce tehdide yönelten uçak her türlü avantajlıdır. bu noktada dönüş yarıçapının mümkün olduğunca az olması için uçağın hücum açısı (bkz: angle of attack) değerinin yüksek olması yani uçağın burnunun maksimum seviyede kaldırılması gerekir. hücum açısı uçağa çarpan ve uçağı havada tutan hava kütlelerinin uçağa vurma açısıdır. her uçağın belli bir maksimum hücum açısı değeri vardır ve bu maksimum değer aşıldığında ise uçak süratsiz kalıp havada tutunamamaya başlar. clean bir f-16 için max aoa değeri 28 derece civarındadır (video) ve bu taşıdığı yüke göre değişir.

    f-35'in kabul edilebilir max aoa değerinin (clean bir haldeyken) ise 40 küsür derecelerde olduğunu farklı kaynaklardan ve test pilotlarının ifadelerinde gördüm ancak resmi f-35 sitesine bakarsanız bu değerin 50 derece gibi inanılmaz bir seviyede olduğunu yazıyor. bunun biraz abartılı bir değer olduğunu varsaysak bile f-35'i kullanan çoğu pilotun uçağın mevcut g çekme kısıtlamaları olduğu halde dahi rahatça 48 derecelik aoa'lı manevralı yapabildiğini söylediğini de okudum. bu veriler ışığında f-35'in silahlarını gövde içinde taşıdığı durumda girmek zorunda kalacağı hava-hava çatışmalarında kıvraklık anlamında kabiliyetli ve potansiyeli yüksek bir uçak olduğunu kabul edebiliriz. gelgelelim f-35'in f-16'ya karşı girdiği bazı hava-hava testlerinde yeterli it dalaşı performansı sergilemediğine yönelik geçmişten gelen ciddi bazı iddiaların da olduğunu belirtmem gerekiyor. bu konuyu uçakla ilgili yazdığım ilk entrylerin birinde etraflıca anlatmıştım. yeniden o konuya dönmek istemiyorum ama f-35 gibi irice bir gövdesi olan tombulumsu bir uçağın reel it dalaşı performanslarını keşke mümkün olan en objektif kaynaklardan okuyabilsek.

    bunun yanında uçağın kanat altına silah ve ek yakıt tankları takılabiliyor dedim ama bu şekilde donatılmış bir f-35'in it dalaşı performansına yönelik bir teste ben ulaşamadım. ulaşan birisi olursa sevinerek okumak isterim. ayrıca şu anda yakıt olayında bir sorun var, uçağın denemeleri sürekli internal yakıt tankları doluyken yapılıyor. malum uçağın havada kalma süresinin arttırılması için uçağa kanat altı yakıt tankı takmak şart. f-35'in kanat altına takılacak yakıt tanklarının nasıl olacağını, kapasitelerini ve stealth kabiliyetini ne şekilde etkileyeceğini bilemiyoruz. bu tankların hala tasarım aşamasında olduğu söyleniyor. kanat altı tanklarının yanısıra conformal yakıt tanklarının da israil için geliştirildiğine yönelik dedikodular mevcut. (conformal yakıt tankları uçak aerodinamiğini bozmadan, radar görünürlüğünü de fazla etkilemeyecek şekilde uçağa entegre edilen yakıt tankları.) peki bu tip yakıt tankları diğer ülkelere de verilecek mi bu da bir muamma.

    peki f-35'in yeteneklerini kabaca da olsa yazdım. şimdi bu noktada f-35'in bir şekilde düşman uçakları ile karşı karşıya geldiği durumlarda güveneceği şeyler olan silahlarına bakmak lazım.

    f-35 herşeyden önce it dalaşına "girmemek" üzere tasarlanan bir uçak. bu uçağın asıl amacı düşmanı çok uzaktan tespit edip vurmak.

    f-35'in iki farklı yükleme tipi var. ilk tip yükleme sadece gövde içi istasyonlara silahların yüklenmesi ve bu yükleme şeklinin adı stealth mod. adından da anlaşılacağı gibi bu şekil yüklemede görünmezlik ön planda. eğer uçağın görünmezliğine ihtiyaç duyulmayan görevler olursa bu durumda beast mod denilen tipte yükleme yapılıyor ve kanat ile gövde altı istasyonlara klasik şekilde mühimmatlar asılıyor. stealth modda taşınabilen maksimum mühimmat yükü 5700 lb (yaklaşık 2.5 ton). beast modda ise uçak hakikaten beast oluyor ve taşıdığı silah yükü bir anda 22000 lb yani 11 tona çıkıyor.

    f-35 gövde içi istasyonlarına 4 adet hava-hava füzesi yada 2 hava-hava+2 hava-yer mühimmatı alabiliyor. bunun haricinde a varyantının dahili bir 25 mm'lik topu (bkz: gau-22/a) var. b ve c varyantlarının ise gövde altında ortada bulunan istasyona haricen takılan gau-22 gun podu ile uçağın top ihtiyacı giderilmiş. f-35a topunun mermi kapasitesi 182, f-35b ve c'nin harici podunun mermi kapasitesi ise 220. bu top harrier uçaklarında bulunan benzer bir topun geliştirilmiş bir versiyonu.

    burada en sıkıntılı konu uçağın stealth modda taşıyabildiği silah kapasitesinin çok sınırlı olması. diyelim ki f-35 100 milden düşmanını tespit etti ve füzelerini ateşledi. düşmanı da bir şekilde bu füzeleri savuşturdu ya da çok kalabalık bir grupla uçağa yüklendi ve bir şekilde f-35 kafa kafaya çarpışmaya girmek zorunda kaldı. bu durumda uçağın eğer sadece gövde içi istasyonları yüklenmişse duruma göre 4'ten daha az füzesi kalmış ya da en fazla 4 füzesi var demektir. yakın çatışmalarda füzelerin ıskalama riski çok daha fazla olduğundan uçağın salt füzeleri güvenmesi amerikalıların özellikle vietnam savaşında yaşadığı hezimetten sonra kabul etmedikleri bir durum. bu durumda eski usüle dönülecek ve top ile düşman alt edilmeye çalışılacak.

    yalnız bu durumda diğer bir sıkıntı ortaya çıkıyor topun mermi sayısının çok az olması. uçağın a varyantındaki top sadece 182 mermi taşıyabiliyor. b ve c varyantında da yalnıza 220 mermi var. bu da dakikada 3300 mermi atabilen bu topun tetiğine elinizi basılı tuttuğunuzda yaklaşık 3.5 saniyede tüm mermilerini atması demek. bu arada top atışının 30+60+60 salvolarla yapıldığını ve asla tek seferde tüm mermilerin bitmediğini söyleyeyim ama modern jetlerle 30 ya da 60 mermi atarak bir uçağı düşürmek çok acayip bir kabiliyet ister. ayrıca amerikan savunma bakanlığı'nın yayımladığı 2018 yılı f-35 performans raporunda uçağın top performansının henüz istenen isabetlilik seviyesinde olmadığı vurgulandığını da yazayım. neticede bu mermi sayısı f-35 topunu hava-hava çatışmalarında güvenilmeyecek bir silah haline sokuyor. (ek bir bilgi f-16'nın topunun mermi kapasitesi 511 adet.)

    ikinci tartışılan nokta ise uçağın hava-yer kabiliyetinin ne denli verimli olduğu ve tartışmanın odak noktası f-35'in a-10 ile kıyaslanması. a-10 şu anda amerika'nın elinde olan en etkili hava-yer görev uçağı ve özellikle kara birliklerinin çok sıkıştığı anda bu uçak sayesinde hem ateş gücü hem de moral anlamında desteklendiğini biliyoruz. a-10 tasarımı itibariyle çok sağlam bir platform olduğundan ve çok fazla silah taşıyabildiğinden seveni acayip fazla. şimdi bu adamlar oturmuşllar ve 2018 ağustos ayında sanırım a-10 ile f-35'i 3 günlük bir hava-yer performans testine sokmuşlar. ben testin sonuçlarını elbette gizli olduğu için okuyamadım ama sızan haberleri okudum. buna göre test sonuçlarının f-35 açısından tatmin edici olmadığı gibi yumuşak ifadeler kullanılıyor. gelgelelim f-35 destekçilerinin teste resmen ateş püskürüyor. f-35'i a-10 ile karşılıklı bir teste sokmanın çok yanlış olduğu, testin usüllerinin hatalı olduğu, f-35'in silah ve diğer özellikleri ile bir a-10 gibi kullanılmasının hatalı olacağı gibi gibi yığınla argüman tartışmaya girmiş durumda. burada odaklanılan en önemli noktalardan biri de yine top perfomansı. malum a-10'nun en etkili silahlarından biri burnunda taşıdığı 30 mm'lik gau-8/a topu ve bu top sanırım 1100'den fazla mermi alıyor. e garibim f-35'te 25 mm'lik 182 tane mermi var. bunun yanında a-10'nun çok sağlam olan yapısı, taşıyabildiği inanılmaz yüksek silah yükü (hava-yer görevlerinde neredeyse 21.5 ton!) ve çeşitliliği amerikan kara güçleri arasında a-10 uçağına duyulan güvenin f-35'e karşı duyulmayacağı endişesine yolaçmış durumda.

    öte yandan şu sorunlu ve içinden çıkılmaz alis sorunu var. f-35'te görev planlamaları malum alis denilen sistem üzerinden yapılmak zorunda ve bu sistemin sanal güvenliği çok büyük tartışma konusu. ayrıca alis'in dünya çapındaki ortak bir ağ üzerinden konuşması, 3. ülkelerin sizin görev bilgilerine sızıp sızmayacağının bir garantisinin olmaması, israil'in genel alis'e doğrudan dahil olmayan ama alis'le konuşabilen "ayrı bir yan alis"e sahip olması falan garip ve mide bulandırıcı şeyler. bu taraf çok sıkıntılı yani.

    netice itibariyle elimizde olan şu; stealth özelliklerini kullanılırken çok kısıtlı bir silah yükü olan, stealth'ten vazgeçtiğinizde de performansının ne durumda olacağı net olarak ifade edilemeyen bir silah sistemi. bonus olarak da yığınla çözülmesi gereken yazılım sorunu, lojistik problemleri ve sanal güvenlik endişesi taşıyan bir ağ. f-35 uçağı amerika'nın herşeyden biraz biraz olsun diye ortaya attığı ve maliyeti gittikçe büyüyen bir proje haline gelmiş durumda. bu noktada bizi ilgilendiren nokta ise şu; bu kadar fazla problemin altına girmeye gönüllü müyüz? parasını hakedeceği soru işareti olan bir sistemi alarak ne denli ihtiyaçlarımızı karşılayacağımızı enine boyuna tartışmalıyız. projenin en başından beri yığınla para döktük bu işe ve ha deyince ayrılma olmaz, o kadar parayı yakmış olursunuz. valla çok çetrefilli bir mesele, çözebilene aşkolsun.
141 entry daha