şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • edıt: uzun zamandir boyle guzel senaryolu oyun oynamiyordum, gelistiricilerinin ellerine saglik. yilin oyunu secilebilir. siddetle tavsiye ediyorum.

    dun aksam satin alip ilk bolumunu oynadim. baslangici ve ilk bolumunun senaryosu biraz standart, 1 dakika sonrasini tahmin edebiliyorsunuz. fakat atmosferi guzel yansitmislar, gercekten gerildim. grafikler bir rdr2 degil ama, bence gayet basarili. oynadikca editlerim bu yaziyi.

    --spoiler
    --spoiler
    --spoiler
    --spoiler
    --spoiler

    1. bolum:
    hizmetcilerden ne istediniz vicdansizlar :(

    2. bolum:
    ikinci bolumun senaryosu cok iyi olmus. resident evil 5' i andirdi biraz bana. baya bi gerildim, cok basariliydi. yasli teyzenin (clervie) temiz giysilerden once bir parca ekmek vermesini beklerdim. amicia'nin hugo'ya "say thank you" demesi, hugo'yu sikistiran koyluyu alninin catindan vurduktan sonra "please say he's alive" demesi cok guzel detaylar, hersey boka sarmisken bile kibarligi ve medeni duygulari korumaya calisiyor ve vicdanini dinliyor ana karakterimiz (simdilik). full plate armor giyinmis boss'u (conrad) tas ve sapan ile oldurmemizi ise begenmedim, dar bir alanda boss ile kapismamiz guzel fikir olsa da cok basitce islenmis.

    3. bolum:

    cok sukur bugun de fareye doyduk.

    o kadar cok mumu kim ne zaman yakti, madem koylulerin cogu rahmetli oldu ve kalanlar da asla kiliseye gitmiyorlarsa? bir tane rahip gorduk sadece, o da brother morel'den soz etti ki sonradan cesedini gorduk, yuzlerce mumu iki kisinin ugrasip yakacak hali yok ortalarda fareler cirit atiyorken. atmosfer yapmak istemisler belli ki.

    ana karakterin kilisede bir onceki bolumun sonunda conrad' i ve bir villager' i oldurdugu icin tanridan af dilemesi guzel ve amicia'nin karakterine tutarli bir davranis oldu. hugo'nun alicia'nin sacina kopardigi cicegi takip "it will protect you" demesi de keza tatli bir detaydi.

    binlerce fare bir anda ortaya cikip iki kucuk cocugun onunde bir adami kemiklerine kadar yedi. cocuklarin biraz travmatik tepki vermelerini beklerdim, hugo aglamadi bile. keza yer yer kanli iskeletler goruyorlar, farelerin yedigi, hugo yalnizca "it is horrible" demekle yetindi. korktuklarini belli eden daha fazla ifade duymayi isterdim.

    kilisedeki roma usulu tuvaletleri cok begendim.

    workbench ile upgrade yapilmasini the last of us' dan esinlenmisler sanirim.

    4. bolum:
    oyun beni bu bolum ile birlikte son derece etkilemis bulunmakta. doktor'un ciftligine giderken askerleri atlatarak calilarin iclerinden ilerlemek durumunda kalmamiz, amicia'nin zirhsiz askerleri sapani ile oldurup baska caresinin olmadigini soyleyip vicdanini rahatlatmasi ama bir yandan da karakterinin kardesini korumak adina gittikce acimasizlasmasi, hugo'nun kucuk yasindan dolayi olayin ciddiyetini yer yer unutup oyun oynamaya calismasi bence guzel verilmis. domuzu farelere yem edip ahirdan kacmamiz, tuzagi kurarken kucuk hugo'nun hicbirseyin farkinda olmayarak dedigi "dinner time piggy" repligi muazzamdi. lucas'in olmeyip oyun sonuna kadar bize yardimci olacagini dusunuyorum. ignifier de oyunu bir nebze kolaylastiracak gibi.. bakalim.

    5. bolum:
    bu bolumde farelerden kurtulmak icin yaptiklarimiz tekrara dusmus olsa da atmosferi o kadar iyi yansitmislar ki oynamaya doyamadim.

    hayatinda hic kurbaga gormemis hugo'nun kurbagalarla oynamasi ile basladik. oynarken yerde buldugu aslan armali kalkan ile yanimiza gelmesi "lannisterlarin burada ne isi var" dedirtti ama ingiliz kalkani imis. uzerlerinde sineklerin ucustugu yuzlerce cesedin ustune basa basa gecerken hugo'nun "do you think we are hurting them" demesi simdiye kadar ki en dokunakli repliklerden biriydi bence. replik demisken, simdiye kadar toplamda en az 10 kere "they are everywhere" repligi kullanilmistir, anladik aq diyorum her defasinda icimden bunu duydukca.

    6. bolum:
    bu bolumde o kadar gerilemedim acikcasi. biraz kolaya kacilmis,hem cocuklar cok onemli hem de baslarinda nobetci yok.

    cogu oyunda esaretten kurtulunca inventory'miz full sekilde devam ediyorduk, melie amicia'yi kurtarinca, kolaya kacilan bir kurtarilma durumu olmus, inventory'nin bos olmasina sevindim. arthur'a nereye tas atmasi gerektigini telepati yolu ile soyledik, keske isaret vermemiz icin de bir kucuk bulmacali ayrinti olsaydi. hugo madem bu kadar onemli basinda birkac nobetci birakarak kizi aramalarini beklerdim, kafesin etrafini bombos birakip gittiler.

    7. bolum:
    bolumun basindaki melie'nin amicia ile konusmasindan sanki ilerde bize arthur (sozde kardesi ama bakalim) ihanet edeceklerini hissettim, hayirlisi. genel olarak guzel bir bolumdu, lucas'in neden bir hucrede kilit altinda tutulmak yerine yaninda tek bir adet gardiyan ile sokaklarda yurudugunu tam olarak anlayamasam da... bi de karakterler hala yemek yemediler iyi mi, yalandan birseyler ikram edeydi bari melie safehouse'sinde.. neyse, fareleri asagi atma bulmacasi fena degildi.

    8. bolum:
    hugo gidici hacilar.

    9. bolum:
    o asilarak idam edilenlerin oldugu yerin altina egilerek girip cikiyoruz ya, fare yuvasi, nedense o an kendimi amicia ile empati yaparken buldum, hayal ederken bile altima ziciyordum. bulmacalar ve karsimiza cikan gardiyanlari elimine etmesi son derece kolaydi bu bolumde. belki de ayni seyler tekrar edip durdugundan ben alistim.

    odoris hem yapmasi az malzeme isteyen hem de oyunu daha da kolaylastiran bir iksir olmus. askerlerin arasindan onlari farelere yem ederek gecip universiteye ulasma rotasi hosuma gitti.

    10. bolum:
    10 numara bolumdu, cok begendim. universitenin ici guzel dizayn edilmis, donemi cok iyi yansitmis. kitabi seninle beraber arayan gardiyanlar, aralarindan gecmek zorunda olmak vs, biraz tekrardi evet ama gerildim ben yine de. bulmacalar genel olarak daha tatmin edici idi. heavy armor'lu arkadasla 1v1 kapisacagimi dusunmustum, kismet degilmis. oyunun basinda conrad ile 1v1 kapistik, surekli boss fight olacagini zannetmistim ama baska da olmadi. biraz insan aramiyor degil.

    exstinguis kullanmak cok keyifli bu arada :d

    11. bolum:
    universitenin kapilarini yapmis olan eleman: bu kapiyi hic acmadiniz mi
    amicia: hayir, girmedigimiz tek oda bu.
    - arkasinda ne oldugunu merak etmiyor musun, acmami ister misin
    - evet

    su muhabbetin ustune adam kapiya bir omuz koydu acildi iyi mi alsjdhasj, sandim bir sihir yapacak, anahtar dovuverecek falan :d

    amicia'nin annesinin hala hayatta oldugunu ogrendik, bakalim ne zaman karsilasacaz.

    12. bolum
    gozumu kapatinca bile fare goruyorum aq.

    13. bolum
    vicdan azabi dolu bir ruya ile basladik. ıkinci ruya muazzamdi, ozellikle olu gardiyanlarin arasindan gecerken "bizimle kal, bizi sen oldurdun" demeleri ve amicia'nin "hugo icin oldurdum, gerekirse yine oldururdum" demesi, bunlar olurken hugo'nun suursuzca annesinin sesini takip etmesi, karakter derinligini cok basarili yansitmis.

    14. bolum
    bu oyun yilin oyunu secilmeye cok buyuk aday, bu bolumle iyice ikna oldum. bir tek takip ettigimiz adam (nicholas) ara sira arkasini donup takip eden var mi diye baksa 2 kati gerilim olabilirdi.

    15.bolum
    sonunca boss fight, nicholas'in en azindan son asamada kosmasini beklerdim yalniz. bir de maskesi dussun de pis yuzunu goreyim istiyordum, nasip degilmis. kemiklerine kadar kemirdi fare dostlarimiz.

    16. bolum
    dag gibi rodrik gitti. melie'nin olaylara tepkilerini cok iyi yapmislar, acikcasi en gercekci buldugum karakter bu baglamda o. kendisine vitalis'in ellerinden soguk bir olum gelecekmis gibi hissediyordum, oncesinde vitalis' i farelikoye gonderdik. on numara boss fight' ti ama, 3 kere tekrar etmek zorunda kaldim.

    --spoiler
    --spoiler
    --spoiler
    --spoiler
    --spoiler
25 entry daha