şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • roma'nıın gerçek roma olduğu halidir kanımca.

    roma cumhuriyetini de bir hayli tasvir ettiğinden roma imparatorluğu başlığına yazdığım entryimi buraya da kopyalamak isterim:

    o güzel cumhuriyetin ardından gelen imparatorluk günleri aslında roma'nın kendi kendine içine düştüğü tuzağın ibretlik ve trajedik bir hikayesidir. nitekim çoğunlukla etrüsk ve latin tacirlerin katılımıyla oluşan 'roma: bir final frontier hikayesi' uzun yıllar süresince çevresindeki şehir devletleriyle ve ev kapılarına öldürdükleri düşmanlarının kellelerini asan hayvanoğlu hayvan barbar frank baskınlarıyla varoluş mücadelesi vermişti.

    uzun yıllar sürecinde yavaş yavaş genişlemeye ve nur topu gibi parlamaya başlayan roma'nın en büyük şansı etrüskler gibi her daim sanata, ilerlemeye, demokrasiye, hak ve hukuka ve ayrıca da sabah kahvaltılarında pesto soslu mozzarella peynirlerine önem veren bir ahalinin önderliğinde büyümesiydi. roma'yı anlamak isteyen birisi bu nedenle ilk başta etrüskleri anlamalıdır.

    konulu anlatımımıza dönersek, roma uzun yıllar yanı başındaki şehir devletleri ile mücadele verdikten sonra bu kez de gittikçe büyüyen yeni bir tehlikeyle yüzleşmek durumunda kalmıştı ve bu yeni tehlikenin adı kartaca'ydı. eleme sistemiyle ilerleyen bu tehlikeli yarışta ya kartacalılar yok olacak ya da romalılar şehirleriyle birlikte yanıp kül olacak ve bu durumda da 'yurttaşlar' yanık mozzarella peynirlerinin tadına bakmak durumunda kalacaklardı.

    ne var ki işin sonunda kazanan roma olmuştu. kartaca kazanmış olsaydı siyaset, sanat, mimari, kültür tarihi nasıl bir yol izleyecekti, nasıl bir dünyada yaşayacaktık, bunu sonsuza dek oturup düşünebilir ve tuhaf melankolisini içimize çekerek biralarımızı kafamıza dikebiliriz, ancak sonuçta roma kazanmıştı işte.

    ve dananın kuyruğunun koptuğu, japon korku sinemasındaki saçları gözünün önüne düşen hortlak kızın laaaak diye ortaya çıktığı esas mevzu da burda başlıyordu işte.

    roma kazanmıştı. en ölümcül rakibi, roma'nın kapılarına dek dayanmış nemesisi, geriye kalan neredeyse son büyük ezeli düşmanı yok olup gitmişti işte.

    roma, etrafında kendinden başka bir düşmanı kalmaması gibi büyük bir belaya bulaşmıştı, ama henüz farkında değildi.

    bunun sonuçları çok ölümcül olacaktı. bunun sonuçları sezar'ın "kim sikler rubicon ırmağının ordularla birlikte geçilemeyeceği yasasını!" demesine dek uzanacaktı. bu hareket bizim siyasi tarihimizde, "anayasayı bir kerecik değiştirmekten bir şey olmaz"a denk gelen ciddi bir sıkıntıydı. sezar'a "sikerler rubicon ırmağını" dedirttiren rahatlık artık roma'nın bir düşmanı olmaması, birlik ve beraberliği yaşatacak bir sebebin kalmamasıydı.

    sezar'ın rubicon ırmağını geçmesiyle roma da kendi kuyruğunu yiyen yılan gibi kendini sokmuş, iç karmaşayı başlatmış ve sonunda da geriye kalan tek düşmana, kendine, roma cumhuriyeti'ne yenilmişti. hani diyoruz ya, roma tarihini anlamak dünyayı anlamaktır diye, işte sebebi budur aslında. günümüzdeki güçlü devletlerin kendine yapay düşman yaratma nedeni roma'nın durumuna düşmemektir. bu yüzden insanları bir arada kalmaya, kendi kendilerine saldırmamaya ikna etmek adına düşmanlar yaratırlar.

    ve işte böylece cumhuriyetin külleri üzerinden hızlıca roma imparatorluğu doğdu. ama yapılması gereken bir şey vardı öncelikle! öyle ya, roma antik bir çağda, antik miraslar üzerine inşa edilen şehirlerin çağında sıfırdan doğmuştu, roma'nın bir geçmişi ya da sakladığı mirasları veya sizin turistik gezilerde şimdi fotoğraflarını çektiğiniz o büyüleyici yapıları ve kalıntıları henüz yoktu ve içinde bir yerlerde hep bunun acısını duyumsamıştı. haliyle ilk imparator augustus'un da isteğiyle roma en büyük psikolojik sıkıntısını gidermek arzusuyla yeniden inşa edildi.

    imparatorluk roması da işte bu yüzden alabildiğine anıtsal ve sanata boğulan bir şehir oldu, çünkü roma'nın bir geçmişi yoktu. roma'nın bu derece yüce ve anıtsal inşa edilmesi korkunç bir geçmiş travmasının sonucuydu.

    bundan sonrasında artık roma öncelikle deli imparatorlarına, ardından bilge imparatorlarına, onun da ardından kapanışta söylenecek milli marşa hazırdı artık.

    pax romana yurttaşlar.
3 entry daha