şükela:  tümü | bugün
23 entry daha
  • memnuniyetsizlik kaynağı, pınarı, deltasıdır !

    nasıl da sert girdim, farkındayım, enfesim, ama açıklayacağım. memnuniyetsizliğin oluşumu ile popüler kültürün dayatmaları arasındaki ilişkiyi göstereceğim. neden bizim 15 yıl sonraki görüntü kümemiz olan amerikan toplumunun psikolojik sorunlarla boğuştuğunu da anlarız belki.

    efendim uyarı levhaları daha kelimenin kendisinden başlıyor ama es geçiliyor. şahsen popüler kültürün bir kültür olarak hazmı ve tanımında "kültür" kelimesinin olması benim içimi gıdıklıyor, rahatsız ediyor. bir yaşam biçimi olmaya yakın bir hal arzeden varsa o da insan duyuları ile güdülenen memnun(mutlu) olma/olmama halidir. popüler kültür ise saf halde ezicidir. zaten gücünü de bundan alan bir kavram oluşturduktan sonra bunun etkisi altında kalarak karşısında güçsüz hissetmek gayet doğaldır. garip olan bu "doğal hissediş" i ezeli ve ebedi sanmaktır. ne yani frankenstein yaratıp sonra da "aa ne kadar güçlü hiçbir şey yapamam" mı diyeceğiz ?

    oluşumunda belli bir kişi ya da kurum tarafından desteklendiğini düşünmesem de sonraları gücünü farkederek etinden sütünden faydalanmak isteyenleri ve bunlara çanak tutan bizleri yadsıdığımı belirtmeliyim. zaten işin zorlayıcı boyutu, popüler kültürün yanında pozisyon almanın da karşısına geçip eleştirmenin de bu sahici olmayan kültürü besliyor olması. hani bbg tarzı programlara sırf reklam yapmak için katılan yüzsüz, tiynetsiz tipleri dövsen de sevsen de onların adı duyulmuş oluyor, onlar da amacına ulaşmış oluyorlar ya, onun gibi. yani sevgi ve yergi iç-içe aynı amaca hizmet ediyorlar. ne acaip !

    o kadar acaip ki, zıt kutuplar da dahil olmak üzere bütün sınırlarımız yıkılmaya devam ediyor. sadece duygu bağlamında düşünmeyin, son zamanlarda yıkmak zorunda kaldığınız etik değerlerinizi düşünün. mesela aklıma american pie 2'de ki "grandmother fucker" tarzı espriler geldi. bu saçmalıklara o beyaz perdedekiler gülüyor diye biz de güldük. fonda da neşeli bir müzik çalıyordu zaten yanlış bir şey yok demek ki ! (son dönemde mtv gençliğinin hobeley diye izlediği dismissed, wonder showzen tarzı programlarda da bir terslik, huzursuzluk yok mu sizce de ? aaa tabi tabi ben biliyorum cevabı: "ee tabii ki de var biz o huzursuzluktan zevk alıyoruz dude !" )

    popüler kültürün bu anlamsızlaştırma cereyanına kapılan kişiler de yavaştan yavaştan memnuniyetsizliği bir yaşam felsefesi olarak beyinlerine ve suratlarına yerleştiriyor. yeni gençlik artık daha az gülüyor. kişilerin birbirinden farklı olarak güldüğü beğendiği pek bir şey yok. herkes ya cem yılmaz'a gülüyor ya da yiğit özgür'e. işte biraz daha esnek olanların yelpazesi de bir iki mizah dergisine, tv dizisine uzanıyor o kadar. çünkü popüler kültür her türlü aracıyla bir dayatma olarak varoluyor, baskınlaşıp kendi iktidarını kuruyor. kişilerin kendi özgün yönleriyle barışıklık hali yok oluyor. hitler bu dönemde yaşasaydı herhalde çok mutlu olurdu. bizler halihazırda saçlar sarı röfleli gözler de mavi lens el sallıyoruz buradan...

    öyle bir gezegen düşünün ki insanlar şaraplar içiyor, sevişiyor, harika arabalarla dolaşıyor, parlak güneş sımsıcacık yapıp aydınlatıyor burayı. teknoloji had safhada gelişmiş ve bundan sonuna kadar faydalanılıyor, insanlar hastalanınca onları hemencecik iyileştirecek süper doktorlar ultra cihazlar var, tertemiz mekanlar, parklar bahçeler, harika evler... ne kadar güzel değil mi, yüzünüze gülümseme yayıldı mı ? peki... o zaman tarifime bir daha bakın, çünkü o gezegen dünya ! aaaa ne oldu tanıyamadınız mı !! aaaa ne oldu sizin dünyanız öyle değil mi !! ne yazık, gerçi ben de tam geçen gün pazar keyfini izlerken aynı şeyi söylüyordum...

    şimdi yolla tuşuna basıp içeri gidip magazin programını izleyeceğim. sonra kız arkadaşıma saçlarını sarıya boyatması için baskı yapacağım. ee naapalım kardeşim en güzel öyle görünüyor. hem öyle olmasa niye herkes boyatsın...

    bir de şu psikoloğa randevu alayım, bugünlerde bir acaibim...
203 entry daha