şükela:  tümü | bugün
109 entry daha
  • ifade özgürlüğünü destekler. vpn ağının aksine tor sunucuları public sunuculardır ve kullanıcılar kendi çıkış rölelerini de kurabilirler. bu önemli ayrıntıdır; çünkü, ip adresinizden çıkacak ilk istek statik röleye girer ardından orta röleye geçer, son olarak exit node rölesine bağlanır ve bu röle de trafiğinizi hedefine gönderir. artık hedef sunucu bu çıkış rölesinin ip adresini alır... tor güvenliğini tehdit eden unsur spoiled relay denilen kötü niyetli röledir. tor geliştiricileri rutin olarak bu casus röleleri takip etmeye çalışır. ileri düzey kullanıcıların yardımını da talep eder; bkz: reporting bad relays anlayacağınız şımarık röle denilen kötü niyetli bu röle ip adresinizin takibini yapabilir.

    bu rölelerin çoğu ifade özgürlüğü ve mahremiyete önem veren gönüllüler tarafından çalıştırılır... aynı zamanda bu röleler sizin bant genişliğinizden yararlanır, tor kullananların sayısı arttıkça tor bağlantı hızınız da artar. bu röleleri kuranlar aslında yasal sorumluluk altınadır; yani korkunç bir bilgisayar korsanı değilseniz, tor ekibi evinizde bir röle kurarak bu işe burnunuzu sokmamanızı önerir. çünkü çıkış rölesinin adresi aklınıza gelebilecek iyi ya da kötü her türlü şey için kullanılır. öyle ise herhangi bir yasa dışı işlemde eylemin sizin rölenizden geldiği anlaşılır ve size ulaşılır... ama bir bilgisayar korsanı bunu dikkate almaz; muhtemelen kendisi de size pek benzemektedir. bazen bu çıkış röleleri; herhangi bir soruşturma ve takip ihtimalinin direncini kırmak için halka açık kurumlarda da konumlanır. ancak uluslararası suçlarda bile takibin birçok zorluk ve engelle karşılaştığı bu durumda; baskıcı rejimlerdeki hükümetlerin -ya da- dar görüşlü ifade özgürlüğü yasalarına sahip olan ülkelerin şansı yoktur. başta iran olmak üzere bu ülkeler kara listededir ve bu tip dar görüşlü ve baskıcı rejimlerden gelen talepler; röle sahiplerinin de yasal olarak feragat ettiği ülkelerdir... baskıcı rejimler ve ifade özgürlüğünün oldukça dar olduğu ülkelerde, zaten tor rölelerinin ip adresleri tespit edilerek engellenir. tor ekibi de bu ülkelerin baskıcı olduğunu ifade ederek web sitesinde de mimlemiştir. tor ekibi aynı zamanda bu ülkelerdeki rejimlerin kafa veya hukuklarının ne kadar dar görüşlü olduğundan haberdardır. zaten bu ülkeler mimlenerek yasal olarak dikkate alınmayacağı için aynı ülkelerde tor röleleri engellenir. geriye köprü yöntemi kalır. bridges denilen bu köprü yöntemi röleden de daha güvenli; kötü niyetli bir köprü olamaz çünkü.

    _______ ______
    vpn gibi log tutmaz. tor, hangi bilgisayarın hangi trafiği istediğini bilmenin teorik olarak imkansız olacağı bir şekilde tasarlanmıştır. belki bilgisayarınız sadece bir trafiği başka bir sunucuya ileten bir röle işlevi görüyor da olabilir. yani bağlandığınız röleler büyük bir şanssızlık sonucunda sahte - kötü niyetli bir röleye girmemişse röle hangi trafiği talep ettiğinizi bilmez. trafiği alan web sitesi, çıkış rölesinin ip adresini elbette görecektir ve çıkış rölesini çalıştıran -korsana ulaşabilirse- senin röleden böyle bir istek aldık diyeceklerdir. ama çıkış rölesinin de vpn gibi ilk ip adesi buydu sonra da bana bağlandı deme şansı yoktur. tehdit yalnız statik / ilk röleden sonra bağlanılan orta rölede pusuya yatmış şımarık röle adı verilen casus rölelerdir; trafiği yalnızca bu röle koklayabilir. zaten bu tip röleler de tor geliştiricilerin rutin olarak takibindedir. ek bir güvenlik katmanı olarak köprü yöntemi de bu tip casus rölelerin ağına düşme ihtimalini kaldırıyor... ama sonuç olarak; bu casus röleler dışında tor'da log tutulması tor'un tasarımında yoktur. ip adresiniz belki de başta denildiği gibi bir trafiği başka röleye ileten sadece bir düğümdür... tor, bu rölelerde kimin ne çevirdiği ya da ne amaçla bulunduğu bilinmeyecek şekilde tasarlanmıştır. aslında tor'un ne denli güvenli olduğu casus rölelerden anlaşılır... ip adresinin izini sürmek için tek seçenek; orta rölede pusuya yatarak bir casus röle kurmaktır. ama tor kullanıcısı bu casus rölenin ağına düşmemişse hayalet olmuştur.
    _______ ______

    *ben eyleme geçmeyen ve eylem hazırlığında da bulunmayan her şeyin ifade özgürlüğü kapsamı altında olduğuna inanıyorum... konuşmalıyız; istediğimiz gibi hem de! ben buna inanıyor ve bu yüzden tor'u internetin başına gelen en güzel şey olarak değerlendiriyorum. bir sözcük ancak ve ancak insanın canı ve malına dokunulma eylemine geçtiğini belirttiğinde ifade özgürlüğü olamaz. ama bunun dışında herhangi bir şeyi ve herhangi bir kişiyi dilediği gibi tanımlama hakkına sahip olunduğuna inanıyorum. insanın onur ve şerefini hiçbir sözcüğün incitemeyeceği kadar güçlü bir zırhı olarak görüyorum. bu zırhı küfürler delip geçecekse, haberimiz yok o zaman; günde kaç kez bize görünmeden delinip geçiliyor ve o zaman da kulak ve gözümüzü kapatınca mı korunuyoruz. yasaların; insanın onur ve şerefini öne sürüp atfettikleri bu şey samimi ve insanı gerçek anlamda düşünmüş olan bir ayrıntı olsaydı kalp kırmak suç olmalıydı. ben hiçbir din, hiçbir tanrı ve hiçbir felsefede hoşa gitmeyen sözcüklerin veya küfür etmenin lanetlediğine hiç tanıklık etmedim. ama tanrısı hangi isim altında olursa olsun; bütün dinlerin ve tüm felsefenin kalp kırmayı lanetlediğini biliyorum. yüzyılları aşan bir birikimin ve üzerinde değerli filozof ve peygamberlerin yorumladığı kalp kırmak neden suç değildir? onur ve şerefe atfedilen bu şeyler samimi ve değerli olsaydı eğer önce kalp kırmak suç olmalıydı. öyle ki, sözde zedelenen onuru para cezası telafi ederken kırılan kalbi para da telafi edemez. ağzımızdan çıkan tanımlar suç olacaksa kalp kırmak suç olmalıydı.*
26 entry daha