şükela:  tümü | bugün
74 entry daha
  • marka ve numaraya yönelik talepler varmış, yettim!

    en ideal renk tonunu bulmak için her renk tonundan biner tane oje alıp denedim ve nihayet sevdiğim renklerdeki beni en tatmin eden tonları bulabildim, bazı renklerdeyse arayışlarım sürüyor ama o konuyu buraya taşıyıp da can sıkmak istemiyorum. sevdiğim renkleri, tonları ve muadillerini yazdım.

    işte şahsi favorilerim;

    - en birincisi sally hansen - red zin

    çünkü oje denince akla ilk olarak yaldır yaldır kırmızı tırnaklar gelir. işte benim aklıma gelen o yaldır yaldır kırmızı da kesinlikle red zin! asla modası geçmeyecek bir ton, öyle nar çiçeği gibi filan önce balon olup sonra sönecek, trendlere kurban gidecek bir renk de değil, kırmızı gibi kırmızı! ışığa göre filan da rengi çok güzel değişiyor, gün ışığında solmuyor ya da zaman geçtikçe canlılığını yitirmiyor, gayet kabul edilebilir tonlara dönüyor. bu benim çok hassas olduğum bir konudur. aman!

    bu ojeyi ne çok uzun, ne de çok kısa olmayan tırnaklara adeta törenle sürerim; tırnaklarımı itinayla şekillendirir, bu ojeyi taşımaya layık hale gelmesine özen gösteririm.

    bu ojenin bir muadili yok, zaten bu rengi bulana kadar da canım çıktı, o yüzden muadilini isteme konusunda üstüme gelmeyin, inanamam!*

    - chanel - rouge noir

    bu oje bir efsanedir, bordo ojelerin anasıdır! ayrıca chanel’in oje rengi konusunda piyasayı domine etmesinin miladı niteliğinde de bir ojedir. asıl patlamasını ise pulp fiction filminde uma thurman tarafından kullanılmasıyla yapmıştır. eğer bir bordo ojeden bahsedilecekse o bordo oje kesinlikle ve kesinlikle rouge noir olmalıdır! “rouge noir dünyanın parası dolar/yüro da uçtu gitti, biz bordo oje süremeyecek miyiz?!” diyenler üzülmesin, pek çok marka bu ojenin muadilini yapıyor zaten, ufak bir google aramasıyla istediğiniz herhangi bir markadan bu ojenin muadilini rahatlıkla bulabilirsiniz, çünkü artık bu oje, klasikleşmiş bir oje.

    muadilleri arasında en ünlüsüyse flormar’ın 323 numaralı ojesi olup bu oje, aynı zamanda duman grubunun “oje” isimli şarkısının klibinde de kullanılan ojedir.

    - sally hansen - flirt

    bu oje de aslında oje rengi konusunda trendleri belirleyen chanel’in taboo’suna muadil olma amacıyla piyasaya çıkmış ama bence taboo’dan çok daha güzel olmuş bir oje. taboo da zaten bir sezonluk limited edition bir seriyle birlikte piyasaya çıkmıştı, şimdi bulmak zaten imkansız, flirt ise her yerde! flirt’ün ışıltıları taboo’nunkilere göre daha küçük, daha ciddi bir görünümü var, ofis ortamına daha çok yakışan yaldır yaldır olmayan ışıltıları var(bu konuda çok tutucuyum), üstelik daha akışkan, daha ince, sürümü daha kolay, duruşu daha güzel bence…

    bu oje için muadiller var mıdır bilmiyorum ama bu oje de zaten sally hansen’ın uygun fiyatlı serisindeki bir oje.

    - o.p.i - every month is oktoberfest

    bu da taboo’nun hafif kızılımsı olanı. muazzam bir renk! ama o.p.i’ın 2012 yılında çıkardığı limited edition bir seriyle piyasaya çıkmıştı ve şu an bulmak imkansız gibi bir şey. asla sahip olamadım, asla deneyemedim.

    - sally hansen - oxblood

    itiraf ediyorum sally hansen’dan sağlam para aldım! şaka şaka… bu aslında benim için öyle çok da vazgeçilemeyecek bir renk değil ama bu ojenin bende anısı var, o yüzden hep kenarda tutup da arada bir o anıyı hatırlamak istediğim zamanlarda sürüyorum. hafif mora çalan bir siyah ya da siyaha çalan bir mor… yanlış hatırlamıyorsam dior’un buna çok yakın bir muadili vardı, sanırım revlon’un da buna benzer bir rengi var, arasanız bulursunuz, çünkü bu oje de artık üretimde olmayan bir oje…

    anıma gelirsek; boynunda 700 euro’luk missoni marka bir şal olan ve değişik bir şekilde bağlanmış bir türbanı olan(sadece kafaya bağlamıştı, harry potter’daki profesör quirell’ın içinden voldemort çıkan türbanı gibi), işlerini yaptığı için telefonda elemanlarına sahte bir şekilde “allah razı olsun” diyen, bana 2000 lira maaş teklif eden(hey gidi günler! o zamanlar 2000 lira 700 euro’nun fazla değil, birazcık altındaydı), işyeri standartlarının gayet yüksek olduğunu söyleyen(hayır, değildi!), muhtemelen bulunduğu pozisyona da birilerinin imam nikahlı kadını olması vasıtasıyla gelmiş olan bir yöneticiyle yaptığım bir iş görüşmesine bu ojeyi sürüp gitmiştim. kadın, üzerimdeki v-yaka bluzun çok açık olduğunu ve koyu renk ojemden hoşlanmadığını, istemediğini söylemişti. ne kadar araştırırsam araştırayım şirketin arap iştirakli bir şirket olduğunu ancak mülakatın son aşamasında öğrenebilmiştim, zaten mülakatın son aşamasında da onlarla çalışabilecek bir insan olmadığımı anladıkları için beni elemişlerdi.

    feci derecede işsiz ve feci derecede parasızdım, işsizliğim yüzünden çok aşağılanmıştım, artık ödün vermediğim pek çok şeyden bile ödün vermeye razıydım, bu sebeple oje ve v-yaka muhabbetine rağmen bir sonraki mülakata yaptıkları daveti kabul etmiştim ama abim o mülakattan elendikten sonra kendisine anlattıklarımı duyunca öfkeden kudurmuş, o v-yaka ve oje olayına rağmen bir sonraki mülakata gittiğim için bana kızmış ve sonrasında bana iş kurup beni de başına oturtmuştu. ben de aile parasıyla bir yerlere gelmeme konusundaki inadımdan vazgeçip gece gündüz hırsla çalışmıştım.

    bu oje de benim için bu olayı temsil ediyor. yani eğer burada bu entry’yi okuyan genç kızlar varsa onlara da tavsiyemdir; iş görüşmesine giderken bu renk bir oje sürün.(gerçi buraya kadar okuyan var mıdır ya da kalmış mıdır? pek emin değilim… ben olsam sadece isimlere bakıp linklere tıklardım.*)

    - yves rocher - chocolate

    bunu bulamıyorsun bile! artık google bile bunu unutmuş! oysa o kadar güzel bir renkti ki… bunu da aynı sally hansen red zin gibi törenle sürerdim ve bu ojeyi sürüp de iltifat almadığım bir gün bile bilmiyorum! üstelik bu oje hayatım boyunca birincisini bitirip ikincisini aldığım iki ojeden biridir, diğerini de birazdan yazacağım.

    yves rocher eski serisini yenileyip yeni bir seri çıkardığında bu rengi bir daha üretmedi, ben de hemen bir şişe daha alıp yedekledim, muadili bir rengi bulabilmek için kullanmadan bekletiyorum(benim nasıl bir ruh hastası olduğumu ta ilk paragrafta anlamanız gerekiyordu). iyi haber: buna çok yakın zoya’dan “louise" isimli bir oje buldum. bu oje daha ince, daha akışkan ve ışığın altında rengi hafif hakiye kaçıyor, zoya da zaten türkiye’de satılmıyor… daha iyi haber: flormar bu rengin aynısını yapmış! buyurunuz efendim: bitter cocoa

    - dior - trench

    bu da chanel’in meşhur particuliere’ine karşılık dior’un çıkardığı renk(bkz: chanel rengi oje). rengi particuliere gibi donuk ve soğuk değil, biraz daha sıcak, biraz daha pembemsi, chanel ise biraz daha grimsi... oje kalitesi olarak da bence dior biraz daha iyi, çünkü daha canlı ve daha parlak duruyor, chanel hemen soluklaşıyor. zaten chanel ojeler görünüm itibariyle öyle çok da parlak, canlı, pahalı oje, kaliteli manikür vs. görünümünde olmuyor, chanel ojelerin numarası genelde renklerinde oluyor, renk konusunda trendi belirliyor, bir de seneler içinde bozulmuyor ve macunlaşmıyor. neyse… bu ojenin muadili yine pastel’de var, aynı zamanda essie’de de var. pastel’in ojeleri de tıpkı dior gibi parlaklıklarını koruyor ama mesela flormar da chanel gibi hemen soluyor. ben bu konuda çok hassasım; renk canlı olacak!

    - pastel - no. 39

    ne çok pembe, ne de çok mor olmayan harika bir fuşya! parlak, canlı ve kaliteli bir duruşu var, üstelik her ortama rahatlıkla gidebilen, her kombinle rahatlıkla yakışabilen, hem eğlenceli, hem de ciddi bir renk. benim için bu da yine törenle sürülen ojeler kategorisinde bir ojedir, çünkü: renk!.. hayalimdeki bu fuşyayı ysl’in koleksiyonunda da görmüştüm ama ne kadar mağaza gezdiysem de mağaza ortamında, kanlı canlı o rengi göremedim, alamadım. gittiğim kozmetik mağazalarından birinde bu ojeyi görünce de arayışımı sonlandırdım.

    - essie - mademoiselle

    bu oje leydi ojesi. vallaha! bu oje, kate middleton, angelina jolie, ingiltere kralı rahmetli başkan kennedy, taçsız kral pele, backenbauer, kaleci mayer, nadia komanaçi, brigitte bardot ve fenerbahçeli cemil gibi bilimum asilzade ve ünlü tarafından kullanılıyor, artık klasikleşmiş bir oje. hafif pembemsi bir transparan(nam-ı diğer: firenç ojesi), ne çok beyaz, ne çok pembe, çok dengeli bir ayarı var ve çok güzel duruyor. çünkü bazı beyaz transparan ojeler pek hoş duramayabiliyor, üstelik bazı transparan ojelerin üzerinde fırça izi de kalabiliyor, bunda öyle bir şey yok. sanki profesyonel bir bakım yaptırmışsınız gibi pürüzsüz ve parlak görünüyor hatta bir keresinde soran bile olmuştu ehehe… bu oje bir şişesini bitirip de ikinci şişesini aldığım iki ojeden bir diğeridir, bir şişeyi de yedekte bekletiyorum, çünkü bu marka da ne yazık ki artık ülkemizde satılmıyor.

    her ne kadar renk olarak birebir olmasa da parlaklık ve pürüzsüzlük konusunda buna muadil olarak rimmel london’ın transparan ojelerini kullanabilirsiniz. hem fiyatları uygundur, hem de pembemsi ya da şeftalimsi ve çeşitli opaklık seviyelerinde rimmel london’ın transparan oje skalası gayet geniştir, üstelik koleksiyonlarına yeni ojeler de eklemişler diye biliyorum.

    - pastel - beige

    bu oje pastel’in nude oje serisinden çıkan bir oje. elbette ki her renkte olduğu gibi nude ojede de inanılmaz derecede obsesiftim* hatta nude ojede iyice kafayı yemiştim, bin tane oje almıştım: ya çok sarı oluyor, ya çok turuncu, ya çok pembe… en ideali bu! tam anlamıyla dengeli bir renk, üstelik de çok güzel bir bej! tam ten renginiz olmasa bile rahatlıkla taşıyabileceğiniz bir renk, tek kusuru yeterince opak olmaması ve en az iki kat sürülmek zorunda olunması. sanırım pastel sonradan bunun için de bu rengin biraz daha opak bir versiyonunu çıkarmış, tam emin değilim.

    - o.p.i - tickle my france-y

    bu da hafif pembemsi bir nude. buradaki swatch’larda göründüğü gibi çok pembe değil, hafiften pembeye çalıyor. bunu da ayak parmaklarım biraz daha pembemsi olduğu için ayak parmaklarıma sürüyorum. zaten nude renk olduğu için her türlü ayakkabıya ve her türlü giysiye gidiyor. üşengeç olduğum için de pek değiştirmiyorum, pedikürde hep bunu kullanıyorum.

    bu ojeyi en ideal nude ojeyi ararken satın almıştım, ellerime sürmüyorum, çünkü hemen uçlardan çıkmaya başlıyor, hiç hoşlanmıyorum, ayaklarımla da çok uyumlu olduğunu görünce hep böyle kullanmaya karar verdim. incecik ve akışkan bir oje, opaklığı da gayet güzel, tek kat bile yeterli oluyor fakat dediğim gibi uçlardan hemen çıkıyor, pedikürde kullanmak bu yüzden de daha avantajlı…

    bu rengin de yine pastel’in nude serisinde bir muadili var, biterse onu almayı düşünüyorum. çünkü zaten hem o.p.i artık ülkemizde satılmıyor, hem de gereksiz derecede pahalı.

    eyyorlamam bu kadar. bana bu aşırı derecede bilgilendirici ve gerekli(!) entry’yi yazma fırsatını sağlayan bu platformu oluşturan "ssg" nick’li, pek muhterem sedat kapanoğlu beyefendiye, bu platformun şu anki yöneticisi olan "kanzuk" nick’li çok kıymetli başak purut beye ve ekşi sözlük moderasyonunda gece gündüz demeden bizlerin kendimizi ifade etmemiz için çalışan isimsiz kahramanlara, bana bu entry’mi on yüzlerle buluşturma şansı verdikleri için çok çok teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

    ayrıca entry'mi okuyan herkese çok teşekkür ediyor, iyi akşamlar, iyi geceler ve iyi bayramlar diliyorum. entry’mi beğenmeyi, yorum yapmayı, beni takip etmeyi ve sağ alt köşedeki zil butonuna tıklayarak bildirimlerinizi açmayı unutmayın, hepinizi çok seviyorum, bir sonraki entry’de görüşmek üzere, hoşçakalın.
56 entry daha